KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2023
- Esas no
- 2021/1823
- Karar no
- 2023/2513
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 24/03/2021
- Numarası
- 2019/248 Esas - 2021/371 Karar
- Dava
- Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı
Karar Metni
1.699 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı motorsikletin arkasında yolcu olarak bulunan davacıların murisi ...'nın 28/02/2016 tarihinde meydana gelen kazada vefat ettiğini, ... plaka sayılı aracın trafik sigortasını davalı şirketin yaptığını, ölüm nedeniyle davacıların destekten yoksun kaldıklarını belirterek, 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... şirketinden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 7.celsedeki beyanında; maddi tazminat talebinin her bir davacı için 500'er TL olduğunu bildirilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalının kusuru ve zararının kanıtlanması gerektiğini, uzman bilirkişiden rapor alınarak genel şartlara göre hesaplama yapılmasını hatır taşıması ve müterafik kusur durumlarınında dikkate alınmasını talep ederek davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile.
Anne ... için 12.559,36 TL'nin 500,00 TL'sine dava tarihi olan 14/04/2019 tarihinden, ıslahla arttırılan 12.059,36 TL'sine 22/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Baba ... için 2.765,48 TL'nin 500,00 TL'sine dava tarihi olan 14/04/2019 tarihinden, ıslahla arttırılan 2.265,48 TL'sine 22/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin karar verdiği maddi tazminat miktarlarının yeterli olmadığını, maddi tazminat isteminin konusuz kaldığına yönelik kararı veren yerel mahkemenin bu kararının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporu müteveffanın %50 kusurlu olduğuna hükmettiğini, sigorta poliçesinde mali sorumluluk sigorta limitleri sakatlanma ve ölüm halinde kişi başına 290,000.00 TL olarak düzenlendiğini, kaza sonucu müvekkillerin kızı ...'nın vefat etmesine rağmen çok düşük bir tazminata hükmedildiğini, müvekkillerin zararı tatmin edilmediğini,
bir işi ve kazancı bulunmayan desteğin yakınlarına “yardım ve hizmet” ederek destekliği yasal asgari ücretler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini, anne ve babalarına hizmet eden çocukların destekliği söz konusu olduğunda, tazminatın ölçüsü, onların bedensel varlıklarıyla yardım ve hizmet ederek destekliği olacak ve bu desteklik asgari ücretler üzerinden hesaplanması gerektiğini, ölenin desteğinden yoksun kalanların tazminatı hesaplanırken, Yargıtay son dönem kararlarlarında pasif dönem zararının da hesaplanması ağırlık kazandığını, bu hususların hiçbir şekilde dikkate alınmadan hüküm verildiğini,
bilirkişi raporunda tüm bu hususlar değerlendirilmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda maddi hata yapıldığını mahkemece gerekçeli kararda maddi hatanın düzeltildiği söylense de kurulan hükmün hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda ödeme tarihi itibari ile toplamda 46.927,17 TL hesaplandığını, bu tutarı kabul etmemekle beraber bir an için tutar doğru olarak kabul edilse dahi davacıya yapılan 44.310,57 TL ödeme ile %95 oranında karşılandığını bu noktada KTK 111. maddesi hükmü gereğince ödenen tazminat ile hesap anındaki tazminat arasında açık fahiş fark bulunmadığından davanın reddi gerektiğini,
ödeme tarihi ile yapılan hesaplamada progressive rant hesaplaması kullanılmasının kabul edilemez olduğunu, mahkemenizce bilirkişi incelemesine başvurulması halinde, hazırlanacak raporda trh 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz oranının esas alınması gerektiğini, dosyada davacıların taleplerinin bakiye destekten yoksun kalma tazminatı taleplerine ilişkin olduğunu, itirazların kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 29.02.2016 tarihinde saat 23.25 sıralarında sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosiklet ile müteveffa yolcu ... ile beraber Sefaköy yönünden Bakırköy istikametine D-100 güney yan yol üzerinde seyir halinde iken Çobançeşme Fidanlık mevkisine gelince araçta sürücünün arkasında yolcu olarak bulunan ...'ya ait siyah renkli giysinin motosikletin arka tekerlek kısmına sıkışıp dolanması sonucunda direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun solundaki bariyerlere çarpmasına müteakip ön tekerleğin yerinden çıktıktan sonra sürüklenerek yolun sağında durması sonucunda ölümlü,
yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır. Davacıların desteği ...'nın kazada vefat etmesi nedeni ile davalı tarafından 18/04/2018 tarihinde ödeme yapıldığı tarafların kabulündedir. Eldeki dava ise 14/04/2019 tarihinde açılmıştır. Davalı vekili davaya cevap ve istinaf dilekçesinde ibranameden bahsetmemiş ve dosyaya ibraz etmemiştir.
Bu durumda KTK'nın 111. maddesinin uygulanması gerekmediğinden, davalının davadan önce ödediği bedelin, ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faizi hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle ödeme ile hesaplanan bedel arasında fahiş fark bulunmadığından davanın reddi gerektiği yönündeki davalı istinafı yerinde bulunmamıştır.
Davalının ödemeye esas aldığı yöntem TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz olup %50 kusur üzerinden desteğin annesi için 27.621,06 TL, babası için 16.689,51 TL olmak üzere toplam 44.310,57 TL ödeme yapmıştır.
Bilirkişi, güncel verilere, PMF yaşam tablosu ve progresif rant tekniğine göre hesap yaparak anne için 50.130,93 TL baba için 24.261,58 TL belirlemiş ancak ödemeyi güncellerken yapılan ödemeyi değil davacılar vekilinin, vekalet ücretini çıkartarak beyan ettiği miktarı esas almıştır.
Mahkemece gerekçeli kararda, davalının ibraz ettiği aktüerya raporu esas alınarak ve faiz hesabı da ödenen miktarlar üzerinden resen hesaplanarak ödenen miktarların düşürülmesi ile bilirkişinin maddi hatası düzeltildiğinden bu yöne ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile "Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17.,
35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir.
Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda PMF yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak tazminat belirlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı olmadığından, ve TRH 2010 yaşam tablosunda yaşam süreleri daha uzun olduğundan Yargıtay içtihatları gereği TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak yapılacak hesaplama davalı aleyhine olacağından bu hususa değinen davalı istinaf talebi yerinde bulunmamıştır.
6100 sayılı HMK'nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.
Bu düzenleme gereğince usulüne uygun biçimde raporun tebliği üzerine, rapora itiraz hakkı bulunan tarafların bu haklarını kullanmamış olması halinde karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. HMK'nın 357/1. maddesinde de Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında, İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacılar vekili bilirkişi raporundan sonra ıslah dilekçesi vermiş ve aynı dilekçede "...bilirkişi raporuna herhangi bir itirazımız yoktur. Rapora göre davamızı miktar yönünden ıslah ediyoruz..." beyanında bulunmuştur.
Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde hesaplama bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden davacılar vekilinin hesaplamaya ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Olayda vefat eden davacıların desteğinin sürücünün nişanlısı olup akraba sayılacağından hatır indirimi yapılması doğru olmadığından Mahkemece yapılan hesaplamadan hatır indirimi çıkarılmak sureti ile kararın düzeltilmesi gerekmiştir.
Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/1823, K. 2023/2513, 29 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama