KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2025
- Esas no
- 2022/1629
- Karar no
- 2025/641
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 16/11/2021
- Numarası
- 2016/417 Esas - 2021/1228 Karar
- Dava
- Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Karar Metni
1.591 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkillerinden ...'in babası, ...'in eşi ve diğer müvekkillerinin oğlu olan ...'e 31.05.2015 tarihinde davalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla çarparak ölümüne sebep olduğunu, davacı eş ... ile ortak kızları küçük ...'nun babasının desteğinden yoksun kaldığını, müteveffanın kaza tarihinde ... firmasında şoför olarak çalıştığını, aylık 1.600,00 TL gelir elde ettiğini ve ev hanımı eşi ve 2,5 yaşındaki kızlarının geçimini sağladığını, müvekkillerinin murisinin desteğinden yoksun kaldıkları gibi cenaze ve defin giderleri zararlarının da oluştuğunu belirterek,
fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250,00 TL cenaze ve defin giderleri ile eş ... için 500,00 TL, kızı ... için 250,00 TL olmak üzere toplam şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile davacı eş ... için 40.000,00 TL, davacı kız ... için 30.000,00 TL, davacı baba ... için 15.000,00 TL ve davacı anne ... için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte (manevi tazminat yönünden sigorta şirketi hariç) davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline,
karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle;Dava konusu kazanın meydana gelmesinde müteveffanın gece vakti yayaların girmesinin bariyerler ile yasaklandığı alana bir başka kazada zarar görenlere yardım etmek maksadıyla girmesi neticesi oluştuğunu, müteveffanın asli kusurlu olduğunu, müvekkilinden talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ve sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, küçük ... için yapılacak hesaplamada yetiştirme giderlerinin tenzilinin gerektiğinin, yasal faiz istenebileceğini,
cenaze ve defin giderleri bakımından yerel örf ve adetlere göre yapılan özel giderlerden müvekkilinin sorumlu olmadığını,müvekkilinin kazada kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle.
31.05.2015 tarihinde meydana gelen olay nedeni ile yapılan yazılı başvuru neticesinde 20.10.2015 tarihinde davacı ...'e 675,41 TL, Merkez Hasar Darşmanlığına 1.882,26 TL, ...'e 9.618,15 TL ve ...'e 372,45 TL olmak üzere toplam 12.548,27 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığını, taraflar arasında ödemelerin kabul edildiğini ve müvekkili sigorta şirketinin yapılan işbu ödemeler ile sorumluluğunu yerine getirdiğini,Yargıtay kararları doğrultusunda yapılan ödemenin eksik olduğunun tespit edilmesi halinde, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde olduğunu,
davayla ilgili kusur durumunun ATK tarafından tespit edilmesini talep ettiklerini, müteveffanın gelirlerinin ücret bordroları, banka kayıtları vb. belgelerle ispat edilmemesi halinde asgari ücret düzeyinde olduğunun kabulünün gerektiğini, davacı yanca talep edilen, yas giderleri kapsamındaki örf ve adetlere göre yaptıkları harcamaların cenaze giderleri olarak talep edilemeyeceğini, hatır taşıması ve müterafik kusur varsa tazminatta indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, " Davalı ...'ya karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, Davalılar ... ve davalı sigortaya karşı açılan maddi tazminat davasının reddine, Davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddine.
Davacı eş ... için 15.000-TL, davacı çocuk ... için 12.000-TL, davacı baba ... için 6.000-TL, davacı anne ... için 6.000-TL olmak üzere toplam 39.000-TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihi olan 31/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine " karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
davalı sürücünün kasıt boyutuna varacak düzeyde kusurlu olduğunu, yerel mahkemenin eksik inceleme yaparak hüküm kurduğunu, kazanın olduğu saatte mobese kameraları incelense idi, davalı ...'nun ağır kusurlu olduğunun saptanabileceğini,bu ani ve beklenmedik olay sonuncunda istinaf talebinde bulunanların psikolojilerinin bozulduğunu ve hala ızdırap çektiklerini, çekilen ızdırabın işbu dilekçede açıklamanın mümkün olmadığını,istinaf isteminde bulunan murisin eşi ve küçük çocuğunun hayat boyunca destekten yoksun kaldığını, ciddi anlamda maddi zarara uğradıklarını ve uğrayacaklarını,
sigorta tarafından verilen 11-12 bin liranın gerçekleşen olay karşısında çok komik bir rakam olduğunu, manevi tazminatın düşük olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Somut olayda 31.05.2015 günü saat 03.10 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobille Kadıköy yönünden gelip D-100 Güney yol üzerinden Ankara yönünde seyirle, önceden meydana gelen maddi hasarlı kaza nedeni ile orta şeridi ve kısmen de sağ şeridi işgal edecek şekilde yol üzerinde yan bir şekilde kalan ... plakalı otomobilin bulunduğu yere geldiğinde sol şerit üzerinden seyrini sürdürmek istediği sırada sözkonusu kaza ile ilgili yardım amaçlı sol şerit üzerinde bulunan yayalara aracının sol ön-yan kısımları ile çarpması sonucu yayalardan ...' in vefat ettiği ölümlü ve yaralamalı trafik kazası meydana
gelmiştir.Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan 12/11/2018 tarihli raporda; davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobille seyri sırasında önceden meydana gelen ve etrafta kalabalığın toplandığı kaza mahalline yaklaştığında zamanında hızını düşürmemiş olup alt düzeyde %15 oranında tali kusurlu,
müteveffa yaya ... etrafı bariyerle çevrili yolda ve gece vakti sol şerit üzerinde tedbirsiz bir şekilde durarak neden olduğu olayda % 85 oranında asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/399 Esas ve 2017/28 Karar sayılı kararında "...Kaza mahalinde kaza sonrası trafik zabıtasınca inceleme neticesi düzenlenen kaza tespit tutanağı, Tarafsız tanık anlatımı, savunma ve katılan beyanı bir arada değerlendirildiğinde E-5 karayolu üzerinde daha önceden meydana gelmiş bir kaza nedeni ile maktul ile katılan ve başkaca kişilerin de yol üzerinde durarak yardıma çalıştıkları,
bu sebeple 3 şeritli yolun sağ yandaki 1 ile 2.şeritlerinin trafiğe kapandığı, yolda sadece sol şeridin açık olduğu sanığın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile kaza nedeni ile iki şeridin kapalı olduğu ve insanların karayolu üzerinde bulunduğu bir sırada yol trafik şartalırına uygun olmayan gerektiğinde durabilecek bir hızdan daha hızlı bir şekilde ve hızda seyrederek kaza mahaline geldiği ancak kaza mahalini fark etmesine rağmen hızının uygun olmaması nedeni ile duramayarak ve tercih ettiği manevraya rağmen karayolu üzerinde bulunan ... ve ...'e çarparak, ...'un yaralanmasına ...'nın ölümüne sebep olduğu,
Soruşturma aşamasında alınan ve yargılama sırasında dinlenen tanık anlatım ve toplanan delillere göre yeniden alınan ATK trafik İhtisas kurulunun kusur raporundaki değerlendirme ve tespitlerin, sübut bulan maddi olaya uygun olduğu bilirkişi raporda yapılan kusur tespitleri yerinde kabul edilmekle, sanığın tali derecede kusurlu olması,
katılan ve maktulün kusur durumu kaza sonucu meydana gelen bir ölüm ile yaralanmanın ağırlığı gözetilerek sanığın aracını yol ve trafik şartlarına uygun idare etmeme kusuru nedeni ile sebebiyet verdiği kaza sonucu taksirle bir kişinin ölümü ve birkişinin yaralanması suçunu işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir..." gerekçesi ile hüküm kurulmuştur.
Karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi'nin 2017/1356 Esas 2017/1429 Karar sayılı ilamı ile esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.
(Yargıtay HGK'nun 11/10/1989 gün E:1989/11-373, K:472 ve 27/04/2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları) Somut uyuşmazlıkta İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/399 Esas ve 2017/28 Karar sayılı kesinleşen kararı ile maddi vakıayı belirlemiştir.Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesi ile maddi olgu da kesinleşmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince, hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusurla ve beraat kararı bağlı değil ise de Ceza Mahkemesince tespit edilen fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını saptayan maddi vakıalar yönünden Ceza Mahkemesi kararı ile bağlıdır.
Bu durumda ceza mahkemesince kabul edilen olayın meydana geliş biçimi ile ilgili maddi olgu hukuk mahkemesi içinde bağlayıcı olduğundan mahkemece ceza mahkemesince kabul edilen maddi olgulara göre düzenlenen kusur raporunun hükme alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde,
zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak,
meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı)Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu (müteveffanın asli kusurlu olması) ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları,
manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde,TBK'nın 56/2.maddesi kapsamında davacılar lehine belirlenen manevi tazminat miktarlarının manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Bu nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/1629, K. 2025/641, 14 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama