KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2025
- Esas no
- 2022/1792
- Karar no
- 2025/790
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15/02/2022
- Numarası
- 2019/586 Esas - 2022/116 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.312 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı-sigortalı ...Ltd.
Şti.'ye ait ... plakalı aracın 20.09.2017 tarihinde olay yerini terk eden kusurlu sürücü sevk ve idaresinde iken Batı Hereke HGS gişelerine %100 kusurlu bir şekilde çarparak gişelere zarar verdiğini, olay yerinden firar ettiğini, meydana gelen kaza nedeni ile gişelerde maddi hasar meydana geldiğini ekspertiz incelemesi ile tespit edilen davalının %100 kusuruna denk gelen hasar miktarının tamamı olan 26.311,00 TL'nin davacı şirket tarafından karşı tarafa ödendiğini, ödenen hasar bedelinin sigortalıya rücuen tahsili amacı ile ...sayılı dosyası ile davalı aleyhine yasal takip yapıldığını,
davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu belirterek itirazın iptali edilmesini ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, davalı şirket aleyhinde başlattığı icra takibinde takip miktarının 26.311,00-TL olduğunu, ancak huzurda açılan davada miktarın 29.678,09-TL olduğunun görüldüğü,
davacının huzurdaki davada icra dosyasındaki asıl alacak tutarını aşan tutar talep etmesinin, icra dosyasında işlemiş faiz olarak belirttiğini, tutarı da asıl alacak olarak değerlendirdiğini ve bu tutara da faiz yürütülmesi gerektiğini ileri sürdüğü anlamına geldiğini, bu hususun hukuken mümkün olmayacağını, davalı şirkete ait ... plakalı aracın, 20/09/2017 tarihinde 4.80 m yüksekliğindeki yük ile ...
Limanı arası sefer yaptığını, HGS ürün geçiş bilgilerine göre davalı şirkete ait aracın 1041471261 etiket nolu HGS ile belirtilen gün ve saatlerde sorunsuz geçtiğini, davacı şirkete ait aracın Batı Hereke çıkış gişelerine gelmeden 4 adet HGS gişesinden geçtikten sonra,
kaza tarihinde 4,80m yüksekliğindeki yük ile seferde olduğunu,Batı Hereke çıkış gişelerinde 5.40 m yükseklikteki HGS okuyucularına zarar vermesinin mümkün olmayacağını, HGS okuyucularının anten veya kablolarında bir hasar var ise bu hasar nedeniyle davalı şirketin sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmayacağını,
kabul edilmemekle birlikte iddia olunan hasara ilişkin olarak davacı şirket personelince tutanak tutulması ve tek taraflı olarak malzeme ve işçilik bedellerinin belirlenmesinin hukuken mümkün olmayacağını belirterek davanın reddi ile davacı aleyhinde %20 den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile;... sayılı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 26.311,00 TL asıl alacak ve 2.270,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.581,68 TL üzerinden ve takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte devamına,
fazlaya ilişkin talebin reddine, Alacak yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından “duruşmanın pandemi dönemine rast geldiği göz önünde bulundurularak davacı tarafa son kez kesin süre verilmesi"'nin dayanağının taraflarınca anlaşılabilir olmadığını, 10.11.2020 tarihli celsede davacı tarafa yeniden süre verilmesine taraflarınca muvafakat tebliğ edilmediğini, HMK'da de Covid-19 döneminde yürürlüğe giren mevzuatta böylesi bir usul hükmün öngörülmediğini, ne davacı şirket yetkilileri,
nede davacı vekilleri tarafından “Covid-19 nedeniyle bilirkişi ücretinin yatırılamadığına” ilişkin olarak dosyaya herhangi bir delil sunulmadığını, sadece davacı vekili tarafından 10.11.2020 tarihli celsede yeniden süre istendiğini ve yeniden süre verilmesine muvafakat etmemiş olduklarını, buna rağmen yerel mahkeme tarafından hukuka aykırı olarak davacıya talep ettiği sürenin verildiğini, davacı tarafın 08.06.2020 tarihli duruşma tutanağının tebliğini takip eden 2 haftalık kesin sürede bilirkişi ücreti yatırmayarak bilirkişi incelemesinden vazgeçtiğini,
dosyanın 29.03.2021 tarihli bilirkişi raporu hariç olmak üzere mevcut durumuna göre karar verilmesi gerektiğini, düzenlenen bilirkişi raporunun yerel mahkemedeki yargılama kapsamında delil değeri bulunmadığını, dosyada mübrez kamera görüntülerinden anlaşıldığı üzere müvekkili şirkete ait araç gişeden geçtikten sonra bir takım kabloların yere düştüğünü, yerel mahkemenin yargılama kapsamında düzenlenen bilirkişi heyeti tarafından da belirtildiği üzere kamera açısının sadece aracı gösterdiğini, anteni göstermediğini, davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava,
maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle sigorta şirketi tarafından ödenen hasar bedelinin sigortalısından rücuen tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Davacı şirketin, kendisine ZMMS poliçesi sigortalı olan, davalı ... şirketine ait ... plakalı aracın 20.09.2017 tarihinde Batı Hereke HGS gişelerine %100 kusurlu bir şekilde çarparak gişelere zarar verdiğini, sürücünün olay yerinden firar ettiğini,
meydana gelen kaza nedeni ile sürücünün %100 kusurlu olduğunu gişelerdeki maddi hasarın ödendiğini, belirterek sigortalısından, ödenen bedelin rücuen tahsilini talep etmektedir.Dosya kapsamından Mahkemece tarafların yokluğunda 08/06/2020 tarihli duruşma açarak oluşturduğu ara karar ile davacı vekiline bilirkişi ücreti yatırması için iki hafta kesin süre verdiği, ara kararın olduğu celse tutanağının davacı vekiline 13/06/2020 tarihinde tebliğ edildiği, sürelerin "...
01.05.2020 tarihinden (bu tarih dahil) 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığının yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır..." şeklinde oluşturulması nedeni ile verilen süre içinde yatırılmayan bilirkişi ücreti için 10/11/2020 tarihli celsede 2. kez kesin süre verilmiştir.
Mahkemece ilk ihtarlı tebliğde duruşma tutanağının tebliğ edildiği ancak tebliğ mazbatasına kesin mehilin ve hangi tarihte başladığına ilişkin ihtarın açık bir şekilde yapılmadığı görülmüştür. Bu hali ile ilk ihtar usule uygun olmadığından 2. Kez verilen mehilin kesin mehil ihtarlı olarak verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Taraflar arasında 09/07/2017-2018 vade tarihli ZMMS poliçesi düzenlendiği görülmüştür.
Bu halde dava konusu uyuşmazlıkta poliçe tarihinde yürürlükte bulunan ve 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMMS genel şartlarına göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkının düzenlendiği B.4. maddesi f bendinde bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere,
olay yerini terk etmesinin rücu sebebi olduğunu düzenlenmiştir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davalı sigortalı aracın 20.09.2017 tarihinde Batı Hereke HGS gişelerine giriş yaptığına dair kamera kayıtlarının bulunduğu ancak aracın geçiş sırasında HGS kamera sistemine veya kablolarına çarptığına dair görüntü bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Aracın geçmesinden sonra bir kablonun ucunun sarktığı mevcut fotoğraflarda görülmektedir. Otoyol işletme görevlilerinin düzenledikleri tutanakta aracın gişeden çıkış yaparken yükünden dolayı HGS sisteminin okuyucu antenine çarpmak sureti ile kablolarını kopartıp okuyucu antene hasar verdiği belirtilmiştir.
Davalı aracın hasarın farkına varmak sureti ile olay yerini bilerek terk ettiğine ilişkin veya bilerek kaçtığına ilişkin herhangi bir açıklama tutanakta bulunmamaktadır.Sigortalı aracın gişeden normal çıkış yaparak yoluna devam ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki mevcut belgeler kapsamında aracın verdiği zarar nedeni ile bilerek olay mahallini terk ettiği sonucuna varılamayacağından somut olay yönünden Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4. maddesi f bendi kapsamında rücu koşulu oluşmadığından davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamış istinaf talebi yerinde görülerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Bu nedenle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/1792, K. 2025/790, 8 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama