KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Esas no
- 2023/339
- Karar no
- 2024/1942
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 19/12/2022
- Numarası
- 2021/219 Esas - 2022/888 Karar
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
Karar Metni
1.122 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin içinde yolcu olarak yer aldığı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç 06/08/2019 tarihinde tek taraflı trafik kazası yapması sonucu müvekkilinin yaralandığını, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi teminatı kapsamında bulunduğunu, kazanın meydana gelmesinde yolcu olan müvekkilinin kusuru bulunmadığını,
davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek sigortalanan aracın kaza yapması sonucu yolcu konumundaki müvekkilinde oluşan geçici iş göremezlik tazminatı için şimdilik 100 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile müvekkilinde oluşan sürekli iş göremezlik tazminatı için şimdilik 100 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplamda 200 TL'nin kaza tarihinden itibaren başlamak üzere işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 28/11/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle.
79.589,25 TL sürekli ve geçici iş göremezlik maddi tazminatının temerrüt tarihi olan 30.06.2020 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
davacının iddia ettiği maddi zararın miktarı belirli olup, dava dilekçesinde şartları bulunmadığı halde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacının kusurlu olduğunu, yine de iş göremezlik ve kusur oranının ATK tarafından belirlenmesini, geçici iş göremezlik taleplerinin SGK'ya yöneltilmesini, davanın SGK başkanlığı'na ihbarını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulüne,
31.755,70 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının 10/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkile kusur atfedilmesi akabinde %50 müterafik kusur indirimi yapılması usule aykırı olduğunu, indirim yapılan tazminat bakımından kısmen ret durumu neticesinde karşı vekalet ücretine hükmedilmesi ve takdiri indirim sonucu oluşan rakama binaen vekalet ücreti hesaplanması hukuka aykırı olduğunu, mahkemece %50 indirim müterafik kusurundan sonra ayrıca %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmasını kabul edilemeyeceğini,
mahkemece geçici işgöremezlik ve sürekli işgöremezlik tazminatı tek kalem olarak ele alınıp %50 müterafik kusur indirimi ve %20 hatır indiriminin birlikte uygulanmasının hukuka aykırılık doğuracağını, mahkemece davalarının kabulü hakkında verilen hükme katılmakla beraber müvekkili hakkında uygulanan fahiş indirimler dikkate alındığında davanın kısmen kabul kararının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava,
yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından,
06.08.2019 tarihinde davalı Sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı dava dışı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın tek taraflı yapmış olduğu trafik kazasında araçta yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeniyle geçici ve sürekli maluliyet tazminatı talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.Müterafik kusur aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir.
(Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Y. 2015. S. 582) Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Somut olayda, müteveffanın yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ile arkadaş olup, birlikte alkol almalarından dolayısıyla sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiği anlaşıldığından mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen tazminat miktarından müterafik kusur indirimi yapılmasında isabetsizlik bulunmamakla birlikte, yolcu olan davacının müterafik kusur ile birlikte en az sürücü kadar kusurlu olduğu belirtilerek %50 oranında kusur indirimi yapılması doğru olmamıştır.
Yargıtayın yerleşmiş içtihatları doğrultusunda müterafik kusur oranı %20 olarak kabul edilerek indirim yapılması gerekmektedir. Cevap dilekçesinde davacının hatır için taşındığı yönünde iddia ve savunma ileri sürülmemiştir.
Hatır taşıması indirimi yapılabilmesi için davalı tarafın cevap dilekçesinde, bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir. Bu doğrultuda davacı vekilinin hatır indirimi yapılmasına yönelik istinaf başvurusu yerinde bulunmuştur.
Müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirim mahiyetinde olduğundan davalı lehine bu kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Sonuç olarak HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat tutarından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak 63.671,4 TL sürekli iş göremezlik tazminat talebinin kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş.
Müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirilen miktar, yasal düzenlemelerden kaynaklanan hakkaniyet indirimi mahiyetinde olduğundan yargılama giderinin hesaplanmasında nazara alınmamış, davalı lehine bu kısım üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemiş ve aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/339, K. 2024/1942, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama