KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/1691
- Karar no
- 2024/964
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03.06.2021
- Numarası
- 2019/541 E. - 2021/320 K.
- Davanın konusu
- Tazminat
- Karar tarihi
- 09.05.2024
- Karar yazım tarihi
- 09.05.2024
Karar Metni
1.737 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.06.2021 tarih 2019/541 E. - 2021/320 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacılar vekili, davalının ZMM ile İMM sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacılar murisi ...'ın hayatını kaybediğini, mütevefanın ölümü nedeniyle davacıların destekenden yoksun kaldıklarını, maddi ve manevi zarara uğradklıklarını, davalının oluşan zararı karışalamakla yükümlü olduğunu, başvuru üzerine yapılan ödemenin zararı karılaşamaya yeterli olmadığını, belirterek; belirsiz alacak davası şeklinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 2.500,00-TL maddi 250.000,00-TL manevi tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiş, yargılama sırasında değer artırım dilekçesiyle 204.589,35-TL ye yükselttiği maddi tazminat talebini 217.514.81-TL olacak şekilde ıslah etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı sürücüsü ...'in % 100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, trafik kazası sonucu vefat eden ...'ın mirasçılarının eşi ... ve çocuğu ... olduğu, ...'ın yüksek öğrenim gördüğü ve 25 yaşına kadar destek süresi kabul olunarak pay ayrıldığı, ...'ın anne ve babasının vefat etmiş olmaları sebebiyle onlar yönünden pay ayrılmadığı, destek tazminatının eşi ...'ın yeniden evlenme ihtimali göz önünde bulundurulduğunda 217.514,81 TL, oğlu ...'ın 4.787,13-TL, cenaze ve defin giderinden kaynaklı maddi tazminat alacaklarının 2.000,00-TL olduğu,
hatır taşıması definin süresi içinde ileri sürmediği, davacı eş için 25.000,00-TL, davacı çocuk için 50.000,00-TL manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğini, belirterek; davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacılar vekili, davacılar lehine takdir edilen manevi tazminatın az olduğunu, daha fazla miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerektiğini, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, her bir davacı yönünden hem destekten yoksun kalma hem de manevi tazminat talepleri için ayrı ayrı vekalet ücretlerine hükmedilmesi gerektiğini, belirterek; kararın kaldırlmasını talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davalı şirkete usulüne uyğun başvur yapılmadığından davalı şirket yönünden temerrüdün oluşmadığını, tazminatın genel şartalra göre hesaplanması gerektiğini TRH 2010 yaşam tablosu, %1,8 teknik faiz oranı, peşin değer formülü olarak devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulanmak suretiyle tazminatın hesaplanması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş olduğunu, davalı yönünden temerrüt gerçekleşmediği halde başvuru tarihine göre belirlenen temerrüt tarihiden faize hükmedildiğini, tazminattan hatır taşımasının ve müterafik kusur nedeniyle indrim yapılması gerektiğini, davacı ...'ın kaza tarihi itibariyle herhangi bir desteklik durumu söz konusu olmadığını, belirterek; kararın kaldırlmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ZMMS ile İMMS kapsamında maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacıların destekten yoksun kalama tazminatına hak kazanmasına, destekten yoksun kalma zararın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şeklline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, pay dağılımına ilişkin ilkelere uygun düşecek şekilde davacıların hak kazandığı tazminatın kusur oranı dikkate alınarak tespit edilmesine, destekten yoksun kalan davacı eşin evlenme ihtimaline uygun düşecek şekilde tazminattan indirim yapılmasına,
tazminattan indirim yapılmasını gerektir davacıya atfı kabil müterafik kusur bulunmamasına, hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiren şartların oluşmamasına, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplanmasına, teknik faiz uygulamasının davalının lehine olması nedeniyle teknik faize ilişkin ileri sürülen istinaf itirazlarının sonuca etkili olmamasına, belirsiz alacak davasında alacağın tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra dava değerinin bir kez artırılabilecek bir kez de ıslah edebilecek olmasına, tazminatın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına,
tazminatın tamamına davalının sıfatına göre belirlenenen temerrüt tarihinden faiz yürütülmesine, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince haksız bir eylem sonucunda zarara uğrayan kimse, uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesini isteyebilir. Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir. Esasen manevi tazminat, ne bir ceza, ne de gerçek manasında bir tazminattır.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.(Yargıtay İBK 22/06/1966 tarih ve 1966/7 E. - 1966/7 K.) Olay nedeni ile davacıların manevi zarara uğrayacağı yadsınamaz bir gerçekliktir.
Maddi zararda olduğu gibi manevi tazminatta kesin bir hesabın yapılması olanaksızdır. Bunun için tazminat miktarı, somut olayın özelliği, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak M.K.nun 4. maddesi uyarınca hakim tarafından takdir ve tayin edilir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmelidir.
Bu itibarla, somut olayda ölüm dolayısıyla davacıların maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararına karşılık, takdir edilen manevi tazminat anılan ilke ve esaslar çerçevesinde az olup daha fazla miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.
4. 6100 sayılı HMK'nın 323/1-ğ. maddesi gereğince vekille takip edilen davalarda hükmedilecek vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamında kaldığı aynı kanunun 326. maddesi gereğince de yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
Davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup, ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden kabul ve red edilen manevi tazminat talebi yönünden 6100 sayılı HMK'nın 323, 326/1. ile AAÜT 10.2-3 ve 3/2. maddesi gereğince ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmelidir.
(Yargıtay 4. HD'nın 29.09.2022 tarih ve 2021/22327 E. - 2022/11247 K. 20.06.2022 tarih ve 2022/3776 E. - 2022/9079 K.)
5. O halde, manevi zarara uğrayan davacılarda bir huzur duygusunun oluşabilmesi için tarafların kusuru, sosyal ve ekonomik durumu, davacının maruz kaldığı acı ile hakkaniyet ilkesi gözetilerek, manevi zararın karşılığı olarak takdiren davacı ... için 75.000,00-TL, davacı ... için 100.000,00-TL manevi tazminatın 28/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte İMMS poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydı ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul ve red edilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden 6100 sayılı HMK'nın 323, 326/1. ile AAÜT 10.2-3 ve 3/2. maddesi gereğince taraflar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken aksi şekilde verilen kararda isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden istinaf başvurusu yerindedir.
Bu durumda, davacıların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/1691, K. 2024/964, 2 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama