KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
- Dosya no
- 2022/1108
- Karar no
- 2025/200
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 13/10/2021
- Numarası
- 2019/1209 E. 2021/815 K.
- Davanın konusu
- Şirket Temsil Yetkisinin Geriye Dönük Olarak Kaldırılması
- Karar yazım tarihi
- 06.02.2025
Karar Metni
1.086 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.10.2021 tarih 2019/1209 E. 2021/815 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, davacının gümrük müşaviri olup mesleğini icra etmek için 26/04/2011 tarihinde davalı şirkette maaş karşılığı işe başladığını, daha sonra 25,00-TL karşılığında 1/200 pay oranında şirkete sembolik ortak olduğunu, 26/04/2011 tarihli ortaklar kurulu kararı ile gümrük müşavirliğini yapabilmek için mecburi ve sınırlı yetkiler aldığını, hizmet sözleşmesi ile şirketin çalışanı konumunda olup aldığı temsil yetkisinin ancak mesleğini icra edebilmesiyle sınırlı olduğunu, kısa süre sonra karşılıklı anlaşma ile şirketteki tüm görevlerinden ayrılıp ortaklıktaki payını ...'a devrettiğini, şirketin ticari temsilcisi ya da müdürü olmadığını,
bu süre zarfında şirket adına hiçbir şekilde ticari temsilci veya müdür yetki ve görevlerine sahip olmadığını, şirketin yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarına katılmadığını, hiçbir imza atmadığını, şirketteki tüm görevlerinden ve ortaklıktan ayrılmasına rağmen şirketin, müvekkilinin kağıt üzerindeki yetkilerine son vermediğini ve ticaret siciline bildirmediğini, yetkilerinin altı yıl boyunca devam ettiğini, bu durumu öğrendikten sonra 05/03/2018 tarihli ihtarname ile kağıt üzerindeki yetkilerinin hisse devri gerçekleştiği tarihten itibaren sonlandırılması gerektiğini bildirdiğini,
ancak davalı tarafından herhangi bir düzeltme yapılmadığını, belirterek; davacının ticaret sicilindeki temsil yetkisinin geçmişe dönük olarak kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, davalı şirkete 24/05/2011 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ortak olup kendisinin de katıldığı ve imzasının bulunduğu 05/05/2011 tarihli ticaret sicil gazetesinde yayımlanan 26/04/2011 tarihli ortaklar kurulu kararı ile kararda belirtilen konularla sınırlı olarak beş yıl süre ile şirketi temsile yetkili kılındığı, davacının şirketteki payını 24/05/2011 tarihli hisse devir sözleşmesi ile ortak ...'a devrederek ortaklıktan ayrılmasına rağmen şirketteki sınırlı temsil yetkisinin kaldırılması konusunda bir karar alınmadığı,
temsil yetkisinin kaldırılması yönünde bir karar alınmadığı sürece davacının sınırlı temsil yetkisinin süre sonuna kadar devam edeceği, ortaklıktan ayrılması ile birlikte temsil yetkisinin de kendiliğinden ortadan kalktığının kabulünü gerektirir bir yasal düzenlemenin bulunmadığı, dava tarihine kadar davacının sınırlı temsil yetkisinin sona erdirilmesine ilişkin davalı şirket tarafından bir karar alınmadığı gibi davacının, davalı şirkete keşide ettiği 05/03/2018 tarihli ihtarnameye kadar bu konuda davalı şirketten bir talepte bulunmadığı,
davacının sınırlı temsil yetkisinin beş yıl süre ile geçerli olduğunun kararlaştırılmış olması nedeniyle ve yetkinin ticaret siciline 29/04/2011 tarihinde işlenmiş olması nedeniyle temsil yetkisinin 26/04/2016 tarihi itibariyle sona erdiği,
davacı tarafından İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesi'nin 2019/1615 esas sayılı dosyasında açtığı davanın gerekçeli kararında da açıklandığı ve belirlendiği üzere şirketin kanuni temsilcilerinin vergi borçlarından görevde bulundukları süre ile sorumlu bulundukları, davalı şirketin mevcut yetkililerinin, yetkilerinin devam edeceğinin bunun yanında davacının sınırlı yetkili olarak atandığının kararlaştırılması ve bu kararın 29/04/2011 tarihinde ticaret siciline tescil edilmesi nedeniyle Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında,
29/04/2011 tarihinden itibaren davacının vergi borçlarından sorumlu olduğunun kabul edilerek bu tarihten önce tahakkuk ettirilen şirketin vergi borçlarına ilişkin ödeme emirlerinin iptaline karar verilerek hüküm kurulduğu, yasal prosedüre uygun olarak gerçekleştirilen davacının sınırlı ve belli bir süre ile sınırlanmış temsil yetkisinin belirlenen beş yıllık sürenin sona ermesinden sonra açtığı dava ile geçmişe dönük olarak kaldırılması konusunda bir yasal gerekliliğin olmaması nedeniyle mümkün bulunmadığı,
aksi takdirde en azından Vergi Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi davacının kamu hukukundan doğan yasal sorumluluklarını dahi geçmişe dönük olarak ortadan kalkması durumunun ortaya çıkacağı birlikte değerlendirildiğinde, davacının yetkili kılınmasından yetkisinin sona erdiği süreye kadar yetkisinin geçmişe dönük olarak kaldırılmasını gerektirir hiç bir başvurusunun veya şirket tarafından alınan bir kararın bulunmaması yanında bir yasal nedenin de bulunmadığı, belirterek; davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili, davacının davalı şirkette hiç bir zaman ticari temsilci olmadığını, bu nedenle ticari temsilci sıfatının silinmesi işlemi için ticaret siciline başvurma zorunluluğu bulunduğunu, davacının gümrük müşaviri olup mesleğini icra etmek adına davalı şirkette işe başladığını, daha sonra 1/200 Pay oranı ile şirketin sembolik ortağı olduğunu, davalı şirketteki gümrük müşavirliği konumu ile ilgili iş ve işlemleri takip edebilmesi için ortaklar kurulu kararı ile mecburi ve sınırlı yetkiler tanındığını, temsil yetkisinin sadece mesleğini icra etmesi ile sınırlı olduğunu,
hisse devrinden 28 gün sonra tarafların karşılıklı anlaşması ile şirket ortaklığındaki payını ...'a devrettiğini, ticari temsilcinin yetkilerinin yalnızca şube ve imza yönünden sınırlandırılabileceğini, yalnızca müşavirlik yetkilerine sahip olan davacının ticari temsilci olduğundan bahsetmek mümkün olmadığını, şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan tüm işlemlerde tam yetkili olmayan sınırlı temsil ve idare yetkisi verilen kişi yahut kişilerin tam anlamıyla kanuni temsilci sayılması mümkün olmadığını, davacının temsil yetkisi sona ermesine rağmen sicildeki kayıt silinmediğini,
kaydın silinmesine yönelik başvuruda bulunmakla sorumlu kişiler tarafından da hiçbir şekilde başvuru yapılmadığını, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, davacının ticaret sicilindeki temsil yetkisinin geçmişe dönük olarak kaldırılması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. Toplanan tüm bu deliler ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının ortaklar kurulu kararı ile kararda belirtilen konularla sınırlı olarak beş yıl süre ile şirketi temsile yetkili kılınmasına, davacının şirketteki payını devrederek ortaklıktan ayrılmasına rağmen şirketteki sınırlı temsil yetkisinin kaldırılması konusunda bir karar alınmamasına, temsil yetkisinin sona ermesinden sonra geçmişe dönük olarak kaldırılması konusunda bir yasal düzenleme bulunmamasına,
ilk derece mahkemesince tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1108, K. 2025/200, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama