KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Mart 2025
- Dosya no
- 2022/1574
- Karar no
- 2025/529
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/07/2022
- Numarası
- 2021/408 Esas - 2022/542 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Karar yazım tarihi
- 26/03/2025
Karar Metni
2.148 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/07/2022 tarih 2021/408 Esas 2022/542 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, davalı kurumun sorumluluğundaki ... İlçesi ... Mah. ... cad. ... arkasında bulunan ... nolu beton köşk trafo binasına 20.10.2018 tarihinde ... plakalı aracın çarpması nedeni ile maddi hasar oluştuğunu, araç sürücüsünün firar ettiğini, trafik tarafından kaza tespit tutanağının tanzim edildiğini, sigorta firması olan ...
Sigorta AŞ den yazılı olarak zararın tazmininin istendiğini, hasar bedeli olarak KDV dahil 48.455,60 TL meblağın ödeme ihtarını içeren tebligat gönderildiğini, hasar bedelinin ödenmemesi nedeni ile İzmir 22. İcra Müdürlüğü 2020/8663 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz sonrasında icra takibinin durdurulduğu, davalının itirazının haksız olduğunu, borca itirazın iptali ile yapılan takibin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davalı şirketin genel müdürlük adresinin bağlı olduğu İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafından davalı sigorta şirketine karşı yapılmış usulüne uygun bir başvuru bulunmadığını, davalı şirketin sigorta poliçesinde kapsamında ödeme yapabilmesi için hasar tarihinden itibaren 5 gün içerisinde hasar dosyası açılması gerektiğini, davacı tarafından hasarla ilgili davalı şirkete süresinde başvuru yapmadığını, hasarın araştırılması için gerekli evrakların davacı tarafından davalı şirkete sunulmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini,
zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, talep edilen hasar tazminatı bedelinin fahiş olduğunu, hasarlandığı belirtilen trafonun davaya konu kaza ile uyumlu olup olmadığının belli olmadığını, davalı şirketin temerrüdünden bahsedilemeyeceğini, faiz isteminin haksız olduğunu, davalı şirket müdebbir bir tacir olarak genel kanunların ve poliçe genel ve özel şartlarının kendisine yüklediği tüm yükümlülükleri yerine getirmiş olmakla herhangi bir temerrüdünden bahsedilemeyeceğini, haksız, yersiz, usul ve yasaya aykırı şekilde açılan davanın reddine,
%20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının sigortalısı olan ... plaka sayılı aracın tek taraflı kaza sonucu davacıya ait elektrik trafosuna zarar vermiş olduğu kolluk personelince düzenlenen kaza tespit tutanağı ile tespit edildiği, davalı savunmasında kusur kabul edilmemiş ise de kazanın başka bir etken nedeniyle meydana geldiğine dair somut bir savunma sunulmadığının görüldüğü, dava konusu kazanın gerçekleşmesinde davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan araç sürücüsünün tek taraflı olarak kazaya sebebiyet vermiş olması,
kazanın oluşmasında kaza tespit tutanağı ve cevap dilekçesinde başkaca bir etken gösterilmediği dikkate alınarak davalı sigorta şirketinin zarardan %100 kusur oranında sorumlu olduğunun değerlendirildiği, davacıya ait trafoda meydana gelen zararın onarım bedelinin hesaplanması için dosyanın elektrik mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, dosyaya sunulan 04/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda trafonun onarım bedelinin 50.068,27-TL+KDV tutarında onarılabileceği yönünde görüş bildirildiği, bilirkişi raporu ile belirlenen onarım bedelinin, talebi aşmamak üzere hükme esas alındığı,
dosyaya sunulan Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi'nin incelenmesinde poliçe vadesinin 29/09/2018-29/09/2019 tarihleri aralığında olduğu, teminatın araç başına 36.000,00-TL ve kaza başına 72.000,00-TL olarak belirlendiği, davacı zararının araç zararı olmayıp, trafoda meydana gelen zarardan kaynaklandığı, poliçede yer alan "araç başına" ifadesinin kazada yalnızca trafikte zarar görecek araçların düşünülerek konulmuş bir ifade olduğu,
tek taraflı kaza neticesinde uğranılan zararda "araç" ifadesinin zarar gören şey olarak değerlendirilebileceği, bu itibarla davacının uğradığı zararın yalnızca 36.000,00-TL'sinin poliçe kapsamında kaldığı değerlendirildiği, davalının sigortalısı olan ... plaka sayılı araç ticaret şirketi üzerine kayıtlı olup hususi nitelikte ise de ticaret şirketine ait araçların da ticari kabul edileceği dikkate alınarak uyuşmazlıkla ilgili olarak temerrüt tarihinden itibaren poliçe limitince asıl alacağa ticari avans faizi talep edilebileceği değerlendirildiği,
davacı tarafça icra takibinde 20/10/2018-19/10/2020 tarihleri arası için toplam 16.900,24-TL işlemiş faiz talep edilmiş ise de, dava öncesi yazılı başvuru ile davalı sigorta şirketinin temerrüte düşeceği, dava dilekçesi ekinde Ek-3 olarak sunulan başvuru kaydının ulaşımına dair dosyada delil bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde 19/02/2020 tarihinde evrakın PTT'ye teslim edildiğinin kayıtlı olduğu,
davalı şirket tarafından sunulan 18/04/2022 tarihli müzekkere cevabında davacı şirketin 25/02/2020 tarihli başvurusundan bahsedildiği dikkate alınarak davalı sigorta şirketinin 25/02/2020 tarihli yazılı başvuru ile hasar dosyası açtığı dikkate alınarak, 8 iş günü sonrası 07/03/2020 tarihi temerrüt kabul edilerek takip tarihi 19/10/2020 tarihine kadar geçen süre için ticari faiz işletilebileceği gözetilerek, temerrüt ile takip tarihi arasındaki 128 gün için 36.000,00-TL asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi uygulanarak 2.591,51-TL işlemiş faiz talep edilebileceği kabul edildiği,
davacı tarafça icra inkar tazminatı talebinde bulunulmuş ise de alacağın trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkin olduğu, kusur ve zararın varlığına bağlı olarak sorumluluğun belirlenebileceği, bu haliyle davalı açısından likit nitelikte bulunmadığı dikkate alınarak inkar tazminatına hükmedilmediği belirtilerek davanın kısmen kabulüne, davalının İzmir 22.İcra Dairesi'nin 2020/8663 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının kısmen iptali ile takibin 36.000,00-TL asıl alacak ve 2.591,51-TL işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacak miktarına takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine,
fazlasına dair istemin reddine, alacak likit nitelikte olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili, mahkemece davalının poliçe kapsamındaki sorumluluğunun gerekçeli kararda çelişkili bir şekilde açıklandığını, davacı şirketin zararının araç zararı olmadığı tespitini yaptıktan sonra poliçede yer alan araç başına zarar bedelinden davalıyı sorumlu tuttuğunu, davacının zararı araç zararı olmayıp poliçedeki kaza başına belirlenen teminat kapsamında sigorta şirketinin sorumlu olacağını, bu nedenle mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın usule yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu,
davalı şirketin davacıdan talep edilen bedelin poliçe kapsamında kalmadığına yönelik bir savunmasının cevap dilekçesinde yer almadığını, taleple bağlılık ilkesi ve iddia ve savunmanın genişletilemeyeceği ilkesi kapsamında mahkemenin işbu değerlendirme yapma yetkisinin bulunmadığını, mahkemece tespit edilen faiz oranının hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu, faiz başlangıç tarihinin yanlış değerlendirme ile tespit edildiğini, takip tarihi değil sigorta şirketinin öğrenme tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde icra takibinde yer alan faizin de kabulü ile davanın tümden kabulüne karar verilmesini,
davalı sigorta şirketi kötü niyetli bir şekilde takibe itiraz etmiş olup icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketinin sigorta ettirdiği araç sürücüsünün %100 kusurlu olması nedeniyle davacı şirkete ait trafoya vermiş olduğu zarardan tamamen sorumlu olduğunın aşikar olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, 20.10.2018 tarihinde meydana gelen olay sebebiyle trafodaki hasar bedelinin ödenmemesi nedeni ile alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davaya dayanak teşkil eden İzmir 22.İcra Dairesi'nin 2020/8663 esas sayılı takip dosyası ile alacaklı ... A.Ş. tarafından borçlu ... Sigorta A.Ş. aleyhine 48.455,60 TL asıl alacak ve 11.496,09 TL işlemiş faizi (20/10/2018-01/01/2020 işlemiş faizi), 5.404,15 TL (01/01/2020-19/10/2020 işlemiş faiz), 3.042,04 TL KDV olmak üzere toplam 68.397,88 TL üzerinden ilamsız yolla takibe girişildiği, borçlunun 30/10/2020 tarihli dilekçe ile borca, ferilerine ve takibe itirazı nedeniyle 02/11/2020 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Mahkemece dosyanın elektrik mühendisi bilirkişiye tevdii edildiği, alınan 06.12.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda.
20.10.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonrasında davacı şirket tarafından işletilen ... kodlu trafo merkezinde oluşan hasar sonucu trafo merkezinin onarılarak kullanılmasının şartnameler gereği mümkün olmadığı, bu nedenle yerine başka bir monoblok köşk getirilerek monte edildiği, hasarlı merkez içindeki 36 kV RMU gaz izoleli hücreler çıkartılarak yeni koyulan merkeze montajı yapılarak kullanıldığı, kullanım foksiyonları ve güç artışı olmadığından değer artışının da olmadığı,
betonarme trafo merkezinden çıkan metal ve saç malzemelerin hurda değerleri de belirlenerek toplam bedelden düşüldükten sonra davacının toplam zararının 50.068,27 TL+ KDV olduğu, davacı kurumun zarar talebi olan 48.455,60 TL nin ise hesap edilen 50.068,27 TL + KDV bedelden daha az ancak yakın olduğu yönünde tanzim edilen bilirkişi raporunun dosya kapsamı ile uyumlu, hükme esas almaya yeterli ve elverişli mahiyette tanzim edildiği anlaşılmıştır.
Ancak davaya dayanak teşkil eden dava konusu trafonun zarar görmesine neden olan ... plaka sayılı davalıya ZMM sigortası ile sigortalı araca ilişkin Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi'nde, poliçe vadesinin 29/09/2018-29/09/2019 tarihleri aralığında olduğu, teminatın araç başına 36.000,00-TL ve kaza başına 72.000,00-TL olarak belirlendiği,
her ne kadar Yere Mahkemece bu limitlerden araç başına belirlenen 36.000,00 TL limit baz alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, meydana gelen olayda zarar görenin araç değil davacıya ait olan elektrik trafosu olduğu dikkate alındığında poliçe teminatları dahilinde kaza başına 72.000,00 TL tutarlı limitin esas alınması gerektiği, alınan bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarının bu bağlamda poliçe limitleri içerisinde kaldığı anlaşılmakla dava konusu takipte belirtilen asıl alacağın tamamının kabulüne karar verilmesi gerekirken araç başına belirlenen limit baz alınarak kısmen kabul kararı verilmesi isabetli olmamıştır.
Davacı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerindedir.
Davacı vekilinin faiz başlangıcına yönelik istinaf nedeninin irdelenmesinde. 2918 sayılı KTK'nın 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir.
Eldeki davada, davacı vekili sigortanın öğrenme tarihinden itibaren faize hükmedilmesini istemiş ise de; davadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı gözetilerek temerrüt tarihinin belirlenmesi gerektiği, buna göre davalı şirket tarafından sunulan 18/04/2022 tarihli müzekkere cevabında davacı şirketin 25/02/2020 tarihli başvurusundan bahsedildiği dikkate alınarak davalı sigorta şirketinin 25/02/2020 tarihli yazılı başvuru ile hasar dosyası açtığı dikkate alınarak,
8 iş günü sonrası 07/03/2020 tarihi temerrüt kabul edilerek takip tarihi 19/10/2020 tarihine kadar geçen süre için faiz işletilebileceği yönündeki İDM kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik istinaf nedeni incelenmesinde; itirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likid olması zorunludur. Bir başka ifade ile icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için borçlunun itiraz ettiği alacağın likid (muayyen) bir alacak olması, gerekir.
Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir.
Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
(HGK'nın 07.06.2006 tarih ve 2006/19-295 E. - 2006/341 K. sayılı ilâmı) Eldeki davada, takibe konu alacağın varlığının belirlenebilir bir alacak olduğundan söz edilemeyeceğinden Yerel Mahkemece icra inkar tazminatının reddine yönelik verilen karar yerindedir, davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf isteminin de reddi gerekmiştir.
Bu durumda, belirlenen temerrüt tarihi olan 07.03.2020 tarihinden takip tarihi olan 19.10.2020 tarihine kadar asıl alacak tutarı olan 48.455,60 TL'ye 3.488,14 TL işlemiş faizinin tahakkuk edeceği, işbu asıl alacağa 3.042,04 TL tutarında KDV'si ile birlikte 54.985,78 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği kanaatine varılarak yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1574, K. 2025/529, 26 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama