KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- Dosya no
- 2022/1724
- Karar no
- 2025/577
- İncelenen kararın mahkemesi
- KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/06/2022
- Numarası
- 2021/371 Esas - 2022/388 Karar
- Dava tarihi
- 18/06/2021
- Davanın konusu
- Tazminat
- Karar yazım tarihi
- 10/04/2025
Karar Metni
1.574 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/06/2022 tarih 2021/371 Esas 2022/388 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, 19.02.2021 tarihinde, davalı şirketin ZMMS sigortacısı olduğu, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın müvekkiline ait ... plakalı araca çarptığını, kazanın meydana gelmesinde karşı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracının onarım masrafının müvekkiline ait aracın kasko şirketi tarafından karşılandığını, ancak değer kaybının ödenmediğini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 500,00 TL değer kaybı tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 04.04.2022 tarihli değer artırım dilekçesi ile dava değerini 25.000,00 TL'ye yükseltmiş ve bu tutarın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, makine mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişiden oluşan heyetten alınan bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmadığını, davalı tarafından sigortalanan ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'ın KTK'nın 52. ve 57. maddeleri gereğince kazanın oluşumunda etken olduğu, davacıya ait aracın kazadan önceki 2. el piyasa rayicinin 170.000,00 TL, tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değerinin 155.000,00 TL civarında olduğu, değer kaybı zararının 15.000,00 TL olabileceği yönünde görüş bildirildiği;
ancak davacı tarafça alınan eksper raporunda ise değer kaybının 25.000,00 TL olarak değerlendirildiği; dosyada alınan bilirkişi raporunda araç değerinin hesaplanması esnasında hata yapıldığı, sırf bu nedenle dosyanın ek rapor için bilirkişiye verilmediği, mahkemece hesaplama yapıldığı, bilirkişi raporuna göre davacıya ait aracın hasarsız emsal araçların değerleri dikkate alındığında kazadan önceki değerinin 170.000,00 TL olduğu, benzer aracın değerinin 171.000,00 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği,
kazadan sonraki değerinin tespiti esnasında, benzer mahiyette hasar görmüş ve tamirat yapılmış araçların değerlerinin 145.000,00 TL ve 147.000,00 TL olduğu, davacıya ait araç için de kazadan sonra 155.000,00 TL teklif yapıldığının bildirildiği, mahkemece tespit edilen hasarsız araçların değerlerinin ortalaması alınmak suretiyle (171.000,00 + 170.000,00/2 = 170.500,00) aracın kazadan önceki değerinin 170.500,00 TL olarak tespit edildiği,
kazadan sonraki değerinin tespiti için ise hasarlı araçların değerlerinin ortalamasının bulunarak (145.000,00 + 147.000,00 + 155.000,00/3 = 149.166,00 TL) davacının aracının kazadan sonraki değerinin 149.166,00 TL olduğu sonucuna varıldığı, böylece değer kaybının 170.500,00 - 149.166,00 = 21.334,00 TL olarak bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne 21.334,00 TL değer kaybı tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava dilekçesinde faiz talep edilmediğinden ıslah dilekçesinde yapılan kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönündeki talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili, müvekkiline ait araçta oluşan araç değer kaybı tutarının 21.334,00 TL olarak tespit edilmesinin hak kaybına yol açtığını, dosyaya sundukları eksper raporunda gerçek zarar ilkesi gereği yapılan araştırma bölümünde "yetkili bayiiler ortalaması", "özel galeriler ortalaması", "www.....com" ortalaması, "www....com" ortalaması, "www.....com" ortalaması gibi daha detaylı araştırma yapılarak değer kaybının 25.000,00 TL olarak hesaplandığını, eksper raporundaki hesaplamaların daha somut ve gerçeğe uygun olduğunu, dava dilekçesinde her ne kadar faiz talebinde bulunulmamış olsa da ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunduklarını, faiz talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu kazaya ilişkin müvekkili şirket tarafından 28.06.2021 tarihinde 32.252,32 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığını, hükmedilen tutarın ödenmesi halinde müvekkili şirket tarafından tanzim edilen poliçe limitlerinin aşılmış olacağını, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunun yetkili merci tarafından hazırlanmadığını, hatalı ve fahiş tutarlar içerdiğini, değer kaybının uzman sigorta eksperi tarafından Yargıtay içtihatları doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, değer kaybı talebinin 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiş yeni Genel Şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini,
değer kaybı talebinde bulunan aracın önceki kazasının bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini, önceden hasarı olan bir vasıtanın değer kaybının daha düşük olacağını, bilirkişi tarafından tespit edilen rayiç değerin fahiş ve dayanaksız olduğunu, serbest piyasa koşullarının olağan akışına aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, müvekkili şirket aleyhinde tazminata hükmedilmesi halinde, belirlenecek tutara ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasar ve değer kaybı nedeniyle maddi tazminatın karşı aracın ZMMS sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından dava konusu kaza ile ilgili olarak 28.06.2021 tarihinde 32.252,32 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığını, hükmedilen tutarın ödenmesi halinde poliçe limitinin aşılmış olacağını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, HMK'nın 357/1. maddesi gereğince, istinaf aşamasında ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı yönündeki yasal düzenlemeye nazaran davalı vekilinin bu istinaf nedeni isabetli görülmemiştir.
Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir (Yargıtay 17. HD 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.).
Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak ... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır.
Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir.
Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir.
(Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı) Somut olayda, ilk derece mahkemesince, alınan bilirkişi raporunda yer alan verilere göre az yukarıda açıklanan ilke ve esaslar dikkate alınarak davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı tespit edilmiş olmakla, ilk derece mahkemesince bu tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Taraf vekillerinin esasa yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir.
Davacı vekilinin faize ilişkin istinaf sebebinin incelenmesinde; Faiz asıl alacağın bir bölümü olmayıp, asıl alacağa bağlı fer’i nitelikte bir haktır. Faiz asıl alacağa bağlı olmasına rağmen, asıl alacaktan ayrı olarak dava veya takip konusu edilebilir. Asıl alacak için açılan davada faize ilişkin hakkın saklı tutulmamış olması, daha sonra faiz için ayrı bir dava açılmasına veya ıslah ile faiz talep edilmesine engel teşkil etmez. O halde; davacı tarafından dava dilekçesinde faiz talep edilmese bile ıslah ile faiz talep edilebilir. (Yargıtay 17. HD 09.02.2015 tarih ve 2013/16380 E. - 2015/2226 K. sayılı ilamı) Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir.
Bu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca açıklanan nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1724, K. 2025/577, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama