KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2022/55
- Karar no
- 2024/1412
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02.11.2021
- Numarası
- 2020/498 Esas 2021/872 Karar
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Karar yazım tarihi
- 16.07.2024
Karar Metni
1.170 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 02.11.2021 tarih 2020/498 Esas 2021/872 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2020/7439 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, icra takibine konu alacağın hiç bir hukuki dayanağının olmadığını, böyle bir borcu bulunmadığını, davalı tarafından müvekkili hakkında İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2020/7439 E. sayılı dosyası ile açılan icra takibinde ödeme emrinde borcun sebebi olarak.
14/11/2017 tanzim tarihli 14/08/2020 vade tarihli 71.400,00 TL bedelli bono gösterildiğini, müvekkilinin davalı şirket ile kendi adına işletmekte olduğu ... isimli işletmesine alkollü içecek alım satımından başkaca herhangi bir ticari alışverişi bulunmadığını, davalı ile arasında 14/11/2017-14/11/2020 bitiş tarihli 36 aylık satın alma sözleşmesinin bulunduğunu, sözleşmedeki boşlukların davalı tarafça tek taraflı vekil eden iradesine aykırı şekilde doldurulduğunu, satın alma sözleşmesine göre müvekkilinin 36 ay boyunca ürünleri yalnızca davalı firmadan satın alacağı,
davalı tarafından müvekkiline satışı yapılan ürün miktarı kadar alkollü içeceği hibe edeceği, iş bu hibeye karşılık olarak sözleşmenin 9. maddesinde açıkça müvekkiline 74.100 TL tutarında ön iskonto bedeline mahsuben nakit bazlı katkıda bulunulacağı, müvekkilinin 71.400,00 TL tutarında bono düzenleyerek davalıya teslim ettiğini, icra takibine konu bononun düzenleme tarihi (14/11/2017) ile sözleşmenin başlangıç tarihinin (14/11/2017) aynı olduğunu, davalının kötü niyetli olarak, müvekkilinin teslim ettiği senedini müstenid göstermek sureti ile icra takibi başlattığını ileri sürerek,
müvekkilinin davalıya anılan icra takibinden kaynaklı herhangi bir borcu olmadığının tespitine, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesin istemiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davacının arabuluculuğa başvurulmadığını, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı ... (...) arasında 14.11.2017 tarihinde 36 ay süreli Satın Alma Sözleşmesi tanzim edildiğini, işbu sözleşmede belirlenen yükümlülüklerin müvekkili tarafından eksiksiz yerine getirilmesine rağmen, davacının sözleşmenin 1. Maddesine aykırı davrandığını, bu durumun Bandırma Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/26 D.
İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, davacıya, sözleşmenin 9. maddesinde belirlenen katkının, sözleşmenin ayrılmaz parçası olan "Belgedir" başlıklı yazı gereğince, davacının imzasını havi “Teslim Alındı Tutanakları” ve kapalı hizmet bedeli faturaları gereğince verildiğini, davacının, işletmesinde müvekkilinin ürünlerini satmayarak, rakip ürün sattığını ve rakip ürüne ilişkin tanıtıcı malzeme kullandığını, sözleşmeye aykırı davranılması nedeniyle, “Sözleşmeden kaynaklanan katkı alacağının” tahsili amacıyla 04.09.2020 tarihinde icra takibine başlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket ile davalı arasında imzalanan satın alma sözleşmenin 1. maddesi uyarınca diğer rakip ürünleri ve bunlara ilişkin her türlü malzemeyi satın almamayı, bulundurmamayı, tanıtımını üstlenmemeyi ve davalı şirketin pazarladığı malüllerin satışını yapmayı, sözleşmenin 11. Maddesi uyarınca sözleşme hükümlerinden herhangi birine aykırı hareket ettiği takdirde davalı şirketten almış olduğu tüm yardım ve sabit yatırımları davacı şirkete nakten ve def'aten ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, yapılan delil tespitinde, sözleşme süresi içerisinde,
davacının işyerinde davacı şirkete ait ürünlerin satılmadığı, rakip markayı taşıyan ürünlerin satışının yapıldığı, davalı tarafın bu şekilde yukarıda belirtilen sözleşme hükümlerine aykırı davrandığı, sözleşmenin 11.maddesine göre sözleşmeye aykırılık halinde hiçbir ihtara gerek olmaksızın davacının verilen ön iskonto katkı payını talep edebileceği, davacı tarafça imzası ve içeriği inkar edilmeyen 24.11.2017 ve 09.03.2019 tarihli teslim alındı tutanakları, davacı tarafından düzenlenen hizmet bedeli faturaları dikkate alındığında ön iskonto katkı payının davacıya ödendiği,
davalının katkı bedelinin iadesi için sözleşmeye dayanarak alacak isteğinde bulunabileceği gibi davalı tarafından imzası inkar edilmeyen kambiyo senedine dayanarak da alacak isteğinde bulunabileceği, imzası ikrar edilmiş senet karşısında borçlu olunmadığının, senedin anlaşmaya aykırı olarak sonradan dolduğu iddiasının HMK.nın 200.maddesi de nazara alındığında yazılı delille kanıtlanması gerekip, davacı yazılı delil sunamadığı gibi davacı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığından davacı taraf yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış olup,
davacının senet bedelinin nakit olarak ödenmediği yönünde davalıya yemin teklif hakkını kullandığı, davalı şirket yetkilisinin usulüne uygun şekilde yemini eda ettiği, sonuç olarak davacının borçlu olmadığını usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığından davasının reddine ve tedbir kararı teminatın yatırılmaması nedeniyle uygulanmayıp, davalının alacağına geç kavuşması söz konusu olmadığından, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili, iş bu davada. vekil eden ile davalı arasında imzalanan sözleşme ve ekinde yer alan sonradan doldurulmuş senet ile vekil edene icra takibi başlatıldığını, senet metninde nakden kaydı bulunmakta olup davalı tarafından müvekkile senet bedeli kadar bir miktar para verilmediğini, tarafların defterlerinin incelenmediğini, bunun yapılması halinde müvekkilin davalıya borçlu olmadığı cari hesapların sıfırlandığı görüleceğini, katkı bedeli diye sözleşmede belirtilen hususun müvekkilin davalı şirketten belli bir miktarda alım yapması halinde bir miktar ürünün bedelsiz verilmesine ilişkin olup,
bedelsiz verilen ürün de müvekkile fatura edilerek müvekkilinin de bedelsiz ürüne karşılık hizmet bedeli faturası keserek davalının tek satıcısına gönderdiğini, bu şekilde cari hesapta mahsuplaşma sağlandığını, müvekkilinin sözleşmede kararlaştırılan miktarda ürün aldığından ve bu ürün karşılığında verilen bedelsiz ürünlerle karşılıklı mahsup zaten yapılmış olduğundan senedin bedel kaydı da dikkate alındığında davalı vekilinin söz konusu senedin katkı bedeline ilişkin olarak alındığı savunmasının kabul edilmediğini, davalı şirketin Anonim Şirket mahiyetinde bir ticari şirket olup,
davaya konu edilen miktar miktarlarda bir nakit çıkışını bahsedildiği gibi sadece boş bir belge ile yapmasının mümkün olmadığını, ticari kayıtlarına işlemek ve banka yolu ile transfer etmesi gerektiğini, delil tespiti ile yaptırılan inceleme neticesinde müvekkilin işyerinde başka markalara ait ürünlerin bulunmasını ve sözleşmeye aykırılık iddiasının dava konusu senetle bir ilgisi de bulunmadığını, diğer taraftan yeminin yapılacağı duruşmadan 2 ay evvel tebliğ edilen ihtaratlı ara karara rağmen,
yeminin eda edileceği duruşma günü olan 08/06/2021 tarihli duruşmaya davalı şirketçe geçerli bir özür bildirilmeksizin duruşmaya iştirak edilmediğinden yemin konusu vakıların ikrar edilmiş sayılması gerektiğini, yeminin usulüne uygun yapıldığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
GEREKÇE
Dava, İİK'nun 72. Maddesi uyarınca icra takibine konu bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, mahkemenin tespit ve değerlendirmelerinin dosya kapsamına uygun olmasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, davacının yemin deliline dayanması üzerine davalı şirket yetkilisinin usulüne uygun şekilde yemini eda etmiş olmasına, sonuç olarak davacının borçlu olmadığını usulüne uygun yazılı ve kesin delillerle kanıtlayamamasına,
hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/55, K. 2024/1412, 16 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama