KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2024/753
- Karar no
- 2024/932
- İncelenen kararın mahkemesi
- AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03.11.2023
- Numarası
- 2023/544 E. - 2023/630 K.
- Davanın konusu
- Tazminat
- Karar yazım tarihi
- 07.05.2024
Karar Metni
1.132 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.11.2023 tarih 2023/544 E. - 2023/630 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, başkan ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, 31.07.2022 tarihinde dava dışı sürücü ...'nın idaresindeki aracın müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını, müvekkilinin kusursuz olduğunu, ... plakalı aracın olay tarihi itibariyle davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile teminat altına alındığını ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak açtığı davada geçici ve kalıcı iş görmezlik tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davaya konu kaza iş kazası ise SGK tarafından bağlanan peşin sermaye değerinin tenzilinin gerektiğini, bu konuda ödeme yapılmış olabileceğinden bu durumun sorulması gerektiğini, dava şartı olan sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılıp yapılmadığının ispatının gerektiğini, davanın derdest olup reddi gerektiğini, kaza ile sakatlık arasında illiyet bağının tespit edilerek maluliyet oranının belirlenmesi gerektiğini, kusur yönünden ATK raporu alınması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, dosyaya sunulan sulh - feragat beyanları birlikte değerlendirilerek, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı sigorta şirketi ile sulh olunması nedeniyle feragat dilekçesi üzerine karar verildiğini, mahkemece arabuluculuk ücretinin hatalı olarak taraflarına yükletildiğini, Yargıtay içtihatlarına göre feragatte hakkın özünden feragat olmayıp yargılama safhasında davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeye istinaden hakkına kavuştuğu için feragat edilip esasen davanın konusuz kaldığını, 3.120,00 TL arabuluculuk bedelinin davalıdan tahsili gerekirken davacıdan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istinaf konusu etmiştir.
GEREKÇE
Dava, cismani zarar sebebiyle kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK 355 maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı yasanın 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesine eklenen 5/A- 1 maddesinde " Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmüne,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. Fıkrasında ise "davacı arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.
Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içerir davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.
Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
TTK'nın 4. maddesi uyarınca tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın bu kanunda düzenlenen hususlardan çıkan uyuşmazlıklar mutlak ticari davayı, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklar ise nisbi ticari davayı teşkil eder.
Somut olayda, davanın konusu TTK hükümleri içerisinde düzenlenmiş bulunan sigorta sözleşmelerinden kaynaklanmış olup TTK 4 maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğindedir, bu nedenlerle 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 Sayılı Yasa uyarınca arabuluculuk dava şartına tabidir. Davadan önce davacı tarafça 7155 Sayılı Yasa uyarınca arabuluculuk başvurusunun yapılıp bu şartın yerine getirildiği ve taraflar arasında anlaşılamama tutanağı tutulduğu sabittir.
Uyuşmazlık ve istinaf konusu arabuluculuk dava şartına tabi olan bu davada yargılama sırasında davalı tarafça ödeme yapılması sonucunda tarafların dilekçeleri sonucunda davanın reddine karar verilirken davadan önceki arabuluculuk işlemleri sırasında arabuluculuğun ücretinden hangi tarafın sorumlu olup olmayacağı noktalarında toplanmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 323/1-ğ. maddesi gereğince vekille takip edilen davalarda hükmedilecek vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamında kaldığı aynı kanunun 326.maddesi gereğince de yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Somut olayda dava arabuluculuk dava şartına tabi olduğu, buna göre arabuluculuk aşamasında oluşan arabulucu ücretinin de bir yargılama gideri olarak sayılması gerektiği değerlendirilmelidir.
Yargılama aşamasında davacı taraf vekilinin dosyaya sunduğu 03.11.2023 tarihli Uyap dilekçesinde, feragat isteminde bulunulduğu ancak vekalet ücreti talebinin bulunmadığı beyan edilmiştir. Bu beyan dilekçesinin ekinde ibraname ve sulh başlıklı belgeye göre, taraf vekillerinin davaya konu kazaya yönelik olarak sulh olunup ibraname belgesi düzenledikleri anlaşılmıştır.
Aynı şekilde davalı tarafın 13.10.2023 uyap tarihli dilekçesinde de davacı tarafın sunduğu sulh anlaşması, ibraname ve ödeme dekontları sunulu olup, davanın konusunun kalmadığı, bu hususta tarafların anlaştığı, vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesi talep olunmuştur.
Açıklanan dilekçeler, sulh ve ibraname belgesi birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın doğrudan doğruya feragat isteminde bulunmadığı davalı taraf ile hükümden önce sulh olmaları sonucu feragat dilekçesi sunduğu belirlenmiş olmakla davalı tarafın davaya sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
Esasen dava açıldıktan sonra davalı tarafça sulh olunması nedeniyle davanın feragat ile sonuçlandığı, her ne kadar davacı ile davalı dilekçeleri içeriğine göre bu feragatın karşılıklı sulh olunması nedeniyle gerçekleştiği,
HMK 307 maddesi gereğince feragat edilmiş ise de yargılama aşaması ve davacının feragat dilekçesi içeriğine göre bu feragatin davalı tarafın davanın devamı sırasında yapmış olduğu ödeme nedeniyle gerçekleştiği içerik itibariyle davanın konusuz kalması nedeniyle bu dilekçenin verildiği ve davalı tarafın dosya kapsamı ve delil durumuna göre dava açılmasına sebebiyet verdiği gözetildiğinde davadan önce 7155 Sayılı Yasa gereğince başvurulan arabuluculuk dava şartı yolundaki arabulucuya ödenen ücretin de yargılama giderlerinden sayılması gerektiği ve buna göre bu ücretin davaya sebebiyet veren davalıdan tahsil edilmesi gerekirken,
yanılgıya düşülerek davacıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Bu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/753, K. 2024/932, 7 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama