KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/876
- Karar no
- 2024/1803
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18.01.2024
- Numarası
- 2023/871 Esas 2024/48 Karar
- Davanın konusu
- Sözleşmenin İptali
- Karar yazım tarihi
- 23.10.2024
Karar Metni
1.958 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.01.2024 tarih 2023/871 Esas 2024/48 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, taraflar arasındaki, ... şirketiyle uyuşmazlığın İzmir 20. Noterliği'nin yevmiye no 002811 devredilen %49 payın 272,60 TL karşılığını vekaleten ne kendisine ne de ... şirketine ödemediğini, davalı ...'nun 2009 yılında satın aldığı ve davalı borçlu ...
Şirketi'nin, ... şirketine karşı edim ve borçlarını yerine getirmeden ticareti terk ettiğini, şirkete duran ayınlarına karşılık bir kuruş ödemediğini, ayınlar davacı tarafa ait olduğundan davalı tarafa borçlu bir şirket aldığını defalarca dile getirdiğini, hisse devri tescil edildikten sonra,
hisse devrinin usulüne uygun olmadığını, geçersiz olduğunun şimdi fark edildiğini ve hep başından beri şirketinde hiç bir hakkının olmadığını, davalının şirketinde pay sahibi olduğunu iddia eden ...'nun 2014 yılına kadar sessiz kaldığını, davacı tarafa hiçbir bildiride bulunmadığını ve davalı şirketin borcunu ödemediğini, 2014 yılında davacının vekil kıldığı avukat ...'la birleştiğini, davalı tarafla birlikte davacıya kumpas kurduklarını, davalı ...
Şirketi'nin 24.01.2001 tarihli pay devrinin davacının tescil izni olmadan ve rızası dışında davalının yaptığı tescil ile Türk Ticaret Kanunu’nun 595. maddesindeki şartlar esas alınarak yapılmadığını, Hazine Ve Maliye Bakanlığından Dış Ticaret İşleri Dairesinden gerekli izinlerin alınmadan yapılan tescilin geçersiz olduğunu, davalı şirket yetkilisi ... ile davacı adına ortak imza olması gerekirken bu belgede ona da ait olmayan, bir başka kişinin imzası ve sahte kaşe ile ve adresi Bozkurt caddesi diye gösterildiğini, noter kayıtlarına geçirilerek yapılan bu tescilin hükmen geçersiz olduğunu,
davalının bu taahhütlerini yerine getirmediği ve ticareti terk ettiği için bu sözleşme pay devrinin geçersiz kaldığını, pay devrinin ticaret siciline işlenmesinin kurucu değil, açıklayıcı bir işlem olduğunu, pay devri ödeme işleminin kanıt yükümlülüğünün davalılara ait olduğunu, zorunlu olarak öngörülen unsurlardan herhangi bir tanesinin bile eksikliğinde hisse devrinin geçersiz hale geleceğini, izah edilen nedenlerle davalının iyi niyetli olduğunun kabul edilemeyeceğini, davalı şirketi satın alan ...'nun hak iddiasının olmadığını, eğer olsaydı mahkemeden olağan üstü ortaklar kurulu kararı talep edeceğini ve durumu izah edeceğini,
davalının elinde alacak davası açacak hiçbir ispat belgesinin bulunmadığını, 24.01.2001 tarihinde vekaleten yaptığı %49 pay devrinin 272,60-TL münfesih bir şirketin ödemesininde mümkün olmadığını, 26 bin sermaye içi boş bir şirketin hak ve talepleri yersiz ve mesnetsiz olduğunu, ödenmeyen pay devrinin geçmişe etkili iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar ... Şti ve ... vekili, davacı avukat olmadığından vekil olarak dava açmak hakkı olmamakla davanın reddinin gerektiğini, davacının taleplerine karşı zamanaşımı ve hak düşürücü süreler geçtiğinden itiraz ettiklerini, davacının şirket adına dava açmak hakkı bulunmadığını, davalı ...
Şirketi ortağı olmadığından aleyhinde husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğin, hisse devri sözleşmesinin davacı vekili ... ile yapılmadığını, davalı şirketin hisseyi devraldığı kişiye ödeme yaparak hisseyi devraldığını, yönetim kurulu kararıyla tescil edilen devir işlemi için dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, banka kredi borcundan kurtulmak amacıyla şirkette usulsüz bir şekilde hisse alıp şirketi ele geçiren diğer ortak ... mahkemelerce durdurulduğunu, davalı şirketin faal olduğunu,
asıl sorunun ise davalı şirketin ortağı olduğu .... şirketinin davacı tarafından pasif halde bırakılarak davalı şirketin mülkiyet ve tasarruf haklarının engellenmesi olduğunu, ... Şirketinin faaliyetlerinin davacı tarafından gasp edilerek engellendiğinden şuan şirketin Ayvalık Belediyesi emlak vergi borcunun yaklaşık 5.500.000,00.TL civarında olduğunu, ...
Şirketini ve davalı şirketi büyük bir vergi borcu altına sokan davacının beyanları mahkemeyi yanıltmaya yönelik olduğunu, kesinleşmiş mahkeme ilamıyla ...'ın müdürlüğünün yok sayıldığını, kesinleşmiş mahkeme ilamıyla yeniden eşit hisseye geri dönülebildiğini, ... açısından husumet yokluğu nedeniyle, ... şirketi açısından dava açmak hakkı olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., dava konusunun taraflar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklaması sebebiyle ... için husumet yönünden reddine, müdürlükleri tarafından gerçekleştirilen tescil işleminde herhangi bir hukuka aykırı husus bulunmaması nedeniyle müdürlüklerinin aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut uyuşmazlıkta dava konusu pay devri sözleşmesi pay sahibi adına davacı ... tarafından gerçekleştirilmiş ise de, pay devri sözleşmesi yalnızca pay sahibi ... yönünden sonuç doğurduğu, davacı tarafça yargılama sırasında açıkça davanın kendi adına açıldığının belirtildiği, oysa davacının dava dışı pay devri gerçekleştiren ... adına dava açma ve takip yetkisi bulunmadığı gibi husumet yönüyle kendisi adına da bu davayı yürütme noktasında husumet ehliyetinin bulunmadığı,
mahkemeler nezdinde bir kimse adına vekaleten dava açma yetkisi yalnızca avukatlık meslek mensuplarına ait olup davacının adına düzenlenen vekaletnameye istinaden bir kimse adına dava açamayacağı ve kendisi adına da bu davanın yürütülmesinde kendisine husumet düşmediği değerlendirildiğinden davanın usulden reddine karar vermek gerektiği, 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca tamamlanabilir nitelikte dava şartlarına ilişkin noksanlıkların giderilmesi hususunda davacıya süre verilmesi mümkün ise de,
somut uyuşmazlıkta davacının davayı kendi adına açmış olduğu ve gerek kendi adına gerekse dava dışı ... açısından husumet eksikliğinin tamamlanabilecek bir husus olmadığı, dava dilekçesinin davacı adına düzenlendiği ve pay devreden ...'ın sonradan muvafakat vermesinin de davanın açılış anında olması gereken dava takip yetkisine yönelik noksanlığı tamamlamayacağı gözetilerek eksikliğin tamamlanması hususunda davacıya süre verilmesinin mümkün olmadığı değerlendirildiğinden, davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-e maddesi uyarınca dava takip yetkisine yönelik dava şartı noksanlığı ve aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili, dava konusu edilen İzmir 20. Noterliği'nin 25.01.2001 tarih ve 002811 yevmiye numarası ile tasdik edilen hisse devri kararı ve yine İzmir 20. Noterliği'nin 25.01.2001 tarih ve 002811 yevmiye numaralı şirket Hisse/Pay Devir Sözleşmesi Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırı olması sebebiyle kesin hükümsüz olduğunu, bu nedenle mahkemece dosyanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
dava konusu edilen İzmir 20. Noterliği'nin 25.01.2001 tarih ve 002811 yevmiye numaralı şirket Hisse/Pay Devir Sözleşmesi'nin diğer davalı ... tarafından tescil edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, bu durumun davacı tarafı doğrudan ilgilendirdiğinden davacının dava açmasında hukuki yarar mevcut olduğunu, anılı hisse devir sözleşmesinin tescil işlemleri ile ilgili olarak diğer davalı ...'ne ibraz edilen tescil talepli dilekçe ve bahsedilen devir sözleşmesinin tarihlerine özellikle dikkat edilmesi gerektiğini, tescil talepli dilekçe tarihinin 20.01.2001 iken,
dava konusu iptali talep edilen noter tasdikli evrakların tarihinin ise 25.01.2001 olduğunu, bu evrakların diğer davalı ... tarafından tescil tarihinin ise 19.04.2001 tarihi olduğunu, vekaleten hisse devri gerçekleştiren davacının imzası olmadan, rızası olmadan ve bilgisi dahi olmadan devir tarihinden önce tarihli bir dilekçe ile ve bu dilekçedeki imza, mühür ve alakasız isim ile yapılan başvurunun gerçek dışı olduğunu, mühür ve imzanın sahte olduğunu, şekil şartına uyulmadan yapılan ve bakanlık izinleri dahi alınmadan gerçekleştirilen tescil işleminin kesin hükümsüz olduğunu, davalı ... şirketinin yabancı sermayeli bir şirket olduğunu,
dış sermaye getirmesi amacıyla bakanlıktan izin alması zorunluğunun mevcut olduğunu, davacının dış sermayeli ... şirketine vekaleten hisse devri gerçekleştirirken diğer davalı şirket yetkilileri tarafından taahhüt edilen paranın getirdiğine ilişkin herhangi bir belge de ibraz etmeyince davacının tescile onay vermediğini, zaten hem davacının alacağı iznin hem de davalı ... şirketinin almak oldukların izinlerin alınması amacıyla taahhüt iradesi il edava konusu işlemlerin gerçekleştirildiğini, davacının devir yaparken ki iradesinin izinlerin alınacağı ve sermaye getirileceği inancı ile yanıltılarak kandırılmış olduğunu,
bu sebepler ile dava konusu işlemlerin kesin hükümsüz olduğunu, davalı ... şirketinin finansal tablolarının ve sermaye durumunun devir tarihindeki ve dahi daha sonrasındaki durumunun incelenmesi gerektiğini, davalı ... Şirketinin ve davacının sahibi olduğu ... Şirketinin devir tarihindeki bilançolarının Kordon Vergi Dairesi'nden celp edilmesine karar verilmesinin de talep edildiğini, Mahkemece davalı ...
Şirketi'nin dava konusu işlemlerin gerçekleştirildiği tarihteki sermayesi incelendiğinde davacının sahibi olduğu ... Şirketi'nin hisselerini satın alabilecek bir durumda olmadığının da anlaşılacağını, davalı ... şirketinin dava konusu edilen işlemleri gerçekleştirmeye yeter maddi gücünün ne devir tarihinde ne de şimdi mevcut olmadığını, davalı ...
Şirketi ''naylon şirket'' olarak tabir edilen şirketlerden olduğunu, Kordon Vergi Dairesi tarafından gerçekleştirilen yoklamalar ile de bu durumun sabit olduğunu, dava konusu edilen hisse devir sözleşmesinde devir bedeli olarak belirtilen 272.600.000 TL bedelin de ödenmediğini, keza bu şirketin işlemleri banka kanalı ile gerçekleştirmek zorunda olup, ticari defterleri ile de bu durumun uyuşması gerektiğini, davacının para getirecekler inancı ile hareket ettiğini ve davalı şirketin sermayesinin 26.000 TL olduğunu öğrenince tesciline izin vermediğini,
davalı şirketin o dönemki yabancı müdürü gelip bu müdürün ''iki aya kadar para ödenecek'' şeklindeki beyanlarından sonra halen para gelmeyince ve davalı şirketin merkez adresini terk ettiğinin de davacı tarafından fark edildiğini, merkez adresinin boş olduğu görülünce, davacının 2002 yılında önce ... gittiğini, ....'nden Kordon Vergi Dairesine gönderilen davacının yazılı şikayette bulunduğunu, vergi dairesinin bu şikayet üzerine davalı şirketi incelemeye aldığını, bu dosya kapsamında Kordon Vergi Dairesine yazı yazılarak davalı şirketin münfesih olduğuna ilişkin belgelerin istenilmesini talep edildiğini,
ancak mahkemece dosyanın esasına girilmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, ... Limited Şirketi'nin dava dışı ...'a ait 2726 adet hissesinin İzmir 22.Noterliği'nin 25/01/2001 tarihli 002813 yevmiye sayılı pay devri sözleşmesi ile davalı ... Şirketi'ne devrine dair sözleşmenin, ödenmeyen pay devrinin geçmişe etkili iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-e maddesi uyarınca dava takip yetkisine yönelik dava şartı noksanlığı ve aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davada sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu hâlde, taraf sıfatı (dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın taraflarıdır.
Ancak mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez.
Bu husus, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d ve e maddesi gereğince dava şartıdır. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlar olup mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince kural olarak davanın esası hakkında inceleme yapamaz. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracak, taraflar da dava şartı noksanlığını yargılamanın her aşamasında ileri sürebilecektir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı ...'ın dava dilekçesinde davayı kendine asaleten, ortak ... ...
Limited Şirketi'ne vekaleten açtığının dercedildiği görülmüş, İDM'ce dava konusu pay devri sözleşmesi pay sahibi adına davacı ... tarafından gerçekleştirilmiş ise de, pay devri sözleşmesi yalnızca pay sahibi ... yönünden sonuç doğurduğu, davacı tarafça yargılama sırasında açıkça davanın kendi adına açıldığının belirtildiği, oysa davacının dava dışı pay devri gerçekleştiren ... adına dava açma ve takip yetkisi bulunmadığı gibi husumet yönüyle kendisi adına da bu davayı yürütme noktasında husumet ehliyetinin bulunmadığı,
mahkemeler nezdinde bir kimse adına vekaleten dava açma yetkisi yalnızca avukatlık meslek mensuplarına ait olup davacının adına düzenlenen vekaletnameye istinaden bir kimse adına dava açamayacağı ve kendisi adına da bu davanın yürütülmesinde kendisine husumet düşmediği, davacının davayı kendi adına açmış olduğu ve gerek kendi adına gerekse dava dışı ... açısından husumet eksikliğinin tamamlanabilecek bir husus olmadığı,
dava dilekçesinin davacı adına düzenlendiği ve pay devreden ...'ın sonradan muvafakat vermesinin de davanın açılış anında olması gereken dava takip yetkisine yönelik noksanlığı tamamlamayacağı, bu nedenlerle davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-e maddesi uyarınca dava takip yetkisine yönelik dava şartı noksanlığı ve aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine yönelik kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/876, K. 2024/1803, 23 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama