KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2024
- Dosya no
- 2020/1383
- Karar no
- 2024/424
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/03/2020
- Numarası
- 2017/900 Esas 2020/234 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Bam karar tarihi
- 22/02/2024
- Karar yazım tarihi
- 22/02/2024
Karar Metni
1.210 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin, davacı şirketin 18/07/2016 tarihli faturadan kaynaklanan alacağını tahsil etmek için başlattığı İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2016/10007 esas sayılı takibe haksız ve yersiz olarak itiraz ettiği, davalı şirketin davacı şirketten 220 adet ledli askılı armatür sipariş ettiği ve malları fatura ile birlikte gönderdiği, fatura bedelinin 26.105,37 TL olduğu, davalı şirketin 7.000,00 TL ödeme yaptığı ancak 19.105,37 TL yi ödemediği,
bunun üzerine icra takibinin başlatıldığını, davalı şirketin bu takibe itiraz ettiğini, itirazın süresinde olmamasından kaynaklı icra müdürlüğünün itirazın reddine karar verdiği, İzmir 11. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından borçlunun borca itirazının süre yönünden reddine dair Müdürlük kararının kaldırılmasına karar verildiği,bu şekilde takibin durduğu,
davalı şirketin İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2016/10007 esas sayılı dosyasında yapmış olduğu takip borcuna itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini, dosya borcuna itirazın tamamen kötü niyetli ve alacağı geciktirmesine yönelik olması nedeni ile davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı karşı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı şirket arasında bir hizmet veya ticari satış ilişkisi bulunmadığını, icra takibi başlatılan borca konu edilen meblağın davalıya sunulduğu iddia edilen hangi ürüne dair olduğunun anlaşılmadığını, davacının hiçbir dayanağı olmayan ve açıkça kötü niyetle yapıldığı belli ve usule aykırı davasının reddine karar verilmesini ve kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini savunmuştur.
MAHKEMECE
"...Dosyada yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari satışa dayalı ilişki olduğu ve davacı şirketin alacaklı olduğu iddiası ile 18/07/2016 tarihli 26.105,37 TL bedelli faturaya dayalı olarak ancak 19.105,37 TL alacak yönünden icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından takibe itiraz edildiği ve ticari ilişkinin kabul edilmediği, takibe dayanak faturada gösterilen ürünlerin teslim edildiği ve faturanın davalıya ait ticari defterlere kaydedildiği, defterlerde gösterilen faturaya takip tarihine kadar itiraz edilmediği, icra takibi başlatıldıktan sonra iade faturasının düzenlendiği,
ancak ürünlerin davacıya iade edildiğini gösterir herhangi bir kayıt ve delilin dosyada olmadığı, davalı şirket tarafından teslim alınan faturanın kendi defterlerine itiraz edilmeksizin kaydedilmesi sonrası faturanın iade edilmesi halinde fatura içeriğindeki ürünlerin de iade edildiğinin de tespiti gerektiği, bu tespiti içerir bir kaydın davalı tarafından dosyaya sunulmadığı, davacı tarafından davalının bu faturaya dayalı alacaktan 7.000,00 TL sinin ödendiğini beyan edildiği,
davacı tarafından istenen bedel yönünden davalının itirazında haksız olduğunun kabulü gerektiği, alacağın likit olduğu ve bunedenle icra inkar tazminatı isteminin kabulü gerektiği, bu hali ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile;
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle; DAVANIN KABULÜNE, İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2016/10007 esas sayılı sayılı takip dosyasında davalının itirazının iptaline, Takibin 19.105,37 TL asıl alacak üzerinden devamına, İcra inkar tazminatı isteminin kabulüne, Asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili arasında bir hizmet veya ticari satış ilişkisi bulunmadığını, davacının gönderdiğini iddia ettiği ürünlerin müvekkil şirkete teslim edilmediğini, 30.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda da davacının düzenlediği fatura yönünden yapılan incelemede, davacı tarafından 07.06.2016 tarihinde ...
Kargo Ambar Tesellüm fişi ile 2 koli ve 1 zarf gönderisi yapıldığını, alıcı bilgilerinin "...- .../ ..." şeklinde olduğunu ve teslim alan kısmında "..." isminin yazılı olduğu, ...
Kargo Ambar Tesellüm fişinde müvekkil firma ismi görülemediğinden "..." isimli şahsın müvekkil firma çalışanı olup olmadığının belirlenemediğini, dosyaya sunulan delil ve yazışmalardan da görüleceği üzere, yazışmalarda geçen ürün ile fatura içeriği ürünlerin aynı olup olmadığının tespit edilemediğinin belirlendiğini, malın müvekkil şirket veya müvekkil şirketin bir çalışanına teslim edildiğine yönelik herhangi bir delil olmadığından,
davacının teslim olgusunu ispatlayamadığını, gerçekten de davacının teslim ettiğini iddia ettiği ve faturanın konusunu oluşturan ürünlerin teslimini gerçekleştirmediğini, bu nedenle faturanın iade edildiğini, teslim alınmamış ürünlerin iadesinin ispat edilmesinin mümkün olmayacağını, dosyaya sunulan 30.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda da davacı şirkete ait 2016 yılı yevmiye defterinin kapanış yevmiye kaydında 120 alıcılar hesabında borç bakiyesi veren alıcıların kopyalandığını ve müvekkil şirketin borç bakiyesi veren şirketlerden olmadığını,
müvekkil şirketin ise 02.12.2016 tarihli iade faturası düzenleyerek hesabı kapattığını ve sonuç olarak davacı kayıtlarında müvekkil şirketten herhangi bir alacağının olmadığını, davalı kayıtlarında davacıya ait herhangi bir borcun olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle taraflar arasında bir hizmet veya ticari satış ilişkisi bulunmadığını, davacı tarafça "teslim" olgusunun kanıtlanamadığını, davacı kayıtlarında davacının müvekkil şirketten herhangi bir alacağının, davalı kayıtlarında müvekkil şirketin davacıya ait herhangi bir borcunun bulunmadığının açıkça ortada olduğunu,
müvekkil şirketten herhangi bir alacağı olmayan davacının davaya konu icra takibini kötü niyetli olarak başlattığının ortada olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf; davalıya ürün sattığını fatura düzenlediğini, faturanın 7.000 TL lik kısmının ödendiğini bakiye 19.105,37 TL nin ödenmediğini itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı, davacı ile aralarında ticari ilişki olmadığını kendisine mal teslimi yapılmadığını davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış olup; düzenlenen raporlarda dava konusu faturanın her iki taraf defterinde de kayıtlı olduğu, dava konusu fatura ile ilgili davalı tarafça iade faturası düzenlendiği ve davalı defterine kaydedildiği, iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olmadığı, her ne kadar davacı defterinde dava konusu faturanın kasa hesabına nakit olarak tahsil edildiği şeklinde kayıt olduğu belirtilmiş ise de; bilirkişi raporunda faturanın açık fatura olduğu ve sehven bu şekilde kayıt edilmiş olabileceğinin belirtildiği, kaldı ki davalı tarafça da ödeme savunmasında bulunulmadığı,
davalının ısrarla malları teslim almadığını ileri sürdüğü, ancak davalı tarafça fatura defterine kaydedilmekle malları teslim aldığı yönünde karine oluştuğu, karinenin aksinin davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği, davalının malları teslim almadığı hususunda yazılı bir delil sunamadığı, ancak davalının delilleri arasında yemin delili bulunduğu, ancak mahkemece yemin delili hatırlatılmadan karar verildiği anlaşılmakla, deliller tam olarak toplanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1383, K. 2024/424, 22 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama