KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2024
- Dosya no
- 2020/1563
- Karar no
- 2024/723
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/02/2020
- Numarası
- 2016/1243 Esas 2020/182 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Bam karar tarihi
- 28/03/2024
- Karar yazım tarihi
- 28/03/2024
Karar Metni
1.432 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin, davalıdan gelinlik sipariş ettiği, sipariş bedelinin ödendiği ancak sipariş edilen gelinliklerin gönderilmemesi sebebiyle karşılıksız kalan yapılan ödemenin tahsili İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2016/11798 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalının itirazı ile takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sipariş edilen gelinliklerin kargo vasıtasıyla gönderildiği, davacı tarafından alınmadığını, davacının temerrüde düştüğünü belirterek davanın reddini talep etmiştir.
MAHKEMECE
"...Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre; davacı firmanın, davalıdan gelinlik sipariş ettiği, sipariş bedelinin ödendiği ancak sipariş edilen gelinliklerin gönderilmemesi sebebiyle karşılıksız kalan yapılan ödemenin tahsilinin talep edildiği, alınan bilirkişi raporlarına göre davacının ödemesinin sabit olduğu, siparişin 30/12/2015 tarihinde verildiği, gelinliklerin 09/08/2016 tarihinde kargo ile teslim edilmek istendiği, aradan geçen 7 ay 9 günlük sürenin çok uzun süre olduğu, gelinlik sektöründe uzman olan bilirkişi gerekçesine göre davalının teslimde gecikmeye sebebiyet verdiği,
davacı firmanın sezonun ilk iki dönemini ticari olarak kaçırdığı, sezondan sonra gelinliklerin teslimi halinde davacının ticari kayba uğrayacağı, moda itibariyle önceki yıldan kalan gelinlik modeli olacağından davacının ticari kaybının olacağının belirtilmiş olmasına göre davacının belirtilen gerekçelerle süresinden çok sonra teslim edilmek istenen gelinlikleri almamasının yerinde olduğu, davacının yapmış olduğu ödemenin karşılığında mal teslimi bulunmadığından ödemenin karşılıksız kaldığı, davacıya iadesi gerektiği anlaşıldığından;
Davanın kabulü ile, davalının İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2016/11798 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile, takibin 8.700-Euro asıl alacak üzerinden ve icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek döviz faizi uygulanmak suretiyle devamına, hüküm altına alınan itirazlı alacak likit vasıflı olduğundan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur, gerekçesi ile, "davanın kabulü ile, davalının İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2016/11798 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile,
takibin 8.700-Euro asıl alacak üzerinden ve icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa kamu bankalarının bir yıllık Euro mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek döviz faizi uygulanmak suretiyle devamına, hüküm altına alınan itirazlı alacak (dava değeri 28.817,01-TL üzerinden) % 20 (5.763-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,"şeklinde karar verilmiştir,
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ... ...Ltd.Şti şirketinin müvekkili ... ...Ltd. Şirketinden gelinlik-abiye elbiseleri sipariş ettiğini ve 30.12.2015 tarihinde 8.700 Euro peşinat ödediğini, davacının sipariş verdiği malların 09/08/2016 tarihinde ...
Kargo tarafından teslim alınarak davacıya gönderildiğini, 10/08/2016 tarihinde adrese ulaşan kargonun alıcı tarafından reddedildiğini, konu ile ilgili bilgi kargo şirketi kuryesi tarafından taraflarına bildirildiğini, 15/08/2016 tarihinde kadar teslim edilmek üzere kargo şirketi bünyesinde bekletilen ürünler ve fatura 16/08/2016 tarihinde tüm kargo bedelleri taraflarınca tahsil edilmek üzere İzmir adreslerine iade edildiğini, davacı şirketin, sipariş verdikten sonra üretim sırasında, ithalat öncesi ve sonrasında malların teslimi için herhangi bir bildirimde bulunmadığını,
davacı şirketin müvekkil şirketten "ediminin ifası ya da peşinatın iadesi istenmiştir" beyanının gerçek olmadığını, mahkemenin davacının sipariş ettiği malların teslim edilmek için davacıya gönderildiğini ve teslim alınmadığını kabul ettiğini, ancak mahkemenin "aradan geçen 7 ay 9 günlük sürenin çok uzun süre olduğu, gelinlik sektöründe uzman olan bilirkişi gerekçesine göre davalının teslimde gecikmeye sebebiyet verdiği, davacı firmanın sezonun ilk iki dönemini ticari olarak kaçırdığı,
sezondan sonra gelinliklerin teslimi halinde davacının ticari kayba uğrayacağı, moda itibariyle önceki yıldan kalan gelinlik modeli olacağından davacının ticari kaybının olacağının belirtilmiş olmasına göre davacının belirtilen gerekçelerle süresinden çok sonra teslim edilmek istenen gelinlikleri almamasının yerinde olduğu" gerekçesiyle davacının gelinlikleri teslim almamakta haklı olduğunu kabul ettiğini, müvekkili şirketin, davalı şirketin istediği gelinlik-abiye elbiseleri sipariş ettiğini ve ithalatını yaptığını, sipariş edilen ... marka mallar şirketin Hollanda merkezine sipariş edilmekte, mallar istenilen renk,
model ve bedende Çin'de üretildikten sonra sipariş edilen malların tekrar Hollandadan ithal edildiğini, Çin’de ve sadece verilen sipariş doğrultusunda istenilen renk, model, beden ve adette üretilen ürünlerin iptalinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin stoğunda olan ve müşterinin ihtiyaç duyduğu bir ürün İzmir ofisinde mevcut ise teslimatın süresinin sadece şehirden şehire kargo süreci kadar kısadır olduğunu, ancak üretilip ithal edilen malların teslim sürecinin uzun olduğunu,
bu durumun davacı tarafından bilinip kabul edildiğinden davacının malları kabul etmediği tarihe kadar müvekkilinden peşinatın iadesini veya malın teslimini istediğini, davacı şirketin, gelinlik-abiye elbiseleri teslim almadıktan ve gelinlik-abiye elbiseler kargo şirketince 16.8.2016 tarihinde müvekkile iade edildikten sonra 18.8.2016 tarihinde ödenen peşinatın iadesi için İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2016/11798 esasına kayıtlı icra takibi yaptığını, müvekkilinin gelinlik-abiye elbiselerin teslimi konusunda temerrüdünün olmadığını,
müvekkilinin malları davacı şirkete teslim etmek istediğini ancak davacı şirketin malları teslim alma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, teslim alınmayan ve kargo şirketince müvekkiline iade edilen malların davacı tarafından her zaman teslim alınacak şekilde hazır olduğunu, müvekkilinin icra takibine yaptığı itirazın haklı olduğunu, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olup,
kabule göre yargılamayı gerektiren konuda icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, satımdan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
''...İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, siparişin 30/12/2015 tarihinde verildiği, giysilerin 09/08/2016 tarihinde kargo ile teslim edilmek istendiğinin görülmesine,
gelinlik sektöründe uzman olan bilirkişinin bulunduğu heyet raporunda davalının teslimde gecikmeye sebebiyet verdiğinin tespit edilmesine, davacının yapmış olduğu ödemenin karşılığında mal teslimi bulunmadığından ödemenin karşılıksız kaldığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1563, K. 2024/723, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama