KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2024
- Dosya no
- 2020/1719
- Karar no
- 2024/727
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/06/2020
- Numarası
- 2018/1073 Esas 2020/260 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Bam karar tarihi
- 28/03/2024
- Karar yazım tarihi
- 28/03/2024
Karar Metni
1.939 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalının kusurlu olarak haksız fiili ile müvekkili şirketi zarara uğrattığını, müvekkili şirketin ve davalının tacir olduğunu, 08/08/2018 tarihinde müvekkili şirketin nakliyesi konusunda anlaştıklarını, araca belirtilen şirkete ait malların yüklendikten sonra emtia sevki için gerekli belgelerin hazırlanması beklenmeden şöförün aracı aceleyle alıp gittiğini, daha sonra kamyonun belirtilen adrese gitmemiş olduğunu, sonradan ... pazarına kaçırıldığını, bunun üzerine 09/08/2018 tarihinde Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulduğunu, müvekkil şirketin yetkililerinin jandarma ile ayrı ayrı arabalarla belirtilen adrese gittiğini,
fakat Bornova Jandarmaya uğraması nedeniyle geç kaldığını, adrese ulaşıldığında müvekkili şirket yetkililerine ... tarafından hakaret ve tehditler edildiğini, bunun üzerine şirket yetkilisi ve yanındaki yardımcıların olay yerinden ayrıldığını, olayın savcılığa anlatıldığında Karşıyaka Cumhuriyet savcılığı talimatı ile şirkete ait malların Çiğli Jandarma ekipleri tarafından yediemin deposuna taşındığını, davalının kendi kusuru ile ödenilen faturaların talep edildiği ancak davalı tarafça bu bedellerin ödenmediği gibi 1.200,00 TL haksız para istendiğini, anılan sebeplerle yediemin depo ücreti,
vinç ve nakliye bedelleri için fazlaya ilişkin haklı saklı kalmak kaydıyla İzmir 24 İcra Müdürlüğünün 2018/10243 Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının haksız ve hukuka aykırı itirazı kapsamında takibin durduğundan bahisle davalının itirazının iptaliyle takibin devamına, ve davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafın açmış olduğu davadaki iddialarının maddi gerçek ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, asıl mağdurun kendisi olduğunu, ayrıca dava yönünden mahkemenin görevsiz olduğunu, davacı tarafın itirazın iptali davasını haksız fiile dayandırarak açtığını, davacı firmayla bu şekilde anlaşmanın söz konusu olmadığını, davanın özü yönünden iddiaların gerçek dışı olduğunu, aslen galericilik mesleği ve oto komisyonculuğu ile iştigal ettiğini, daha önce davacı şirket yetkilisi ... ile tanışıklığının olmadığını, işyerinde bulunan ...'ye ait ... plaka no'lu aracı satın almak üzere incelediğini,
kendisinin şehir dışında olduğundan vekaletin oğlu ... adına vekalet aldırdığını, bu esnada noterde buluşacaklarını beyan ettiğini, aracı derhal teslim almak istediklerini, karşı tarafın baskıcı tutumu üzerine ... adlı şahsı arayarak işyerine çağırdığını, davacıların aracı işyerlerine götürmesi adına bu şahısla görüşüp yevmiye karşılığı anlaştıklarını, oğlu ...'ın notere gittiği halde karşı tarafın gelmediğini, bunun üzerine ...'i aradığını, davacının kendisini işci gibi kullanıp araca yükleme yaptırdığını ve yevmiyesini bile vermediğini, bu nedenle araca binerek geri dönmesini söylediğini, iddiaların tamamen gerçek dışı, haksız olduğunu,
nakliyecilik işinin olmadığını ve şöförünün bulunmadığını, olayın asıl mağdurunun kendisi olduğunu, bu nedenle hukuki ve maddi dayanaktan yoksun davanın ve taleplerin reddini , davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE
"...Dava; İİK 67 maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davası olup, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesiyle taraflar arasında sözlü olarak gerçekleştirildiği belirtilen taşıma sözleşmesi kapsamında davacı tarafa ait ürünlerin davalıya ait araca yüklendiği ancak davalı tarafa ait araç şoförunun taşıma için gerekli belgelerin imzalanmasını beklemeden kamyonla birlikte olay yerinden ayrıldığı, daha sonra Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma dosyası üzerinden mallara el konulduğu, bu kapsamda davacının yediemin deposuna ilişkin ücret ile malların vinç ve nakliyesi için masraf yaptığı, bu masrafların davalıdan talep edilmesine rağmen ödenmediğinden bahisle tahsili için davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptaliyle icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sunmuş olduğu cevap dilekçesiyle taraflar arasında davacı tarafça iddia edildiği şekliyle bir nakliye anlaşmasının bulunmadığı, bu yöndeki iddianın gerçeği yansıtmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, taraflar arasında davacı tarafın iddia ettiği şekilde bir taşıma sözleşmesinin bulunmadığı, kendisinin galericilik yaptığı, davacının ... plakalı aracı görerek beğendiği ve satın almak istediği ve kendisinin şehir dışında olması nedeniyle aracın satışını gerçekleştirmek üzere oğlu olan dava dışı ...'a vekaletname verdiği,
davacının anlaşma sağlandığı üzere aracın devir işlemleri için notere belirtilen gün ve saatte gitmediği, bu arada noter satışı beklenmeksizin davacı tarafça araca yükleme yaptırıldığı, noter satışı ve ödemenin olmaması nedeniyle aracın geri çağrıldığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf davacı tarafça iddia edildiği şekilde taraflar arasında sözlü olarak gerçekleştirilmiş bir taşıma sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, davalı tarafın edimini gereği gibi yerine getirmemiş olması nedeniyle davacının uğradığı iddia olunan bir zararın bulunup bulunmadığı, bu kapsamda davacının takip ve davaya konu ettiği tutardan davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar davalı tarafça görev itirazında bulunulmuş ise de dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasında yapıldığı iddia olunan taşıma sözleşmesine ilişkin olup, TTK'da düzenlendiğinden işbu dava mutlak ticari dava olduğundan davalının göreve ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/13943 soruşturma sayılı dosyası getirtilmiş olup incelenmesinden taraflar arasındaki uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine tabii olduğu, şüphelinin kamyon üzerindeki malzemeleri sahiplenme kastının olmadığı, buna göre atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığına, ayrıca müştekinin yediemine teslim edilen malzemeleri alabileceğine karar verildiği, işbu yönde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller , getirtilen soruşturma dosyası ve ceza dosyası suretiyle tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacı tarafça her ne kadar taraflar arasında sözlü olarak taşıma sözleşmesi yapıldığı ve taraflar arasındaki sözleşme gereğince malların yüklenmesi için davalı tarafça kamyonun şoförüyle birlikte gönderildiği,
malların yüklendiği ancak şoförün sevkiyat için gerekli evrakların düzenlenmesi beklenilmeksizin mallarla birlikte olay yerinden ayrıldığı ve daha sonra Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde ilgili malların yediemin deposundan teslim alındığı, bu kapsamda davalının edimini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle yediemin deposundan malların tekrardan teslim alınması sırasında ödenen yediemin ücreti, vinç ve nakliye giderleriyle ilgili olarak davacı tarafça toplamda 5.782,00 TL'lik takip ve davaya konu giderlerin davacı tarafça yapıldığı,
davalıdan talep edilmiş olmasına rağmen ödenmediği , bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlatıldığı iddia edilmiş ise de davalı tarafça taraflar arasında bir taşıma sözleşmesi yapıldığı hususunun kabul edilmediği, bu yönde yazılı bir belgeninde dosyada bulunmadığı, ayrıca mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller , getirtilen soruşturma dosyası ve ceza dosyası suretiyle tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde taraflar arasında davacı tarafça iddia edildiği şekilde bir taşıma sözleşmesinin yapıldığı hususunun davacı tarafça ispatlanamadığı,
davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar verme gereği doğmuştur.
Her ne kadar davalı tarafça davanın reddi halinde kötüniyet tazminata hükmedilmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de İİK 67/2 maddesi gereğince davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için davacının takibinde kötü niyetli olduğu hususunun ayrıca davalı tarafça ispatlanmasının gerektiği, bu yönde bir delilin dosyada bulunmadığı anlaşılmakla davalının kötüniyet tazminatı istemininde yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur," gerekçesi ile, " Yerinde görülmeyen davanın REDDİNE; davalının kötüniyet tazminatı istemininde reddine,"şeklinde karar verilmiştir, Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin olayı ve hukuki niteliğini anlamadan karar verdiğini, davalının müvekkiline ait sanayi makinelerini ve ham maddelerini kamyonuna yükletip, dolu olan kamyonu şöförüne emir vererek kendi işyerine hapis ettiğini, savcılığın, jandarmanında etkisiyle bu suça ait işlemleri yaparken ihmalkar davrandığını, olay ve suç sabit olduğu halde bu iş hukuki deyip geçiştirildiğini, yerel mahkemenin gerekli incelemeleri yapmadan ve davanın esasını anlamadan karar verdiğini, yerel mahkemenin taşıma sözleşmesi üzerinde durduğunu,
halbuki teamül ve uygulamada sanayi işleri için taşımada sözleşme yapılması ve her nakliye için sözleşme düzenlenmesinin teamül ve uygulama gereği olmadığını, yerel mahkemenin davanın esasını anlamadığı için keşif ve bilirkişi uygulamasına dahi gitmediğini, davalının müvekkili şirkete ait malları emri altındaki kamyona yükletmiş ve yüklenen bu kamyonu şöföre emir vererek kendi iş yerine götürtüp orada hapis ettiğini, müvekkilinin savcılık ve jandarma kanalıyla mallarının yerini bulduğunu ve davalının iş yerine gidildiğinde davalının bu sefer hakaret ve tehditler savurup,
bunlar nedeniyle ayrıca ceza mahkemesinden ceza aldığını belirterek ve açıkladıkları diğer nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Davacı taraf taraflar arasında sözlü olarak gerçekleştirildiği belirtilen taşıma sözleşmesi kapsamında davacı tarafa ait ürünlerin davalıya ait araca yüklendiği ancak davalı tarafa ait araç şoförunun taşıma için gerekli belgelerin imzalanmasını beklemeden kamyonla birlikte olay yerinden ayrıldığı, daha sonra Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma dosyası üzerinden mallara el konulduğu, bu kapsamda davacının yediemin deposuna ilişkin ücret ile malların vinç ve nakliyesi için masraf yaptığı, bu masrafların davalıdan talep edilmesine rağmen ödenmediğinden bahisle tahsili için davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, taraflar arasında davacı tarafça iddia edildiği şekliyle bir nakliye anlaşmasının bulunmadığı, bu yöndeki iddianın gerçeği yansıtmadığı, kendisinin galericilik yaptığı, davacının ... plakalı aracı görerek beğendiği ve satın almak istediği ve kendisinin şehir dışında olması nedeniyle aracın satışını gerçekleştirmek üzere oğlu olan dava dışı ...'a vekaletname verdiği, davacının anlaşma sağlandığı üzere aracın devir işlemleri için notere belirtilen gün ve saatte gitmediği, bu arada noter satışı beklenmeksizin davacı tarafça araca yükleme yaptırıldığı, noter satışı ve ödemenin olmaması nedeniyle aracın geri çağrıldığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, taraflar arasında taşıma sözleşmesi bulunduğunun ve davalının edimini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle zarara uğradığının davacı tarafça kanıtlanmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/1719, K. 2024/727, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama