İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2020/597 K.2024/163

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1497 Esas ve 2019/1204 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize…

Esas2020/597Karar2024/163Tarih18 Ocak 2024Okuma10 dk · 2.076 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
18 Ocak 2024
Esas no
2020/597
Karar no
2024/163
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
21/11/2019
Numarası
2017/1497 Esas 2019/1204 Karar
Dava
İTİRAZIN İPTALİ
Karar yazım tarihi
18/01/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.076 kelime·10 dk okuma·3 bölüm

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1497 Esas ve 2019/1204 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... arasında 03.04.2015, 03.04.2015 ve 04.09.2015 tarihlerinde imzalanın araç takip ve filo yönetim sistemi satın alma sözleşmesinin bulunduğunu, davalı şirketin bildirdiği araçlar için araç takip ve filo yönetim sistemlerinin satışının gerçekleştiğinin, cihazların davalı şirkete teslim edildiğini, davalı borçlunun sözleşmenin 7. maddesine göre ödemesi gerekli bakiye borç bedelinin ödemediğini, hakkında İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2016/12450 Esas sayılı dosya ile icra takibine geçtiklerini, borçlunun borca itiraz ederek takibi durdurduğunu,

itirazında cihazların ayıplı olduğunu iddia ettiğini, ayrıca borcu kabul etmediğini, sözleşmenin 7.2 maddesine göre aylık %5 faiz ve %25 nispetinde cezai şartın tahakkuk edeceğinin sözleşmede yer aldığını, taraflar arasında 12. maddede münhasır delil sözleşmesinin yapıldığını belirterek itirazın iptali, takibin devamı, %20 icra inkar hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili 29.01.2018 tarihli cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davacının faturaya dayalı alacağı için takip yaptığını, ancak sadece fatura düzenlenip ticari defterlere kaydedilmesinin davacıyı alacaklı kılamayacağını, fatura konusu mal ve hizmetin usulüne uygun olarak teslim ve ifa ettiğini ispatlaması gerektiğini, davacının kurulumunu yaptığı malların ayıplı olduğunu, cihazların montajından sonra yapılan kontrollerde ayıplı olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin TTK ve TBK hükümlerine göre ayıp ihbarını yaptığını,

davacı şirket yetkililerine ve müşteri temsilcilerine cihazların mevcut haliyle kabul edilemeyeceğinin bildirildiğini, satım konusu olan malların ayıbının tespit edildiği anda davacıya bildirildiğini belirterek davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 27.02.2018 tarihli replik dilekçesinde.

Araç Takip ve Filo Yönetim Sistemi Satın Alma Sözleşmelerinin m.12 "İhtilaf halinde İzmir Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğu", hususunun taraflarca kararlaştırıldığını, bu nedenle sözleşmenin bu hükmünün uygulanması gerektiğini, HMK m. 17 gereğince İzmir Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, 03.04.2015, 03.04.2015 ve 04.09.2015 tarihlerinde imzalanan araç takip ve filo yönetim sistemi satın alma sözleşmeleri ile filo yönetim sistemlerinin satışının gerçekleştirildiği,

sözleşmenin 7. maddesiyle sözleşmenin süresinin 2 yıl olarak kararlaştırıldığı ve cihaz başına KDV dahil 325,00 TL dan 57 adet cihazın satın alma bedelinin taraflarca kabul edildiği, kısmi ödemeler yapılmasına rağmen bakiye borcun ödenmediği, ayıp iddiasının da soyut bir iddia olduğunun, sözü edilen ayıbın nereden kaynaklandığının belirli olmadığının, ayıplı bir ürünün satışının söz konusu olmadığının, TBK m.231 gereğince zamanaşımı itirazını kabul etmediklerini belirterek talebini tekrar etmiştir.

Davalı vekili 27.03.2017 tarihli düplik dilekçesinde; müvekkilinin ayıp ihbarını çeşitli defalar belirttiğini, cihazların çalışmadığının bildirildiğini, ayıplı ifa nedeniyle borcun temerrüdünün gerçekleşmediğini belirtmiştir.

Davacı vekili 31.05.2018 tarihli beyan dilekçesinde; cihazların teslim edilmediğine ilişkin herhangi bir beyanın bulunmadığı, ayıp ihbarının yapılmadığı, TTK m.18 de yer alan ayıp ihbarının usulüne uygun olmadığından kabul edilemeyeceğini, ayıp ihbarının tacirler arasında noter veya taahhütlü mektupla yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Dava; taraflar arasında yapılmış olan Araç Takip ve Filo Yönetim Sistemi Satın Alma Sözleşmelerine istinaden tahsil edilmediği belirtilen bakiye alacak bedeline ilişkin yapılan takibe itirazın iptali davasıdır.

Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir.

İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2016/12450 E. sayılı dosyası, 03.04.2015, 03.04.2015 ve 04.09.2015 tarihli Araç Takip ve Filo Yönetim Sistemi Satın Alma Sözleşmeleri, bilirkişi incelemesi yapılmış ve değerlendirilmiştir.

İzmir 28. İcra Müdürlüğünün 2016/12450 Esas sayılı dosyasında; takip alacaklısı ...'nin takip borçlusu ... Ltd Şti aleyhine, 05.09.2016 tarihinde ilamsız icra takibine geçtiği 12.634,00 TL asıl alacak ve 3.158,50 TL cezai şart olmak üzere toplam 15.792,50 TL üzerinden takip yapıldığı, borçluya ödeme emrinin 17.09.2016 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 23.09.2016 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğu, itirazında ayıp iddiasında bulunduğu, belirlenmiştir.

Her ne kadar davalı taraf yetki itirazında bulunarak yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri ve İcra daireleri olduğunu belirtmiş ise de taraflar arasında yapılmış olan sözleşmede 12. maddesinde İzmir Mahkeme ve İcra dairelerinin yetkili kılındığı, HMK m. 17 tarafların tacir olması nedeniyle, yetki sözleşmesi yapabilecekleri ve yetkili mahkemenin İzmir Mahkemeleri olarak tespit edilmesi nedeniyle yetki itirazının reddine karar verilmiştir.

Yetki itirazının reddi ile birlikte taraflarının iddialarının değerlendirilmesi için öncelikle davalının daha sonra davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi ve gerekiyorsa her iki defter ve kayıtların karşılaştırılmasına ilişkin olarak 21.06.2018 ve 04.10.2018 tarihli ara karar ile inceleme kararı verilmiştir.

Öncelikle davalı tarafın defter ve kayıtların incelenmesi için istanbul nöbetçi atm ye talimat yazılmış yaptırılan bilirkişi incelemesinde Bilirkişi ...'dan alınan 12.03.2018 tarihli raporda; davalının defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, telefonla görüşme yapılmasına rağmen defter ve kayıtlarının incelemeye sunulması için gerekli işlemlerin yapılmadığı, ancak ticari defterlerin tasdik bilgilerini, cari dökümünün sunulduğu ve böylece defterlerin incelemeye sunulmadığını, davacının 2.880,00 TL alacağının davalının defterlerinde kayıtlandığını, 2015 yılı sonu itibari ile davalıdan 2.054,00 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir.

Davacının defter ve kayıtlarının incelenmesi için Bilirkişi ...'dan alınan 03.09.2019 tarihli raporda; davacının defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunduğu, davacının 2015 yılında 4 adet irsaliyeli fatura düzenlediği ve davalıya 57 adet cihaz ve ekipman teslim ettiği, toplam KDV dahil 20.862,80 TL alacağı olduğu, davalının 1.132,80 TL bedelli iade faturasının kayıtlı olduğu, ayrıca 2.596,00 TL cari hesaptan virman yapılarak düşüldüğü, 1.500,00 TL garanti bankası vasıtasıyla gönderilen ödemenin mahsubu ile toplam 5.228,80 TL nin mahsup edildiği,

davacının 15.634,00 TL alacak bakiyesinin bulunduğu, yine 2016 yılında da bu bakiyeden açılış yapılması ile birlikte 3.000 TL cari hesaptan mahsup edilmesi sonucu kalan alacağının 12.634,00 TL olduğu ve taraflar arasındaki sözleşmenin 7.maddesinin 2. fıkrasına göre muaccel olan borcun ödenmemesi halinde cezai şartın tahakkuk edeceği belirtildiğinden, cezai şart alacağının da doğduğu, bu miktarın da 3.158,50 TL olduğu belirlenmiştir.

Her ne kadar davalı taraf cevap dilekçesinde, ürünlerin ayıplı olduğu ve bu nedenle davacının alacağının doğmadığı itirazında bulunmuş ise de taraflar arasında yapılmış olan sözleşme gereğince (03.04.2015 tarihli araç takip ve filo yönetimi satın alma sözleşmesi) kapsamında davacının sattığı ve davalıya kullanmasına sunduğu GPS ve GSM/GPRS teknolojilerin araç üzerine monte edilmesine, davalı tarafın ayıp iddiasına rağmen bu iddiasını ileri sürdüğünü ispatlayacak delillerin dosyaya ibraz etmediği,

TTK m. 18/3'e göre "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar, noter aracılığı ile, taahhütlü mektup ile, telgraf ile veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." hükmü gereğince davalının bu ayıp iddiasının ispatlayacak bir delil ortaya konması istenmiş, ancak davalı taraf böyle bir delil ibraz etmemiştir.

Davalının bildirmiş olduğu tanıkların dinlenmesi için de öncelikle HMK m. 198 vd. göre yazılı delil başlangıcının bulunması (HMK m.202) gerektiği, ancak böyle bir delilin de bulunmadığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay'ın farklı dairelerin ayıp ihbarına ilişkin farklı görüşleri bulunması ile birlikte tacir olan (tüketici olmayan) tarafların arasında bu tür bir ayıp ihbarının ispat şartı olan ihbarın yapıldığını ispatlayacak delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Ayıp ihbarının yapılmasından sonra seçim hakkı ise bu tür bir şekle tabii değildir. Ancak ayıp ihbarı ispatlanmadan seçim hakkının kullanılması söz konusu olamayacaktır.

Kaldı ki davalı da cevap dilekçesinde seçim hakkının kullanıldığını belirtmemiştir.

Mevcut durumda davalının defterlerini incelemeye sunmadığı, davacının alacağının bulunup bulunmadığı ile ilgili başka bir delil ibraz etmediği, alacağın ödendiğine ilişkin bir beyanda bulunmadığı, sadece ayıp ihbarı yaptığını ve bu nedenle davacının alacağını talep edemeyeceğini belirtmiş olup bu iddiasını da ispatlayamadığından, davacının mevcut delilleri, defter ve kayıtları ve taraflar arasında yapılmış olan 03.04.2015 tarihli sözleşme hükümleri değerlendirilerek davacının alacağının mevcut olduğuna ve cezai şart koşullarının gerçekleştiği...'' gerekçesi ile.

Davacının davasının KABULÜ ile. Davacı ... AŞ nin davalı ... Ltd. Şti.

İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2016/12450 Esas sayılı dosyası ile yapmış olduğu takibe itirazın iptali ile takibin 15.792,50-TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek %60 faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine, Alacak likit ve itiraz haksız olmakla %20 icra inkar tazminatı tutarı olan 3.158,50-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hatalı karar verildiğini, davacı şirket tarafından ayıplı teslim edilen malların ihbarının süresinde yapıldığını, sadece fatura düzenleyip ticari deftere kayıt edilmenin fatura düzenleyeni alacaklı kılmayacağını, bilirkişi ek raporunun haksız hukuka aykırı, mesnetsiz, davayı aydınlatma özelliği taşımadığını ve hükme esas alınamayacağını, müvekkili şirketin defterlerinin incelenmesinde takipte belirtilen tutarda borçlu olmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu,

müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE

Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.

İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre

“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”

İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.

Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.

Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacı tarafından verilen ve davalı tarafından teslim alınan malların/hizmetin ayıplı olduğunun, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunun ve mal/hizmet bedelinin ödendiğinin davalı tarafından kesin delillerle ispatlanamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, takip konusu alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, yerel mahkeme hüküm fıkrasındaki "Davacı ...

AŞ'nin davalı ... Ltd. Şti. İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2016/12450 Esas sayılı dosyası ile yapmış olduğu takibe itirazın iptali ile takibin 15.792,50-TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek %60 faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine," cümlesinin "Davacı ... AŞ nin davalı ... Ltd. Şti.

İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün 2016/12450 Esas sayılı dosyası ile yapmış olduğu takibe itirazın iptali ile takibin 12.634.00.TL asıl alacak, 3.158.50.TL cezai şart olmak üzere toplam 15.792,50-TL alacağın, asıl alacak üzerinden (takip tarihinden itibaren) işleyecek %60 faizi ile birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine" yani takibin takip (ödeme emri) talebinde belirtildiği şekilde aynen devam edeceğinin anlaşılmasının gerekmesine göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından,

davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/11/2019 tarih ve 2017/1497 Esas 2019/1204 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.078,79.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 269,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 809,09.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/597, K. 2024/163, 18 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. İstinaf Nedenleri
  5. Delillerin Tartışılması, Hukuki Sebep Ve Gerekçe
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/597
Karar No
2024/163
Tarih
18 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/602 K.2024/16
  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/607 K.2024/17
  • İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/607 K.2024/12
  • İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/609 K.2024/54
  • İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/612 K.2024/36
  • Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/613 K.2024/48

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.