KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Ocak 2024
- Dosya no
- 2020/933
- Karar no
- 2024/38
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/02/2020
- Numarası
- 2019/43 Esas 2020/161 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 02/01/2024
- Karar yazım tarihi
- 02/01/2024
Karar Metni
1.298 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Davalılardan ... Şirketi vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketlerden hizmet satın aldığını, davalı şirketlerin çalıştırdığı dava dışı işçi ...'a İzmir 10.İş Mahkemesinin 2010/86 esas 2010/979 karar sayılı ilamı gereğince asıl işveren sıfatıyla ödenmek zorunda kalınan 17.697,70 TL alacak ile İş Mahkemesi dosyasında yapılan yargılama gideri 1.085,33 TL olmak üzere toplam 18.783,03 TL alacağın, hizmet alım sözleşmeleri ve eki idari şartnameler gereğince davalıların sorumlulukları oranında tahsiline , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı işçiye çalıştırıldığı dönem için tüm alacaklarının ödendiğini, herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, davanın ticari dava olması nedeniyle mahkemenin görevli olmadığını, ayrıca işçi alacakları ile taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan tüm hak ve yükümlülüklerin zamanaşımına uğradığını savunarak , davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...
Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, dava dışı işçisinin son ve gerçek işvereni olmadığı için davanın ve husumetin müvekkiline yöneltilmesini kabul etmediklerini, ayrıca işin ve işyerinin gerçek sahibinin, işveren konumundaki ihaleci kurumun, kendisinin asıl işveren olduğundan bahisle dava dışı işçiye karşı eğer var ise sorumluluklarını yerine getirmekten kaçınamayacağını, sorumluluğu olmadığı iddiasında bulunamayacağını, müvekkilinin alt işveren değil, işveren vekili olduğunu, yapılmış olan istihdam faaliyetlerinin işveren vekili sıfatı ile gerçek işveren konumundaki ihaleci kurum nam ve hesabına yapıldığını, davacının,
müvekkilinin ihale ve istihdam dönemini aşan dönemlere tekabül eden, işçi alacakları için müvekkiline rücu etmesinin kabul edilemeyeceğini beyan ederek, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle görev itirazında bulunmuş ve davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
MAHKEMECE
"...Dava, dava dışı işçiye davacı kurumca ödenmiş olan miktarın rücuen davalılardan tahsiline ilişkin rücuen tazminat davasıdır.
Davacı tarafça, dava dışı işçi ...' ın kıdem tazminatının eksik ödendiği, yıllık izin ve ücret alacağı ve eksik ödenen genel tatil ve bayram ücreti alacağı nedeniyle İzmir 10. İş Mahkemesi'nin 2010/86 esas sayılı dosyasında dava dışı işçi ... tarafından açılan dava nedeniyle İzmir 7.İcra Müdürlüğü' nün 2011/2439 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu ödemenin diğer davalılardan rücuen tahsilini talep etmiştir.
İzmir 10. İş Mahkemesi'nin 2010/86 esas sayılı dosyasında dosyamız davacısına karşı dava dışı işçi ... tarafından dava açıldığı ve Mahkemenin 30/12/2010 tarihli Kısmen Kabul Kısmen Red kararı ile dava dışı işçinin kıdem tazminatının, yıllık izin ücretinin ve genel tatil ücret alacağının eksik ödendiği anlaşıldığından, ödenen brüt kıdem tazminatı, brüt yıllık izin ücret alacağı ve genel tatil ücret alacağının dosyamız davacısından tahsiline dair karar verildiği görülmüştür.
Davacı tarafça İzmir 7.İcra Müdürlüğü' nün 2011/2439 esas sayılı dosyasına istinaden toplam 18.783,03-TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
TBK nun 167/2 maddesinde; "Kendisine düsen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödedigi fazla miktarı diger borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince ve Mahkememizce davacının davalılardan rücuen talep edebileceği bir bedel olup olmadığının tespiti için İş Hukuku alanında uzman bilirkişi ...' dan aldırılan raporun ve ek raporun denetime elverişli ve açık olması nedeniyle itibar edilmiş, davacı şirket ve davalı şirketler arasında imzalanan sözleşmelerin 13.1.6 Maddesinde.
"Oluşacak kıdem ve ihbar tazminatları ile ilgili her türlü sorumluluk yükleniciye ait olup, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre işlem yapılacaktır" şeklinde, 37.2 maddesinde:" Yüklenici tarafından çalıştırılan personelin her türlü sosyal güvenlik ve yasal haklarının sorumluluğu yükleniciye aittir" hükümlerinin yer aldığı , davaya konu rücu alacağının iç ilişkiyi düzenlediği bu tür alacaklarda taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre karar verilmesi gerektiği Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğu anlaşıldığından bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplamaya itibar edilmiş,
davalıların dava dışı işçinin çalışma sürelerine karşılık davacı tarafın ödediği bedelden 3.630,11 TL nin davalı ... Şti den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte , 4.998,33 TL'nin ... Şti den ödeme tarihi olan 22/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 2.878,78 TL'nin ... Şti den ödeme tarihi olan 22/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte , 2.404,26 TL'nin ...
Şti den ödeme tarihi olan 22/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 2.878,78 TL'nin ... Şti den ödeme tarihi olan 22/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 2.072,09 TL'nin ... Şti den ödeme tarihi olan 22/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, " gerekçesi ile, "davanın kabulüne, 3.630,11 TL nin davalı ...
Şti den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 4.998,33 TL'nin ... Şti den ödeme tarihi olan 22/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 2.878,78 TL'nin ... Şti den ödeme tarihi olan 22/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 2.404,26 TL'nin ...
Şti den ödeme tarihi olan 22/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 2.878,78 TL'nin ... Şti den ödeme tarihi olan 22/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, 2.072,09 TL'nin ... Şti den ödeme tarihi olan 22/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalılardan ... Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Asıl altveren ilişkisi bulunmadığını, dosyada taraf sorumluluklarının olmadığını, kamu kurumunun sorumlu olduğunu istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; rücuen alacak istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2020 tarihinden itibaren ise, bu sınır 5.390,00 Türk Lirasıdır. Davalı tarafın istinafa konu ettiği alacak miktarının 3.630,11 TL olması nedeniyle 20/02/2020 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2019/2829 esas ve 2019/4446 karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Somut olayda; mahkemece davalı ... Şti şirketi yönünden verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir.
Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının davalıdan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklamalar ışığında HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince davalı ... Şti yönünden verilen mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davalı ... Şti vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2020/933, K. 2024/38, 2 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama