İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2021/1662 K.2025/631

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi.…

Esas2021/1662Karar2025/631Tarih20 Mart 2025Okuma15 dk · 2.924 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
20 Mart 2025
Dosya no
2021/1662
Karar no
2025/631
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
20/04/2021
Numarası
2020/292 Esas 2021/421 Karar
Davanın konusu
İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Bam karar tarihi
20/03/2025
Karar yazım tarihi
20/03/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.924 kelime·15 dk okuma·6 bölüm

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki vinç kiralama ilişkisi nedeniyle kurulan cari hesaba istinaden 18/04/2016 tarihli,18.644,00 TL'sı,13/05/2016 tarihli,1.032,50 TL'sı ve 13/05/2018 tarihli,16.638,00 TL'sı bedelli düzenlenen ve davalı tarafa tebliğinin ardından ödenmeyen faturaların tahsili amacıyla İzmir 5.İcra Dairesinin 2016/8743 esas sayılı dosyası üzerinden başlattıkları icra takibinin,davalı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazı nedeniyle durduğu beyan edilerek,itirazın iptaline,takibin devamına ve takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın icra takibine müstenit yapmış olduğu faturalardan 18.04.2016 tarihli 18.644,00 TL bedelli fatura nedeniyle müvekkili şirketin davacıya borcunun bulunduğu, ancak takibe konu diğer faturalardan dolayı davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalı şirketten alacaklı olduğunu iddia eden davacının çalışmasının varlığını yazılı belge ile ispat etmesinin gerektiği, faturaların tek başına ispat kabiliyetinin bulunmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEMECE

"...,Dava, İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış bulunan itirazın iptali davası olup, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.

Davacı vekili dava dilekçesiyle, davacı tarafça davalıya taraflar arasındaki kiralama sözleşmesi kapsamında verilen hizmet gereğince takip ve davaya konum 13.05.2016 tarih, 16.638,00 TL, 13.05.2016 tarih 1.032,50 TL ve 18.04.2016 tarih 18.644,00 TL bedelli 3 adet faturanın düzenlendiği, iş bu fatura bedellerinin ödenmediğinden bahisle tahsili için davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptaliyle, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, takip ve davaya konu faturalardan sadece 18.04.2016 tarihli ve 18.644,00 TL bedelli faturadan dolayı davalının davacıya borcunun bulunduğu, bunun dışındaki faturalardan dolayı davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davacının bu yöndeki iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerektiğinden bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflar arasında vinç kiralama sözleşmesinin bulunduğu ve davacı tarafça davalı adına iş bu kiralama sözleşmesi kapsamında verildiği iddia olunan hizmet karşılığında takip ve davaya konu 13.05.2016 tarih, 16.638,00 TL, 13.05.2016 tarih 1.032,50 TL ve 18.04.2016 tarih 18.644,00 TL bedelli 3 adet faturanın düzenlendiği dosya kapsamı belgelerle sabittir.

Taraflar arasındaki ihtilaf davacı tarafça davalı adına düzenlenen 3 adet faturadan dolayı davacının davalıya vinç kiralama hizmeti verip vermediği, takip ve davaya konu faturalardan dolayı takibe konu edilen tutar kadar davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilebilmesi açısından her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacı tarafça davalı adına düzenlenen 13.05.2016 tarih, 16.638,00 TL, 13.05.2016 tarih 1.032,50 TL ve 18.04.2016 tarih 18.644,00 TL bedelli her 3 faturanın davacıya ait defterlerde aynen kayıtlı olduğu ve takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 36.314,50 TL alacaklı olduğunun davacı defterlerinde kayıtlı olduğu,

davacı tarafça düzenlenen 3 adet faturadan 18.04.2016 tarih ve 18.644,00 TL bedelli faturanın davalı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu, diğer 2 adet faturanın ise davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, bu kapsamda davalı defterlerine göre davacının davalıdan 18.644,00 TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu bildirilmiştir.

Mahkememizce yapılan yargılama sırasında 15.01.2021 tarihli duruşmada davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 24.11.2020 tarihli dilekçe içeriği ve ekindeki belgelerin önceki celsenin 1 nolu ara kararı gereğince oluşturulan ara kararına uygun olmadığı anlaşılmakla, davacı vekiline davaya konu 3 adet fatura ve "İş Talep ve Takip Formu"'nun okunaklı birer suretini sunmak, davaya konu hangi faturanın "Hangi İş Talep ve Takip Formu" kapsamında düzenlendiğini açıklamak üzere 1 aylık kesin süre verilmesine, aksi halde dosya kapsamı belgelere göre değerlendirme yapılıp karar verileceğinin ihtar edildiği,

davacı vekili tarafından 02.03.2021 tarihli dilekçesi ekinde sadece takip ve davaya konu 3 adet faturanın 2.suretlerinin sunulduğu, ara kararında belirtildiği şekilde hangi faturanın hangi iş talep ve takip formu kapsamında düzenlendiğine dair belgenin dosyaya ibraz edilmediği, bu kapsamda davalı şirkete ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığı tespit edilen 13.05.2016 tarih, 16.638,00 TL, 13.05.2016 tarih 1.032,50 TL bedelli faturaların dayanaklarının davacı tarafça sunulmadığı, her 2 faturada da teslim alan bölümlerinin imzasız olduğu görülmüştür.

Dosyada birer sureti bulunan 01330, 01329 ve 01328 nolu "İş Talep ve Takip Formları"nın incelenmesinden 01328 nolu ve 01329 nolu İş Talep ve Takip Formlarında "Talebi Yapanın Adı Soyadı, İmzası" bölümünde dava dışı "..." ibaresinin bulunduğu ve "İşi Yaptıran Adı Soyadı, İmzası" bölümünde ise soyadı tam okunamamakla birlikte her iki belgede de "..." isim ve imzasının bulunduğu ve davalının SGK'dan gelen kayıtlarında benzer bir isme rastlanmadığı, 01330 nolu İş Talep ve Takip Formunda ise "Talebi Yapan Adı Soyadı, İmzası" bölümünün boş olduğu, "Talep Edilen İş" bölümünde ise "...

İnş." ibaresinin bulunduğu, "İşi Yaptıran Adı Soyadı, İmzası" bölümünde "..." isminin bulunduğu, bu şahsın davalı şirketin SGK'dan getirtilen kayıtlarına göre davalının çalışanı olduğu, mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı vekiline verilen süreye rağmen dava konusu hangi faturanın hangi "İş Talep ve Takip Formu" kapsamında düzenlendiğinin açıklanmadığı, mahkememizce de fatura içerikleri esas alındığında dava konusu faturalarla ilişiklendirilemediği, ayrıca davacı vekili tarafından mahkememizce oluşturulan ara kararı kapsamında dosyaya sunulan 24.11.2020 tarihli dilekçede dosyada suretleri bulunan "İş Talep ve Takip Formu"nda "...

İnş" olarak geçen şirketin davalı şirketin taşeronu olduğu, davacının sözleşmeyi davalı ile yapmış olması nedeniyle davalının bu anlamda sorumluluğunun bulunduğu belirtilmiş olup, bu kapsamda dava dışı firmaya verilen hizmetten davalının da sorumlu olduğuna dair yazılı bir belgenin dosyaya ibraz edilmediği ve davalının da davalı defterlerinde kayıtlı olmayan 2 adet faturaya ilişkin hizmetin davalıya verilmediği yönündeki savunması kapsamında takip ve davaya konu olup,

davalı defterlerinde kayıtlı olmayan 13.05.2016 tarih 16.638,00 TL ve 13.05.2016 tarih 1.032,50 TL bedelli faturalar yönünden davacının davasını yazılı delillerle kanıtlayamadığı, davacı delilleri arasında açıkça yemin deliline de dayanılmadığı görülmekle, davacının bu 2 fatura yönünden davasını ispat edemediği düşünülmüştür.

Yukarıda anlatılan nedenlerle takip ve davaya konu olup, davacı tarafça davalı adına düzenlenen 13.05.2016 tarih, 16.638,00 TL, 13.05.2016 tarih 1.032,50 TL ve 18.04.2016 tarih 18.644,00 TL bedelli 3 adet faturadan davacı ve davalı defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılan 18.04.2016 tarih ve 18.644,00 TL bedelli faturadan dolayı davacının davalıdan takip tarihi itibariyle bu tutarda alacaklı olduğu,

diğer faturalara ilişkin talebin ise davacı tarafça kanıtlanamadığı düşünülmekle, davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun İzmir 5. İcra Dairesi'nin 2016/8743 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaliyle, 18.644,00 TL asıl alacak, 92,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.736,44 TL üzerinden, takip tarihinden itibaren 18.644,00 TL asıl alacağa davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine,

likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 3.747,28 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, reddedilen kısım üzerinden İİK 67.maddesi gereğince koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin de yerinde görülmediğinden reddine karar verme gereği doğmuştur.

Ayrıca davacı tarafça takip talepnamesinde her bir fatura için ayrı ayrı işlemiş faiz talebinde bulunulmuş olup, tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilen 18.04.2016 tarihli faturanın alınan bilirkişi raporuna göre davalı şirket kayıtlarına 20.04.2016 tarihinde kaydedildiği, bu kapsamda TTK 1530.maddesi gereğince davalının ilgili faturayı defterlerine kaydettiği 20.04.2016 tarihine 30 gün ilavesiyle davalının temerrüdünün 21.05.2016 tarihi olduğu,

bu tarihten takip tarihi olan 08.06.2016 tarihine kadar 17 gün üzerinden her iki tarafın tacir olması nedeniyle %10,50 avans faizi üzerinden yapılan hesaplama neticesinde takip tarihi itibariyle 18.644,00 TL asıl alacak üzerinden davacının davalıdan 92,44 TL işlemiş faiz talep edebileceği mahkememizce re'sen hesaplanmış olup, hükme esas alınmıştır," gerekçesi ile;

"Davanın KISMEN KABULÜNE, davalı borçlunun İzmir 5. İcra Dairesi'nin 2016/8743 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptaliyle, 18.644,00 TL asıl alacak, 92,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.736,44 TL üzerinden, takip tarihinden itibaren 18.644,00 TL asıl alacağa davacı talebini aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin yerinde görülmediğinden reddine,

Kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 3.747,28 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,

Reddedilen kısım üzerinden davalının kötüniyet tazminatı isteminin de yerinde görülmediğinden reddine," şeklinde karar verilmiştir.

Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

Yerel mahkeme kararının eksik araştırma ile kurulmuş olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafın ödeme emrinin ekinde takip dayanağı faturaların kendisine tebliğ edilmediğine dair beyanının gerçek dışı olduğunu, fatura suretlerinin ödeme emri ekinde davalı(borçlu) tarafa tebliğ edildiğini, bu durumun da İzmir 5. İcra Dairesi 2016/8743 sayılı dosyasında bulunan tebliğ mazbatasının incelenmesi ile ortaya çıkacağını, fatura suretlerinin tümü davalıya tebliğ edildiğinden,

davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu, bilirkişi raporunun DAVALI TARAF başlıklı kısmının ''davalı yasal defter tasdik bilgileri'' bölümü incelendiğinde, davalının 2016 yılı yevmiye defterinin Noter açılış tasdikinin yapıldığını fakat noter kapanış tasdiki yaptırılmadığının tespit edildiğini, davalı tarafın 2016 yılı yevmiye defterinin noter kapanış tasdiki yapılmadığından delil teşkil etmesinin mümkün olmadığını, buna karşılık bilirkişi raporunda müvekkili şirketin yevmiye defterlerindeki belge tam olarak okunamadığından kapanış tasdiki olup olmadığının tespitinin yapılamadığını,

oysa ki müvekkilinin defterlerinin noter kapanış tasdikinin bulunduğunu, bu durumda davalı taraf defterlerinin noter kapanış onayı olmadığından hiçbir şekilde delil oluşturmayacağının açık olduğunu, hal böyle olunca müvekkili şirketin defter kapanış tasdiki olup olmadığının araştırılmasının gerektiğini, "İş talep ve takip formu"nda "işi yapan" olarak geçen şahsın müvekkilinin çalışanı olduğunu, "İşi yaptıran" olarak geçen şahısların ise davalı şirketin çalışanı olduğunu öğrendiklerini,

bunun haricinde "... "ın ise müvekkillerinden aldıkları bilgilere göre davalı şirketin taşeronu olduğunu. müvekkilinin anlaşmayı davalı şirket ile yapmış olup dava konusu alacaklara ilişkin olarak davalının sorumluluğunun bulunduğunu beyanla davalı taraf defterlerinin noter kapanış tasdiki olmadığı tespit edildiğinden dolayı defterlerin sahibi lehine delil teşkil edemeyeceği sabit olduğundan müvekkili şirketin defterlerinin noter kapanış tasdiki olup olmadığının araştırılması ve noter kapanış tasdiki olması halinde sahibi lehine delil teşkil edeceğinden takibin devamına karar verilmesi gerektiğinden dolayı ilk derece mahkemesi kararının

kaldırılmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, faturadan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.

(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.

“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;

“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.

(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.

(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.

28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.

"..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir.

Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.

Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.

Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.

İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz.

Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.

Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir.

Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır.

İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır.

Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya.

Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı)

İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.

Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.

Somut olayda ; Davacı tarafça davalı arasındaki vinç kiralama ilişkisi nedeniyle kurulan cari hesaba istinaden 18.644,00 TL, 1.032,50 TL ve 16.638,00 TL bedelli ödenmeyen faturaların tahsili amacıyla İzmir 5.İcra Dairesinin 2016/8743 esas sayılı dosyası üzerinden başlattığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla itirazın iptali için dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde 18.644,00 TL bedelli fatura nedeniyle davacıya borcunun bulunduğu, ancak takibe konu diğer faturalardan dolayı davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, bilirkişi raporuna göre takip konusu faturalardan sadece 18.644,00 TL bedelli faturanın davacı ve davalı defterlerinde kayıtlı olmasına,

ispat yükü üzerinde olan davacının diğer faturalar yönünden iddiasını kanıtlayamadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/04/2021 tarih, 2020/292 Esas ve 2021/421 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3- Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,

4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6- Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 20/03/2025

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1662, K. 2025/631, 20 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Mahkemece
  7. İstinaf Başvuru Sebepleri
  8. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1662
Karar No
2025/631
Tarih
20 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/1664 K.2025/387
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1664 K.2025/237
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2021/1667 K.2025/632
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1668 K.2025/249
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2021/1669 K.2025/278
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1669 K.2025/232

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.