KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/224
- Karar no
- 2024/1035
- İncelenen kararın mahkemesi
- KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/12/2020
- Numarası
- 2019/236 Esas 2020/457 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- Bam karar tarihi
- 14/05/2024
- Karar yazım tarihi
- 14/05/2024
Karar Metni
1.577 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; otomotiv sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirketin aralarındaki ticari ilişki doğrultusunda davalı firmaya araç bakım ve onarım hizmeti verdiğini, hizmet karşılığının ödenmemesi üzerine davalı hakkında girişilen Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü’nün 2018/9103 E.s. icra takibinin davalının icra müdürlüğünün yetkisine ve borca itirazı üzerine yetkili Aliağa İcra Müdürlüğü’nün 2018/2609 E.s. takip dosyası üzerinden devam ettiğini, davalının haksız ve kötü niyetli borca itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, % 20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, geçmiş tarihlerde yapılan bazı iş ve işlemler olduysa dahi bu işlemlerin bedelinin ödendiğini, dava konusu alacak tutarının yapılmayan bir hizmetin, gönderilmeyen ve teslim edilmeyen bir faturanın kötü niyetli olarak takibe konulduğunu, araç bakım ve onarım hizmeti verildiği belirtilmiş ise de takibe konu alacak iddialarına ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir araç bakım veya onarım hizmeti sağlanmadığını, taraflar arasında herhangi bir cari borç ilişkisinin bulunmadığını,
faturalara dayalı cari hesap ekstresinden bahsedilmekte ise takibe konu alacaklara ilişkin faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, takibe konu faturaların konusunu ve tarihlerini bilmediklerini, müvekkili şirketin defter ve kayıtlarında yer almadığı savunarak, davanın reddine, % 20 oranından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini savunmuştur.
MAHKEMECE
''...Dava, İİK.nun 67.madde uyarınca açılmış olup, ticari ilişki kapsamında ödenmeyen faturaların tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Harçlandırılan dava değeri: 9.816,97-TL'dir.
Davacı vekili delil olarak; Bakırköy 5. İcra Müdürlüğünün 2018/9103 esas sayılı, Aliağa İcra Müdürlüğünün 2018/2609 esas sayılı, faturalar, teslim fişleri, irsaliyeler, taraflara ait, ticari defter ve kayıtlar ile bilirkişi incelemesine dayanmış, dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur.
Davalı vekili karşı delil olarak; icra dosyası, faturalar, banka kayıtları ticari defter ve kayıtlar ile bilirkişi incelemesine dayanmış, dayanak belgelerini dosyaya sunmuştur.
Bakırköy 5. İcra Müdürlüğü’nün 2018/9103 E.s. icra takip dosyası ile; davacı tarafından 9.816,97-TL alacak alacağın ticari faizi ile birlikte tahsili istemiyle 16.05.2018 tarihinde davalı aleyhine girişilen icra takibinde, ödeme emri 22.05.2018 tebliğ edilmiş, davalının 24.05.2018 tarihli icra dairesinin yetkisine itirazının davacı vekilinin kabulü üzerine takip Aliağa İcra Müdürlüğü’nün 2018/2609 esasına kaydedilmiş, ödeme emrinin 18.06.2018 tarihinde tebliği, davalının 20.06.2019 tarihli borca itirazı üzerine duran takip hakkında davacı tarafından 1 yıllık yasal süre içinde dava açılmıştır.
Taraflar arasında, davalı tarafından yapılan ödeme dışında davacının alacağının bulunup bulunmadığı, icra dairesine yapılan itirazın yerinde olup olmadığı yönünde uyuşmazlık bulunduğu tespit edilmiştir.
Davacı şirketin ticari defter kayıtları üzerinde İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi’nce talimat yolu ile yapılan inceleme sonucu mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 05.11.2019 tarihli raporda; davacı şirketin 2017-2018-2019 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının defter kayıtları göre davalının davacıya 9.816,97 TL borcunun olduğu, davacının temmerüt faiz talebinin yerinde olduğu ve bu tutarın 1.881,97-TL açıklanmıştır.
Davalı şirketin ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 06.02.2020 tarihli raporda özetle; davalının 2017 - 2018 yıllarına ait Yevmiye Defteri, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin kanuni süresi içinde açılış ve Yevmiye Defterinin kapanış tasdiklerinin yapıldığı, taraflar arasında 2017 - 2018 inceleme dönemlerinde ticari bir ilişkinin var olduğu, davalı şirkete ait 2017 - 2018 dönemleri resmi defter kayıtları incelendiğinde.
22.03.2018 tarihi itibariyle davalının davacıya hiç borcunun olmadığı, hesabın sıfırlandığı, ana faaliyet konusu OTO KİRALAMA olan davalı şirketinin ortaklarının ..., ..., ... ve ... olduğu.
18.08.2017 - 29.12.2017 t.arasındaki sigortalı çalışanı olarak 1 kişi ...'ün çalıştığının internet üzerinden, kanuni süresi içinde "SGK E-Bildirge" ile kuruma bildirildiği, davacı tarafından, davalı adına, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... plakalı taşıtların bakımı için düzenlenen faturalardan kaynaklandığının göründü, anılan taşıtların davalıya ait sabit kıymet listesinde ve 2017 yılı mizanında kayıtlı olduğu; iş emirlerinde hizmeti alanların ..., ..., ..., ..., ...'in davalı şirkette çalışan sigortalı olmadıkları gibi, davalı şirket ortaklarından da olmadıklarının tespit edildiği,
taraflar arasında 9.816,97-TL tutarında bakiye farkı tespit edildiği, bakiye farkının davacı şirketin, davalı şirkete düzenlediği dayanağı iş emirleri/ servis kayıtları olan 18.08.2017 - 29.12.2017 t.arasındaki 9.816,97.-TL toplam tutarındaki faturaların, davacı defterlerine kaydedilirken, davalı defterlerine kaydedilmediğinden kaynaklandığının tespit edildiği, anılan 9.816,97-TL toplam tutarındaki 9 adet faturaların, davalıya teslim edilip edilemediğinin tespit edilemediği bildirilmiştir.
Taraf vekillerinin itirazlarının irdelenmek üzere bilirkişiden ek rapor alınmış, 20.10.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda, taraflar arasında 9.816,97-TL tutarında bakiye farkı tespit edildiği, bakiye farkının davacı şirketin, davalı şirkete düzenlediği dayanağı iş emirleri/ servis kayıtları olan 18.08.2017 - 29.12.2017 t.arasındaki 9.816,97.-TL toplam tutarındaki faturaların, davacı defterlerine kaydedilirken, davalı defterlerine kaydedilmediğinden kaynaklandığının tespit edildiği,
takibe ve davaya konu davacı defterlerine kaydedilen, ancak davalı defterlerine kaydedilmeyen, takip tutarı kadar olan ve aynı zamanda taraflar arasındaki bakiye farkı olan 18.08.2017 - 29.12.2017 t.arasındaki 9.816,97-TL toplam tutarındaki 9 adet e-arşiv faturalarının tamamını görüntü sayfalarında sistemde kayıtlı olduğunun yazıldığı görüldüğünden elektronik ortamda davalıya iletildiği bildirilmiştir.
Dosya içine alınan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; gerçeğe ve hukuka uygun görülerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğu, davalıya ait ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... plakalı araçların bakım, tamirat, tamir işlerinin davalı tarafından yerine getirildiği, araçların bakım, tadilat ve tamir işlerine ilişkin davaya konu olan faturaların e-fatura olarak davalıya teslim edildiği, fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmediği, davacının davalıdan 9.816,97-TL alacağının bulunduğu,
davalının adına düzenlenen takibe konu faturalara itirazda bulunduğuna ya da bakiye bedelin ödendiğine ilişkin kayıt ve belge sunmayan davalının icra takibinde 9,816,97-TL'lik miktara yapmış olduğu itirazın iptalinin gerektiği, İİK.nun 67.maddesi uyarınca alacak likit olduğundan davacı yararına % 20 tazminat verilmesi gerektiği sonucuna varılmış aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir. '' gerekçesi ile;
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal gerekçeye, dosyadaki delillere ve hakimin taktirine göre: DAVANIN KABULÜNE, Davalının Aliağa İcra Müdürulüğünün 2018/2609 esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline , Takibin bu miktar üzerinden talepnamedeki şartlar ile devamına, Davacı yararına itirazı iptal edilen miktar üzerinden %20 ( 1.963,39-TL) tazminat verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu olan faturaların e-fatura olarak davalıya teslim edildiği şeklinde yapılan tespitin açık bir şekilde kanuna aykırı olduğunu, 20/10/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda dava konusu faturaların e-arşiv fatura olduğunun açık bir şekilde ifade edildiğini ancak e-fatura ve e-arşiv faturanın tebliğ usulüne ilişkin farklılık gözetilmediğini, raporun bu nedenle hukuka aykırı olduğunu ve hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, yerel mahkemece verilen kararda;
taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğunu, davalıya ait araçların bakım tamirat tamir işlerinin davalı tarafından yerine getirildiği belirtilmişse de bu tespitin hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı taraf; otomotiv sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirketin aralarındaki ticari ilişki doğrultusunda davalı firmaya araç bakım ve onarım hizmeti verdiğini, davalıdan cari hesaptan kaynaklı alacaklı olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı taraf ise; davacının kendilerine cari hesaba konu faturalardaki hizmeti vermediğini davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, davacı defterlerini inceleyen bilirkişi raporunda; davacının takip miktarı kadar davalıdan alacaklı olduğu, takibe konu faturaların davacı defterinde kayıtlı olduğunun belirtildiği, davalı defterlerinin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporunda ise; davalının davacıya borcu olmadığı, borcun sıfırlanmış olduğu, faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, iş emirlerindeki araçların davalı şirket adına kayıtlı olduğunu, ancak iş emirlerini imzalayan şahısların davalı şirket çalışanı ve yetkilisi olmadıklarını, davalı şirketin sadece SGK lı 1 çalışanı olduğunu, faturaların davalı tarafa tebliğine ilişkin bir belge de olmadığını belirttiği anlaşılmaktadır.
Davacının bilirkişi raporuna itirazı üzerine alınan ek raporda; faturaların e-fatura olarak sistemde kayıtlı olduğu, bu nedenle davalıya iletildiği belirtilmiştir.
Davalı taraf ek rapora itiraz ederek E- fatura yükümlüsü olmadıklarını, e-fatura kabul ettiklerine ilişkin de karşı tarafa bildirim yapmadıklarını, ayrıca belirtilen mail adresininde şirketlerine ait olmadığını, faturaların tebliğ edilip edilmediği hususunda başka bir bilirkişiden ek rapor alınmasını talep ettiği görülmüştür.
Mahkemece faturaların davalıya tebliğ edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davalının e-fatura yükümlüsü olmadığının açık olduğu, e- faturaların sistemde kayıtlı olmasının, davacının faturaları davalıya tebliğ ettiğini göstermeyeceğini, davacının, faturaları davalıya usulüne uygun tebliğ ettiğine dair bir delil sunmamasına rağmen mahkemece faturaların tebliğ edildiği kabulüyle karar verilmesi doğru olmamıştır.
Tüm bu bilgiler ışığında; faturaların davalı tarafa tebliğ edildiğini yazılı delillerle ispat edemeyen davacının delilleri arasında yemin delili bulunduğundan mahkemece davacıya yemin delili hatırlatılıp sonucuna göre işlem yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/224, K. 2024/1035, 14 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama