KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2023
- Dosya no
- 2022/1893
- Karar no
- 2023/136
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25.08.2022
- Numarası
- 2022/674 Esas Ara Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 26/01/2023
- Karar yazım tarihi
- 26/01/2023
Karar Metni
1.303 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin taraflar arasındaki süre gelen ticari ilişkide davalı şirketten alacaklı olduğunun cari hesap ekstresi, bir kısım sipariş sözleşmesi, faturalar ve irsaliyelerden anlaşılacağını, Whatsapp yazışmalarından da davalı şirket yetkilisinin borcu kabul ettiğinin anlaşılacağını beyanla ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE
Davacı vekili, dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin davalıdan alacaklı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı/ borçlu şirket arasında alacağın ödenmesi için pek çok kez görüşme gerçekleştirilmişse de ödeme yapılmamış olduğundan, davalı/borçlu aleyhine Torbalı İcra Müdürlüğü’nün 2022/3916 Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu,
davalının takibi durdurarak süre kazanma ve mal kaçırma gayreti içerisinde olduğununu müvekkili şirket yetkilisi ile borçlu şirket arasında yapılan whatsapp yazışmalarından müvekkili şirketin takipte yazan miktar olan 70.090,48-TL tutarında alacaklı olduğunun borçlu şirket tarafından kabul edildiğini, müvekkili şirketin alacaklı olduğunun ikrar edildiğini, öncelikle ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile davalı/borçlunun her türlü menkul, gayrimenkul malları ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ettiğinden, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; ihtiyati haczin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki satış sipariş sözleşmesinin 7. maddesinde taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin cari hesap şeklinde yürütüleceğine dair hükmün cari hesap sözleşmesi mahiyetinde olduğunu davalı tarafın WhatsApp mesajlarında borcu kabul ettiğine dair beyanları bulunduğunu, yaklaşık ispat koşulu sağlandığını beyanla ihtiyati haciz taleplerinin kabulünü talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Talep, ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece; İİK'nın 257. maddesi koşullarının oluşmadığından bahisle davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebebleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
İİK.'nun 257-(1) maddesi hükmü uyarınca, kural olarak rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu için ihtiyati haciz talebinde bulunabilir. Ancak, aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan koşullardan birinin varlığı halinde henüz vadesi gelmemiş bir para alacağı içinde ihtiyati haciz talebinde bulunmak mümkündür. Bu koşullar ise şu şekilde düzenlenmiştir;
“ 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa,
2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa.”
Anılan Yasa'nın 258. maddenin 1. fıkrası uyarınca; “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur…” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiğini veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK.’nın 257-(2) hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır.
Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'unda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir.
Her ne kadar mahkemece 25/08/2022 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talep eden vekilinin ihtiyati haciz talebinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafça sunulan taraflar arasında akdedilen satış sipariş sözleşmesi altında davalı şirketin kaşesi ve üzerinde imzasının mevcut olduğu, cari hesap dökümünde 70.090,48 TL bakiye alacak gözüktüğü, sipariş sözleşmesinin 7. maddesinde taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin cari hesap şeklinde yürütüleceğine dair hüküm bulunduğu,
buna göre alacağın varlığı hususunda yaklaşık ispat koşullarının ve muacceliyet şartı da gerçekleştiğinden mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken istemin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla, davacı tarafın istinaf itirazının kabulü gerekmiştir.
Bu nedenlerle; ihtiyati haciz isteyen davacının istinaf talebinin kabulüne, kararın kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı, anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından dairemizce talep hakkında HMK.'nun 353-(1-b-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2022/1893, K. 2023/136, 26 Ocak 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama