KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Esas no
- 2022/72
- Karar no
- 2025/1246
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/11/2021
- Numarası
- 2020/127 Esas 2021/985 Karar
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ
- Karar yazım tarihi
- 26/06/2025
Karar Metni
2.545 kelime·13 dk okuma·3 bölüm
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/127 Esas 2021/985 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; "...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirketin, santrifüj, dekan tor ve malaksör makineleri imal ettiğini, davalının 06/12/2017 tarihinde müvekkil şirketten 2. El bir hamur pompasını satın aldığını bu alışverişe ilişkin 06/12/2017 tarih ve 134658 nolu 10.620,00 EURO bedelli faturanın tanzim edildiğini, satışa konu makinaların davalıya, müvekkilinin iş yerinde teslim edildiğini, yapılan sözlü ve yazılı ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini, Aydın İcra Müdürlüğünün 2018/5836 esas sayılı dosya,
davalının itirazı üzerine 04/02/2019 tarihli icra müdürlüğünün kararı ile durdurulduğunu, davalı borçlunun itirazının haklı ve geçerli bir sebebe dayanmadığını, alacağın usulüne uygun düzenlenip tebliğ edildiğini, fatura ve ticari belgeler ile sabit olduğunu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu gereği "Dava Şarkı Arabuluculuk" kapsamındaki dava için Torbalı Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu, 2019/14 ve 2019/26697 nolu Arabuluculuk dosyasında gerçekleştirilen Arabuluculuk süresince anlaşmanın sağlamadığını,
açıklanan nedenler ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla Torbalı İcra Müdürlüğünün 2018/5836 Esas sayılı icra takibinde davalı- borçlunun ve diğer ferilerine ilişkin karşı ileri sürdüğü itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine alacağının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine Aydın İcra Müdürlüğünün 2018/22897 Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, müvekkilinin yaptığı itiraz üzerine dosyanın Torbalı İcra Müdürlüğüne taşındığını, 2018/5836 Esas sayılı dosyanın yine müvekkilinin itirazı üzerine 04/02/2019 tarihli icra müdürlüğünün kararı ile durdurulduğunu, davacı tarafça iddia edilen olayları ispatlayabilecek hiçbir somut delilin mevcut olmadığını, davacı tarafın usulüne uygun fatura düzenleyip tebliğ ettiğini beyan etmiş ise de böyle bir durumun söz konusu bile olmadığını,
müvekkili ile arasında söz konusu mallara ilişkin herhangi bir satım sözleşmesinin olmadığını, müvekkilinin ticari defterlerinde böyle bir fatura örneğinin olmadığı gibi bir satım sözleşmesinin de bulunmadığını, davacının kötü niyet tazminatı da usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu iddia yargılamaya muhtaç olduğunu, kötü niyet tazminatının böyle bir durumda talep edilemeyeceğini, bu nedenle haksız kötü niyetli açılan davanın reddine ve vekalet ücretinin davacı tarafın üzerinden bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Açılan dava, taraflar arasında yapılan ikinci el malaksör ve ikinci el hamur pompası alım satımına ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın davalıdan tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili taleplerine ilişkin olduğu tespit edildi.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, Torbalı Arabuluculuk Bürosunun 2019/14 Dosya 2019/26697 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturalar, Torbalı İcra Dairesinin 2018/5836 Esas sayılı icra dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalıya ait ticaret sicil kayıtları, davalıya ait vergi sicil kayıtları, davalıya ait esnaf sicil kayıtları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalıya ait ticari defter ve belgeler, talimat mahkemesine sunulan Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 29/04/2021 havale tarihli raporu,
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 28/06/2021 havale tarihli raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 21/09/2021 havale tarihli ek raporu ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında yapılan ikinci el malaksör ve ikinci el hamur pompası alım satımına ilişkin olarak davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın davalıdan tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili taleplerine ilişkin
olduğu, Torbalı İcra Dairesinin 2018/5837 Esas sayılı dosyasında davacı vekilinin davalı şirket aleyhine 10.620,00-EURO karşılığı 60.108,14-TL asıl alacak ve 196,00-EURO karşılığı 1.109,34-TL işlemiş faiz bedeli olmak üzere toplamda 10.81,00-EURO karşılığı 61.217,48-TL alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeleri inceleyen Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 29/04/2021 havale tarihli raporunda sonuç olarak,
taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılından devrettiğini, davalının 2016 yılından 990,00-EUR borçlu olduğunun görüldüğünü, icra takibine dayanak faturanın davacı şirket tarafından 21/09/2018 tarihinde takipteki alacaklar hesabına aktarılması akabinde cari hesabın kapatıldığını, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler kapsamında davacı şirketin icra takip tarihi itibariyle davalıdan 10.964,20-EUR karşılığında 61.316,19-TL alacağının olduğunu, icra takip talebinde belirtilen işlemiş faiz bedelinin yasal sınırlar içinde uygun olarak hesaplandığını mütalaa ettiği,
davalıya ait ticari defter ve belgeleri inceleyen Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 28/06/2021 havale tarihli raporunda davalının üç kez mali müşavir değiştirdiğini, hali hazırda çalışmakta olduğu mali müşaviri ile 2019 yılında çalışmaya başladığını, 2017 yılına ait resmi defterlerine ve 8. aya kadar evrak ve belgelerine ulaşılabildiğini, bu bilgiler çerçevesinde 2017 yılı ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun şekilde tutulduğunu, davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen ve icra takibine konu edilen faturanın davalının ticari defter ve belgelerinde yer almadığını,
davalıya ait ticari defter ve belgelerde davacı şirkete ait herhangi bir ticari faaliyetin veya cari hesabın bulunmadığının tespit edildiğini mütalaa ettiği, davalıya ait ticari defter ve belgeleri inceleyen Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 21/09/2021 havale tarihli ek raporunda ise davalının ticari defter ve belgelerinin mali müşavir ...'in ofisinde incelendiğini, davalının 2016 yılı ticari defter ve belgelerine ulaşılamadığını, davalının 2017 yılı ticari defter ve belgelerinin bulunduğunu, 2017 yılı ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun şekilde tutulmuş olduğunu, 2017 yılı faturaları ile dekont dosyasının bulunmadığını,
2018 yılı ticari defter ve belgelerinin kanuni süresinde onaylatıldığını ama fatura dosyasının bulunmadığını mütalaa ettiği, tarafların ticari defter ve belgelerini usulüne uygun olarak tuttukları, ticari defter ve belgelerinin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırıldığı,
davalının 2017 ve 2018 yılına ait fatura dosyalarının bulunmamasının ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun şekilde tutulmadığına delalet teşkil etmeyeceği, davalının ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun şekilde tutulduğunun kabulünün gerektiği, er iki tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen bilirkişi raporları kapsamında, davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturada yer alan alacak miktarının ve faturanın davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde yer aldığı,
ancak takibe ve davaya dayanak faturanın ve fatura bedelinin davalıya ait ticari defter ve belgelerde yer almadığı, keza davalının ticari defter ve belgelerinde davacı şirket ile herhangi bir ticari ilişki bulunmadığının ve davacı şirket adına düzenlenen herhangi bir cari hesap ilişkisinin yer almadığının tespit edildiği, icra takibine dayanak faturanın irsaliyeli fatura olmadığı, davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen fatura açısından herhangi bir sevk irsaliyesinin de düzenlenmediği,
faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosya muhteviyatında yer almadığı dikkate alındığında, faturaların her zaman ve her durumda tek taraflı olarak düzenlenmelerinin mümkün olduğu, davacı şirket tarafından fatura düzenlenmiş olmasının tek başına ispat kuvveti bulunmadığı, faturayla birlikte fatura konu malların teslim edildiğinin de ispatlanması gerektiği, ancak icra takibine ve davaya konu faturada yer alan mallar açısından teslim olgusunun usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatlanamadığı,
belirtilen sebepler dahilinde davacı şirketin davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı..." gerekçesi ile. Açılan davanın REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tarafların tacir olduğunu, müvekkili davacının ticari defterlerine göre müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davalı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığından davalı lehine delil olarak kullanılamayacağını,
davalının ticari defterlerini inceleyen Mali Müşavir bilirkişinin 28.06.2021 tarihli raporunun son sayfasının 4) Tespit ve Değerlendirmeler başlıklı bölümünün 5. paragrafında "Davalı ...: tarafıma dava dosyası tevdii olunan 09.06.2021 tarihinde aranarak dava konusu fatura ve mahkeme görev tevdii doğrultusunda görüşüldü.......' den işyerinde kullanılmak üzere 2.el makine kiraladığı sonra da teslim ettiği...." şeklinde bir açıklama olduğunu, yani davalının, davacıdan 2.el bir makine kiraladığını bilirkişiye sözlü olarak ifade ettiğini, alacağa konu malın, davalıya teslimi konusunda tanık dinletme taleplerinin,
mahkemece usulüne aykırı şekilde rededildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.
Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise; "Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.
TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.
Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğudur.
Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir.
Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir.
Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir.
Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.
Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.
Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini kanıtlaması gerekir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, alacaklı olduğunu ispatla yükümlü davacının iddiasını, faturaya konu malların teslim edildiğini yazılı delillerle ispatlayamamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Ancak; yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden.
Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de re'sen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez.
Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur.
Bu açıklamalar uyarınca mahkemece; davacı vekilince dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, alacak iddiasını, faturaya konu malların davalıya teslim edildiği iddiasını, ispat yükü kendisinde olan davacının iddialarını yazılı delille ispat edemediği gözetilerek, davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla; davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulü ile mahkemece verilen hükmün 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2022/72, K. 2025/1246, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama