KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/1923
- Karar no
- 2024/2320
- İncelenen kararın mahkemesi
- KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/10/2024
- Numarası
- 2024/537 Esas 2024/676 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 26/12/2024
Karar Metni
800 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında gözlük satımı ilişkisi bulunduğunu, müvekkili tarafından karşı taraf hakkında düzenlenen 22.05.2018 tanzim tarihli 51.920,00 TL tutarlı fatura içeriği ürünlerin karşı tarafa teslim edilmesine rağmen davalının faturanın 16.911,00 TL'lik kısmını ödemediğini, bu alacağın tahsili için Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4549 E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve yersiz itirazı üzerine takibin durdurulduğunu bildirerek, sözü edilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı taraf davaya cevap vermemiş ancak icra dosyasına vekili aracılığıyla verdiği itiraz dilekçesinde takibe ve borca itiraz ettiğini, karşı taraf şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; "..Tüm dosya kapsamı, mahkememizce bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararı öncesinde yapılan yargılama ve toplanan deliller ile Çiğli vergi dairesine yazılan müzekkere cevabı birlikte değerlendirildiğinde 22.05.2018 tanzim tarihli 51.920,00 TL tutarlı fatura içeriği ürünlerin davalıya teslim edildiği ve bu fatura nedeni ile alacaklı olduğu iddiası davacı tarafça ispat edilemediğinden ve yemin teklifinde de bulunmadığından davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dosyada mevcut yazılı delil ve bilirkişi raporları kapsamında iddialarının ispatının sağlandığını, nitekim keşide edilen faturaya, davalı taraf yasal süresi içerisinde itiraz etmeyerek faturanın içeriğini kabul etmiş ve ispat külfeti yer değiştirdiğini, bahse konu faturadan doğan alacağın bir kısmını ödeyen davalı, hal böyleyken tarafımızca başlatılan takibe itiraz etmiş ve itiraz gerekçesini de faturaya dayalı hiçbir ticari ilişkinin olmadığı şeklinde ifade ettiğini,
dosyada alınan bilirkişi raporlarına da itiraz etmeyen davalı rapordaki tespit ve belirlemeleri kabul etmiş ve rapor itiraz etmeyen davalı yönünden kesinleşmekle müvekkile borcu usulü kazanılmış hak gereği sabit olduğunu, davalının ba formu verme yükümlülüğü olmadığından işbu belgeyi verip vermemesi huzurdaki yargılama bakımından delil teşkil etmediğini, zira form verme zorunluluğu olmayan bir mükellefin elbette ki alım yaptığı mallara dair ba formunu bildirmesi kendisinden beklenmeyeceğini, netice itibariyle icra takibine alelade bir itirazda bulunan davalının hiçbir haklı gerekçesi bulunmadığını, kararın bozulmasını,
itirazlarının kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesini, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yüklenmesini talep ve istinaf etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME,
DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2024 tarihinden itibaren ise, bu sınır 28.250,00 Türk Lirasıdır. Davacı tarafın istinafa konu ettiği miktarın 16.611,00 TL olması nedeniyle 17/10/2024 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)
Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir.
Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/1923, K. 2024/2320, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama