KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2024
- Dosya no
- 2021/1203
- Karar no
- 2024/257
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/10/2017 (Dava) - 24/06/2021 (Karar
- Numarası
- 2019/124 Esas - 2021/509 Karar
- Dava
- Menfi Tespit
- Bam karar tarihi
- 08/02/2024
- Karar yazım tarihi
- 08/02/2024
Karar Metni
2.239 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarihli 2019/124 Esas ve 2021/509 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün 2016/4790 Esas sayılı dosyasından alacaklı olduğunu, bu icra dosyasında davacı müvekkilinin ise borçlu göründüğünü, ancak ne davalı ...
A.Ş'ye ne de bu şirkete alacağı temlik eden bankaya herhangi bir borcunun olmadığını, müvekkilinin herhangi bir borç doğurucu kredi kullanmadığını, İcra Müdürlüğünce haciz müzekkeresi yazılana kadar borçtan da bilgisi olmadığını, müvekkili ile aynı soy ismi taşıyan ... isimli bir şahıs tarafından banka vs.
Kuruluşlardan sözleşme vs. işlemler yaptığını, bu kişinin neden olduğu 3. kişinin sebep olduğu icra takipleri nedeniyle müvekkilinin büyük sıkıntılar yaşadığını, bu nedenle müvekkilinin İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/566 Esas. 2017/813 sayılı kararıyla soy ismini ... olarak değiştirdiğini, kararın kesinleştirildiğini, davacı müvekkilinin davalı şirkete hiçbir borcunun olmadığını, hiçbir senet, sözleşme vs.
İmzası olmadığını, sunulan nedenlerle; icra işlemleri nedeniyle davacı müvekkilin ileride tamiri mümkün olmayan zararlara uğraması ihtimali olmakla İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün 2016/4790 esas sayılı icra dosyasının yargılamanın sonuçlanmasına kadar tedbiren durdurulmasına, davanın kabulü ile borçlu olunmadığının tespitine, haksız ve yersiz icra takibinden ötürü %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin "İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemeleri" olduğunu, İstanbul 30. İcra Müdürlüğü 2016/4790 E. Sayılı icra takibi İzmir 18. İcra Müdürlüğü 2008/8160 E. Sayılı dosyasından ayrı bir dosya olup davacının İzmir 18. İcra Müdürlüğü 2008/8160 E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazların İstanbul 30. İcra Müdürlüğü 2016/4790 E. Sayılı dosyası için bağlayıcı olmadığını, bu dosyanın yetkisizlik ile İstanbul'a gelmiş olan bir dosya da olmadığını,
davacı borçlunun icra dosyasında borçlu olarak yer alan şahsın kendisi olmadığını ispat külfeti kendisinde olduğundan ve asıl borçluyu da tanıdığını belirttiğinden kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer ki bu iddialarında haklı ise asıl borçluya ait kimlik ve adres bilgilerini dosyaya sunması gerektiğini, ...
Numaralı kredi kartına ait harcama belgeleri ve nakit çekim belgelerin tamamının dava dışı temlik eden ...bank A.Ş.'den celbi ile bu belgeler üzerinde de imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin 2008 yılından bu yana haklı alacağını tahsil edemediğini, davacı borçlunun iş bu davayı ikame etmesi ile alacağına kavuşmasının engellendiğini, bu nedene kötü niyetli davacı borçlu aleyhin icra takibine konu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak koşulu ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla;
öncelikli olarak Mahkemenin huzurdaki dava yönünden yetkisizliği ile yetkili mahkemenin İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemeleri olduğuna karar verilmesini, aksi kanaat halinde, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı aleyhine icra takibine konu asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, ''...Yargılama devam ederken davacı vekili, davalı tarafça davaya konu icra dosyasından feragat edildiğini, feragatin dava açılış tarihinden sonra olduğunu, davalı taraftan yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunduğunu ve davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir.
Davalı vekili ise, davaya konu icra dosyasından feragat ettiklerini, icra dosyasına konu sözleşmenin yapıldığı tarihte T.C kimlik numarası zorunluluğuna ilişkin uygulamanın olmadığını, müvekkilinin kötü niyeti veya herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek müvekkilinin yargılama gideri, vekalet ücreti ve kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmamasını beyan etmiştir.
Bu beyanlar kapsamında mahkememizce davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer yandan dava açılmasına sebebiyet veren davalı mahkememizce yargılama gideri ve vekalet ücretiyle sorumlu tutulmuştur...'' gerekçesiyle; ''...Dava konusuz kaldığından esas hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin şartları bulunmadığından REDDİNE, ...'' şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili 04.09.2021 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
İlk Derece Mahkemesinin kararındaki diğer kısımlara itirazları olmadığını, ancak şartları fazlasıyla oluşmuş olmasına rağmen icra kötü niyet tazminatı talebini ret etmesinin hatalı ve yanlış olduğunu, sırf; davalı yanın ve seleflerinin, gerçek borçlu ile uğraşmak yerine; her nasıl yaptılarsa haksız ve yersiz olarak davacı müvekkiline karşı icra takibi yapıp itibarını yerle bir ettiklerini, davalının, davanın açılmasına sebep olduğunu; ilk oturuma kadar düzeltmesi gereken hatasını düzeltmediğini; bilirkişi tarafından rapor düzenlenmesi ve mahkeme tarafından bilirkişi raporuna itirazın kabul edilmeyeceği belli olana kadar;
icra takibinde de davanın reddi uğraşından da vazgeçmeyip; ısrarla uğraştığını, hal böyle olunca, davalının kötüniyetli eylemleri, kötü niyetli icra takibi ve davaya kötü niyetli itiraz ve savunmaları net ve kesin ortada olmakla, mahkemece talepleri gibi icra kötüniyet tazminatı verilmesi gerekirken, bunun reddine karar verilmesinin kabul edilemez; adalet duygusunu zedeler, hakkaniyete ve adalete uygun olmayan nitelikte olduğunu belirterek tüm koşulları fazlasıyla tezahür ve tekemmül etmiş olmakla davalı yandan dava değerinin % 20' sinden aşağı olmamak üzere icra kötü niyet tazminatının alınarak,
taraflarına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 06.09.2021 tarihli ek istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi yargılamasına benzer bir yargılamada, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2018/2326 Esas, 2020/247 Karar ve 04.02.2020 tarihli emsal kararında; Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesine aynen katılarak, BAM kararını onadığını, bu bağlamda, işbu davanın davalısı ve davalının seleflerinin basiretli bir tacir gibi davranmadığını; ellerindeki borçlu bilgilerine bakarak, doğru icra takibi açmak yerine, kendi kredi sözleşmeleri hiçbir alakası olmayan davacı müvekkili aleyhine icra takibi açtıklarını ve bu icra takibi ile davacı müvekkilini hayatını alt üst ettiğini, bu nedenle, 04.09.2021 tarihli istinaf dilekçesine işbu beyanları ve emsal yargıtay kararının eklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bankacılık işlemine konu kredi kartı sözleşmesinin yapıldığı tarih de dikkate alındığında T.C.
Kimlik numarası kullanımının 2008 yılı sonrasında zorunlu hale getirildiğini, bu kapsamda temlik veren banka nezdinde yapılan işlemin kötü niyet ve ağır kusur kapsamında olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki, dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporun ardından taraflarınca davacın borçlusu olmadığı anlaşılan İstanbul 30. İcra Müdürlüğü 2016/4790 esas sayılı icra dosyasından feragat edilerek dosyanın işlemden kaldırıldığını, bu kapsamda davaya konu icra dosyasından feragat edilerek kaydının kapatılması neticesinde davanın konusuz kaldığını,
davacı tarafça dava dilekçesinde de belirtildiği üzere aynı isim ve soyadına sahip bir akrabası sebebiyle birden fazla kez bu tarz sıkıntılar çektiğinin belirtildiğini ve hatta davacı tarafın yaşadığı bu sıkıntılar sebebiyle soyadı değişikliği dahi yaptığını, eldeki davanın çözümü bilirkişi incelemesi gerektirdiğinden,
mahkemenin verecek olduğu karar beklenilmeksizin, söz konusu icra dosyasından feragat edildiğini, kimlik bilgilerinin aynı olması sözleşmenin imzalandığı tarihte TC kimlik numarasının zorunlu olmaması sebebiyle yapılan icra takibinde dava açılmasında taraflarının kusuru bulunmadığından aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, icranın durdurulmasına, aleyhe hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin kaldırılmasına, yargılama giderlerinin taraflar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, icra takibine konu alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1-Davalı Vekilinin İstinaf İtirazları Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, yargılama devam ederken davalı tarafça 14/01/2019 tarihli dilekçe ile davaya konu icra dosyasından feragat edildiği, feragatin dava açılış tarihinden sonra olduğu;, davalı vekili, aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması yönünden itirazda bulunmuş ise de, davaya konu icra dosyasında davalının takipten feragat etmiş olması nedeni ile davanın konusuz kaldığı anlaşılmış;
bu durumda davalının eldeki itirazın iptali davasına konu alacağı yönünden icra takibinden vazgeçmesi nedeni ile konusuz kaldığı anlaşılmakla, baştaki haklılık durumuna göre davacının dava açmakta haklı olduğu anlaşılmıştır.
HMK 331. maddede davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir edeceğinin düzenlendiği; somut olayda davacı vekili icra dosyasından feragat edildiğini ancak bu feragat dava tarihinden sonra olduğu bu itibarla dava açılmasına sebebiyet veren davalının yargılama gideri ve vekalet ücretiyle sorumlu tutulmasını talep ettiklerini belirtmiş;
davalı vekili ise icra dosyasından feragat ettiklerini bu itibarla dava konusuz kaldığını, sözleşmenin yapıldığı tarihte T.C. kimlik numarası zorunluluğuna ilişkin uygulama bulunmadığını, müvekkilin kötü niyeti ve herhangi bir kusurunun bulunmadığı bu itibarla müvekkilinin yargılama gideri, vekalet ücreti ve kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmamasını talep ettiklerini beyan etmiştir.
Somut olayda, dava tarihinden sonra davalı tarafın icra dosyasındaki feragati nedeniyle icra takibine konu alacak yönünden davanın konusuz kaldığı, bu durumda davanın açıldığı tarih itibarı ile davacının dava açmakta haklı olduğu, davanın açılmasına sebebiyet veren davalının yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin vekaleti ücretine ve yargılama giderine yönelik olarak istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Zira, dosya kapsamına göre yargılama aşamasında davalının takipten feragati nedeniyle dava konusuz kalmış olup; mahkemece bu durumda davanın açıldığı tarihteki haklılık durumlarına göre yargılama giderleri bakımından bir değerlendirme yapılması gerektiği açık olmakla, HMK 326 ya göre de davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
2-Davacı Vekilinin İstinaf İtirazları Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Takip konusu alacağa esas kredi kartı başvuru formu ve bankacılık işlemleri sözleşmesinde başvuru sahibinin kimlik bilgileri ile davacının kimlik bilgilerinin anne adı ve doğum tarihinin ay ve gün olarak farklı olduğu davacının herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen davacı hakkında İstanbul 30. İcra Müdürlüğü'nün 2019/4790 esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığı,
basiretli bir tacir gibi davranması beklenen davalının temlik sözleşmesi ile ...bank A.Ş.'den devraldığı alacağın borçlusunu bilmesi gerektiği, nitekim davalı vekilinin mahkemenin ara kararı uyarınca 19/06/2018 tarihli dilekçesinin ekinde takibe konu alacağın dayanağı olan sözleşmeyi dosyaya sunmuş olduğu sözleşme içeriğinden davacının sözleşmenin ve takip konusu alacağın tarafı olmadığının açıkca anlaşıldığı halde davalının davacı hakkındaki takibe devam ederek kötüniyetli davrandığı anlaşılmış olmakla, davacının bu yöne ilişkin itirazının kabulü ile dava değeri üzerinden %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
3-Mahkemece gerekçeli kararda davalının cevap dilekçesinde" ... plaka sayılı aracın müvekkil şirket nezdinde T-165294044-0-0 No'lu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile 31/07/2019-2020 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde doğacak rizikolara karşı teminat altına alındığını, davacı yan işbu davada 11/10/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle ... plakalı araçta oluştuğu iddia olunan hasar nedeniyle hasar bedeli talebinde bulunduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun araç başına 39.000,00-TL ile sınırlı olduğunu,
müvekkil şirket nezdinde sigortalı aracın 11/10/2019 tarihinde ... plakalı araçla trafik kazasına karıştığı ve zarar gören araçta meydana gelen hasar talebiyle yapılan başvuru üzerine 15481277 No'lu hasar dosyası açıldığını ve inceleme başlatıldığını, alınan ekspertiz raporu doğrultusunda %75 kusur oranına göre, davacıya 26/11/2019 tarihinde 7.500 TL hasar bedeli ödemesi yapıldığını, davanın reddine, dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini" talep ettiği belirtilmiş ise de, dosya kapsamında davalının bu içerikte cevap dilekçesinin bulunmadığı, söz konusu cevap dilekçesinin başka bir davaya ilişkin olduğunun anlaşıldığı ve karara sehven yazıldığı bu hususun kararda karışıklık yaratması nedeni ile HMK 297/2 maddesine aykırılık oluşturduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK 353/1-b-2. maddesi uyarınca esastan kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce yeniden hüküm tesisine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2021/1203, K. 2024/257, 8 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama