İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2021/1709 K.2024/1002

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/09/2021 tarihli 2017/759 Esas ve 2021/717 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın…

Esas2021/1709Karar2024/1002Tarih13 Haziran 2024Okuma11 dk · 2.168 kelime

KÜNYE

T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
13 Haziran 2024
Dosya no
2021/1709
Karar no
2024/1002
İncelenen kararın mahkemesi
İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
12/07/2017 (Dava) - 24/09/2021 (Karar
Numarası
2017/759 Esas - 2021/717 Karar
Dava
Maddi Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan
Bam karar tarihi
13/06/2024
Karar yazım tarihi
13/06/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.168 kelime·11 dk okuma·7 bölüm

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/09/2021 tarihli 2017/759 Esas ve 2021/717 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 3. kişi sorumluluğunu da kapsayan yurt içi taşıyıcı mali mesuliyet sigorta poliçesinin düzenlendiğini, davalının, müvekkilinin dava dışı 3. kişiye ödemiş olduğu hasar miktarını ödemesi gerekirken ödeme yapmadığını, müvekkilinin vinç hizmeti verdiğini, dava dışı ...

San. ve A.Ş.’nin Çiğli ilçesindeki fabrika sahasında sözleşmeli taşeron olarak vinç hizmeti vermekte iken vinç çalışması sırasında davaya konu 23/05/2016 tarihli kazanın oluştuğunu, müvekkiline ait ... plakalı vincin 1. ara bomunun kırılarak yere düştüğünü, böylece vincin taşımakta olduğu kanadın baş kısmında saplama deliklerinin bulunduğu yerde hasar oluştuğunu, söz konusu kanadın bir daha kullanılamayacak durumda olduğunu, müvekkilinin aynı gün davalı sigorta şirketine hasar bildiriminde bulunduğunu ve hasar dosyasının oluşturulduğunu, ardından davalı tarafça istenen tüm belgelerin müvekkili tarafından tamamlandığını,

ancak davalının ödeme yapmadığı gibi olumlu veya olumsuz bir bildirimde de bulunmadığını, 04/08/2015 düzenleme ve 30/07/2015 başlangıç-30/07/2016 bitiş tarihli yurt içi taşıyıcı mali mesuliyet sigorta poliçesinin 3. kişi sorumluluğunu da kapsadığını, müvekkilinin bu hasarı dava dışı 3. kişiye fatura karşılığında ödediğini, olayın ardından Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/136 D.İş sayılı dosyasında tespit yaptırıldığını, tespit raporunda “vincin kanadının tamir olamayacağı ve yeni kanat bedelinin yaklaşık 90.000,00 Euro + KDV olduğu,

hurda bertaraf etme bedelinin 18.650,00 TL + KDV olduğu” hususlarının belirlendiğini, dava dışı şirket tarafından söz konusu kanat hasarının müvekkiline fatura edilerek fatura bedelinin cari hesaptan müvekkiline borç girilerek tahsil edildiğini, bu şirket tarafından hasara ilişkin olarak müvekkili adına 22/08/2016 tarihli ve 498.630,00 TL bedelli faturanın düzenlendiğini, değişik iş dosyasında hasarlı kanat ile ilgili değer tespiti raporunda belirtilen esaslar (rüzgar tribünü üreten firmanın müşteri portföyü, insan kaynakları, teknolojik imkanlar vb) yönünden bir dayanak sunulmadığını, bu yönüyle tespit raporunun eksik olduğunu,

dava dışı ... şirketinin sektörün en büyük üretici firması olduğunu ve rayici belirleyen yegane firma olduğunu, bu nedenle bu şirketin müvekkiline fatura ederek cariden mahsup yoluyla müvekkilinden tahsil ettiği zarar miktarının gerçek zarar miktarı olduğunu, davalının TTK’nın 1427/2 maddesi gereğince 45 günlük süre sonunda 08/07/2016 tarihi itibariyle temerrüte düştüğünü, müvekkilinin, davalının temerrütü nedeniyle alınamayan para nedeniyle bankalardan kredi kullandığını ve faizle karşılanamayan munzam zararının doğduğunu belirterek,

davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesine uygulanması gereken muafiyet tutarı düşüldükten sonra poliçe teminatı kapsamında olmasına rağmen haksız bir şekilde karşılanmayan ve müvekkili tarafından 3. kişi şirkete ödenen hasar miktarının şimdilik 50.000,00 TL’sinin 08/07/2016 temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte ve müvekkilinin faizle karşılanamayan munzam zararının tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili 08/06/2018 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin 08/07/2016-30/09/2016 tarihleri arasında ... Bankası ... Şubesi’nden, ... ... Şubesi’nden ve ... ... Şubesi’nden kredi temin etmek zorunda kaldığını, bu nedenle de yüksek oranda faiz, dosya masrafı ve komisyon bedeli gibi giderleri ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin temin edilen kredi nedeniyle fazladan ödemek zorunda kaldığı miktarların ve zararların hesap edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, munzam zarara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.500,00 TL istediklerini belirtmiştir.

Davacı vekili 24/06/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile.

3.500,00 TL olarak istedikleri munzam zararı 18.100,99 TL olarak ıslah ettiklerini belirterek, müvekkilinin dava tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinden tahsil edebileceği kanat hasar miktarının 498.630,00 TL olduğunun tespitine, bu tutardan dava açıldıktan sonra davalı tarafça yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan 132.800,00-TL’nin temerrüt tarihi olan 08/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, munzam zarara ilişkin itirazları ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 18.100,99-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline,

davalı tarafça, dava açıldıktan sonra kısmi ödeme yapıldığından, taraflarınca harcı tamamlanan 498.630,00-TL hasar ve 18.100,99-TL munzam zarar isteği toplamı olan 516.730,99-TL üzerinden hesaplanacak vekalet ücreti ve diğer tüm yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı yasal süre içerisinde davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece,''...Davacının hasar zararına ilişkin açtığı maddi tazminat davasında; Dava açıldıktan sonra davalı sigorta şirketi tarafından 456.910,87 TL’nin ödenmiş olması nedeniyle bu miktar yönünden dava konusuz kaldığından, bu miktarla ilgili karar verilmesine yer olmadığına, Kalan hasar zararına ilişkin 41.719,13 TL tazminatın temerrüt tarihi olan 08/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, Davacının munzam zarara ilişkin davasının kabulü ile; 18.100,99 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine...'' şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; munzam zarara ilişkin taleplerinin hatalı değerlendirilerek eksik hesaplandığını, müvekkilinin kur farkından kaynaklanan zararının munzam zarar kalemi içerisinde kabul edilmemesinin bozma sebebi olduğunu, Yargıtay kararları doğrultusunda müvekkilinin kur farkından kaynaklanan ve faiz ile karşılanmayan zararının hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini,

zira bugün 1 Euro: 15,601- TL olup sigorta poliçesine göre ödenmeyen bakiye hasar bedeli 40.000 Euro olduğu halde davalı sigorta şirketinin yıllar sonra TL cinsinden zarara karşılık gelen cüzi bir ödeme yaparak borçtan ve sorumluluktan kurtulmasının kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin kusurlu olması halinde sigorta şirketi olarak kendilerinin sorumlu olacağını, oysaki müvekkilinin kusurlu olmadığını, Mahkemenin dava konusu zararın gerçek zarar olup olmadığını araştırmadığını, müvekkili ile davalı arasında düzenlenen yurtiçi taşıyıcı mali mesuliyet sigortası ile.

Müvekkilinin üçüncü kişilere vermiş olduğu zararlar davalı sigorta şirketi tarafından teminat altına alınmış olup burada sigorta şirketinin sorumluluğunun kusura dayalı olmadığını, söz konusu poliçe ile 30/07/2015-30/07/2016 tarihleri arası oluşabilecek tüm riskleri teminat içerisine almakta olup bilirkişi kök raporunda dava dışı ... şirketi tarafından üretilen 58,5 metre boyutunda kanat bedelinin kaza tarihi olan 150.000 Euro olduğu, Kdv hariç 498.630-TL civarında olduğu,

hasar yansıtma faturasının gerçeğe uygun olduğunun tespit edildiğini, zarar gören 3. kişi şirket hasara konu kanadı üreten şirket olup, hasarın piyasaya emsallere göre geçek değeri gösterdiği kök bilirkişi heyetinde bulunan sigorta eksperi tarafından da aynı şekilde tespit edildiğini/rayice uygun bulunduğunu, müvekkilinin munzam zararının ispat edilmediği ve illiyet bağının bulunmadığı yönündeki davalı itirazlarının da haksız olduğunu, davalı sigorta şirketi zamanında ödeme yapsaydı müvekkilinin dosyaya sunulu kredileri çekmek zorunda kalmayacağını, ekonomik yönden sıkıntıya düşmeyeceğini,

kaldı ki müvekkilinin munzam zararının yalnızca çektiği banka kredi sebebiyle oluşmadığını faizle karşılanmayan kur farkından kaynaklanan zararın da müvekkilinin munzam zararını oluşturduğunu, davalı sigorta şirketi kendisine hasar bildirildikten sonra yasal süre içerinde sigorta poliçesinde kararlaştırıldığı gibi Euro cinsinden veya o günkü tarihteki TL karşılığı üzerinden hasar ödemesi yapsaydı müvekkilinin zararının doğmayacağını, bu sebeple müvekkilinin zararı ile sigorta şirketinin yükümlülüğünü yerine getirmemesi arasında illiyet bağının bulunduğunun kuşkusuz olduğunu,

davalı tarafın poliçe kapsamında teminatı zamanında ödemekle sorumlu ve yükümlü olduğu açık olup davalı taraf davadan sonra kısmi ödeme yaparak sorumluluğunun bulunduğunu kabul ettiğini belirterek kararın aleyhlerine olan hükümleri yönünden bozulmasına, davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

Mahkemece, İtirazlarının değerlendirilmediğini, davacının haklılığı ispat edilmeyen alacakları varmış gibi hesaplama yapıldığını, dava konusu hasar 23.06.2016 tarihinde meydana gelmiş olup, davacının talebi ile müvekkili şirket tarafından meydana gelen hasar nedeni ile hasar dosyası açıldığını, davacı tarafın ise hasar dosyasının neticesini beklemeksizin dava dışı 3. kişiye ödeme yaptığını, her şeyden önce, müvekkili sigorta şirketinin ödemesinin bir hasar tazminatı olduğunu, hasar tazminatının hiçbir zaman zenginleşme aracı olamayacağını, sadece ilgili hasarın giderilmesinin karşılığı olduğunu, kaldı ki,

davacı şirketin dava konusundan bağımsız şekilde ve daha önceki tarihlerde kredi kullandığını, bu haliyle 23.06.2016 hasar tarihi öncesi krediler ile müvekkili şirkete zarar tevcih edilmesinin mümkün olamayacağını, bu nedenle müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin kabul edilemeyeceğini, ilk derece mahkemesince, müvekkili şirketin davacı şirkete yapmış olduğu ödemenin, hatır ödemesi olduğunun değerlendirilmediğini, 24.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının kullanmakta olduğu vincin geçerli periyodik kontrol raporunun bulunduğu,

kazada operatörün her hangi bir kusurunun bulunmadığı da dikkate alındığında kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olan müvekkili şirketin dava açıldıktan sonra davalı şirkete yapmış olduğu ödemenin hatır ödemesi kapsamında olduğunun sabit olduğunu, 15.10.2019 tarihli dilekçede de açıkça ifade ettikleri üzere müvekkili şirket ile davacı arasında ...

Sigorta Poliçesi akdedilmiş olup, müvekkili şirketin sorumluluk sigortacısı olduğunu, müvekkili şirket sorumluluk sigortacısı olduğundan sorumluluğunun kusur varlığında ve oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, şayet sigortalının bir kusuru veya sorumluluğu yok ise sorumluluk sigortacısı olan müvekkili şirketin de her hangi bir sorumluluğu olmayacağını, dolayısı ile herhangi bir sorumluluğu olmayan müvekkili sigorta şirketinin ödeme yapmasının da beklenemeyeceğini, hasar nedeniyle davacının veya dava dışı müşterisinin kusurlu olup olmadığının irdelenmediğini, tarafların ve dava dışı müşterinin kusur oranlarının tespit edilmesi,

akabinde hesaplama yapılması gerektiğini, kaldı ki davacının kullanmakta olduğu vincin geçerli periyodik kontrol raporunun bulunduğunu ve kazada operatörün her hangi bir kusurunun bulunmadığının yargılama sırasında aldırılan bilirkişi raporlarında tespit edildiğini, bu nedenle de müvekkili şirketin her hangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının munzam zararını ispat edemediğini, munzam zarar ile davacının talepleri arasında illiyet bağı bulunmadığını, nitekim, 14/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda da ''dava dilekçesinde istenen munzam zararın oluşmasına davalı tarafından davacıya yapılmayan hasar ödemesinin sebebiyet vermediği,

yani bu anlamda illiyet bağının bulunmadığı düşünülmektedir.'' tespitinin yer aldığını, munzam zarar talebinde borçlunun kusurlu olması zorunlu olduğundan ve esasen rapor ile davacının kusurlu olmadığı tespit edildiğini, ilk derece mahkemesince davacının 24.06.2021 tarihli dilekçesi ile munzam zarar yönünden ıslah talebinde bulunması nedeni ile faizin ıslah tarihinden itibaren işletilmesi gerekmekte iken, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu,

davacının dava dışı müşterisi ile cari hesap ilişkisine konu ettiğini iddia ettiği ve müvekkili şirketten tahsilini talep ettiği 498.630,00-tl bedelin gerçek zarar olup olmadığının araştırılmadığını, yargılama sırasında aldırılan bilirkişi raporlarında iddia olunan zarara ilişkin piyasa araştırması ve emsallere dair her hangi bir belge sunulmadığını, onarımının mümkün olmadığı ileri sürülen hasara konu emtianın akıbeti hakkında davacı yanca hiç bir bilgi verilmediğini,

emtia imha edildi ise imha aşamalarını ve ilgili işlemleri gösterir fotoğraflar ve imha belgelerinin sunulmadığını belirterek istinaf başvurularının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini; vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı yana yükletilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, taraflar arasında imzalanan yurt içi taşıyıcı mali mesuliyet sigorta poliçesi çerçevesinde hasar bedelinin ve munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Mahkemece kararda yazılı gerekçe ile bilirkişi bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiş ise de; hasarlanan kompozit kanadın değeri dava dışı ... şirketi tarafından kesilen fatura tutarı olarak kabul edilerek bilirkişi raporu düzenlendiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, hasarlanan kanadın emsal rayiç değerinin tespiti yönünde yeterli araştırma yapılmadığı,

söz konusu kompozit kanadın rayiç değerinin usulüne uygun olarak araştırılarak gerçek zararın belirlenmesi gerektiği, ancak dava dışı şirketin düzenlediği fatura ile belirlediği kanat değerinin fahiş olup olmadığının araştırılmaksızın hasara uğrayan ürünün rayiç bedeli olarak kabul edildiği, ayrıca ürün imha işlemi ve bedeline ilişkin araştırma yapılmadığı, yine mahkemece kanadın geri dönüştürülebilir olup olmadığı, hurda değerinin olup olmadığı hususunun açıklığa kavuşturulamadığı, davalının bu hususlara ilişkin itirazlarının da karşılanmadığı anlaşılmıştır.

Diğer taraftan, dosya kapsamına göre davacının olay tarihinden öncesinde ve sonrasında değişik bankalardan değişik tarihlerde kredi kullandığı hususunun açık olduğu, davacının ticari defter ve belgelerini defterlerini inceleyen bilirkişinin yaptığı tespite göre de davacının kasa açığının bulunmadığının tespit edildiği de nazara alındığında, davacının olay tarihinden sonra çekmiş olduğu kredinin davalının hasar bedelini temerrüt tarihinde ödememiş olmasından kaynaklandığının somut olarak ortaya konulamamış olduğu,

davacının ticari defter ve belgelerine göre olay tarihinden önceki dönemlere göre olay tarihinden sonra davacının gelir gider dengesinde, borç düzenyinde farkedilir bir değişiklik meydana gelip gelmediği, ödemenin geç yapılmış olmasının davacının kredi çekmesine neden olup olmadığı, kredi çekilmesi nedeni ile zarar oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise davalının temerrüt tarihinde ödeme yapmaması ile zarar arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunun yeterli gerekçe ile denetime elverişli olarak açıklanmadığı, munzam zararın somut olarak tespiti yönünde yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığı,

munzam zararın oluşup oluşmadığı oluşmuş ise ne şekilde oluştuğunun ve tutarının tereddüte mahal vermeyecek gerekçeler ile ortaya koymak yerine munzam zarar talep koşullarından bahisle bilirkişi raporuna atıf yapılmakla yetinildiği, mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği davacının ve davalının itirazlarının belirtilen yönlerden yerinde olduğu anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/09/2021 tarihli 2017/759 Esas ve 2021/717 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3-Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davacı vekili ve davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

4-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),

5-İstinaf aşamasında davacı ve davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,

6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

7-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,

SONUÇ / HÜKÜM

Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 13/06/2024

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2021/1709, K. 2024/1002, 13 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Görüşüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İstinaf Sebepleri
  8. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Hükü M
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1709
Karar No
2024/1002
Tarih
13 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2021/1732 K.2024/881
  • Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2021/1734 K.2024/1067
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2021/1781 K.2024/1259
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2021/1783 K.2024/927
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2021/1783 K.2024/977
  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2021/1791 K.2024/1017

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.