KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- Dosya no
- 2022/1174
- Karar no
- 2024/1916
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/11/2021
- Numarası
- 2020/302 Esas - 2021/1093 Karar
- Dava
- Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat
- Dava tarihi
- 09/07/2020
- Bam karar tarihi
- 18/12/2024
- Karar yazım tarihi
- 18/12/2024
Karar Metni
2.733 kelime·14 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 tarihli 2020/302 Esas ve 2021/1093 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle.
18.05.2019 tarihinde İzmir ili, Karabağlar ilçesi, Aydın Mah, 4274 Sokak üzerinde geri manevra ile 4282 sokak istikametine seyir halinde olan ... sevk ve idaresindeki, davalı ...'ye ait ... plakalı aracın sağ arka kısmı ile, 4282 sokak üzerindeki kaldırım kısmından köşe başından park etmiş aracın ön tarafından karşıdan karşıya geçmek isteyen yaya ...’a çarpması şeklinde gerçekleşen kaza neticesinde ... ağır yaralandığı ve 03.07.2019 tarihinde hayatını kaybettiğini, kaza tespit tutanağından da görüleceği üzere ... plakalı aracın sürücüsü ... tam kusurlu olup, müteveffa ... kusursuz olduğunu,
her ne kadar İzmir 9.Asliye Ceza Mahkemesi 2019/612 E.- 2019/1093 K. sayılı dosyada verilen 07.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda 2918 sayılı yasanın 68/b hükmü gereğince müteveffa ... tali kusurlu bulunmuş olsa da bilirkişi raporuna katılmalarının mümkün olmadığını, ölümün, trafik kazasına bağlı travma sebebiyle gelişen sepsis ve elektrolit bozukluğu sonucu meydana geldiğini, sürücü ...'ın taksirle ölüme neden olma suçundan İzmir 9.Asliye Ceza Mahkemesi 2019/612 E.- 2019/1093 K. açılan dava da 2 yıl 6 ay hapis cezası aldığını ancak hüküm taraflarınca istinaf edilmiş olup henüz kesinleşmediğini, müteveffa ...,
...’dan emekli olup aylık 2.850-TL emekli maaşı mevcut olduğunu, belirsiz alacak olarak açtıkları maddi tazminat davasında davacı ... adına 1.000- TL destekten yoksun kalma tazminatının sürücü ... ve araç sahibi ... 'den kaza tarihi olan 18.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, davalı sigorta şirketi ...
A.Ş'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen ve müştereken tahsiline, her bir davacı için 30.000-TL olmak üzere toplam 180.000-TL manevi tazminatın; sürücü ... ve araç sahibi ...'den kaza tarihi olan 18.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müteselsilen ve müştereken tahsiline, yargılama harç ve giderleri ve vekalet ücretinin davalılara müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı ... ve ... vekili tarafından cevap dilekçesinde özetle; İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/612 E. - 2019/1093 K. Sayılı dosyasında müteveffaya tali kusur, davalıya ise asli kusur verildiği ancak söz konusu kusur dağılımını kabul etmediklerini, diğer davalı ... A.Ş tarafından 94.623-TL ödeme alındığını ancak bu ödemenin kısmi bir ödeme olduğunu taleplerinin tamamını karşılamadığını belirttiğini, davacıların maddi tazminat talepleri diğer davalı sigorta şirketi tarafından karşılanmış olup manevi tazminat taleplerinin ise oldukça fahiş olduğunu, kusur yönünden ceza yargılamasında ve dava dilekçesinde belirtilen hususların kabulünün mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılara yüklenmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili tarafından cevap dilekçesinde özetle; dava aşamasından önce davacının davalı şirkete başvuruda bulunduğunu ve davalı şirketçe yeni poliçe genel şartlarına ilişkin İstinaf ve Yargıtay kararlarına uygun şekilde hesaplamanın yaptırıldığını ve aktüer incelemesi sonucunda; müteveffanın eşi olan davacı ...'a avukat eşliğinde 94.623-TL, ödemenin yapıldığını, bu ödeme geçerli olup buna rağmen davalı şirketten tazminat talebinde bulunulmuş olması tamamiyle kötüniyetli olduğunu belirterek davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, masraf ve vekalet ücretlerinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR
Mahkemece; "...Somut olayda davacı ...'un desteği ve eşi olan ...'un 18/05/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanarak tedavi gördüğü sağlık kuruluşunda 03/07/2019 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Müteveffa diğer davacıların babasıdır.
Söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen rapor, mahkemece aldırılan raporlar ve tüm dosya kapsamından mahkemece ulaşılan kanaat dolayısıyla davacıların murisi ...'un yaya olarak karşıdan karşıya geçtiği sırada ilk geçiş hakkına sahip olsa da taşıt yolu üzerindeki araçların seyir durumlarını kontrol altında bulundurmadığı görünürlüğü kısıtlayan aracın önünden kontrolsüz bir şekilde karşıdan karşıya geçerek kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü,
bu kapsamda dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışları ile kazada tali düzeyde ve yüzde on beş oranında kusurlu bulunduğu, davalı ...'nin malik olduğu, davalı ...'ın ise sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı kamyonet ile seyir halinde iken kavşağa geldiği esnada,
geri manevrasını hareket alanını kontrol altında bulundurarak ve manevra yaptığı alanının kavşak mahalli olması sebebi ile buradan her an bir yayanın karşıdan karşıya geçmek için kaplamaya girebileceğini göz önünde bulundurup teyakkuz halinde yapması gerekirken bu hususa riayet etmediği geri tarafa ait kontrolleri yapmadan geri geri manevra yaparak kavşak başını kullanarak karşıya geçmek isteyen ve ilk geçiş hakkına sahip olan yayaya çarparak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlar sergilediği, bu itibarla kazanın oluşumunda asli ve yüzde seksen beş oranında kusurlu bulunduğu mahkemece takdir edilmiştir.
Trafik kazası nedeniyle eşi ve desteği vefat eden davacı ...'un araç maliki, sürücüsü ve sigortacısı bulunan davalılardan, mahkemece benimsenen raporlar ile tespit edilen 45.235,31 TL tutarında oluşan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin talebini dava dilekçesinde 1000 TL olarak ve belirsiz alacak şeklinde belirtmiş, yargılama safahatında bilirkişi raporu ile tespit edilen 53.218,02 TL üzerinden talep arttırımı yapmıştır.
Mahkemece kusur durumu anlatıldığı şekilde tespit ve takdir edilmiş ve bu davacının bu yöne ilişkin talebi hakkında 45.235,31 TL üzerinden kısmen kabul kararı verilmiştir. Yapılan yönetmelik değişikliğinde bilirkişilerin kusur tespiti yapamayacağı belirtilerek kusur tespitlerinin mahkemece yapılması öngörülmüş ve bu şekilde uygulama başlamıştır. Bu konuda ise yargılamanın devamı esnasında mahkemenin tespit ettiği kusuru taraflara bildirmesi ihsası rey neden olabilecektir.
Ayrıca, mahkemece tespiti yapılan kusur durumuna tarafların itiraz edememesi, başka bir deyişle bu konuda bir itiraz mercinin ve usulünün bulunmaması hukuki sorunlara neden olabilecektir. Bu itibarla somut olayda mahkemece bahsedildiği şekilde kusur tespiti yapılmış, yapılan bu tespit taraflara açıklanmamış, davacı ise kusur durumunu bilmeksizin talep arttırımı yapmış, dosyada verilen kararda ise mahkemece kısmi kabul ve kısmi red kararı verilmiştir.
Dolayısıyla burada reddedilen talep yönünden davacının yargılama gideri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulması hakkaniyete uygun görülmemiştir. Bu itibarla mahkemece davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddedilen kısmı üzerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmamasına karar verilmesi gerektiği vicdani kanısına ulaşılmıştır.
Bu davacının, meydana gelen trafik kazasında desteği ve eşinin vefatı nedeniyle bilirkişi raporlarıyla tespit edilen 45.231,31 TL tutarında destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği, söz konusu bu tazminattan değinilen yasal düzenlemeler kapsamında kazaya neden olan karşı taraf araç maliki davalı ..., araç sürücü davalı ... ve ZMMS sigortacısı davalı ...
A.Ş'nin sorumlu bulunduğu, tazminat tutarının sigorta poliçesi teminat limitleri dahilinde kaldığı ve bu tutardaki destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesi ve fazlaya ilişkin talebin ise reddi gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılmış ve mahkemece davanın bu talep yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Söz konusu trafik kazasında eşini kaybeden davacı ... yönünden, kaza nedeniyle meydana gelen vefattan dolayı davacının yaşadığı elem ve acılardan dolayı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazadaki kusur durumları, paranın alım gücü hakkaniyet ve nesafet ilkeleri gözetilerek takdiren 25.800 TL olarak mahkemece belirlenen manevi tazminatın araç sürücüsü ve maliki olan davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, bu hususta fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmesi gerektiği takdir ve sonucuna ulaşılmıştır.
Trafik kazasında vefat eden ... davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'ın babaları olup, kazada babalarını kaybetmekten dolayı yaşadıkları elem ve acılar her türlü izahtan varestedir.
Bu davacılar yararına kazadaki kusur durumları, vefat nedeniyle yaşadıkları acı ve üzüntüler, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın alım gücü, hak ve nesafet ilkeleri hep birlikte değerlendirilerek mahkemece takdiren her davacı için 8000 TL olarak belirlenen manevi tazminatın araç sürücüsü ve maliki olan davalılar ... ve ...'den alınarak davacılara verilmesine ve fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle "...Davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminat talebinin kısmen kabulüne, 45.235,31 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı sigorta şirketi açısından 07/08/2019 tarihinden,
davalılar ... ve ... yönünden ise 08/05/2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek) yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 7982,71 TL destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itiraz süresinin dolması beklenmeden hüküm kurularak hukuki dinlenilme hakkının ellerinden alınması, kararının hukuka aykırı hale getirdiğini, mahkemece, 07.10.2021 tarihli 2 no.lu celsede alınan karar gereği;
tarafların 18.05.2019 tarihli bilirkişi kök raporuna itirazlarının incelenmesi ve irdelenmesi suretiyle ek rapor hazırlanması için dosyayı bilirkişi heyetine tevdii ettiğini, ilgili raporun 15.11.2021 tarihinde hazırlanmış olup davalı tarafa 16.11.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, iki haftalık bilirkişi raporuna karşı itiraz süreleri dolmadan ve itiraz dilekçelerinin mahkemeye sunmalarına müsaade edilmeden, 30.11.2021 tarihli duruşmada ise hüküm kurulduğunu, mahkemece haksız olarak itirazları sunmaları beklemeden hüküm kurarak hukuksal dinlenilme haklarının ellerinden aldığını, adil yargılanma hakkının ihmal edildiğini,
silahların eşitliği ilkesinin uygulanmadığını, kararı gerekçelendirmediğini, bilirkişi raporuna değinmekle yetinildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; müvekkili sigorta şirketi tarafından 18.05.2019 tarihli kaza sebebiyle davacı tarafa destekten yoksun kalma tazminat ödemesinin yapıldığını ve davacılar tarafından kayıtsız, şartsız imzalanan ibraname ile müvekkil şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, davacı ile sigorta şirketi arasında varılan mutabakat uyarınca 94.623,00-TL asıl alacak ücretinin ödenmesi konusunda anlaşıldığını.
24.10.2019 tarihinde uzlaşma tutanağının düzenlendiğini ve müvekkili sigorta şirketi tarafından davacı tarafa ödendiğini, işbu protokolde de belirtildiği üzere "bu mutabakatname gereği ödemeyi yapmakla taraflar karşılıklı olarak, söz konusu kaza nedeniyle doğmuş ve doğacak, birbirlerine karşı ileri sürebilecekleri tüm hak ve istemlerden; keşide etmiş ve edecek oldukları ihtarnamelerden ve açmış ve açacak oldukları her türlü dava ve icra takiplerinden gayrikabili rücu olmak üzere feragat etmişlerdir." izah edilen sebeplerle;
davacı tarafa, taleplerine konu tazminat ödemesi sigorta şirketince yapıldığından taraflar arasındaki borç ilişkisinin sona erdiğini, davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde kurulan hüküm; mükerrer ödemeye neden olacağını ve davacı taraf sebepsiz zenginleşeceğini, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda hesaplamanın zmms sigortası genel şartlarına göre.
TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerekmekte iken amir mevzuat hükmüne aykırı olarak teknik faizin uygulanmadığını, Anayasa Mahkemesi kararları geri yürümeyeceğinden ve Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile Genel Şartlar iptal edilmediğini, yalnızca kanunun genel şartlara atıf yapan maddesi iptal edildiğinden ve mevzuatımızda PMF yaşam tablosu veya Progressif Rant Yönteminin (%10 iskonto ile %10 faiz) uygulanacağına ilişkin herhangi bir hüküm de bulunmadığından TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanmasına devam etmek gerektiğini,
ancak işbu hükme esas alınan bilirkişi raporunda buna rağmen hesaplanan tazminattan gerekli indirimin yapılmadığını, hesaplamada; teknik faiz, TRH-2010 yaşam tablosu ve devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün uygulanmasının gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirket tarafından ödemenin yapıldığı tarih itibariyle bir hesap yapılmasının gerektiğini ve bu hesaplama sonucunda müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini,
hükme esas alınan kusur oranları hatalı olup davaya konu kusurun tespiti adına sunulan itirazlar mahkemece dikkate alınarak adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden kusur raporu alınması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, 12.08.2021 tarihli kök ve 15.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporları hatalı olup raporla ilgili itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını, müvekkili şirket tarafından gerçek zarar tutarı ödenmiş olduğundan başkaca bir sorumluluğunun kalmadığını, müteveffanın vefatı sebebiyle, destekten yoksun kalan kimseler varsa mahkeme tarafından resen tespit edilmesi gerektiğini,
bu sebeple müteveffanın güncel nüfus kayıtlarının dosyaya celp edilmesi gerektiğini, hesaplama yapılmasına karar verilmesi halinde, hesap raporundan ilgili pay oranlarının dikkate alınması gerektiğini, mahkeme tarafından davacıların destekten yoksun kalıp kalmadıkları hususunun tespit edilmediğini, eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, mahkeme tarafından, müteveffanın davacılara yönelik maddi bir desteği bulunup bulunmadığının tespit edilmediğini, mahkeme her ne kadar 07.08.2019 tarihinden itibaren işleyecek faize hükmetmişse de kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilecekse de;
faiz başlangıç tarihi temerrüt tarihi değil güncel eksper hesabının yapıldığı tarih olduğunu, müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından temerrüde düşmesinin de söz konusu olmadığını, izah edilen nedenlerle; ilamın denetiminin yapılarak gerekçelerinin kabulüyle kararın kaldırılmasına ve itirazları doğrultusunda karar verilmesi için dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine, gönderme kararı verilmediği takdirde izah edilen nedenlerle esas hakkında davanın tamamen reddi yönünde yeniden karar verilmesine,
karar hakkında inceleme sonuçlanıncaya kadar başlatılmış ve başlatılması muhtemel icra takiplerinin durdurulması için tehir-i icra kararı verilmesine, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderine, faize ve vekalet ücretine karar verilmemesine, masraf ve vekalet ücretlerinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davalı ... Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
1-Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, davacının hak kazanabileceği destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için alınan ve mahkemece karara esas kabul edilen aktüer raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak, %1,8 teknik faiz uygulanmadan, progresif rant formülü kullanılarak tazminat hesabı yapılmasının doğru olmasına,
kaza tespit tutanağındaki kusur dağılımı ile İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/612 esas sayılı dosyasında İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporu ile mahkemece trafik bilirkişiden alınan kusur raporunun birbiri ile uyumlu, dosya kapsamına ve kazanın oluş şekline uygun olmasına, davacı ..., vefat edenin resmi nikahlı eşi olduğundan eş yönünden evlilik birliği devam ettiği sürece müteveffanın davacının desteği olduğunun kabulü gerekmesine, temerrüt tarihinin doğru şekilde belirlenmesine,
6098 sayılı TBK'nun 51. maddesinden kaynaklanan takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı taraf davadan önce davacılara ödeme yaptığını ve ödemenin yeterli olduğu savunmasında bulunmuştur. Ödeme sebebiyle davalının sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte bir anlaşmanın davacıyla yapılıp yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Eğer bu şekilde bir anlaşma yoksa KTK 111. maddesi uygulanamaz. Yani eksik ödeme varsa kalan ödeme davacılar tarafından talep edilebilir. Ancak bu şekilde bir anlaşma varsa bu durumda mahkemece ödenen bedellerin ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığının belirlenmesi, fahiş fark yoksa davanın reddi gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek, davalı sigorta şirketinden, trafik sigorta poliçesi, hasar dosyasının tamamı, ibraname, sulh, feragatname belgesi düzenlenmişse anılan belgeler getirtilerek, davalı tarafından ödenen bedelin ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığının belirlenmesi için; öncelikle, ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabının yapılması ve hesaplanan bu bedel ile davalı tarafından ödenen bedel arasında fahiş fark olup olmadığının saptanması;
eğer fahiş fark yok davanın reddine, eğer fahiş fark var ise, hesap tarihindeki verilere göre hesaplanacak tazminattan, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davadan önce davalının ödediği bedellerin yasal faiziyle güncellenmiş değerleri düşülerek sonuç tazminatın belirlenmesi için aktüer bilirkişiden, karara karşı yalnızca davalı sigorta şirketinin istinaf kanun yoluna başvurması nedeniyle davalı sigorta lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek taraf ve yargı denetimine elverişli, açık ve ayrıntılı ek bilirkişi raporu alınarak sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır.
3-Ayrıca, T.C. Anayasası'nın 36/1 inci maddesindeki adil yargılanma hakkının ve 6100 sayılı HMK'nın 27 nci maddesindeki hukuki dinlenilme hakkının kapsamında yer alan savunma haklarının etkin biçimde kullanılması bakımından, davada esaslı işlem olan bilirkişi raporlarının taraflara usulünce tebliğ edilmesi ve kanunda öngörülen rapora itiraz sürelerinin beklenmesi gerekir.
Bilirkişi rapor örneğinin taraflarca okunup değerlendirilebilmesi, varsa itirazlarını dile getirebilmeleri ya da belirsizlik gösteren hususlar hakkında açıklama yapılmasını temin amacıyla veya yeni bilirkişi incelemesini talep edebilmeleri için taraflara tebliğ edilen rapora karşı HMK'nun 281. Maddesinde öngörülen 2 haftalık rapora itiraz sürelerinin beklenmesi zorunluluğu öngörülmüştür.
Somut olayda, mahkeme alınan aktüer ve trafik bilirkişi heyeti ek raporunun davalı sigorta vekiline 21/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve hüküm duruşması olan 30/11/2021 tarihinde davalı sigorta vekilinin rapora itiraz süresi henüz dolmadığı halde, bu sürenin dolması beklenilmeden, Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile koruma altına alınan hukuki dinlenilme ve savunma hakkı kısıtlanarak hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle KISMEN KABULÜ ile, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 tarihli, 2020/302 Esas ve 2021/1093 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a-)-6) maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE
3-Davalı ... A.Ş. vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,
4-İSTİNAF AŞAMASINDA, davalı ... A.Ş.'den alınan toplam 853,70-TL istinaf karar harcının talep halinde bu davalıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1174, K. 2024/1916, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama