KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2025
- Dosya no
- 2022/1213
- Karar no
- 2025/152
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/03/2022
- Numarası
- 2020/306 Esas - 2022/278 Karar
- Dava
- Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Maddi Tazminat
- Dava tarihi
- 26/07/2019
- Bam karar tarihi
- 05/02/2025
- Karar yazım tarihi
- 05/02/2025
Karar Metni
2.144 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/03/2022 tarihli 2020/306 Esas ve 2022/278 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından KASKO sigortası ile sigortalı ... plakalı müvekkiline ait aracın 08.02.2019 tarihinde Atatürk Mahallesinde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aracın sağ tekerlek kısmını çarpması neticesinde maddi hasar aldığını, meydana gelen hasarın tespiti için İzmir 1. Sulh Huk.
Mah. 2019/33 D.İş dosyası kapsamında bilirkişi incelemesi yapıldığını, müvekkiline ait aracın kaza tarihi itibarıyla davalı tarafından kasko sigortalı olduğunu, kaza sonrası sigorta şirketine başvurulduğunu, hasar dosyası açıldığını, tüm belgelerin sigortaya sunulmasına rağmen ödeme yapılmadığını, hasarın ödenmediğini, zararın teminat dışı kaldığının ispatının sigortaya ait olduğunu,
sigortanın gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL maddi hasara ilişkin tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...
A.Ş.'ye ait ve rent a car olarak kullanılan ... plakalı aracın müvekkili tarafından kasko sigortası kapsamına alınmış olduğunu, davacının kaza sonrası hasar dosyası açtırmak yerine delil tespiti yoluna gittiğini, araç üzerinde inceleme yapılmasına izin verilmediğini, dosyaya dayanak olacak delil toplamalarına izin verilmediğini, tespitte aracın adliye önünde ayrıntısız incelendiğini, davaya konu aracın öncesinde hırsızlık hasarı olduğunu, aracın daha öncesinde pert kaydı olduğu için 85.000 TL rayiç belirlenmesinin hatalı olduğunu, kaza sırasında sürücünün kim olduğu,
alkol durumu gibi hususların tespiti gerektiğini, taraflar arasına ihtiyari nitelikte olan kasko sigortası olduğunu, ihbarın kazanın üzerinden geçen uzun süre sonra yapıldığını, ihbar yükümlülüğünün yerime uygun olarak getirilmediğini, davacının tacir olduğunu, talep edilen faiz ve başlangıç tarihini kabul etmediklerini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR
Mahkemece;"...Dosya içindeki sigorta poliçesi, tramer kaydı, hasar dosyası, değişik iş dosyası ve bilirkişi heyetinden alınan en sondaki ek rapor doğrultusunda gerçek zararın 40.500,00 TL olduğu ve davacı vekilinin de dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönündeki talebi de dikkate alınarak davacı tarafın aracının şirkete ait araç olduğu da göz önüne alınarak ticari avans faizi ile davalı sigorta şirketi'nin kasko sigorta poliçesi ile sorumlu olduğu ve sigorta poliçesi ile sınırlı olmak üzere davanın kabulüne..." gerekçesiyle "...Davanın kabulü ile.
40.500,00 TL tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/33 Değişik İş dosyasına yapılan tespit gideri ve vekalet gideri ücretinin yargılama gideri olarak hesaplanmasına..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından 05.05.2018-2019 tarihlerini kapsar şekilde düzenlenen ... numaralı Kasko poliçesi ile dava konusu aracın RENT A CAR olduğu beyan edilmiş olup, K-39 maddesinin 1. Fıkrasında, "Trafik zaptı ve/veya taraflarca düzenlenip imzalanmış bir anlaşmalı tutanak bulunması zorunludur, beyana dayalı hasar ihbarları teminat haricidir." düzenlemesinin yer aldığını, buna göre, dosya kapsamında usulüne uygun olarak düzenlemiş herhangi bir Trafik Kazası Tespit Tutanağı yokken, sadece davacı rent a car şirketinin beyanına dayalı olarak talepte bulunulması üzerine,
bilirkişi raporu ile hasar tespiti yapılarak davanın kabulüne karar verilmiş olmasının kabul edilemeyecek nitelikte olduğunu, kaza sırasında sürücünün kim olduğu, alkollü olup olmadığı, ehliyet sahibi olup olmadığı gibi hususların ancak trafik kazası tespit tutanağı bulunması halinde tespit edilebilecek iken kazadan çok sonra yapılan delil tespit ve ihbara dayalı olarak müvekkili şirket tarafından hasarın tazmin edilmesinin mümkün olamayacağını, yine müvekkili şirket tarafından düzenlenen poliçenin pert araç klozunda, aracın pert olması halinde hasar bedelinin %50'si oranında muafiyet uygulanacağı düzenlenmiş olmasına rağmen,
dosya kapsamında belirlenen hasar tutarında %50 muafiyet dahi uygulanmadığından kararın bu yönüyle dahi hatalı olduğunu, delil tespit raporları müvekkili şirket yokluğunda gerçekleştirilmiş olup, müvekkilin araç üzerinde eksper incelemesi yapması engellenmiş olduğundan bilirkişiler tarafından yapılan tespitlerin de hatalı olup kabul edilmesinin mümkün bulunmadığını, delil tespit aşamasında müvekkili şirket taraf olarak gösterilmediğinden,
ne tespit talebinde bulunulduğuna ne de tespit dosyası kapsamındaki bilirkişi raporuna ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir tebligat yapılmamış olduğundan, yokluğunda yapılan tespitlere dayalı incelemelerin müvekkili tarafından kabul edilmesinin mümkün bulunmadığını, davaya konu aracın daha önce hırsızlık sebebi ile hasarlı olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, bilirkişi incelemesinde gerçek zarar hesabında bu hususun da ele alınmadığını, belirtilen sebeplerle, mahkeme gerekçeli kararını kabul etmediklerini bildirir, taleplerinin kabulü ile davanın reddine,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeniyle davacı sigortalıya ait araçta oluşan hasar zararın kasko sigorta poliçesi kapsamında tahsiline ilişkin maddi tazminat davasıdır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu görülmekle davalı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasında düzenlenen Genişletilmiş Kasko Ürünü Sigorta poliçesi'nin 1. Sayfasında, Riziko Bilgileri başlığı altında "Rent A Car Mı: Evet" yazılı olduğu, poliçenin 11. Sayfasında K39 Rent A Car klozunda; "kiralık olarak kullanıldığı beyan edilen araçta meydana gelecek herhangi bir hasarın değerlendirmeye alınabilmesi için trafik zaptı ve/veya taraflarca düzenlenip imzalanmış bir anlaşmalı tutanak bulunması zorunludur, beyana dayalı hasar ihbarları teminat dışıdır." düzenlemesine yer verildiği görülmektedir.
6102 sy TTK'nun "Riziko gerçekleştiğinde" başlıklı 1446. Maddesinde "(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.
(2) Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir.
(3) Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse, ikinci fıkra hükmünden yararlanamaz." hükmüne,
6102 sy TTK'nun "Bilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüğü" başlıklı 1447. Maddesinde "(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorundadır. Ayrıca, sigorta ettiren, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre, rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle ve kendisinden beklenen uygun önlemleri almakla yükümlüdür.
(2) Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek tutar artarsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır." hükmüne,
6102 sy TTK'nun Koruyucu hükümler başlıklı 1452. Maddesinin 3 fıkrasında "1405, 1409, 1413 ilâ 1417, 1419, 1421, 1422 ilâ 1426 ncı maddeler, 1427 nci maddenin ikinci ilâ beşinci fıkraları, 1428 inci madde, 1430 uncu maddenin birinci ve üçüncü fıkraları, 1431 inci maddenin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları ve 1433 ilâ 1449 uncu madde hükümleri, sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilirse bu Kanun hükümleri uygulanır" hükmüne verilmiştir.
Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.l. Rizikonun Gerçekleşmesi Halinde Sigortalı ve/veya Sigorta Ettirenin Yükümlülükleri başlıklı maddesinde "Sigortalı ve/veya sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesi halinde aşağıdaki hususları yerine getirmekle yükümlüdür.
1.1.Rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde sigortacıya bildirimde bulunmak,
...
1.5.Sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarıyla delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı, sigortalı ve sigorta ettiren için sağlanması mümkün gerekli bilgi ve belgeleri gecikmeksizin sigortacıya vermek,
1.6.Tazminat yükümlülüğü ve miktarı ile rücu haklarının saptanması için sigortacının veya yetkili kıldığı temsilcilerinin sigorta kapsamında yer alan şeylerde ve bunlarla ilgili belgeler üzerinde yapacakları araştırma ve incelemelere izin vermek,
..." düzenlemesini içermektedir.
Yukarıda açıklanan TTK'nun 1446. maddesi ve Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca rizikonun gerçekleştiğinin ihbarının herhangi bir şarta ve şekil şartına bağlanmadığı, TTK'nun 1452/3. fıkrası uyarınca TTK'nun 1446.
Maddesindeki hasarın ihbar şekline ilişkin düzenlemenin sigortalı aleyhine değiştirilmesinin mümkün olmadığı, değiştirilirse TTK hükümlerinin uygulanacağının öngörüldüğü, dolayısıyla poliçedeki "rent a car araçlarda beyana dayalı ihbarın teminat dışı olduğuna" ilişkin kloz TTK'nun 1446. maddesindeki düzenlemeye aykırı olacak şekilde davacı sigortalı aleyhine değiştirildiğinden anılan klozun uygulanmasının mümkün olmadığı,
bu halde TTK'nun 1446. maddesinin uygulanması gerektiği, somut olayda kazanının 08.02.2019 tarihinde tek taraflı olarak gerçekleştiği, hasarın davalı sigorta şirketine 11.02.2019 tarihinde genel şartlarda öngörülen süre içerisinde ihbar edildiği, davalı sigorta şirketinin görevlendirdiği eksper tarafından araç üzerinde ihbar tarihinde inceleme yapıldığı, gerek eksper tarafından gerek delil tespiti dosyasında düzenlenen makine mühendisi bilirkişi tarafından gerekse mahkemece bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek raporlar ile meydana gelen hasarın kaza ile uyumlu olduğunun tespit edildiği,
rizikonun beyan edilen şekilde gerçekleşmediğini ispat yükünün davalı sigortacıda bulunduğu, davalının ise bu hususta aksine bir somut delil sunamadığı dikkate alındığında davacı vekilinin yukarıda bahsi geçen kloz uyarında hasarın teminat dışı kaldığı hususundaki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. (bknz Yargıtay (Kapatılan) 17. HD'nin 2019/1409 esas- 2021/1983 karar sayılı emsal kararı).
Ancak sigorta poliçesinin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan Türk Ticaret Kanunu’nun 1425 inci maddesine göre sigorta poliçesi genel ve varsa özel şartları içerir. Aynı Yasanın 1423 üncü maddesi uyarınca poliçenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz edilmemiş ise sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur.
Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen 05/05/2018-05/05/2019 vadeli, Genişletilmiş Kasko Ürünü Sigorta Poliçesi'nin K.40 pert araç koluzunda. “Sigortalı poliçe başlangıç tarihinden önce pert olduğu beyan edilmese dahi aracın geçmişte pert işlemi gördüğünün tespit edilmesi durumunda bu kloz şartları geçerli olacaktır.
Araçta poliçe vadesi içerisinde anahtar kaybı ve cam kırılması hariç meydana gelecek beher kısmi hasarda 5.000,00 TL'den az olmamak üzere hasar bedelinin %50 oranında muafiyet uygulanır.
Aracın pert-total hasara uğraması durumunda, piyasa rayiç bedelinden sovtaj tutarı düşüldükten sonra kalan tutardan 10.000,00 TL'den az olmamak şartıyla %40 tenzili muafiyet uygulanır." şeklinde özel şart bulunduğu, söz konusu özel şart metninin kanun hükmüne uygun olarak poliçede açıkça belirtildiği anlaşılmaktadır.
Davacıya ait aracın tramer kayıtlarına göre, taraflar arasındaki poliçe başlangıcından önce 29.10.2017 tarihli kazada çekme belgeli ağır hasarlı tescil edildiği ve pert total işlemi uygulandığı sabit olup, dava konusu kazada da sigortalanın aracın yeniden pert-total olacak şekilde hasara uğradığı tespit edilmekle, piyasa rayiç bedelinden sovtaj tutarı düşüldükten sonra kalan tutardan 10.000,00 TL'den az olmamak şartıyla %40 tenzili muafiyet uygulanması gerekirken mahkemece söz konusu muafiyet indirimi yapılmadan hasar bedelinin tamamının hüküm altına alınması doğru olmamış, davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazları haklı görülmüştür.
Fakat, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, anılan hususta gerekli düzeltmenin yapılarak bilirkişi heyeti tarafından belirlenen dava konusu aracın piyasa rayiç bedeli olan 64.000,00 TL'den aracın sovtaj bedeli olan 23.500,00 TL düşüldükten sonra kalan 40.500,00 TL hasar bedelinden % 40 muafiyet indirimi yapıldıktan sonra davacının maddi tazminat isteğinin 24.300,00 TL üzerinden kısmen kabulü yönünde HMK 353/1-b-2.madde uyarınca Dairemizce yeniden hüküm tesis edilmesine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm tesisine, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1213, K. 2025/152, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama