KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2024
- Dosya no
- 2022/247
- Karar no
- 2024/957
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/03/2021 (Dava) - 26/10/2021 (Karar
- Numarası
- 2021/180 Esas - 2021/891 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Trafik Kazasından Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 12/06/2024
- Karar yazım tarihi
- 12/06/2024
Karar Metni
1.560 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/180 Esas-2021/891 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 25.11.2019 tarihinde müvekkili şirkete ZMMS ile sigortalı ... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre, bu kazanın oluşumuna, müvekkili şirkete sigortalı bulunan ... plakalı aracın sürücüsünün asli kusuru ile sebebiyet verdiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmasının yanında aynı zamanda 65 yaş üstü olması sebebi ile ticari araç kullanmak için geçerli sürücü sertifikasına haiz olmadığını, ekspertiz incelemesi neticesinde karşı araç maliki ile poliçe limiti dahilinde 39.000,00 TL'ye mutabakata varıldığını,
bu bedelin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B-4 Maddesi'nde sigortacının ödediği tazminata istinaden sigortalısına rücu edebileceği hallerin sayıldığını, sigortalı araç sürücüsünün kaza anında geçerli sürücü sertifikası bulunmadığından bu maddeyi ihlal ettiğini, B bendine göre;
"b)Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ağır kusur ile ihlali sonucunda meydana gelmiş ise..." denilmek suretiyle sigortacının sigorta ettirene geçerli sürücü sertifikası bulunmadığında rücu edebileceğinin belirtildiğini, sigortalı hakkında İzmir 25. İcra Müdürlüğünün 2020/5417 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlu/davalının takibe haksız olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek,
itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle.
25.11.2019 tarihinde kendisine ait ... plakalı ticari taksi ile ... plakalı araç arasında gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazasında %100 oranında kendisine ait olan ... plakalı aracın kusurlu bulunduğunu, ancak 2918 sayılı Trafik Kanununun 52-a ve 52-b maddelerine göre %25 oranında kusurlu olduğunu, konu ile ilgili Sigorta Tahkim Kuruluna yaptıkları kusur oranının değiştirilmesi başvurusunun sonuç aşamasında olduğunu, sigortacının hasarı kendisine rücu edebilmesi için kazanın salt yetersiz ehliyet etkisiyle oluşması ve başka etmenlerin bulunmaması gerektiğini,
oysa ki mevcut kazada fotoğraflardan anlaşılacağı üzere karşı sürücünün hızla gelip aracına çarpması ve kusurlu olması nedeniyle yapılan rücunun haksız olduğunu, dosyanın kusur bilirkişisine gönderilmesi gerektiğini, ayrıca ... plakalı aracının kaza anındaki sürücüsü olan ...'nın 66 yaşında olmasının aracın sigortalılık halini ortadan kaldırmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, ".....Genel Şartlarda bahsedilen sürücü belgesi ile halk arasında bilinen adıyla ehliyetin kastedilmekte olduğunu, sertifikanın ise sürücü belgesi düzenlenmeden önce kişilerin gerekli şartları sağladığına dair kendilerine verilen belgeyi ifade ettiği, Genel Şartlarda kastedilen sertifikanın ticari amaçlı taşımalarda aranan diğer düzenleyici kurumlarca öngörülen sertifikaları değil, Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde düzenlenen, sürücü belgesinin dayanağı olan Motorlu taşıt sürücüsü sertifikasını ifade etmekte olduğu,
somut olayda davalıya ait aracın dava dışı ... tarafından kullanıldığı sırada dava konusu kazanın gerçekleştiği, Konak İlçe Nüfus Müdürlüğü'nün 22.06.2021 tarihli cevabi yazısı ekinde davalı araç sürücüsünün 25.12.2028 tarihine kadar B, B1, D1, F ve M sınıfı araçların kullanımı için geçerli ehliyetinin bulunduğu, ehliyetin kaza tarihi 25.11.2019'da da geçerli olduğunun belirtildiği, sürücü belgelerinin sınıflarının Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde gösterildiği, davalıya ait aracın sınıfı otomobil olup B sınıfı sürücü belgesi ile kullanılabildiği, davalıya ait aracın sürücüsünün B sınıfı ehliyet sahibi olduğunun da açık olduğu,
uyuşmazlıkta esasen davalıya ait aracın sürücüsünün otomobil kullanımı için geçerli ehliyetinin bulunduğu hususunun her iki tarafın da kabulünde olduğu, davacı tarafın iddiasının ticari araç sürücülerinin 65 yaş üzerinde olmaması gerektiği, geçerli sertifikanın bu nedenle bulunmadığı yönünde olduğu, ancak Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde sürücü belgeleriyle ilgili olarak üst yaş şartı belirlenmediği gibi ticari araçlar için de ayrı bir üst yaş şartı belirlenmediği,
davacı sigorta şirketinin ileri sürdüğü yaş şartının ticari araçların ticari faaliyeti kapsamında diğer düzenleyici kurumların getirmiş olduğu bir şarta ilişkin olup, nitekim mahkemece yapılan incelemede Ulaştırma Bakanlığı'nca çıkartılan Karayolları Taşıma Yönetmeliği'nin Taşıma İşlerinde İstihdam Edilenler başlıklı İkinci Bölümü'nde ticari araç sürücülerinin istihdamında çeşitli şartların (yaş, eğitim, sabıka v.b.) arandığının görüldüğü, anılan yönetmelikte; 'Şoförlerde aranacak nitelik ve şartlar' başlıklı 34.maddede: '(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki taşıtları kullanan şoförlerin;
a) İlgili mevzuatın öngördüğü mesleki yeterlilik belgesine sahip olmaları, b) Büyük otobüs kullananlarının 26 yaşından gün almış olmaları, c) 66 yaşından gün almamış olmaları, ç) Tehlikeli madde taşıyan taşıtları kullananlarının, ilgili mevzuatın öngördüğü eğitimi aldığını gösteren belgeye sahip olmaları, d) Uyuşturucu, silah, insan ve gümrük kaçakçılığı ile terör suçlarından dolayı hürriyeti bağlayıcı ceza almamış olmaları, e) Şoförlük mesleği bakımından bedeni ve psiko-teknik açıdan sağlıklı olduklarını gösteren bir sağlık raporunu, yetkili sağlık kuruluşlarından her beş yılda bir almaları, şarttır.' denildiği,
fakat yönetmelik metninin girişinde; 'Bu Yönetmeliğin amacı, karayolu taşımacılık faaliyetlerini ülke ekonomisinin gerektirdiği şekilde düzenlemek; taşımacılık faaliyetlerinde düzeni ve güvenliği sağlamak; taşımacı, acente, taşıma işleri komisyonculuğu, taşıma işleri organizatörlüğü, nakliyat ambarı işletmeciliği, kargo işletmeciliği, lojistik işletmeciliği, dağıtım işletmeciliği, terminal işletmeciliği ve benzeri taşımacılık faaliyetleri için mali yeterlilik, mesleki yeterlilik, mesleki saygınlık ilkelerine uygun olarak pazara giriş şartları ile bu faaliyetlerde bulunanların, gönderenlerin, yolcuların, çalışanların haklarını,
sorumluluklarını, yükümlülüklerini tespit etmek; taşımacılık faaliyetlerinde istihdam edilenler ile taşımacılık faaliyetlerinde yararlanılan taşıt, araç, gereç, yapı, tesis ve benzerlerinin niteliklerini belirlemek; karayolu taşımalarının diğer taşıma sistemleriyle birlikte ve birbirlerini tamamlayıcı olarak hizmet vermesini, denetimini ve mevcut imkânların daha yararlı bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır.' ibareleri ile açık bir şekilde yönetmeliğin amacının karayollarında ticari taşımacılık alanında belirli standartların sağlanması ve hizmet kalitesinin yükseltilmesine yönelik olduğunun ifade edildiği,
bu yönetmelikte gösterilen sürücülere ilişkin şartların, KZMSS Genel Şartları'nda gösterilen rücu şartları ile bir bağlantısı bulunmadığı, zira ticari taşımacılıkta taşımacılığın niteliğinin yükseltilmesi için Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde aranmayan başkaca şartların getirilmesinin, ancak yönetmeliğin düzenlediği alanla ilgili olarak bunlara bir yaptırım bağlayabileceği, Genel şartlarda tahdidi olarak sayılan rücu nedenleri dışında, genişletici yorum yapılarak açıkça gösterilmeyen bir sebebe dayanılarak zararın rücu edilmesinin mümkün olmadığı,
kaldı ki, örneğin Karayolları Taşıma Yönetmeliği'nde ticari araç sürücülerinin insan ticareti suçundan hürriyeti bağlayıcı ceza almamış olmaları gerektiği şartının da öngörüldüğü, bunun hiç kuşkusuz taşıma işleri sırasında olası bir suçu önlemeye yönelik düzenleme olduğu, ticari araç sürücüsünün insan kaçakçılığı suçundan mahkumiyetinin bulunmasının, sigorta şirketi açısından rücu sebebi olamayacağının izahtan vareste olduğu, açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği yönünde vicdani kanaat oluşmakla.
DAVANIN REDDİNE, dava itirazın iptali davası olup talep üzerine ve davacının haksız ve kötüniyetli olduğunun anlaşılması halinde kötüniyet tazminatına hükmedilebileceğinden, davalının kötü niyet tazminatı talebi de bulunmadığından bu hususta herhangi bir hüküm kurulmamasına.." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından, "...KZMSS Genel Şartları'nın; 'Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı' başlıklı B.4. maddesinin b fırkasına göre; geçerli sürücü sertifikasına sahip olunmamasının evleviyetle rücu sebeplerinden biri olduğunu, SRC 2 Belgesinin.
Kara Yoluna Taşıma Yönetmeliği'ne göre B-C-E ve D sınıfı ehliyet sahibi olan sürücülerin yurtiçi yolcu taşımacılığı yapabilmek için almaları gereken mesleki yeterlilik belgesi olduğunu, ticari taksi kullananların, personel taşımacılığı yapanların, il, ilçe, şehirler arası yolucu taşımacılığı yapanların, dolmuş sürücülerinin, öğrenci servis şoförlerinin, kısacası yolcu taşıma yükümlülüğü olan sürücülerin almak zorunda oldukları belge olduğunu, bu sürücü belgelerinin alınabilmesi için alacak kişinin 66 yaşından gün almamış olması gerektiğini,
sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olmasının yanında aynı zamanda geçerli sürücü sertifikasına haiz olmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemece delillerinin tamamı toplanmadan karar verildiğini, dosyanın bilirkişiye verilmeden esas hakkında hüküm kurulduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik sigortacısının kendi sigortalısına rücu talebine dayalı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı sigorta şirketinin, ZMM sigortacısı olduğu davalı taraf ticari taksisinin karıştığı kaza sonucunda 3.kişiye tazminat ödemesi yaptığı, ardından işbu dava ile sigortalı araç sürücüsünün ticari araç sürücüsü olması ve yönetmelik hükmü gereği 66 yaşından gün almamış olması şartı var iken, bu şartı sağlamadan geçersiz sertifika ile aracı sürdüğü gerekçesi ile davalı sigortalıya ZMM Genel Şartları B-4-b gereğince rücu ettiği, mahkemece, sigorta şirketinin rücu şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile kusur ve zarar tayinine gidilmeksizin davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkeme gerekçesi tüm dosya kapsamı da gözetilerek değerlendirildiğinde; ticari araç sürücüleri için getirilen idari düzenlemelerin eldeki dava bakımından rücu nedeni teşkil etmeyeceği, sigortalı araç sürücüsü ...'nın kaza tarihinde geçerli sürücü belgesinin bulunduğunun anlaşılmakta olduğu, yaş hususunun birtakım idari yaptırımları sözkonusu ise de, mevzuat uyarınca sigorta şirketinin rücu şartları içerisinde yer almadığı, mahkeme gerekçesinde ve varılan sonuçta usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/247, K. 2024/957, 12 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama