KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2024
- Dosya no
- 2024/173
- Karar no
- 2024/527
- İncelenen kararın mahkemesi
- MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/09/2023 (Dava) - 17/11/2023 (Ara Karar
- Numarası
- 2023/610 Esas (Derdest Dosya
- Talep
- İhtiyati tedbir kararının kaldırılması
- Bam karar tarihi
- 27/03/2024
- Karar yazım tarihi
- 27/03/2024
Karar Metni
1.333 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/11/2023 ara karar tarihli ve 2023/610 Esas sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
TALEP
İhtiyati tedbir talep eden/davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirketin %19'una isabet eden 95.000 pay sahibi olduğunu, payın miras yoluyla intikal ettiğini, diğer pay sahiplerinin annesi ... ve kardeşi ... olduğunu, müvekkilinin uzun yıllar sabit bir ücret karşılığında çalıştığını, 26/05/2022 tarihinde yapılan olağan genel kurulda hiç bir sebep gösterilmeksizin yönetim kurulu üyeliğinden çıkarıldığını, kurulun tek üyesi ve başkanının ... olduğunu, yönetim kurulunun aldığı karar ile 06/07/2022 tarihinde sermaye arttırım yoluna gidildiğini ancak bu kararın mahkememizce iptaline karar verildiğini,
bu iptal kararı sonrası azınlık haklarını tekrar kazanmış olan davacının şartları oluştuğu için davalının şirketin tasfiyesi ve ortaklık paylarının ödenerek şirketten çıkartılması davası açtığını, davalı şirket yönetiminin 11/08/2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında oy çokluğu ile alınan kararla sermaye arttırımı kararı sonrasında 14/08/2023 tarihli yönetim kurulu kararı ile sermayenin arttırılmasına karar verildiğini, müvekkili adına genel kurul kararlarına muhalefet şerhi konulduğunu, yapılan sermaye arttırımın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
sermaye arttırım ihtiyacını toplantı öncesinde çıkartılan ve bu ihtiyacı ortaya koyan bir ara bilançoya dayanmadığını, yıl sonu bilançonun değerlendirildiği genel kurul toplantısında bu hususun ve ihtiyacın dile getirilmediğini, zorunlu kar payı dağıtılmadığını, sermaye arttırım kararının davacının genel kurul kararına katılma, asgari oy ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlandırdığını, batıl nitelikte olduğunu,
TTK'nun 462/3 maddesindeki şartlara uyulmadığını iddia ederek 11/08/2023 tarihli genel kurul kararı ile 14/08/2023 tarihli sermaye arttırımına davet olan yönetim kurulu kararlarının ayrı ayrı iptaline ve genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması hakkında teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 11/08/2023 tarihinde genel kurul toplantısı yaptığını, bu toplantıda şirket sermayesinin 2.500.000,00-TL den 18.090.000,00-TL ye çıkartıldığını, sermaye arttırımının bir kısmının iç kaynaklardan diğer kısmının ise dış kaynaklardan sağlandığını, genel kurulun kanunda ve yasaya öngörülen şekilde toplandığını, TTK'nun 462.
Maddesinde öngörülen şekilde ara bilanço çıkarıldığını, TTK'nun 456,457, 421/1 ve 461/2 maddelerinin hükümlerine aynen uyulduğunu, davacının TTK 531'e dayanan farklı sebeple fesih davasının 27/07/2023 tarihinde açtığını, genel kurul toplantısına çağrının yapıldığı tarihte açılan bir fesih davasının bulunmadığını, müvekkilinin iç kaynaklarının tamamını kullanması nedeniyle dış kaynaklardan sermaye yapma hakkına sahip olduğunu, sermaye arttırımı öncesi 2.500.000,00-TL sermayenin hiç bir şekilde ticari faaliyetleri yürütecek seviyede olmadığını,
davacı tarafın ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat şartını ortaya koyan herhangi bir delil ileri süremediğini iddia ederek davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince; "...davacı vekilinin dava konusu sermaye arttırımı ve kar payı dağıtılmayarak iç kaynaklara arttırılmasına yönelik kararın iptali istemi ile dava açtığı, dava konusu kararın sermaye arttırımına ilişkin olduğu, bu kararın davacının ortaklık paylarını değiştirecek ve azaltacak nitelikte bulunduğu,
HMK'nun 389 ve devamı maddeleri gereğince gecikmesinde sakınca olan ya da telafisi güç veya imkansız zararların doğma ihtimali bulunan hallerde ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, dava konusu genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmaması halinde davacı açısından telafisi güç veya imkansız zararların oluşabileceği,
bu itibarla HMK'nun 389 ve devamı maddesindeki şartların oluştuğu..." gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin 100.000,00-TLnakdi teminat ya da aynı değerde devlet bankalarından alınmış kesin ve süresiz teminat mektubu karşılığında KABULÜ ile davalı şirketin 11/08/2023 tarihli genel kurulunda alınan sermaye artımı ve kar payı dağıtılmayarak iç kaynaklara aktarılmasına yönelik kararının TTK'nın 449. maddesi gereği YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Karşı taraf/Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir uygulanabilmesi için yasal koşulların olmadığını, HMK 389.
Madde uyarınca hukuki koruma niteliğindeki ihtiyati tedbir kurumunun uygulanmasına karar verilmesi için ihtiyati tedbire esas bir hakkın bulunması ve ihtiyati tedbir sebeplerinden en az birinin mevcut olması gerektiğini, davacı tarafın, sermaye arttırımının kanunda düzenlenen usul ve esaslara uygun yapılmadığını ve salt davacının pay sahibi olmasından doğan hak ve yetkilerini sınırlandırmak adına sermaye arttırımı kararı alındığını öne sürdüğünü ancak, bu iddialarını ispat hususunda herhangi bir somut delil ibraz etmediğini, davacı tarafın iddialarının aksine,
sermaye artırımı kararının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuatın öngördüğü usul ve esaslara uygun şekilde alındığını, sermaye artırımına ilişkin tüm aşamaların müvekkili şirket tarafından eksiksiz olarak yerine getirildiğini, müvekkili şirketin, TTK 462/3.
Maddesine uygun hareket ederek, tüm iç kaynaklarını tükettiğini ve sonrasında, dış kaynaklardan sermaye artırımı yoluna gittiğini, iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımı sonucunda ortaya çıkan bedelsiz payların, davacı pay sahibi dahil tüm pay sahiplerine dağıtıldığını, böylelikle müvekkili şirketin TTK 462/3, maddeye göre öngörülün usul ve esas doğrultusunda mevzuata uygun şekilde hareket ettiğini, davacının iddialarının aksine, müvekkili şirketin uzun yıllardır sermaye arttırımında bulunmadığını ve buna bağlı olarak geçen süre içerisinde maliyet tutarlarının yüksek oranda artmış olması sebebiyle sermaye artırımı yönünde karar alındığını,
müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin sekteye uğramaması ve müvekkili şirketin ticari hayattaki geleceğinin tehlikeye düşmemesi adına zaruret teşkil ettiğini, davaya konu sermaye artırımının amacının hiç bir şekilde davacının pay sahibi dahil hiç bir pay sahibine zarar vermek olmadığını, yalnızca müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin ticari hayatın gerektirdiği şekilde devam etmesini ve buna binaen şirketin kar etmesini sağlamak olduğunu, kendi iradesi sermaye artırımı yönünde olmayan davacının talebi doğrultusunda müvekkili şirketin 11/08/2023 tarihli genel kurulunda alınan kararların yürütmesinin durdurulmasına,
olağan ticari faaliyetlerini sürdürmeye yetecek kadar dahi sermayesi bulunmayan ve nakit yetersizliği yaşayan müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin kısıtlanmasına, müvekkili şirketin kapasitesinin altında üretim gerçekleştirmek zorunda kalmasına ve nihayet müvekkili şirket yönünden mali açıdan telafisi güç zararların doğmasına sebep olacağını belirterek, yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, davalı şirketin 11.08.2023 tarihli genel kurulunda alınan sermaye artımı ve kar payı dağıtılmayarak iç kaynaklara aktarılmasına yönelik kararının TTK'nın 449. maddesi uyarınca yürütmesinin durdurulmasına yönelik ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece; tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş olup, ara karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
İhtiyati tedbir; 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılmasıyla hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir kurumu kabul edilmiştir.
HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.nun 355. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmamasına göre davalı/itiraz eden vekilinin istinaf sebepleri ise yerinde görülmeyerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/173, K. 2024/527, 27 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama