KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Esas no
- 2022/1933
- Karar no
- 2025/743
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- 2021/1679 Esas 2022/564 Karar
- Karar tarihi
- 17/05/2022
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 17/04/2025
Karar Metni
1.290 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosya incelendi;
GEREĞİDÜŞÜNÜLDÜ
DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça hizmet sahası içinde yapılan kazı çalışmaları sırasında 29/06/2020 tarihinde ... Müdürlüğü hizmet sahası dahilinde yapılan kazı çalışmalarında kabloların zarar görmesi nedeni ile 1.071,05 TL, 10/07/2020 tarihinde ... Müdürlüğü hizmet sahası dahilinde yapılan kazı çalışmalarında kabloların zarar görmesi nedeni ile 1273,07 TL, 28/07/2020 ...
Müdürlüğü hizmet sahası dahilinde yapılan kazı çalışmalarında kabloların zarar görmesi nedeni ile 636,69 TL, 12/08/2020 tarihinde ... Müdürlüğü hizmet sahası dahilinde yapılan kazı çalışmalarında kabloların zarar görmesi nedeni ile 2.816,39 TL 20/08/2020 tarihinde ... hizmet sahası dahilinde yapılan kazı çalışmalarında kabloların zarar görmesi nedeni ile 1.076,33 TL ,12/11/2020 tarihinde ...
Müdürlüğü hizmet sahası dahilinde yapılan kazı çalışmalarında kabloların zarar görmesi nedeni ile 703,64 TL, 02/12/2020 tarihinde ... Müdürlüğü hizmet sahası dahilinde yapılan kazı çalışmalarında kabloların zarar görmesi nedeni ile 1.218,84 TL , 21/12/2020 tarihinde ...
Müdürlüğü hizmet sahası dahilinde yapılan kazı çalışmalarında kabloların zarar görmesi nedeni ile 2.474,00 TL zarara uğradığını, tüm bu olayların, kolluk kuvvetleri tarafından tespit edildiğini, davalının hasar tarihinden bugüne kadar hiçbir ödeme yapmayarak, müvekkil şirketin mağduriyetine sebebiyet verdiğinden bahisle 10.970,01 TL nin olay tarihlerinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki avansı faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI CEVABININ ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının iddia ettiği zararlardan sorumlu tutulmayacaklarını, adreslerdeki alt – üst yapı hizmetlerinin sadece ... tarafından yapılmadığını, dava dilekçesinde belirtilen adreslerde meydana gelen zararların davacı tarafından kabloların usulüne uygun döşenmemiş olduğunu ortaya çıkardığını , kazı ya da her yol yapımı sırasında kabloların zarar görmesinin uygun derinlikte döşenmemiş olduklarını ve üzerlerinde belirleyici herhangi bir işaretin bulunmadığını gösterdiğini , davacı kusuru nedeni ile meydana gelmiş olan zararlardan başkalarını sorumlu tutmasının hakkaniyete aykırı olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Günlük şantiye defteri, ekip günlük iş raporu, hasar tespit tutanağı, tüm dosya kapsamıdır. tüm dosya kapsamı.
İDM KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle;".. arabuluculuk son tutanağının tarihinin 20/01/2021 olduğu, işbu davanın açılış tarihinin 22/12/2021 tarihi olduğu, bu nedenle dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmadığı ve buna göre dava şartının yerine getirilmediğinin anlaşıldığı " gerekçesi ile arabuluculuk son tutanağının dava tarihinden sonra olduğu, dava tarihi itibari ile davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu ve dava açılmadan önce arabulucuya müracaat bulunmadığı anlaşıldığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine.." karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen zararın kolluk kuvvetleri tarafından tespit edildiğini , davalıya da ayrı ayrı yazı ile bildirimde bulunulduğu , ancak görüşmelerin sonuçsuz kalması neticesinde davanın açıldığı , taraflarına verilen süre içerisinde mahkemeye 21/01/2021 tarihli beyan dilekçesi beraber Arabuluculuk Son Tutanağı da sunulmuş olmasına rağmen mahkeme davanın usulden reddedilmiş olmasının hatalı olduğundan bahisle istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP
Davalı taraf istinafa cevap vermemiştir.
GEREKÇ E
Uyuşmazlık, davacıya ait telefon kablosuna davalı tarafından yapılan kazı sırasında zarar verildiğinden bahisle zarar vermek eyleminden kaynaklanan maddi tazminat isteğine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda özetlenen gerekçelerle davanın özel dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinde aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır. Ticari davalar ise TTK.'nun 4. maddesinde sayılmıştır. Davacı ile davalı şirketler TTK hükümlerine göre kurulmuş ticari şirketler olup tacir sıfatına sahip oldukları konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Her iki taraf tacir ise TTK.'nun 4/1 maddesine göre uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğunda davanın nisbi ticari dava olarak kabulü gerekecektir.
Bilindiği üzere; davalı ... Genel Müdürlüğü, 6360 Sayılı Kanunla ... Belediye Başkanlığının kurulması ile birlikte 31/03/2014 tarih 28958 Sayılı RG'de yayınlanan 2014/6072 Sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kurulmuştur.
2560 Sayılı ... Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununa (.... Kanunu) 3305 Sayılı Kanunla Ek Madde 5 – (5/6/1986 - 3305/3 md. ile gelen Ek 4 üncü madde hükmü olup madde numarası teselsül ettirilmiştir.) maddesine göre "Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır." hükmü gereğince davalı ...'nin de aynı kanuna tabi olduğu açıktır.
Davalı ...'nin tabi olduğu 2560 Sayılı Kanunda bu kurumun genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlükle yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceği açıklandığına göre, bu kuruluşun özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olduğunun kabulü gerekir.
Nitekim, Yargıtay HGK'nun 03/10/2007 tarih 2007/4 - 597 esas - 2007/694 sayılı kararı ve benzer birçok kararında 2560 Sayılı Kanuna tabi olanın gördüğü hizmet, kamu hizmeti ise de faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması itibariyle 6762 Sayılı TTK'nun 18 (6102 Sayılı TTK'nun 16/1) maddesi anlamında tacir sayılacağı ve tacir olan taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davanın (6102 Sayılı TTK 3. maddesi) davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiği benimsenmiştir.
Somut olayda; davacı ile davalının tüzel kişi tacir oldukları ve taraflar arasında ticari ilişki bulunmasa dahi davalının işçileri eli ile yerine getirmekte olduğu iş ve işlemler sırasında haksız fiilin niteliğindeki eylemleri ile ortaya çıkan zarar her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendireceğinden dava nispi ticari dava niteliğindedir.
Bilindiği üzere; 19/12/2018 tarih 30630 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7155 Sayılı Kanunun 20.maddesi uyarınca 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere; "3. Dava şartı olarak arabuluculuk" başlığı ile eklenen 5/A maddesi uyarınca; 6102 Sayılı TTK un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 115/2.maddesinde tamamlanabilir dava şartı eksikliğinin giderilmesi için davacı tarafa süre verilebileceği belirtilmiş ise de 6352 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2.maddesinde arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddedileceği açıkça belirtildiğinden anılan dava şartı eksikliğinin, tamamlanabilir dava şartı eksikliği olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira arabuluculuk, tarafların mahkeme yoluna başvurmadan uyuşmazlıkları bir araya gelerek çözmeleri, bu şekilde daha hızlı ve barışcıl yöntemlerle sonuca ulaşmaları ile mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla getirilmiş bir alternatif çözüm yoludur.
Buna göre ; her iki tarafın tacir olduğu bu davanın TTK.'nun 4/1 maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan nisbi ticari dava niteliği taşıdığı tartışmasız olduğu halde, davacı tarafından dava açılmadan önce dava şartı arabulucuk kapsamında arabulucuya başvurulduğuna ilişkin son tutanağın dava dilekçesine eklenmediği, davanın 22/12/2021 tarihinde arabulucuya başvurmadan açıldığı, başvuru tarihinin 13/01/2022 tarihi olduğu 20/01/2022 son oturum tarihli arabuluculuk son tutanağının 21/01/2022 tarihinde ibraz edildiği anlaşıldığına göre;
ilk derece mahkemesince davanın 6102 Sayılı TTK un 5/A ve 6102 Sayılı HMK un 114/2 ve 115 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından,davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığından ve davacı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1933, K. 2025/743, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama