KÜNYE
T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2024
- Esas no
- 2024/1765
- Karar no
- 2024/1890
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/06/2024
- Esas no
- 2023/838
- Karar no
- 2024/585
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 09/10/2024
- İstinaf karar yazım tarihi
- 15/10/2024
Karar Metni
1.198 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2024 tarih ve 2023/838 Esas 2024/585 Karar sayılı ilamına karşı ,davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, üç katlı tek kullanımlık siyah maske yapımı konusunda sözleşme yapıldığını, müvekkili tarafından fatura düzenlendiğini, fatura borcu olan 215.998,65-TL' nin ödenmediğini, bunun üzerine Kayseri Genel İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı borçlunun kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI VEKİLİNİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE: Davanın hak düşürücü süreye tabi olup yasal 1 yıllık süresinde açılmadığını, davacının icra takibinde takibe dayanak belge sunmadığını, itirazın iptali davasında icra dosyasında var olan belgeler dışında başka belgelere dayanılamayacağını, davacının iddia ettiği borca konu faturayı icra dosyasına sunmadığını, bu hususta emsal Yargıtay kararları olduğunu, Yargıtay kararları doğrultusunda davacının takibe konu ticari ilişkiyi, mevcut sözleşme şartlarını, sözleşme şartlarına uygun ifayı,
işin yapılmış olduğunu vs hususları ispatlaması gerektiğinden müvekkili şirketin tümerrüde düşürülmesi ve fatura tarihi itibariyle faiz işletilmesinin kabul edilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebinin reddini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...Somut olayda, her ne kadar davalı tarafından faturaya konu malların teslim edilmediği ileri sürülmüş ise de takibe konu faturanın her iki tarafın defterlerine kaydedildiği ve sekiz günlük yasal süreden yaklaşık altı ay sonra davalı tarafından iade faturası düzenlendiği,bu halde fatura nedeniyle mal alınmadığı iddiasının davalı tarafından ispatlanması gerektiği ve dosya kapsamında ispata yarar yazılı veya kesin delilin bulunmadığı anlaşıldığından faturaya konu asıl alacak miktarı üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Her ne kadar icra takibinde işlemiş faiz talep
edilmiş ise de davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair dosyamıza herhangi bir delil sunulmamış olması nedeni ile davacının faiz talebi yerinde görülmediğinden faiz isteminin reddine karar verilmiştir.Bununla birlikte itiraza konu takip faturaya dayandırılmış olup,davalı bu miktar borçlu olduğunu kendi ticari defterleri ile bilebilecek durumda olduğundan alacağın likit olduğu gözetilerek İİK'nın 67/2 maddesi gereği hüküm altına alınan asıl alacağın % 20' si oranında icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının Kayseri Genel İcra Dairesi' nin ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaliyle takibin 215.998,65-TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Asıl alacak miktarı olan 215.998,65-TL' nin %20' si oranında (43.199,73) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." dair karar verilmiştir.
İş bu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, dosyada alınan bilirkişi raporu ile de bu hususun sabit hale gelmiş olmasına rağmen verilen yerel mahkeme kararının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davanın 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, süresine açılmadığını, icra takibine dayanak belge sunmayan davacının, itirazın iptali davasında icra dosyasında var olan belgeler dışında başka belgelere dayanamayacağını, mahkemenin icra inkar tazminatının kabulü yönünde vermiş olduğu kararın hukuka açıkça aykırı olduğunu,
nitekim davacı yanın icra inkar tazminatı talebinin de haksız olduğunu, reddi talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle mahkeme ilamının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesinden özetle; davalı tarafın hukuka aykırı ve mesnetsiz istinaf başvurusunun reddini, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda;
Dava konusu uyuşmazlık itirazın iptali istemine ilişkindir.İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi uyarınca itirazın iptali davasının davalı borçlunun itirazının davacı alacaklıya tebliğinden tebliğinden itibaren 1 yıllık müddet içerisinde açılması gereklidir. Bu süre hak düşürücü nitelikte bir süre olup mahkemece re'sen gözetilmelidir.
Mahkemece her ne kadar davanın hak düşürücü süre içerisinden açıldığından bahisle davanın esastan kısmen kabulüne karar verilmiş ise davanın hak düşürücü süreden reddi gerekmektedir.
Somut olayda davalının icra takibine yönelik itiraz dilekçesinin davacı vekiline 06.08.2022 tarihinde tebliğ olduğu, hak düşürücü sürenin son gününün 06.08.2023 tarihi olduğu, eldeki davanın ise 20.09.2023 tarihinde açıldığı, arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinin ise 07.09.2023 olduğu görülmüştür.Yani arabuluculuğa başvuru tarihi itibariyle de yasal bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK'nın 104 maddesine göre '' Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa,
bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.'' Uyuşmazlığa uygulanması gereken hak düşürücü sürenin yasal dayanağı ise 6100 sayılı yasa ile düzenlenen bir süre olmayıp özel kanun yani 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/1 maddesi ile düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 104. maddesindeki yasal düzenlemenin amacı ve uygulama alanı işbu kanundaki sürelere ilişkindir.
Özel kanun ile düzenlenen süreler yönünden ise adli tatil hükümleri uygulanmayacaktır.(Y. 11.HD. 27.06.2024, 2023/2846E. 2024/5313K.)Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddine karar verilmesi gerekirken aksi ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde esastan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Açıklanan nedenle davalı taraf vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının belirtilen yönden kaldırılarak HMK'nın 353/1-b,2 maddesi uyarınca düzeltilmek suretiyle yeniden aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1765, K. 2024/1890, 9 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama