KÜNYE
T.C. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2025
- Esas no
- 2025/53
- Karar no
- 2025/203
- İncelenen kararın mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/10/2024
- Esas no
- 2024/383
- Karar no
- 2024/942
- Davanın konusu
- Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı
- İstinaf karar tarihi
- 30/01/2025
- Yazım tarihi
- 05/02/2025
Karar Metni
2.020 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/10/2024 tarih ve 2024/383 Esas - 2024/942 sayılı kararı davacılar vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekilinin dava dilekçesinde özetle. Davacılar murisi...' nin farklı tarihler ...Bankası, ... AŞ. ve ... A.Ş.' den krediler kullandığını ve bu kredilere hayat sigortaları yapıldığını, davalı sigorta şirketinin T. Vakıflar Bankası nezdinde çekilen kredilerle ilgili ödemeyi eksik Yaptığını,...A.Ş. ve ...
A.Ş.' den çekilen krediler için ise beyan hükümlülüğüne aykırı davranılması nedeniyle hiç ödeme yapılmadığını, davacılar murisinin covid-19 sebebiyle vefat ettiğini, murisin 22.09.2021 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin başvurusu üzerine murisin covid-19 hastalığı nedeniyle vefatı dikkate alınmadan kalp hastalığından kaynaklı vefatın teminat kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle ret edildiğini, Vakıfbank' tan ise iskontolu ödeme yapıldığını, murisin kredi çekerken Covid-19 bulaşıcı hastalığına yakalanacağını önceden haberdar olamayacağını ve bu sebeple beyan ve yükümlülüğünün ihlali olarak anlaşılmasının kötü niyetli olduğunu,
davalı sigorta şirketi poliçeler uyarınca ödeme yapmadığı ve kredi veren bankalar tarafından takibe geçileceği bildirilmesi nedeniyle müvekkillerinin vadesi gelen taksitleri ödediğini, fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak üzere şimdilik 200.000 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yine ödenmeyen kredi taksitlerinin ilgili bankalara ödenmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmektedir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Rehin alacaklısı bankanın başvurudan haberdar edilmesi ve başvuruya muvafakat verip vermediğinin sorulmasının hukuken zaruri olduğunu, bu sebeple kredi kuruluşu bankaya işbu davaya muvafakatinin olup olmadığının sorulmasını, banka kayıtsız şartsız muvafakati bulunmaması halinde davanın husumet eksikliği sebebiyle reddini talep ettiklerini, müvekkil şirket ile bankalar arasında yapılmış olan Grup Hayat Sigorta Sözleşmesi kapsamında sigortalı olan ...' nin, vefat tarihi itibariyle ..., ..., ... poliçe numaralı "Yıllık Yenilemeli Tüketici Kredisi Grup Hayat Sigortası" sigorta sözleşmesi bulunduğunu,
tazminat dosyasına ilişkin müvekkil şirkete iletilen tüm evrakların inceleme neticesinde sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kalp hastalığı olduğu, hastalık tanısının sigorta tanzim tarihi öncesinde konulduğu tespit edildiğini beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini, poliçe başlangıç tarihi öncesinden gelen, sigorta kurulma aşamasında müvekkil şirkete beyan etmediği kalp hastalığı sigorta teminatı kapsamı dışında alduğundan tazminat dosyası reddedildiğini, Adli Tıp Kurumu'nun mahkemenize sunacağı raporda söz konusu kalp hastalığının sözleşme kurulmadan önce var olduğunun tespitini yapması gerektiğini,
sigorta şirketinin sigortalının bankaya olan kredi borcundan değil, poliçede gösterilen teminat tutarından sorumlu olduğunu, izah edildiği üzere davacıların dava dilekçesinde ileri sürdükleri hususların haksız ve hukuka aykırı olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "......Kayseri 1. Tüketici Mahkemesinin 2024/181 E, 2024/266 K sayılı görevsizlik kararı üzerine Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça davacıların murisinin çekmiş olduğu çeşitli krediler nedeni ile yapılmış olan hayat sigortası kapsamında Vakıfbank tarafından bir kısım ödeme yapılmış ise de diğer bankaların ödeme yapmadığı belirtilerek alacak talebinde bulunulmuş ise de,
davacıların murisi...’nin vefatı ile hayat sigortası yapılmadan önce mevcut olan hastalıkları arasında illiyet bağı olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış olup 09/08/2023 tarihli raporda, murisin vefatı ile sigorta öncesi mevcut olan hastalıkları arasında illiyet bağı bulunduğunun tespiti sonucu davacıların talebinin yerinde olmadığı, kredilerin kapatıldığı ve davalının ödeme yaptığının bilirkişi raporunda belirtildiği görülmüş olmakla tüm bu hususlar birlikte dikkate alınmış "gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İşbu kararı davacılar vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Davalı sigorta şirketinin çekilen Vakıflar Bankasının önce sigorta kapsamında olduğunun tespit edilmiş olup tenzilat (iskonto) uygulayarak ödeme yaptığını, bu poliçe açısından sadece iskonto yapılan kısım için talepte bulunduklarını, diğer iki banka ( Halkbank ve Ziraat Bankası ) için kredilerin beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı gerekçesiyle hiç ödeme yapılmadığnıı, Vakıflar bankasının önce ödeme yapılması daha sonra ödemeyi kesmesinin tamamen kötü niyetli olarak yapıldığını, yerel mahkemenin de beyan yükümlülüğüne aykırı olduğu sebebiyle davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu,
zira müvekkillerinin murisinin kredi çektiğinde kendisine hiç bir şey sorulmadığını beyanla ilgili hiç bir belge istenilmediğini, kredi vermek için hayat sigortası yaptırılmasının şart koşulduğunu ve kredi veren banka tarafından sistemden tanımlanarak otomatik prim tahsilatı yapıldığını, herkesin malumu olan durumun ispatı gerekmeyeceğinin genel usul kuralı olduğunu, bu halde bankada kredi veren memurun sağlık durumuna ilişkin beyan almadığı hatta bir hiç bir soru sormadığı sistemden poliçe yaptığını, hiç bir belge imzalatmadığı gözönüne alındığında adli tıp kurumu raporunun bu hukuksal durumu izah etmekten aciz kaldığını,
sadece zorlama ile (kabul etmemekle birlikte) rahatsızlık ile vefat arasında ilişkiye ilişkin rapor konumunda kaldığını, mahkemece diğer konularda inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, müvekkillerinin murisinin hasta kayıtlarından da anlaşılacağı üzere vefat nedeni covid 19 olup eksik beyan yükümlülüğüne aykırı bir davranış olmadığı gibi ölüm sebebi dikkate alıdığında dünya çapında bir salgın olup müvekkilinin bu hatalığı bilme olasılığı olmadığı gibi daha sonradan gelişen salgın hastalığı bildirmeme yükümlülüğüne aykırı davrandığından ödeme yapılmamasının hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğunu,
kaldı ki müvekkillerinin murisinin eksik beyanı veya kasti bir davranışı olmayıp poliçe tamamen kredi çeken banka aracılığı ile tanzim edildiğini, müvekkilinden gizlendiği beyan edilen bir beyan istenilmeden beyan aykırı olduğu gerekçesiyle ödeme yapmamasının da kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından taleplerin tam olarak anlaşılmadığını, hukuki değerlendirme yetkinliği ve yetkisi olmayan Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda eksik inceleme ve hatalı değerlendirme nedeniyle yasa ve usule aykırı karar verildiğini, muris Covid- 19 virüsü nedeniyle tedavi gördüğünü ve Covid19 virüsü nedeniyle vefat ettiğini,
Covid 19 virüsü bulaşıcı bir hastalık olup önceden bilenebilecek bir hastalık olmadığını, murisin kendisinin bile bilmediği bir hastalığı davalı sigorta şirketine bildirilmediği gerekçesiyle davanın reddedilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin ölüm belgesinde de bu durum sabit olmasına rağmen davalı kurumun hiçbir gerekçe göstermeden hiçbir hukuki belgeye dayanmadan ödeme yapmaması bile kötü niyetli olduğunu kanıtladığını,
davalı tarafın Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına ilişkin cevap dilekçesinde bir talebi mevcut değilken ve mahkemece yargılama aşamasında Adli Tıp Kurumundan rapor alınması kararı yok iken karar aşamasında Adli Tıp kurumundan rapor istenilmesi ve adli tıp kurumu raporunun bağlantısı olmadığı halde etkisi olduğu şeklinde rapor tanziminin hukuksal bir değeri olmadığını, bilirkişi raporlarında öncelikli olarak itirazların göz ardı edilerek tanzim edilmiş olup alınan raporların hüküm kurmaya elverişli olmamasına rağmen ilk derece mahkemesinin hatalı hüküm kurarak davanın reddine karar verdiğini,
bilirkişi raporlarında murisin neyden öldüğünün tespitinin yapılamadığının beyan edildiğini, murisin dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere 22.09.2021 tarihinde covid 19 öldüğü ve otopsi yapılmasına gerek duyulmadığından ölüm nedeninin açıkça covid 19 olduğu aşikar olduğunu belirterek;
izah edilen nedenlerle ve gerek resen takdir ve tespit edilecek nedenlerle Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/383 E. 2024/942 K sayılı ilamın usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini, ya da ilk derece mahkemesine karar verilmesi için gönderilmesine karar verilmesini ve yargılama giderleri vekalet ücretini davalı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, hayat sigortası ile teminat altına alınan banka kredisinin davacı tarafından bankaya ödenmesi nedeniyle davalı sigorta şirketinden istirdadına, kredinin ödenmeyen kısmının davalı yanca ödenmesi istemini ilişkindir. Davacı murisinin kullanmış olduğu banka ticari kredisi nedeniyle, hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra, 22.09.2021 tarihinde davacılar murisi vefat etmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1487/1. maddesi "Hayat sigortası ile sigortacı, belli bir prim karşılığında, sigorta ettirene veya onun belirlediği kişiye, sigortalının ölümü veya hayatta kalması hâlinde, sigorta bedelini ödemeyi üstlenir." düzenlemesini 1493/7. maddesi ise "Sigortacıdan edimi istem ve tahsil yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça, lehtara aittir." düzenlemesini içermektedir.
Davacılar murisi ile davalı sigorta şirketi arasında murisin kullandığı ticari kredisine bağlı olarak ve bu krediyi teminen hayat sigortası poliçesi düzenlendiği, kullanılan kredisinin müteveffanın beyan etmediği hastalığından kaynaklı ölümü nedeniyle davalı tarafından ödenmediğinden bahisle işbu davanın açıldığı görülmüştür.
Müteveffanın mernis ölüm belgesinde, ölüm sebebinin bulaşıcı olmayan hastalık( doğal ölüm) olduğu ve otopsi yapılmadığı belirtilmiştir. Yargılama sırasında alınan ... tarihli Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda "kişinin ölümünün kalp hastalığı damar hastalığı ve gelişen komplikasyonlar sonucu olduğu, kişinin ölümüne neden olan hastalığın tanısının sözleşme tarihi öncesinde aldığı, sigorta sözleşmesi öncesinde tanı konulduğu, takip ve tedavisinin yapıldığı, murisin hastalıklarını bildiği" bildirilmiştir.
Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır.
Davalı tarafından poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesi ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü, "sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir.
Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı Kanunun 1439/2. maddesinde, "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır.
Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir.
Poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının, doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin ve sigortacının TTK'nun 1435. maddesine göre, sözleşmeden cayma hakkını kullanmasının haklı olduğunu kabul için, sigortalının gizlediği iddia olunan hastalık ile riziko (ölüm) arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Anılan bu tespit ve değerlendirmenin yapılması da, tıbbi ve teknik bilgiyi gerektiren bir iştir.
Sigorta ilişkisinin kurulmasından önce sigortalı muriste bulunduğu ve sigortacıya bildirilmediği iddia olunan hastalık (kalp hastalığı) ile ölüm rizikosu arasında illiyet olup olmadığı konusunda, ilk derece mahkemesi tarafından ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli olarak Adli Tıp Kurumundan rapor alındığı, alınan raporda dosya içerisindeki sağlık bilgilerine göre de tedavi gördüğü, murisin 22.09.2021 tarihinde öldüğü dikkate alındığında; kişinin ölümünün bildirmediği kronik hastalıkları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin sözleşme tarihi öncesi tanısı konulan hastalıkları ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğunun bildirildiği,
bu hastalığın muris tarafından poliçe tanzimi sırasında beyan edilmediği, murisin ölümü ile kalp hastalığı arasında illiyet bağının bulunduğunun kabulü gerekmiştir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; sigorta sözleşmelerinin karşılıklı iyiniyet ve güven esasına dayalı olarak kurulan sözleşmeler olduğu; güven ve iyiniyet ilkesi ile yasal düzenlemeler (TTK 1435) gereği, sigorta yaptıranın önemli tüm hususları poliçenin tanzimi sırasında sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu; davacılar murisi sigortalının poliçe tanziminden önce teşhisi konulmuş hastalıklarını sigortacıya bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı gibi sigortalının vefatı ile işbu hastalıkları arasında uygun illiyet bağının bulunduğunun da Adli Tıp raporuyla tespit edildiği,
bu durumun yaptırımını düzenleyen TTK'nun 1439/2. maddesine göre davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durumun bulunmadığı, kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden herhangi bir aykırılık bulunmadığı, kararın hukuka uygun olduğu, dolayısıyla davacının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/53, K. 2025/203, 30 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama