İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2022/1711 K.2022/1829

T.C. KONYA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: T.C.

Esas2022/1711Karar2022/1829Tarih15 Eylül 2022Okuma17 dk · 3.496 kelime

KÜNYE

Mercii
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1711
Karar No
2022/1829
Karar tarihi
15 Eylül 2022
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.496 kelime·17 dk okuma·29 bölüm

T.C. KONYA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

.... HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO

KARAR NO

KARAR TARİHİ : 15/09/2022

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

BAŞKAN

ÜYE

ÜYE

KATİP

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 19/04/2022

NUMARASI

... Esas ... Karar

DAVACILAR

VEKİLİ

VEKİLİ

VEKİLİ

İHBAR OLUNAN

DAVA

Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 15/09/2022

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2022

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak. Davalı sigorta nezdinde ...

Poliçe Numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile kayıtlı bulunan, davalılardan sigortalı ...'un maliki olduğu ... plaka numaralı aracın, diğer davalı ...'un sevk ve idaresinde, 08.07.2017 günü saat 18:15 sıralarında, ... sokak üzerinde seyir halinde iken, diğer sürücü ... sevk ve idaresindeki .... plakalı araçla çarpıştıktan sonra yön değiştirip yaya kaldırımında bulunan müvekkilleri murisi müteveffa ...'e çarpması sonucu adı geçenin ölümüne neden olduğunu, murisin ölümü neticesinde kocası olan davacı ...'ın müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, 30.09.1940 doğumlu müteveffa ...'in 08.07.2017 kaza ve ölüm tarihinde 76 yıl,

9 ay ve 9 gün olup, 76 yaşında olduğunu, bakiye ömrü 6 yıl 3 ay 1 gün olduğunu, vefat etmeseydi 09.10.2023 (muhtemel ömür sonu) yaşına kadar yaşama ihtimali bulunduğunu, 60 yaşına kadar aktif dönem, 60 yaşından bakiye ömür sonuna kadar pasif dönem olduğunu, ölen desteğin ölüm tarihinde 76 yaşında olduğuna göre, pasif döneminde olduğunu, ölen desteğin emekli olduğu pasif devrede, davacı eşine destek vermeyeceğinin düşünülemeyeceğini, ölenin pasif devredeki desteğinin maddi ve manevi olarak değerlendirilmesi gerekmekte olduğunu, davacıların annelerinin vefatı sebebiyle söz konusu kaza nedeniyle maddi ve manevi olarak mağdur olduklarını,

hayat arkadaşının desteğini kaybeden eş ...'in, maddi ve manevi acısının tarifi mümkün olmadığını, ilerleyen yaşında eşini kaybederek bakıma muhtaç hale geldiğini, kaza tespit tutanağında sigortalı davalı ...'un işleteni bulunduğu aracın sürücüsü diğer davalı ...'un, kural ihlali nedeniyle kusurlu bulunduğunu, müvekkilleri murisi müteveffa ...'in ise kazada en ufak bir kusurunun bulunmadığını, anılan verilere dayanılarak,

müvekkillerinin maddi anlamdaki kayıplarının telafisini teminen davalı sigorta şirketine 10.08.2017 tarihli talep yazısı gönderildiğini, bu taleplerine istinaden müteveffanın eşi ... için 33.281,00 TL, tazminat ödenebileceğinin belirtildiğini, bu miktarın kabulünün mümkün olmadığını, trafik kazası sonucunda eşini ve annelerini kaybeden müvekkillerinin çok zor zamanlar geçirdiklerini, müteveffanın tamamen kusursuz olması ve davalı taraflardan şöforun kusurlu olması ve davalı sigorta şirketinin teklif ettiği tutarın tatmin edici miktarda olmayışı,

müvekkillerinin keder ve mağduriyetinin günden güne artıyor olması nedeniyle işbu davayı ikame ettiklerini belirterek; fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik davalıların hepsinden destekten yoksun kalma sebebine dayalı müştereken ve müteselsilen 3.000,00 TL'nin (Eş ... için 3.000 TL) 08.07.2017 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek reeskont faiziyle birlikte destekten yoksun kalma tazminatı olarak tahsiline, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik ...(Eşi) 50.000,00 TL, ...(Kızı) 15.000,00 TL, ...(Kızı) 15.000,00 TL, ...(Oğlu) 15.000,00 TL,

...(Oğlu) 15,000,00 TL olmak üzere toplam 110.000,00 TL'nin davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen 08.07.2017 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek reeskont faiziyle birlikte manevi tazminat olarak tahsiline, ... plakalı aracın trafik ruhsat kaydı üzerine karar kesinleşinceye kadar İhtiyati tedbir devamına, Mahkeme masrafları ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacılar vekili 14/02/2022 tarihli dilekçesi ile, açmış oldukları maddi tazminat davasını toplamda 78.831,66 TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.

Davalı ... Vekili Cevap dilekçesinde özet olarak; Davanın İstanbul Anadolu Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden açılan davada yetkisizlik kararı verilmesi, ayrıca gerekli belgelerin kendilerine ibraz edilmeden açılan davanın usulden reddinin gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın kusuru ve zararının usulen ispatının gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin istenilen faizden dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olabileceğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun 330.000 TL poliçe limiti ile sınırlı olduğunu belirterek; öncelikle davanın usulden reddine, her halükarda esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davalılar .... ve ... vekili cevap dilekçesinde özet olarak.

Öncelikle trafik kazasına ilişkin olarak düzenlenen tutanakta müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmediklerini, söz konusu kazanın diğer aracın kavşağa hızlı ve kontrolsüz girmesi sonucu meydana geldiğini, tutanak incelendiğinde sürücü müvekkilinin aracının tutanaktaki gibi diğer araca çarpmasından sonra doğrudan sağındaki yola girebilmesinini teknik olarak mümkün olamayacağını, bunun müvekkilinin aracına solundan vurması ile mümkün olabileceğini, tutanakta araçların hızından bahsedilmediğini, halbuki sadece kavşağa hızlı girmek bile başlı başına kusurlu sayılacağını, bu hususun tanık beyanları ile yapılacak keşifle olayın ortaya çıkacağını,

tutanakta belirtilen kusuru kesinlikle kabul etmediklerini belirterek; davacının davasının reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesinin kararı ile. "Yukarıda izah edilenler, Konya Bölge Adliye Mahkemesinin ortadan kaldırma kararı, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı .... nezdinde ... poliçe numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile kayıtlı bulunan ve davalılardan ...'un maliki olduğu,

diğer davalı ...'un sürücüsü olduğu ... plaka numaralı aracın, 08.07.2017 günü seyir halinde iken, dava dışı diğer sürücü .... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla çarpışması sonucu aracın yön değiştirip yaya kaldırımında bulunan davacılar murisi ...'e çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacılar murisinin vefat ettiği, dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak kaza mahallinde keşfin icra edildiği, keşfin akabinde düzenlenen kusur raporunda ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'un %80 oranında, ... plaka sayılı araç sürücüsü ....'in ise %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği,

davacı ....'in destekten yoksun kalma zararının aktüer bilirkişi marifetiyle hesaplandığı, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı ... nezdinde ... poliçe numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi sigortalı olduğu, davacı ...'in maddi zararlarının tazmininde davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi, diğer davalıların ise işleten ve sürücü kapsamında yükümlülüklerinin bulunduğu, davacıların manevi zararlarının tazmininde ise davalılar işleten ve sürücü sıfatı ile sorumlu oldukları kabul edilerek; davacı ...'in maddi tazminat davasının KABULÜ ile 58.513,43 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ..., davalı ....

Yönünden kaza tarihi olan 08/07/2017 tarihinden itibaren; davalı ... Yönünden ise (olay tarihi itibariyle geçerli ZMSS ölüm teminat klozu limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 28/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,

davalılar ile davacıların ekonomik ve sosyal durumu ve kazaya karışan tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat yönünden davacıların davasının kabulüne karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde davacı ...'in maddi tazminat davasının kabulü ile 58.513,43 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ..., davalı ...

Yönünden kaza tarihi olan 08/07/2017 tarihinden itibaren; davalı ... Yönünden ise (olay tarihi itibariyle geçerli ZMSS ölüm teminat klozu limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 28/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı bayram bellier'e verilmesine, Davacı ...'ın manevi tazminat davasının kabulü ile.

50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..., davalı ...’ dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı bayram bellier'e verilmesine, davacı ...'un manevi tazminat davasının kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..., davalı ...’ dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı halime varol'a verilmesine,

davacı ...'ın manevi tazminat davasının kabulu ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...., davalı ....’ dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, Davacı ...'in manevi tazminat davasının kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı davalı ...., davalı ...’ dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine,

davacı ...'in manevi tazminat davasının kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..., davalı ...’ dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

Yerel Mahkemece verilen kararda hükmedilen manevi tazminatların fahiş ve hakkaniyetsiz bedeller olduğunu, tarafların sosyal ekonomik durumlarının hiç dikkate alınmadığını, müvekkilinin düzenli işi olmayan yaşlı bir ev hanımı olduğunu, 2017 yılına göre verilen manevi tazminatın 2022 yılına göre hesaplanmış maddi tazminatın yanında bu derece yüksek olabilmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını, karşı tarafın sebepsiz zenginleşmesine yol açacak miktarda manevi tazminata hükmedildiğini, maddi tazminata ilişkin yapılan destekten yoksun kalma tazminatının ise son yıllara göre hesapların çıkartıldığını,

asgari ücretlerdeki yüksek artışların hesaba yansıtıldığını, yapılan tüm hesaplamalara ve çıkartılan maddi tazminat miktarına da itirazlarının bulunduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

İDM CE DAİREMİZCE VERİLEN KALDIRMA KARARI DOĞRULTUSUNDA İŞLEM YAPILMASINA

BU BAĞLAMDA

AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir

Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.

Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.

T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).

Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır.

Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153.

Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.

Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir.

Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E.,

2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.

Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.

Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamındabir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.

Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez.

Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır.

Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.

Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;

AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı,

genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.

Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır.

Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür.

Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.

Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir.

Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir.

Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir.

Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE Aynı kaza ile ilgili olmak üzere İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.

Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir Bu halde Aym ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa;

ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından, vergi dairesinden, iş yerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.

Bu halde mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre inceleme ve araştırma yapılarak, daha önce rapor tanzim eden aktüerya bilirkişisinden yukarıdaki esaslara uygun ek rapor tanzimi ile hüküm kurulması yerindedir. İtiraz yersizdir. Manevi tazminat miktarının çokluğuna yönelik davalı vekilinin istinaf itirazında; Davacılar vekili mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu belirterek daha yüksek oranda manevi tazminata hükmedilmesini, davalı vekili ise davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatların hakkaniyete aykırı olduğunu ve yüksek oranda belirlendiği iddiasına dayalı olarak istinaf ettikleri anlaşılmaktadır.

Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre,Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir.

Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır.

Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.

Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.

Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

Somut olaya gelince,

Meydana gelen kazada yaya olan müteveffanın kusursuz olması,müteveffanın yaşı ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu bu itibarla davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,

Davalı ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ... ve .... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,

1-Davalı ...'tan alınması gereken 11.511,15 TL harçtan peşin alınan 2.877,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.633,35 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

2-Davalı ...'tan alınması gereken 11.511,15 TL harçtan peşin alınan 2.877,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.633,35 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (107.090,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 16/09/2022

Başkan Üye Üye Katip

E imza E imza E imza E imza

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/1711, K. 2022/1829, 15 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Konya
  4. Bölge Adliye Mahkemesi
  5. .... Hukuk Dairesi
  6. Dosya No
  7. Karar No
  8. Karar Tarihi : 15/09/2022
  9. Türk Milleti Adına
  10. İstinaf Kararı
  11. Başkan
  12. Üye
  13. Üye
  14. Katip
  15. İncelenen Kararın
  16. Mahkemesi : Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesi
  17. Tarihi : 19/04/2022
  18. Numarası
  19. Davacılar
  20. Vekili
  21. Vekili
  22. Vekili
  23. İhbar Olunan
  24. Dava
  25. İstinaf Karar Tarihi : 15/09/2022
  26. İstinaf Karar Yazım Tarihi : 16/09/2022
  27. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  28. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  29. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  30. İdm Ce Dairemizce Verilen Kaldırma Kararı Doğrultusunda İşlem Yapılmasına
  31. Bu Bağlamda
  32. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1711
Karar No
2022/1829
Tarih
15 Eylül 2022

İlgili Kararlar

  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2022/1713 K.2022/1791
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2022/1714 K.2022/69
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/1714 K.2022/1153
  • Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi E.2022/1717 K.2022/1360
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2022/1719 K.2022/1220
  • Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2022/1722 K.2022/1831

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.