KÜNYE
T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1932
- Karar No
- 2025/137
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2025
- T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- ......
- Dosya no
- ......
- Karar no
- ......
- Başkan
- ...... (.........
- Üye
- ...... (.........
- Üye
- ...... (.........
- Katip
- ...... (.........
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 22/04/2024
- Numarası
- ......... Esas ...... Karar
- Davacı
- .........
- Vekili
- Av. ......
- Davalılar
- 1-.........
- Vekili
- Av.......
Karar Metni
2.820 kelime·14 dk okuma·7 bölüm
2- ......... ......... VEKİLİ : Av....... 3- ......... İLGİLİ : ......... VEKİLİ : Av.......
DAVA
Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 14/02/2025
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 14/02/2025
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı .........'in kurallara uygun olarak karşıdan karşıya geçerken, ......... yönetiminde olan ......... plakalı aracın, kendi kusuru ile 30.09.2019 tarihinde davacı .........'e çarpması sonucunda, trafik kazası meydana geldiğini, davalı hakkında ceza yargılaması yapıldığını, davalının ceza aldığını, dosyanın kesinleştiğini, bu kazadan sonra davacının yaralandığını, ......... için sürekli iş göremezlik bedeli, geçici iş göremezlik bedeli, bakıcı gideri bedeli, fatura edilemeyen tedavi giderinden kaynaklı olmak üzere maddi tazminat ve de ayrıca manevi tazminat talep ettiklerini,
davacının vücudunda kazadan kaynaklı izlerin meydana geldiğini, davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığını, davalıların kaza sebebiyle müşterek müteselsil sorumlu olduklarını belirterek, davalının %100 ve asli kusurlu oldukları için kaza tarihi olan 30.09.2019'dan itibaren işleyecek faizi ile beraber fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile davacı için şimdilik 1.000 TL sürekli iş göremezlik, 100 TL geçici iş göremezlik, 100 TL bakıcı gideri bedeli, 100 TL fatura edilemeyen tedavi giderinin, kaza tarihi olan 30.09.2019 dan itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber,
davacının manevi sorunları sebebiyle 50.000 TL manevi tazminatın sadece gerçek kişi davalılar olan ......... ve .........'tan alınarak davacıya ödenmesine, karşı tarafa ait olan ......... plaka sayılı aracın kaydına tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı ......... .........
Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğu kazanın poliçe vadesi içinde meydana gelmesi şartıyla poliçe teminat miktarı ile sınırlı olup; sürekli sakatlık halinde kaza tarihi itibariyle 390.000 TL ile sınırlı olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı sürücünün kusuru oranı ile sınırlı olduğunu, davacı tarafından davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulmadığını, SGK'dan herhangi bir ödeme alınıp alınmadığının sorulmasını, davacının maluliyet oranının Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi tarafından tespit edilmesi gerektiğini,
tazminat hesabının aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, dava tarihi itibariyle ancak yasal faiz işletilebileceğini, davacıların davalı sigorta şirketi bakımından poliçe dışı taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ......... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının davalı sigorta şirketine usulsüz bir şekilde başvuru yaptığını ve bunun incelenmesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminat bedeli zenginleştirici mahiyette olmakla, maddi tazminata talep edilen faiz miktarı da hem işletilmek istenen süre hem de faiz miktarı bakımından yasaya aykırılık teşkil ettiğini, dava dilekçesi ekinde davalıya davacının talep ettiği bakıcı ve fatura edilemeyen tedavi giderlerine mütedair bir belge tebliğ edilmediği için bu hususta davacıya bu belgeleri sunması için kesin süre verilmesini talep ettiklerini,
sürekli işgöremezliğe mütedair tazminat taleplerini de bu aşamada kabul etmediklerini belirterek, yetkisizlik kararı verilmesini, yetkili mahkemenin Akşehir Asliye (Ticaret) Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ......... cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin Akşehir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, kazaya karışan ......... plaka sayılı aracın sahibi olduğu gerekçesi ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de kendisinin böyle bir aracının olmadığını isim benzerliğinden dolayı kendisine tebligat yapıldığını düşündüğünü, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesinin kararı ile.
"Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında sigortalı araç sürücüsü .........'ın %25 oranında kusurlu olduğu, davalının sigorta şirketinin kazaya karışan ......... plakalı aracın ZMM sigortacısı olması nedeniyle zarardan sorumlu olduğu, davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının 169.504,97 TL, geçici iş göremezlik tazminatı tutarının 457,26 TL, SGK tarafında karşılanmayan tedavi gideri tazminatı tutarının 250 TL olduğu sonucuna varıldığından davanın belirtilen tutarlar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca alınan maluliyet raporunda geçici iş göremezlik döneminde bakıcı ihtiyacının bulunduğuna yönelik tespit bulunmaması nedeniyle, davacının bu yöndeki talebi reddedilmiştir.
Davacı ile davalıların ekonomik ve sosyal durumu ve kazaya karışan tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat yönünden davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kazanın Konya ili sınırları içerisinde gerçekleşmiş olması ve HMK 16.maddesi uyarınca; haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi de yetkili olduğundan davalı vekilinin, yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce, davaya konu ......... plakalı araç işleteni .........'a yapılması gereken tebligatların, isim benzerliği ve davacı tarafın T.C. Numarasını eksik bildirmesi nedeniyle, davalı sürücü .........'ın babası .........'a, tebliğ edildiği, araç işletenin ......... , olması nedeniyle, husumetinde bu davalıya yöneltildiğinin kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, sonradan fark edilen maddi hata nedeniyle hüküm kısmında bir değişiklik yapılmamıştır.
Davacının Maddi Tazminata Yönelik Davasının Kısmen KABULÜ Kısmen Reddi ile; 30/09/2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda meydana gelen yaralanmadan dolayı, 169.504,97 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı, 457,26 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı, 250,00 TL tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 170.212,23 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketlerinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık ile sağlık teminat klozu limiti ile sınırlı olarak, sigorta şirketi yönünden 17.11.2019 tarihinden davalı ......... ve ......... yönünden, kaza tarihi olana 30/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
Davacının bakıcı gideri tazminatına yönelik davasının reddine,
Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE; 25.000 TL’nin davalı ......... ve .........’dan kaza tarihi olan 30/09/2019 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ......... ......... Şirketi vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; karara esas olan, trafik bilirkişisinden alınan kusur raporunun hatalı olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, maluliyet raporunun usulüne uygun düzenlenmediğini, davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından tespitinin gerektiğini, tazminat hesabının aktüer hesaplama konusunda uzman ve hazine listesinde yer alan bir aktüer tarafından yapılması ve taraflarına tebliğ edilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Kararı katılma yoluyla istinaf eden davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece manevi tazminatın eksik verildiğini, davalı tarafa haksız yere 17.900 TL afaki vekalet ücreti verildiğini, alacaklarına ticari avans faizi uygulanmasını talep ettiklerini, ancak yasal faize karar verildiğini, buna itiraz ettiklerini, bakıcı gideri alacaklarının haksız yere reddedildiğini, taraflarına daha fazla maddi ve manevi tazminat ile vekalet ücreti verilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle istinaf dilekçelerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik, geçici iş görememezlik ve tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-Davalı sigortanın Kusur itirazının incelenmesinde:
İDM tarafından Karayolları Fen Heyetinden alınan 14.11.2023 tarihli ek raporda, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsü .........'ın %75 oranında, davacı yayaynın %25 oranında kusurlu olduğu, kanaatinin bildirildiği, raporun Akşehir ...... Asliye Ceza Mahkememsi'nin ......... E.sayılı dosyasında trafik bilirkişinden alınan 07.10.2021 tarihli bilirkişi raporu, yaralamalı trafik kaza tespit tutanağı ve olayla uyumlu olduğu, anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.
2- Davalı sigorta şirketinin, maluliyet raporunun ATK 3. İhtisas Dairesinden alınması, aktüerya raporunun konusunda uzman ve Hazine Listesinde yer alan bir bilirkişiden alınması gerektiği itirazının incelenmesinde;
Davalı sigorta vekili istinafında, davacının maluliyete ilişkin talepleri bakımından, maluliyet oranlarının tespitine ilişkin raporun "Özürlülük Ölçütü, sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki" yönetmeliğe göre Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiği itirazında bulunmuştur.
Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları
Adli tıp kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;
11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.
Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin "çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir.
Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir.
Zira 2013 tarihli yönetmelik malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.
Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından "11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre ve usule uygun heyet teşkili suretiyle rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerektiği, Mahkemece alınan NEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD'nın 27.07.2023 tarihli raporunda, 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre davacıda maluliyet oluşmadığı,
30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacıda %5 oranında maluliyet oluştuğunun belirlendiği, mahkemece de bu oran benimsendiği, her ne kadar İDMce yanlış yönetmelik hükümlerine göre belirlenen maluliyet oranı hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmiş ise de; davalı sigorta vekilinin 27.07.2023 tarihli maluliyet raporuna itirazının bulunmadığı,
istinaf dilekçesinde de Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini açıkça ifade ettiği, bu durumda davacı lehine kazanılmış hak oluştuğu, hükme esas alınan raporun NEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD'dan alınmasında bir yanlışlık bulunmadığı, yine aktüerya hesap bilirkişi tarafından hazırlanan 01.01.2024 tarihli raporunun hükme esas alınmasında hata olmadığı anlaşıldığından, itirazın reddi gerekmiştir.
3-Davacının Faiz türüne ilişkin itirazın incelenmesinde: Davacı vekilince, dava dilekçesinde faizin türü belirtilmeksizin, hükmedilecek alacağın faizi ile birlikte tahsili talep edilmiştir. Mahkemece yasal faize hükmedilmiştir. Zarara neden olan aracın ruhsatında kullanım amacı hususi olarak belirtilmiş otomobil olup ticari faaliyet sırasında zarara neden olmamıştır . Bu itibarla davada temerrüt faizi olarak yasal faize hükmedilmesi yerinde olup itirazın reddi gerekmiştir. 4-Davacının manevi tazminatın miktarına yönelik itirazının icelenmesinde;
Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir.
Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır.
Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, Ceza Mahkemesinin kararı, yukarıda açıklanan ilkeler, davacının yaşının küçük olması, yaralanmasının yüzünde sabit esere neden olacak olması, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlanının az olduğu olduğu, davacının manevi tazminatın miktarına yönelik istinafının yerinde olduğu anlaşılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Bu nedenlerle, davalı sigorta şirketinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak mahkemece yapılan yanlışlık yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK 353/1/b.2 maddesi gereğince esas hakkında yeniden hüküm kurularak, karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1932, K. 2025/137, 14 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama