KÜNYE
T.C. Konya Bam . Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi
- Mercii
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2019/1180
- Karar No
- 2021/1887
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2021
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA ASLİYE . TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/04/2019
- Numarası
- Esas - Karar
- İstinaf eden davacı
- ...
- Vekili
- Av. ... -
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ... -
- Dava
- Takasa İtiraz (İİK 201
- İstinaf kararının karar tarihi
- 24/09/2021
- Yazım tarihi
- 01/10/2021
Karar Metni
2.555 kelime·13 dk okuma·7 bölüm
Davacı tarafından, davalı aleyhine Konya Asliye .. Ticaret Mahkemesi'nin .... sayılı dosyası ile açılan takasa itiraz davasında 15/04/2019 tarihinde tesis edilen karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi;
DAVA
Davacı vekili ilk derece mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin, Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden, 30/10/2018 tarihinde konkordato isteminde bulunduğu ve 01/11/2018 tarihinde geçici mühlet kararı alındığını, kararın bankaya elden teslim edildiğini, geçici mühlet kararının "3/j" bendinde takas yasağı konduğunu, konkordato komiserinin de karar doğrultusunda tüm alacaklılara yazı yazdığını, davalı bankanın takasa ilişkin tedbir kararına ve komiserin yazılarına rağmen davacı firmanın üçüncü kişilerde olan hak ve alacakları üzerinde takas ve mahsup işlemi gerçekleştirdiği iddiasıyla, davalı bankanın davacı firmaya ilişkin yaptığı takasın kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
CEVAP
Davalı banka vekili ilk derece mahkemesine cevap dilekçesi vermediği, 13/03/2019 havale tarihli beyan dilekçelerinde özetle; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 3/j maddesinde belirtilen tedbirin çek takası ile ilgili olmadığı, borçlar hukukundaki takas mahsup ile ilgili olduğunu, hukukumuzda çekin takasa ibrazının kaldırılması şeklinde bir usul bulunmadığı, bahsi geçen çeklerde keşidecinin davacı olmadığı, başkasının keşideci olduğu çekler için konkordatoyla sınırlama getirilmesinin mümkün bulunmadığı,
konu çeklerin davacının kredi borcundan düşülmesi amacıyla müvekkili davalı bankaya ciro edilerek borcun kambiyo evrakıyla ödendiği ve bahsi geçen çeklerin müvekkili bankaya konkordato mühletinden önce teslim edildiği, tahsil edilen çek bedellerinin davalı müvekkiline ait olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; "...Somut olayda ; Dava konusu 6 adet müşteri çekinin, davacı şirket tarafından davalı bankaya, konkordato geçici mühlet ve tedbirlerinden önce kredi borcundan dolayı ciro edilerek verildiği, dava konusu çeklerin keşidecisinin davacı şirket olmadığı, çeklerdeki davacı şirket cirolarında "tahsil içindir" veya "rehin içindir" gibi bir ibarenin de bulunmadığı, bu çeklerin keşide (ödeme) tarihlerinin ise konkordato geçici mühleti ve tedbirlerin verilmesinden sonraki tarihler olduğu hususları, taraflar arasında ihtilafsızdır.
Yargıtay 19. HD.nin 23/03/2016 gün ve 2015/16932 E. 2016/5259 K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, "Dava konusu çekte, ...yapılan cironun tahsil cirosu ya da rehin cirosu olduğuna dair bir ifade bulunmadığından, cironun temlik cirosu olduğunun kabulü gerekir."
Yukarıda yazılı emsal içtihatta da belirtildiği üzere, dava konusu çeklerde davacı şirket tarafından yapılan cironun tahsil cirosu ya da rehin cirosu olduğuna dair bir ifade bulunmadığından, bu ciroların temlik cirosu olduğu ve dolayısıyla davacı şirketin bu çekleri (temlik cirosu sayılan bir ciro ile) davalı bankaya ciro etmesinden sonra artık bu çeklerin yetkili hamili de olmadığı anlaşılmıştır.
Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında çeklere ilişkin verilen tedbirlerin, davacı şirketin keşidecisi olduğu çekler olduğu gibi, davacı şirket tarafından yapılması tedbiren önlenen ödemelerin de davacının borçlu olduğu ödemeler olduğu, davacının alacakları yönünden verilen tedbir kararlarının ise sadece 2004 s. İİK.nin 200 ve 201. maddeleri ile 294. maddelerinde yazılı takas yasağı ile sınırlı olduğu anlaşılmıştır.
Davacının yetkili hamil olmadığı çeklere ilişkin olarak, Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında verilen bir tedbir kararı bulunmadığı gibi, davacının yetkili hamil olmaktan çıktığı dava konusu çeklerin davalı banka tarafından tahsil edildiğinde, davacının kredi borcundan mahsup edilmesi, takas yasağına da aykırılık teşkil etmeyeceğinden, davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan gerekçelerle ; 1-Davacının davasının REDDİNE, ..." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın takas yasağına aykırılığın yanında tedbir kararlarındaki pek çok yasağı da çiğnediğini, gerekçeli kararın genel muhasebe ilkeleriyle mevzuattaki ciro hükümlerine de açıkça aykırı olduğunu, kıymetli evrak üzerindeki ciroların beyaz ciro olup tahsil amacıyla bankaya verildiğini, çek ve senetlerin kredi teminatı olmadığı, cirolarında rehin cirosu olmadığı, bu hususun sadece davalı bankaca ileri sürüldüğü, imtiyazlı alacaklıların dahi alacaklarını tahsil edememişken davalı bankanın tahsilatının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İİK 200 ve 201. maddelerin mahkemece yanlış yorumlandığından bahisle istinaf ettikleri anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; takasa itiraz (takasın iptali) istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, konkordato talebinde geçici mühlet tedbir kararı sebebiyle davacının ciro ederek davalı bankaya verdiği çek ve/veya bono gibi kambiyo senetlerinin davalı bankacı hamil tarafından kambiyo evrakı keşidecilerinden evrak bedellerinin tahsili halinde bu tahsillerin İİK 294/4 maddesi delaletiyle İİK 200 ve 201 maddelerindeki takas yasağına tabi olup olmadığına ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Türk Borçlar Kanununun 139/1 maddesi uyarınca, iki kişi karşılıklı olarak bir miktar parayı veya konuları itibari ile aynı türden malı birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki tarafın her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Sonuçta her iki borç da az olanı oranında sona erer (Eren, F. Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası. Beta. İstanbul, s. 1261). Takas borcu sona erdiren nedenlerden biridir.
Takastan bahsedilmek için, her şeyden önce iki ayrı kimsenin karşılıklı olarak birbirlerinden alacaklı olmaları gerekir. Henüz doğmamış veya takas anında sona ermiş alacaklar takas edilemez.
Takas edilecek alacaklar aynı nitelikte, aynı türden olmalıdır. Borçlar doğdukları anda aynı türden olabileceği gibi, sonradan da aynı türden olabilirler. Ancak takas hakkının kullanıldığı anda, mutlaka aynı türden olmaları zorunludur.
Takas için gerekli olan bir diğer şart da alacağın muaccel olmasıdır. Alacaklı tarafından zaman itibarıyla ifası istenebilir bir borç olması gerekir. Takas edilecek alacağın muaccel olması, buna karşılık asıl alacağın (karşı taraf asıl alacağının) sadece ifa edilebilir bulunması yeterlidir.
Takas hakkını ileri sürenin alacağı, dava edilebilir bir alacak olmalıdır. Takası ileri süren tarafın alacağının tartışmalı olması, takas ileri sürülmesine engel değildir. Alacağı tartışmasız olan taraf bu takasa itiraz edebilir ve kendi alacağını dava edebilir. Takası ileri süren tarafın bunun için dayandığı alacak, talep ve dava edilebilir bir alacak olması gerekir. Bunu istisnası zaman aşımına uğramış borçlarda görülür.
Zaman aşımına uğramış borç talep ve dava edilebilir olamamasına karşın, alacaklı buna takas için dayanabilir. Türk Borçlar Kanununun 139/3 maddesine göre, zaman aşımına uğrayan alacak, takas şartlarının tamamlandığı tarihte henüz zamanaşımına uğramamış idiyse, alacaklı takas talebinde bulunabilir. Adı geçen Yasanın 145'inci maddesi gereğince, borçlu önceden takastan feragat edebilir.
Başka bir anlatımla, daha borç ilişiği kurulurken ya da daha sonra, borçlu diğer tarafın alacak talebine karşı takas dermeyan etmeyeceğini taahhüt edebilir. Yasanın 144 üncü maddesinde takası kanunen önlenmiş bazı alacaklar sayılmıştır.
Kanun takas için bir irade açıklaması aramaktadır. Takası gerçekleştirmek için irade açıklamasına takas beyanı denir. Bu beyan bir taraflı bir hukuksal işlemdir. Bu işlem bir yenilik doğuran hakka dayanır. Tarafların biri, borcu ile alacağını takas ettiğini karşı tarafa bildirerek, bu hakkını kullanmış olacaktır (TBK. m. 143/1). Takas hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir haktır. Borçlunun takas hakkını kullanma isteğini, alacaklıya bildirmesi gerekir. Takas bir sözleşme olmadığı için karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Takas aynı zamanda borcu sona erdirdiği için bir tasarruf işlemidir. Bu nedenle, borçlu takas edilecek alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmalıdır.
Borçlar Kanunu'nun 143/1 maddesi uyarınca, takas halinde her iki borç, takas edilebilecekleri andan itibaren en az olan borç oranında düşer. Beyan yapılınca, bunun hükmü, takas şartları tamamlandığı ana kadar geriye etkili sayılmıştır. Böylece borçlar takas beyanının yapıldığı zaman değil, takas şartlarının gerçekleşeceği an düşmüş olacaktır. İki borç miktarca farklı ise, takas sonucunda az olan borç tamamen, diğeri ise kısmen sona erer. Mahsup alacaktan indirilme yapılması söz konusudur. Fakat indirilen miktar mukabil bir alacak değildir.
Dava dayanağı hukuki olay inkâr edilmemekle birlikte, talep sonucunu reddeden, bir hakkın doğumuna engel olan veya hakkı sona erdiren yeni olayların ileri sürülmesine "itiraz" denir. Davalının açıkça itiraz ettiğini belirtmesine gerek kalmadan, dava dosyasındaki bilgilerden bir itiraz sebebinin varlığı anlaşılıyorsa, hâkimin bunu re'sen (kendiliğinden) dikkate alması gerekir. Dava konusu borcun ödendiğini gösteren ücret bordroları, ibranameler, feragatnameler itiraz niteliğindedir. Her zaman dikkate alınmalıdır.
Davalının, dava dayanağı olayı ve borcun varlığını inkâr etmeden, borçlu bulunduğu edimi, özel bir sebebe dayanarak yerine getirmekten kaçınmasına imkân veren hakka defi denir. En tipik örneği, zamanaşımı def'idir. Defiler, dava dilekçesine cevap verilirken ileri sürülmelidir. Aksi halde, davalı "savunmanın genişletilmesi yasağı" ile karşılaşabilir. Defiler, davada ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmazlar. Takas ve mahsup bir defidir. Bu itibarla, ileri sürülmedikçe kendiliğinden dikkate alınamaz.
Takas, karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi, defi olarak da ileri sürülebilir.
İflas tasfiyesinin devamı sırasında gündeme gelen, İİK'nın “İflasın Hukuki Neticeleri” başlıklı 7. babının “Alacaklıların Hakları Üzerine İflasın Tesirleri” başlıklı 2. başlığı altında 201. maddede düzenlenen takasa itiraz davası, İİK'nın 235. maddesi hükmünün kıyasen uygulanması ile iflasa karar vermiş olan ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki diğer ticaret mahkemelerinde de açılabilir. ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19.10.2000 tarihli ve 5938 E, 6931 K.; aynı dairenin 01.02.2001 tarihli ve 8799 E, 743 K. )
İcra İflas Kanunu'nun “İflasın Hukuki Neticeleri” başlıklı 7. babının “Alacaklıların Hakları Üzerine İflasın Tesirleri” başlıklı 2. başlığı altında 201. maddede düzenlenen takasa itiraz davasını, alacaklının iflası halinde müflisin tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması (İİK.md.191), müflisin iflâs masasına giren mal ve haklarına ilişkin davaları takip etme yetkisini de etkilemesi, müflis, nasıl iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmiyorsa, dava ehliyetini de kaybetmeyeceği ancak müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır.
Davacı şirketin konkordato talep etmesi, konkordato davası sırasında iflasın hukuki neticelerine ilişkin alacaklıların hakları üzerine iflasın etkilerini düzenleyen İİK'nın 294/4 maddesi delaletiyle 200-201 maddelerinde düzenlenen takasa itiraz/takasın iptali davasını açma yetkisi vermediğinden, konkordatoya tabi alacaklılar adına konkordato talep eden davacı borçluya takasa itiraz / takasın iptali itirazını ileri sürme hakkı kazandırmaz.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri nazara alındığında; aynı yasanın dava şartlarını düzenleyen 114/1-d maddesindeki dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şeklidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir.
Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usuli bir kavramdır.
Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir.
Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır.
Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır.
Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur.
Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.
Dava dosyasındaki olay açısından değerledirme yapıldığında; davacı şirketin konkordato talep etmesi, davacı şirkete konkordato'ya tabi alacaklılar tarafından açılabilecek İİK'nın 294/4 maddesi delaletiyle 200-201 maddelerinde düzenlenen takasa itiraz/takasın iptali davasını açma yetkisi vermediğinden, her ne kadar davacının dava ve taraf ehliyeti bulunmakta ise de; davacının takasın iptali davası yönüyle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesinin değişik gerekçeyle davanın esastan reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmediğinden,
davacının istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
MUHALEFET ŞERHİ
TBK 139/1 maddesine göre takas yapılabilmesi için her iki alacağın da muaccel olması zorunlu iken iflasın açılmasıyla müflisin müeccel borçları (taşınmaz rehini hariç) muaccel hale geldiğinden müflisten alacaklı olan iflas alacaklısı, alacağı muaccel olmasa bile müflise olan borcu ile takas edebilir.
İflas tarihinden/açılmasından önce müflisten alacaklı olanlar bu alacaklarını iflas masasına, iflas alacağı olarak yazdırıp, tasfiye sonunda alacaklarına düşen payı masadan alırken, müflise borcu olan kişiler, borçlarını iflas masasına tam olarak öder.
Müflisten alacaklı olan kişi aynı zamanda müflise borçlu ise iflasta takasa izin verilmesi halinde, müflise olan borçları kadar, müflisteki alacaklarını tam olarak tahsil etmek suretiyle müflisten yalnız alacaklı olanlara nazaran daha iyi durumda olurlar. Bu durumda iflas alacaklıları arasında bulunması gereken eşitlik ilkesi bozulmuş olur.
Bu nedenle kanun koyucu bir taraftan kural olarak iflasta takasa izin verirken (İİK 200/1) diğer taraftan eşitliğin bozulmaması ve takasın kötüye kullanılmamasının, diğer alacaklıların zararına muvazaalı işlemler yapılmasını engelleyecek tedbirler alarak hangi durumda takasın yapılacağı (İİK 200/2-3) ve hangi durumda takasa itiraz edilebileceğini (İİK 201) ayrı ayrı düzenleyerek, iflasta takas imkanının sınırlamıştır.
İlk derece mahkemesince dosyaya konu müşteri çeklerinin davacı şirket tarafından davalı bankaya konkordato tedbirlerinden önce kredi borcundan dolayı ciroladığı, ciroda başka bir açıklama bulunmaması nedeniyle temlik ciro olarak kabul edilmesi gerektiği, temlik cirosundan sonra yetkili hamilin davalı banka olduğu, konu çeklerin davalı banka tarafından tahsil edildiğinde, davacının kredi borcundan mahsup edilmesinin takas yasağına aykırılık teşkil etmeyeceği gerekçeleriyle davanın esastan reddine karar verildiği, esastan verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu,
anlatılanlar gereğince çoğunluğun "...İİK'nın 294/4 maddesi delaletiyle 200-201 maddelerinde düzenlenen takasa itiraz/takasın iptali davasını açma yetkisi vermediğinden..." bahisle hüküm ittihazının dosya içeriğine ve İİK'nın 200 ve 201. maddelerine uygun düşmediği kanaatinde olduğuma dair muhalefet şerhimdir.
Üye ... · e-imzalıdır · (muhalif)
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2019/1180, K. 2021/1887, 24 Eylül 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama