KÜNYE
T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2019/839
- Karar No
- 2020/615
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2020
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA ASLİYE ... TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- ...
- Numarası
- ... Esas - ... Karar
- İstinaf eden davacı
- ... - (T.C. Kimlik No:...
- Vekili
- Av. ...
- İstinaf eden davalı
- ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Dava
- Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak
- İstinaf kararının karar tarihi
- ...
- Yazım tarihi
- ...
Karar Metni
1.768 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya Asliye ... Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında ... tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin karara karşı tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine dava dosyasının dairemize geldiği anlaşılmakla üye hakimin görüşleri alındıktan sonra, dosya incelendiğinde;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin istediği zaman geri alabileceği kârlı bir yatırıma dönüştürmek için davalılara ortaklık durum belgesi karşılığında para verdiğini, davalı şirket temsilcileri tarafından para yatırılırken, yatırılan para karşılığında yüksek kazanç elde edeceği ve yatırdığı paranın istendiğinde kendisine iade edileceği konusunda güven telkin edildiğini, müvekkilinin bir süre sonra ihtiyacı nedeniyle, ödedikleri paraları talep ettiklerini ancak her defasında sonraki bir tarihte ödeneceği sözü verildiğini ancak bu tarihe kadar bir türlü ödemediklerini,
şirket yetkilileri aleyhinde yapılan şikayetlerden dolayı dolandırıcılık, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak v.b. suçlardan şirket yöneticileri hakkında kamu davası açıldığını, ayrıca SPK tarafından soruşturmalar yapıldığını, soruşturma raporu içeriğinde toplanan paraların usulüne uygun kayıtlara geçmediğini, halka açık bir şirket olmasına rağmen şirket hisselerinin binlerce kişiye satıldığının tespit edildiğini,
müvekkilinin paralarının geri ödenmesi isteğinin reddedilmesi nedeniyle müvekkillerinden kanunlara aykırı ve planlı bir faaliyet sonucu tahsil edilen paranın geri alınabilmesi için dava açma zorunluluğunun doğduğunu beyan ederek, müvekkilleri ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine ve dava tarihinde 32.722,68 Euro olan alacağın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davada, bir kısım belgelerle dava dışı ...'ya ödediğini iddia ettiği bedelin ödenmesi amacıyla iş bu davayı ikame ettiğini, davacının davaya dayanak yaptığı belge ve davacının beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı şirkete karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığını, dava dışı ... ile davalı şirketin farklı tüzel kişiliklere haiz şirketler olduğunu, dava dilekçesine ekli olarak sunulan belgeleri kabul etmediklerini, davalı yönünden belgelerin bağlayıcı olmadığını,
TTK nun 329 ve 405. maddeleri gereğince şirket ortaklarının hisse bedellerini şirketten geri istemesinin ve şirketin kendi paylarını geri almasının mümkün olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her an geri alabileceği garantisi ile para verdiğine ilişkin iddianın gerçek olmadığını, müvekkili şirket veya şirketlerin davacı taraftan para almadığını, müvekkili şirketin bankacılık mevzuatına dayanarak herhangi bir mevduat toplamadığı gibi bunun da mümkün olmadığını, aynı şekilde müvekkilinin SPK, TTK ve BK hükümlerini de ihlal etmediğini, husumet yöneltilemeyeceğini, hakdüşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini,
davacının Türkiye’de mutad meskeni olmadığını, teminat yatırılması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "davacı ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, 19.591,30 TL'nin dava tarihi olan 30/03/2017 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin 20.03.2019 tarihinde taraflarına e-tebligat yolu ile tebliğ edilen, ... tarih ve ...E, ...
K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının alacak miktarı yönünden kaldırılmasını istediklerini, davalı şirket tarafından dosyaya ibraz edilen belgelere dayanarak müvekkilin alacağından düşüm yapılmasının, ayrıca hüküm kısmında talebin kısmen kabulü ile meblağın "davalılardan alınarak davacıya" verilmesine karar verilmiş olup, iş bu hüküm maddesi müştereken ve müteselsilen ibareleri konulmadığından icra takip, tahsilat aşamasında tereddütlere yol açacağını, mahkemeye sunmuş oldukları deliller adeta görmezden gelinerek ve dayandırdıkları deliller dahi davalı lehine yorumlanarak karar verildiğini,
mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan, söz konusu kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davalının para toplanırken davacıya anonim şirkete ortak olacağı konusunda hiçbir bilgi vermediği, aynı şekilde davacının da yatırım yaparken anonim şirkete ortak olacağı iradesiyle hareket etmediği, bu nedenle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin hile haksız fiiline dayalı para tahsili olduğu,
hak düşürücü süre itirazlarının ve zamanaşımı defilerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, dava dışı ... ile davalı şirket haklı tüzel kişilik olduğundan davanın husumet nedeniyle reddedilmesi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu, hisse senetlerinin geçersiz olduğu yada davalının sermayesinde temsil edilmemesi gibi bir durumun mevzu bahis olmadığını, davacının ye'dinde bulunduğu iddia edilen hisse senetlerinin davalı şirkete iadesine karar verilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince yemin delilini kullanma haklarının engellendiği gibi isticvap taleplerinin de usul ve yasaya aykırı şekilde reddedildiğini,
dava tarihindeki yabancı paranın değeri üzerinde zarar hesabı yapılmasının da hatalı olduğunu, ödeme belgelerinin hepsi dikkate alınmaksızın hatalı hesaplama neticesi hüküm tesis edildiğini, davacının her türlü iddia ve talebi hakkında hak düşürücü süre ve zamanaşımı kurallarının uygulanması gerektiğini, bu yöndeki savunmalarının dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil etmediğini, bu sebeplerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davalı şirkete ortak olmadığının tespiti, kar payı alınması maksadıyla verilen paranın iadesi istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davaya konu ... A.Ş'nin ünvanının ... A.Ş. olarak değiştirildiği, bilahare ... A.Ş.'ye devredilmesi suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz infisahına karar verildiği ve unvanının ... A.Ş. olarak değiştiği dosya kapsamından anlaşıldığı,
İlk derece mahkemesince delillerin esastan değerlendirilmesi ve tarafların istinaf kanun yoluna başvurmasından sonra dairemizce henüz istinaf sebepleri esastan incelenmeden. 7194 sayılı yasanın 41. Maddesiyle.
3332 sayılı yasaya "31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur,
bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez.
Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır." şeklinde Geçici 4. madde eklenmiştir.
Sermaye Piyasası Kanunu
Madde 16 "(1) (Değişik birinci cümle: 28/11/2017-7061/109 md.) Payları borsada işlem gören ortaklıklar ile kitle fonlaması suretiyle halktan para toplayan ortaklıklar hariç olmak üzere pay sahibi sayısı beş yüzü aşan anonim ortaklıkların payları halka arz olunmuş sayılır. Bu ortaklıklar halka açık ortaklık hükümlerine de tabi olurlar. (2) Payları borsada işlem görmeyen anonim ortaklıklar, halka açık ortaklık statüsünü kazandıktan sonra en geç iki yıl içinde paylarının işlem görmesi için borsaya başvurmak zorundadırlar. Aksi durumda, Kurul, bu payların borsada işlem görmesi veya ortaklığın halka açık ortaklık statüsünden çıkarılması için, ortaklığın talebini aramaksızın gerekli kararları alır. (3)(Ek: 28/11/2017-7061/109 md.) (Değişik Cümle: 27/12/2018-7159/8 md.)...."
Öncelikle; yasal düzenlemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi kapsayıp kapsamadığı ve davalı şirketin yasal düzenlemede belirtilen şirketlerden olup olmadığı yönünden delillerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalı şirketin yasal düzenlemede verilen 31/12/2014 tarihinden önce, BIST (İMKB) yönetim kurulunun 23/10/2012 tarihli toplantısında ortaklığın paylarının halka arz edilmeksizin 2.ulusal pazarda 23/11/2012 tarihinden itibaren işlem görmesine karar verildiği ve 23/11/2012 tarihinden itibaren işlem görmeye başladığı mevcut delillerden anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının yatırım maksadı ile davalı şirkete para verdiğini, verilen para karşılığında kendisine "ortaklık durum belgesi" ve hisse senetleri verildiğini istenmesine rağmen parasının iade edilmediğini verdiği paranın faizi ile tahsilini, davalı tarafın ise; davacı tarafından davalı şirkete para verilmişse;
şirkete ortak olmak maksadıyla verildiğini, kendisine verdiği para karşılığında nominal bedelli hisse senedi verildiğini , davacının şirket pay sahibi olarak şirket kayıtlarına kaydedildiğini Anonim şirket olan davalının 6762 sayılı TK'nın 329 ve 405. maddelerindeki düzenleme gereğince kendi hisselerini temellük etmesinin ve bunun sonucu olarak yatırılan paranın iadesinin mümkün olmadığını aksinin kabulü durumunda ise; davanın süresinde açılmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Yukarıda yapılan açıklama ve tespitler nazara alındığında; taraflar arasında görülmekte olan davanın 05/12/2019 tarihinde 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4. madde kapsamında olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle; tarafların iddia ve savunmaları ile ilgili bildirdiği deliller esastan değerlendirilmeden, 7194 sayılı yasanın 41. Maddesiyle 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince açılan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına, davacı lehine davalı şirket aleyhine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan asgari ücret tarifesi gereğince maktu ücret-i vekalet taktirine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2019/839, K. 2020/615, 8 Temmuz 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama