KÜNYE
T.C. Konya Bam 6. Hukuk Dairesi T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2020/1743
- Karar No
- 2021/1493
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2021
- Dosya no
- ...
- Karar no
- ...
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA ASLİYE ... TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- ...
- Numarası
- ... Esas - ... Karar
- Davacılar
- 1- ... - (T.C. Kimlik No: ...
Karar Metni
1.805 kelime·9 dk okuma·13 bölüm
2- ... - (T.C. Kimlik No: ...) VEKİLİ : Av. ...
İSTİNAF EDEN
DAVALILAR
1- ... Holding A.Ş. 2- ...
VEKİLİ
Av. ... - ...
DAVA
Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 24/06/2021
YAZIM TARİHİ : 09/07/2021
Davacılar tarafından davalılar aleyhine Konya Asliye ... TİCARET Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında ... tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı davalıların istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dava dosyasının dairemize geldiği anlaşılmakla üye hakimin görüşleri alındıktan sonra, dosya incelendiğinde;
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkililerinin yurt dışında zor koşullarda çalışarak biriktirdiği kazancının hem ülkesinde değerlendirilmesi hem de istediği zaman geri alabileceği maksadıyla davalılara bir belge karşılığında yatırdığını, ancak defalarca istemesine rağmen parasını geri alamadığını, müvekkillerine ödenmeyen alacağın davalılar tarafından verilen SPK kayıtlarında yer aldığını, müvekkilleri ile birlikte binlerce gurbetçiden para toplandığını, müvekkillerinin bir süre sonra ödediği parasını talep ettiğini ancak her defasında sonraki bir tarihte ödeneceği sözü verildiğini ancak bu tarihe kadar ödenmediğini,
davalıların dolandırmak kastı ile açıkça kanunlara aykırı hareket etmek suretiyle gerçek olmadığını bile bile müvekkillerini ve daha binlerce kişiyi kandırarak bir takım belgeler karşılığında şirket kayıtlarına geçirdiklerini, davalıların tüm faaliyetlerinin hukuka aykırı olduğunu, şirket yetkilileri aleyhinde yapılan şikayetlerden dolayı dolandırıcılık, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak v.b. suçlardan şirket yöneticileri hakkında kamu davası açıldığını, ayrıca SPK tarafından soruşturmalar yapıldığını, davalı yönetici ...'in de diğer davalı şirketlerle birlikte müvekkillerinin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek,
bu nedenle müvekkillerinden kanunlara aykırı ve planlı bir faaliyet sonucu tahsil edilen 97.770 Euro alacaktan şimdilik fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla çeşitli mahsuplardan sonra halen ödenmeyen alacağın 80.000,00 Euro'nun iadesine/ödenmesine karar verilmesi için dava açma zorunluluğunun doğduğunu beyan ederek, müvekkilleri ile davalılar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 80.000,00 Euro alacağın ödendiği tarih itibariyle işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, aynı taleple 18/03/2010 tarihinde Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ........
Esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine alacak davası ikame ettiğini ve 19/04/2011 tarihinde ........ sayılı kararı ile ispatlanamayan davanın reddine karar verildiğini, davacının kararı temyiz etmemiş sayılması ile söz konusu kararın müvekkili lehine kesinleştiğini, iş bu davanın bu dava açısından kesin hüküm oluşturduğunu, Bakırköy ...
Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açılan davanın üzerinden 7,5 yıl sonra ikame edilen işbu davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, dava dilekçesine ekli olarak sunulan belgeleri kabul etmediklerini, davalı yönünden belgelerin bağlayıcı olmadığını, TTK nun 329 ve 405. maddeleri gereğince şirket ortaklarının hisse bedellerini şirketten geri istemesinin ve şirketin kendi paylarını geri almasının mümkün olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her an geri alabileceği garantisi ile para verdiğine ilişkin iddianın gerçek olmadığını, müvekkili şirket veya şirketlerin davacı taraftan para almadığını,
müvekkili şirketin bankacılık mevzuatına dayanarak herhangi bir mevduat toplamadığı gibi bunun da mümkün olmadığını, aynı şekilde müvekkillerinin SPK, TTK ve BK hükümlerini de ihlal etmediğinden bahisle müvekkilleri aleylerinde ikame edilen davanın hakdüşürücü süre, zamanaşımı ve esastan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacılar ile davalı şirket arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, davacılar eşit hisse kabul edilmek suretiyle hesaplanan 48.141,98 TL'den 24.070,99 TL'sinin davacı ...'a, 17.570,99 TL'sinin davacı ...'a temerrüt tarihi olan 14/08/2008 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak verilmesine, davacı ...'ın 6.500,00 TL'lik kısma yönelik talebinin derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; derdestlik nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davalılardan ... yönünden daha önce verilen husumetten red kararının kesin olduğunu, ayrıca ihtilafın 7194.
Sayılı Yasanın 41. maddesi kapsamına girdiğinden yerel mahkeme kararının kaldırılarak dava da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, aksi takdirde yerel mahkemenin davacının ödeme ve hile iddiasını ispat ettiğine yönelik kabulünün yasaya aykırı olduğunu, zamanaşımı definin dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesinin usul ve yasa aykırı olduğunu, davalı tarafından SPK'ya sunulan CD ve üst yazı içeriklerinin yanlış değerlendirildiğini, zamanaşımına uğrayan dava hakkında kabul kararı verilmesinin hukuki izahının bulunmadığını,
taraflar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığına yönelik kabulün TTK 329 ve 405 maddelerine aykırı olduğunu, davacının taleplerini hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddetmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının elinde bulunan hisse senetlerinin iadesine karar verilmemesinin, bir kısım ödeme belgelerindeki miktarın düşülmemesinin hukuka aykırı olduğunu, dava tarihindeki yabancı paranın değeri üzerinden zarar hesabı yapılmasının ve yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
yerel mahkemenin yemin delilini kullanma haklarını engellediğini ve isticvap isteminin de usul ve yasaya aykırı bir şekilde reddedildiğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davalı şirkete ortak olmadığının tespiti, kar payı alınması maksadıyla verilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davaya konu ... İnşaat Tarım ve Sanayi İşletmeleri Ticaret A.Ş'nin ünvanının ... Sanayi Ticaret ve Yatırım Holding A.Ş. olarak değiştirildiği, bilahare ... Holding A.Ş.'ye devredilmesi suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz infisahına karar verildiği ve unvanının ... Holding A.Ş. olarak değiştiği dosya kapsamından anlaşıldığı,
İlk derece mahkemesince delillerin esastan değerlendirilmesi ve davalıların istinaf kanun yoluna başvurmasından sonra dairemizce henüz istinaf sebepleri esastan incelenmeden. 7194 sayılı yasanın 41. maddesiyle.
3332 sayılı yasaya "31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur,
bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez.
Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır." şeklinde Geçici 4. madde eklenmiştir.
Sermaye Piyasası Kanunu
Madde 16 "(1) (Değişik birinci cümle: 28/11/2017-7061/109 md.) Payları borsada işlem gören ortaklıklar ile kitle fonlaması suretiyle halktan para toplayan ortaklıklar hariç olmak üzere pay sahibi sayısı beş yüzü aşan anonim ortaklıkların payları halka arz olunmuş sayılır. Bu ortaklıklar halka açık ortaklık hükümlerine de tabi olurlar. (2) Payları borsada işlem görmeyen anonim ortaklıklar, halka açık ortaklık statüsünü kazandıktan sonra en geç iki yıl içinde paylarının işlem görmesi için borsaya başvurmak zorundadırlar. Aksi durumda, Kurul, bu payların borsada işlem görmesi veya ortaklığın halka açık ortaklık statüsünden çıkarılması için, ortaklığın talebini aramaksızın gerekli kararları alır. (3)(Ek: 28/11/2017-7061/109 md.) (Değişik Cümle: 27/12/2018-7159/8 md.)...."
Öncelikle; yasal düzenlemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi kapsayıp kapsamadığı ve davalı şirketin yasal düzenlemede belirtilen şirketlerden olup olmadığı yönünden delillerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalı şirketin yasal düzenlemede verilen 31/12/2014 tarihinden önce, BIST (İMKB) yönetim kurulunun 23/10/2012 tarihli toplantısında ortaklığın paylarının halka arz edilmeksizin 2.ulusal pazarda 23/11/2012 tarihinden itibaren işlem görmesine karar verildiği ve 23/11/2012 tarihinden itibaren işlem görmeye başladığı mevcut delillerden anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacıların yatırım maksadı ile davalı şirkete para verdiklerini, verilen para karşılığında kendilerine "ortaklık durum belgesi" ve hisse senetleri verildiğini istenmesine rağmen paralarının iade edilmediğini verdikleri paranın faizi ile tahsilini, davalı tarafın ise; davacılar tarafından davalı şirkete para verilmişse;
şirkete ortak olmak maksadıyla verildiğini, kendilerine verdikleri para karşılığında nominal bedelli hisse senedi verildiğini, davacıların şirket pay sahibi olarak şirket kayıtlarına kaydedildiğini Anonim şirket olan davalının 6762 sayılı TK'nın 329 ve 405. maddelerindeki düzenleme gereğince kendi hisselerini temellük etmesinin ve bunun sonucu olarak yatırılan paranın iadesinin mümkün olmadığını aksinin kabulü durumunda ise; davanın süresinde açılmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Yukarıda yapılan açıklama ve tespitler nazara alındığında; taraflar arasında görülmekte olan davanın 05/12/2019 tarihinde 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4. madde kapsamında olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle; tarafların iddia ve savunmaları ile ilgili bildirdiği deliller usulden ve esastan değerlendirilmeden, 743 sayılı MK.
48 (4721 sayılı TMK 50. maddesi), 6762 sayılı TK 7 ve 321 (6102 Sayılı Yasanın 7/1 ve 371/5. maddeleri) ile 818 sayılı BK 145 (6098 sayılı TBK'nın 166/2. maddesi) maddelerindeki düzenlemeler ve davalı gerçek kişi hakkında sadece davalı şirket yöneticisi olması sıfatıyla şirket ile birlikte müştereken / müteselsilen sorumlu olduğuna ilişkin iddia gözönünde bulundurulmak suretiyle 7194 sayılı yasanın 41. maddesiyle 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince açılan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına,
davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı şirketten alınmasına, davacılar lehine davalı şirket aleyhine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan asgari ücret tarifesi gereğince maktu ücret-i vekalet taktirine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
A.G
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2020/1743, K. 2021/1493, 24 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama