KÜNYE
T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2020/2556
- Karar No
- 2021/1491
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2021
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- —
- Tarihi
- —
- Numarası
- —
- İstinaf eden davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalılar
- —
- Vekili
- KONYA
- Dava
- Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak
- İstinaf kararının karar tarihi
- 24/06/2021
- Yazım tarihi
- 09/07/2021
Karar Metni
1.744 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya Asliye ... Ticaret Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak davasında 18/10/2019 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dava dosyasının dairemize geldiği anlaşılmakla üye hakimin görüşleri alındıktan sonra, dosya incelendiğinde;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yurt dışına çalışmak için gurbetçi olarak giden ve zor koşullarda, dişinden tırnağından artırarak biriktirdiği kazancının hem ülkesinde değerlendirilmesi hem de istediği zaman geri alabileceği kârlı bir yatırıma dönüştürmek için davalılara, bir belge karşılığında 43.802 DM ödeme yaptığını, davalı şirket temsilcileri tarafından para yatırılırken, yatırılan para karşılığında yüksek kazanç elde edeceği ve yatırdığı paranın istendiğinde kendisine iade edileceği konusunda güven telkin edildiğini, davalıların halen talep edilen alacak yönünden müvekkilin parasını ödemediklerini,
müvekkilinin parasının geri ödenmesi isteğinin reddedilmesi nedeniyle müvekkilinden kanunlara aykırı ve planlı bir faaliyet sonucu tahsil edilen paranın geri alınabilmesi için alacağının cüzi bir kısmı için Konya ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...
Esas sayılı dosyası ile dava açtığını ancak davanın, alacağın ispatlanamamış olması nedeniyle reddine karar verildiğini, işbu davanın alacağın kalan kısmı ile ilgili olup müvekkilinin alacağını kanıtlayan yeni delillerin ortaya çıktığını, bu deliller ile kapsamlı bir bilirkişi incelemesi yapılmak sureti ile gerçek durumun ortaya çıkma imkanının doğduğundan bahisle müvekkili ile davalılar arasında geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine ve Konya ...
Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Es. sayılı dosyasından reddedilen ve kesinleşen miktar kısmı dışındaki ödenen paranın iadesine değil ise davalılar tarafından fazladan alındığı ortaya çıkan 14.000 Euro'nun ödendiği tarih itibariyle işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 17/03/2016 tarihli dilekçesi ile, ortaklık ilişkisinin geçersizliğinin tespiti ve ödenen paranın iadesi konusundaki istemlerinden feragat ettiklerini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik davalıların müvekkilinden haksız ve fazladan aldığı 14.000 Euro'nun ödendiği tarih itibariyle işleyecek ticari faizi davalılardan tahsilini talep ve beyan etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, 14.08.2008 tarihinde Bakırköy ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...
Esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine alacak davası ikame ettiğini, 31.03.2009 tarihli karar ile davalı şirket hakkındaki davanın tefrik edilmesine ve yetkisizliğine karar verildiğini, diğer davalı şirket yöneticileri hakkındaki davanın husumet nedeni ile reddine karar verildiğini, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından kararın hatalı bulunarak bozulduğunu, 15.11.2011 tarihli karar ile bu kez davalı şirket ve yöneticiler hakkındaki davanın yetkili ve görevli Konya Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiğini, dosyanın Konya ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...
Esas sırasına kaydının yapıldığı ve 15.03.2012 tarihinde davanın usulden reddine karar verildiğini, Konya ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nce tesis edilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiğini, henüz Yargıtay tarafından bir karar verilmediğini, bu nedenle davacının davasının ...
A.Ş. ve yöneticiler hakkındaki davasının derdestlik nedeni ile reddinin gerektiğini, yine davacının Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasından ikame etmiş olduğu davanın üzerinden 7 yıl 3 ay sonra ikame edilen işbu davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, dava dışı ....
SA ile davalı şirketin farklı tüzel kişiliklere haiz şirketler olduğunu, dava dışı ...SA Lüksemburg merkezli yurt dışı merkezli, tasfiye aşamasında bulunan ve aktif malvarlığı bulunan bir şirket olduğunu, bu nedenle davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, dava dilekçesine ekli olarak sunulan belgeleri kabul etmediklerini, davalı yönünden belgelerin bağlayıcı olmadığını, TTK nun 329 ve 405. maddeleri gereğince şirket ortaklarının hisse bedellerini şirketten geri istemesinin ve şirketin kendi paylarını geri almasının mümkün olmadığını,
davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her an geri alabileceği garantisi ile para verdiğine ilişkin iddianın gerçek olmadığını, müvekkili şirket veya şirketlerin davacı taraftan para almadığını, müvekkili şirketin bankacılık mevzuatına dayanarak herhangi bir mevduat toplamadığı gibi bunun da mümkün olmadığını, aynı şekilde müvekkillerinin SPK, TTK ve BK hükümlerini de ihlal etmediğinden bahisle müvekkilleri aleylerinde ikame edilen davanın derdestlik, husumet, hakdüşürücü süre, zamanaşımı ve esastan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının davalı şirket ile ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesine yönelik talebinin feragat nedeniyle reddine, davacının fazladan alınan paranın davalılardan tahsiline yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; SPK kayıtlarında görünen kısmın müvekkilinden tahsil edildiğini, iade edilenler mahsup edildikten sonra müvekkilinin kalan alacağının talep edildiğini, dosyaya sunulan belgelerin borcu sonlandıran ödeme belgesi niteliğinde olmadığını, mahkemenin davalının beyanına itibar ederek ödeme belgesi niteliği taşımayan belgeye dayanarak mahsup işlemi yapmasının hukuken mümkün olmadığını beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davalı şirkete ortak olmadığının tespiti, kar payı alınması maksadıyla verilen paranın iadesi istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davaya konu .... İşletmeleri Ticaret A.Ş'nin ünvanının ....A.Ş. olarak değiştirildiği, bilahare ... A.Ş.'ye devredilmesi suretiyle birleştirilmesine ve tasfiyesiz infisahına karar verildiği ve unvanının ... A.Ş. olarak değiştiği dosya kapsamından anlaşıldığı,
İlk derece mahkemesince delillerin esastan değerlendirilmesi ve davacının istinaf kanun yoluna başvurmasından sonra dairemizce henüz istinaf sebepleri esastan incelenmeden. 7194 sayılı yasanın 41. maddesiyle.
3332 sayılı yasaya "31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur,
bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez.
Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır." şeklinde Geçici 4. madde eklenmiştir.
Sermaye Piyasası Kanunu
Madde 16 "(1) (Değişik birinci cümle: 28/11/2017-7061/109 md.) Payları borsada işlem gören ortaklıklar ile kitle fonlaması suretiyle halktan para toplayan ortaklıklar hariç olmak üzere pay sahibi sayısı beş yüzü aşan anonim ortaklıkların payları halka arz olunmuş sayılır. Bu ortaklıklar halka açık ortaklık hükümlerine de tabi olurlar. (2) Payları borsada işlem görmeyen anonim ortaklıklar, halka açık ortaklık statüsünü kazandıktan sonra en geç iki yıl içinde paylarının işlem görmesi için borsaya başvurmak zorundadırlar. Aksi durumda, Kurul, bu payların borsada işlem görmesi veya ortaklığın halka açık ortaklık statüsünden çıkarılması için, ortaklığın talebini aramaksızın gerekli kararları alır. (3)(Ek: 28/11/2017-7061/109 md.) (Değişik Cümle: 27/12/2018-7159/8 md.)...."
Öncelikle; yasal düzenlemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi kapsayıp kapsamadığı ve davalı şirketin yasal düzenlemede belirtilen şirketlerden olup olmadığı yönünden delillerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davalı şirketin yasal düzenlemede verilen 31/12/2014 tarihinden önce, BIST (İMKB) yönetim kurulunun 23/10/2012 tarihli toplantısında ortaklığın paylarının halka arz edilmeksizin 2.ulusal pazarda 23/11/2012 tarihinden itibaren işlem görmesine karar verildiği ve 23/11/2012 tarihinden itibaren işlem görmeye başladığı mevcut delillerden anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının yatırım maksadı ile davalı şirkete para verdiğini, verilen para karşılığında kendisine "ortaklık durum belgesi" ve hisse senetleri verildiğini istenmesine rağmen parasının iade edilmediğini verdiği paranın faizi ile tahsilini, davalı tarafın ise; davacı tarafından davalı şirkete para verilmişse;
şirkete ortak olmak maksadıyla verildiğini, kendisine verdiği para karşılığında nominal bedelli hisse senedi verildiğini, davacının şirket pay sahibi olarak şirket kayıtlarına kaydedildiğini Anonim şirket olan davalının 6762 sayılı TK'nın 329 ve 405. maddelerindeki düzenleme gereğince kendi hisselerini temellük etmesinin ve bunun sonucu olarak yatırılan paranın iadesinin mümkün olmadığını aksinin kabulü durumunda ise; davanın süresinde açılmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Yukarıda yapılan açıklama ve tespitler nazara alındığında; taraflar arasında görülmekte olan davanın 05/12/2019 tarihinde 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4. madde kapsamında olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle; tarafların iddia ve savunmaları ile ilgili bildirdiği deliller esastan değerlendirilmeden, 743 sayılı MK.
48 (4721 sayılı TMK 50. maddesi), 6762 sayılı TK 7 ve 321 (6102 Sayılı Yasanın 7/1 ve 371/5. maddeleri) ile 818 sayılı BK 145 (6098 sayılı TBK'nın 166/2. maddesi) maddelerindeki düzenlemeler ve davalı gerçek kişi hakkında sadece davalı şirket yöneticisi olması sıfatıyla şirket ile birlikte müştereken / müteselsilen sorumlu olduğuna ilişkin iddia gözönünde bulundurulmak suretiyle 7194 sayılı yasanın 41. maddesiyle 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince açılan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına,
yargılama giderlerinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına, davacı lehine davalı şirket aleyhine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan asgari ücret tarifesi gereğince maktu ücret-i vekalet taktirine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2020/2556, K. 2021/1491, 24 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama