KÜNYE
T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İstinaf Eden
- Esas No
- 2023/1442
- Karar No
- 2024/988
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2024
- T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- —
- Dosya no
- —
- Karar no
- —
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/07/2023
- Numarası
- Esas - Karar
- Davacılar
- 1-
Karar Metni
1.810 kelime·9 dk okuma·10 bölüm
2- 3- 4- 5 6- 7- 8- 9- 10- 11- 12- 13- 14- 15- 16- 17- 18- 19- 20- 21- 22- 23- 24- VEKİLİ : Av. 26- 27- 28- 29- 30- N 31- 'ün mirasçıları; 32- 33- 'ın mirasçıları; 34- 35- 36- 37- VEKİLLERİ : Av.
İSTİNAF EDEN DAVALI
VEKİLİ : Av.
DAVA
Ortaklığın Tespiti ve Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 15/05/2024
YAZIM TARİHİ : 17/05/2024
Davacılar tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.... Esas sayılı dosyası ile açılan ortaklığın tespiti ve alacak davasında 11/07/2023 tarihinde tesis edilen karara karşı, tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi olan .... .. kütük numarası ile davalı ...Kooperatifine 1953 yıllarında 500 TL taahhüt ile ortak olduğunu ve taahhüt bedelini ödediğini, davacıların murisi ...'ün 20.04.1963 tarihinde vefatı nedeniyle davalı tarafından ölüm gerekçesi ile vefatından sonra usulsüz şekilde ortaklıktan çıkarıldığını, davalı yan tarafından her ne kadar muris ...'ün ölüm nedeniyle ortaklıktan çıkarma kararı verilmişse de bu karar mirasçılara 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve ilgili mevzuata uygun olarak tebliğ edilmediğini,
yapılan işlemin usulüne aykırı olması nedeniyle bu aşamada ortaklıktan çıkarma işleminin tam anlamıyla gerçekleşmediğini, ...'ün ortaklıktan çıkarılmasından sonra mirasçılara herhangi bir ihbarda bulunulmadığını, 5 yıllık zamanaşımının başlamadığını ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu madde 17 gereği ödenmesi gereken miras alacakları ödenmediğini belirterek;
mirasçıların ortaklık sıfatının devam ettiğinin tespiti ile dava tarihine kadar doğmuş olan alacaklarının fazlaya ilişkin dava ve alacak haklarının saklı kalmak kaydıyla alacağın belirli hale gelmesine kadar şimdilik 1,00 TL'lik kısmının temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizleri ile birlikte davacılara ödenmesine,
bu talepleri kabul edilmediği takdirde ortaklıktan çıkarma sebebi ile doğan bütün kanuni alacakların fazlaya ilişkin dava ve alacak haklarının saklı kalmak kaydıyla alacağın belirli hale gelmesine kadar şimdilik 1,00 TL'lik kısmının temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların talebinin zamanaşımına uğradığını, davalı kooperatifin bir çiftçi kooperatifi olduğunu, kâr-zarar yönünden ziyade sosyal açıdan faaliyet gösteren bir kooperatif olduğunu, sözleşme gereği ve usulen kooperatifin ölen üyesinin mirasçılarını araştırma ve onlara tebligat, bildirim vs. yapma imkanının ve zorunluluğunun bulunmadığını, kooperatif ana sözleşmesinde ortaklığın ölümle sona ermesi haline ilişkin olarak mirasçılara tebliğ zorunluluğunun bulunmadığını, kooperatif yönetim kurulunca alınan 03/06/2015 tarihli kararın teknik anlamda bir ortaklıktan çıkarma işlem olmadığını,
ölümle ortaklığın sona erdiğinin tespit edilme işlem olduğunu, sözleşme hükümlerine göre davacıların kooperatife üye olmalarının mümkün olmadığını, üye olabilmek için pancar ekicisi veya çiftçi olmak gerektiğini belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; ".. Davalı kooperatifin ortağının ölümünü öğrendikten sonra mirasçılara 3 ay içerisinde herhangi bir bildirimde bulunmadığı, dolayısıyla halefiyet ilkesi gereğince ölen ortağın, ortaklık hak ve yükümlülüklerinin mirasçılara geçeceği hükümlerine aykırı olarak usulüne uygun bildirimde bulunulmadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar bilirkişi raporuna karşı davacı vekilince; yekün defterinde daha fazla ödeme olduğu itirazında bulunulmuş ise de, davanın esasına etki etmemesi, alacakların tespiti açısından defterlerin ve kayıtların incelenmesinin ortaklık devam ettiği müddetçe mümkün olması nedeniyle ek rapor alınmasına gerek duyulmamış, mahkememizce de rapor ekinde yer alan kütük defteri başlıklı evrak incelendiğinde; 576,34 TL'nin davacı murisleri tarafından ödenmiş olduğu görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacıların murisinden kendilerine miras yoluyla intikal eden ortaklık haklarının devam ettiği, bu nedenle murislerin davalı kooperatife halen üye oldukları, ortaklık devam ettiği için dava zaman aşımı süresinin işlemeye başlamadığı, ayrıca ortaklığın devam etmesi nedeniyle davacıların davalı kooperatiften alacak talebinde bulunmasında hukuki menfaat bulunmadığı sonucuna varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle davacıların davasının kabulü ile; davacıların mirasçı sıfatıyla ... Kooperatifine ortaklık sıfatlarının devam ettiğinin tespitine, davacının alacak talebinin hukuki yarar bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili 03/08/2023 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının kabul yönünden isabetli olduğunu, somut olayda muris öldükten sonra Kooperatifler Kanunu ilgili maddeleri uyarınca müvekkil mirasçılara herhangi bir ihbarda bulunulmamış olup müvekkillerin ortaklık sıfatının devam ettiğini, mahkemenin hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle alacak taleplerinin reddetmesinin hatalı olduğunu, somut olayda müvekkil mirasçılar, murisin kanuna aykırı olarak ortaklıktan çıkarılması nedeniyle işbu tarihe kadar doğmuş olan tüm haklarından mahrum kaldıklarını,
talepleri doğrultusunda ortaklığın tespiti ile birlikte dava tarihine kadar doğmuş olan tüm alacakların uzman bir bilirkişi marifetiyle hesaplanması ve bu alacağın müvekkillere ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, dosya içerisinde müvekkillerin alacaklarının tespiti noktasında alınan bilirkişi raporu açıkça hatalı olduğu halde mahkeme itirazlarını değerlendirmeyerek yeniden rapor aldırmadığını belirterek reddedilen kısım yönünden kararın kaldırılmasına ve tüm talepleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından varlığı iddia edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, davacıların taleplerinin gerek 1163 sayılı Kanun gerek Kooperatif Ana Sözleşmesi gerekse ilgili Yüksek Yargı İçtihatları uyarınca hukuki bir dayanağı bulunmadığını, davacılar murisinin kooperatif ortaklığı ölümle sona ermiş olup davacılar lehine ortaklığın devam ettiği yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili kooperatif Yönetim Kurulunca alınan 03.06.2015 tarihli kararın teknik anlamda bir ortaklıktan çıkarma işlemi değil, ortaklığın ölümle sona erdiğinin tespiti olduğunu, sözleşmeye göre davacıların kooperatif üyesi olmalarının mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 07/09/2023 tarihinde ikinci kez istinaf dilekçesi sunmuş, dilekçesinde, ilk dilekçesinde belirttiği nedenlerle davanın reddedilen kısmı yönünden kararın kaldırılmasını ve davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; kooperatif üyeliğinin tespiti ve alacak istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar, murislerinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, murisin ölümü üzerine kooperatifin murisi ortaklıktan çıkardığını, ortaklıktan çıkarma kararının usule aykırı olduğunu iddia ederek ortaklığın tespiti ile ortaklıktan kaynaklı alacaklarının ödenmesini talep etmekte; davalı kooperatif ise, davacılar murisinin ölümüyle ortaklığın sona erdiğini, mirasçılara tebliğat yapma mecburiyeti bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmektedir.
Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 31/03/2015 tarih ve 2015/1896 Esas- 2015/2140 Karar sayılı ilamında "1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 14. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında "Ortağın ölümü ile ortaklık sıfatı sona erer. Anasözleşmede gösterilecek şartlarla, ölen ortağın mirasçılarının kooperatifte ortak olarak kalmaları sağlanabilir." hükmüne; kooperatif anasözleşmesinin 19. maddesinde ise, "Ortağın ölümü halinde ortaklık kanuni mirasçılara geçer.
Mirasçılar aralarında anlaşarak paylarını içlerinden birine veya birkaçına 9. maddedeki şartları taşımak kaydıyla devrini isteyebilir. Bu durumda ölen ortakların mali hakları da aynen devredilmiş olur. Miras yoluyla ortaklık haklarını devir alan ortak, eski ortağın tüm hak ve vecibelerinden yararlanır. Ölen ortakların mirasçıları ayrılmak istedikleri zaman, hesaplaşmada ödeme önceliğinden faydalanırlar." hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, anılan yasa ve anasözleşme hükümleri ile getirilen düzenlemenin amacı ve özü gözetildiğinde, ölen ortağın mirasçılarının ortaklığa devam edip etmeyecekleri konusunda uyarılmaları gerektiğinden, mirasçıların kendiliklerinden harekete geçmedikleri gerekçesiyle, ortaklık sıfatının düştüğü kabul edilemez.
O halde anılan Yasa ve anasözleşme ile getirilen düzenlemenin amacı ve özü gözetildiğinde, kooperatifçe, ortağın öldüğünün tespiti halinde, ölen ortağın mirasçısı ya da birden fazla mirasçısı varsa mirasçıları ve adresleri ayrı ayrı belirlenip anasözleşmenin 19. maddesi uyarınca hangi mirasçı ya da mirasçıların kendisine ya da kendilerine murisin üyeliğinin devrini istedikleri hususundaki tercihlerini bildirmeleri için uyarılmaları gerekmektedir.
Mirasçıların kendiliklerinden harekete geçmedikleri gerekçesiyle, ortaklık sıfatının düştüğü kabul edilemez. Dairemizin 14.02.2013 tarih ve 2012/6615 E, 2013/818 K; 28.11.2014 tarih ve 2243 E., 7665 K. sayılı ilamı bu yöndedir.
Oysa, davalı kooperatifin dosyada mevcut 19.06.2014 tarihli yazı ile davacıya babasının 1998 tarihinde ölümünden sonra üç kez üst üste genel kurula katılmadığı için üyelikten düşürüldüğü, bu nedenle de babasının üyeliğinin devrinin mümkün olmadığı bildirilmiş olup, bu uygulama anılan yasa ve anasözleşme hükmüne aykırıdır." şeklinde karar verilmiştir.
Davacılar, kooperatif üyeliğinin devamı süresince doğan alacaklarının ödenmesine yönelik taleplerinin de kabulüne karar verilmesini gerektiği halde reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu iddia etmekte iseler de, ortaklığın devamı süresince ortaklık nedeniyle davacıların alacak talebinde bulunma konusunda hukuki yararları bulunmadığından, ilk derece mahkemesince alacak talebinin reddine karar verilmesi yerinde olup, davacıların bu hususa ilişkin istinaf talepleri yerinde bulunmamıştır.
Ancak, davalı kooperatif yönetim kurulunun 03/06/2015 tarihli 4/b maddesi ile ölen kooperatif üyelerinin üyeliklerinin sonlandırılmasına karar verildiği, davacılar murisinin de ilgili karar gereğince üyeliğinin sonlandırıldığı, davacıların kooperatif üyesi olduklarının tespitine ilişkin taleplerinin, üyelikten çıkartılmasına ilişkin yönetim kurulu kararının iptali talebini de kapsadığı anlaşılmakla, mahkemece davacılar murisinin üyelikten ihracına ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline de karar verilmesi gerekirken, yalnızca davacıların davalı kooperatifin üyesi olduklarının tespitine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan,
davacıların istinaf taleplerinin kabulüne, eksikliklerin giderilmesi yargılamayı gerektirmediğinden HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak Dairemizce yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan . Üye . Üye . Katip . · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1442, K. 2024/988, 15 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama