KÜNYE
T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi İstinaf Eden
- Esas No
- 2024/705
- Karar No
- 2025/87
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2025
- T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- ......
- Dosya no
- ......
- Karar no
- ......
- Başkan
- ...... (.........
- Üye
- ...... (.........
- Üye
- ...... (.........
- Katip
- ...... (.........
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/03/2024
- Numarası
- ......... Esas - ......... Karar
- Davacılar
- 1- .........
Karar Metni
2.504 kelime·13 dk okuma·10 bölüm
: 2- ......... VEKİLİ : Av. ......
DAVALI
......... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ......
DAVA
Genel Kurul Kararının Butlanı ve İptali İstemli
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 21/01/2025
YAZIM TARİHİ : 22/01/2025
Davacılar tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas sayılı dosyası ile açılan genel kurul kararının butlanı ve iptali istemli davada 05/03/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı, davacıların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi;
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müteveffa .........'ın davalı ......... ......... ve Ticaret Limited Şirketi’nin kurucu ortağı, kurucu müdürü ve ilk müdürler kurulu başkanı olup, .........'ın 08.10.2020 tarihinde vefatı üzerine Konya....Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .........
Esas sayılı dosyasında ......... ve .........'ın tereke temsilcisi olarak görevlendirildiğini, müteveffa .........'ın davalı şirketin %38 ortağı/pay sahibi olduğunu, müteveffa vefat ettikten sonra mirasçılar arasında tereke paylaşılamadığından tereke temsilcisi atandığını ve dava konusu genel kurula atanan tereke temsilcilerinin usulüne uygun şekilde katıldıklarını, 20.03.2023 tarihinde yapılan davalı şirketin 2020-2021-2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların Ticaret Siciline tescil edilmediğini ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmediğini,
genel kurul toplantı tutanağına ilişkin TTK m.422/2’ye göre; “yönetim kurulu, tutanağın noterce onaylanmış bir suretini derhâl ticaret sicili müdürlüğüne vermek ve bu tutanakta yer alan tescil ve ilana tabi hususları tescil ve ilan ettirmekle yükümlüdür;
tutanak ayrıca hemen şirketin internet sitesine konulur” denildiğini, buna rağmen 20.03.2023 tarihinde yapılan davalı şirketin 2020-2021-2022 yılı Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağı'nın noterce onaylanmadığını, ticaret siciline verilmediğini, ticaret siciline tescil edilmediğini, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmediğini, TTK m.422 hükmünün de TTK m.579 ve 340 nedeniyle emredici nitelikte olup, bu hükümlere aykırı 2020-2021-2022 yılına ait olağan genel kurul toplantılarında alınan kararlar kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu için kesin hükümsüz olduğundan butlanına karar verilmesinin gerektiğini,
davalı şirketin 2017 yılı ve öncesine ait genel kurul toplantısı yapılmadığını, Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......... Esas sayılı dosyası kesinleşmeden iş bu genel kurulda faaliyet raporu için herhangi bir karar alınamayacağını, genel kurul toplantı tutanağının 3 nolu kararı gereğince kâr payı dağıtılmamasına ilişkin kararın şirket esas sözleşmesine,
kanuna ve yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, genel kurul toplantı tutanağının 5 nolu kararında sermaye taahhüt yükümlülüğünü yerine getirmeyen ortaklardan bu taahhütlerini tahsil usulü ile sermaye taahhüdü borcunu yerine getirmeyen ortakların ortaklıktan çıkarılmasının görüşüldüğünü, bunun iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, genel kurul toplantı tutanağının 6 nolu kararında şirketin faaliyet konusu ile ilgili bayilik durumunun görüşüldüğünü, bununda iyi niyetli olmadığını belirterek.
20.03.2023 tarihinde yapılan davalı şirketin 2020-2021-2022 yılı olağan genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların yokluk hükmünde olduğuna, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise.
20.03.2023 tarihinde yapılan davalı şirketin 2020-2021-2022 yılı olağan genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararların butlanla malul olduğuna, 20.03.2023 tarihinde yapılan davalı şirketin 2020-2021-2022 genel kurul toplantı tutanağının emredici hükümlere aykırı şekilde düzenlenmiş olması sebebiyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; .........'ın %38 oranında hissedarı olduğu müvekkili şirketin halen .........
Marka araçların yetkili bayi ve servis işi ile iştigal ettiğini, şirketin aile şirketi olup .........'ın şirketin kuruluşundan 07.12.2018 tarihine kadar davalı şirketi, gerekse diğer grup şirketlerinde müdürler kurulu başkanı ve müşterek imza yetkililerinden biri olarak şirket müdürlüğü görevini yürüttüğünü, .........'ın 08.10.2020 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılar arasındaki mevcut uyuşmazlıklar sebebi ile ortağın vefatından sonra Konya....Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 06.10.2022 tarih .........
Esas .........
Karar sayılı kararı ile davacıların müştereken tereke temsilcisi olarak atandıklarını, müvekkili şirkete terekeye temsilci atanması sebebi ile yapılamayan 2020-2021-2022 yılları genel kurul toplantının yapılması için 23.01.2023 tarih ve 18 no'lu müdürler kurulu kararının alındığını, karar uyarınca 2020-2021-2022 yılları genel kurul toplantısının 20.03.2023 tarihinde yapılmasına karar verildiğini, genel kurul toplantı kararı, çağrı ve gündemin murisi temsilen tereke temsilcilerine ve diğer ortaklara usulüne göre tebliğ edildiğini, 06.02.2023 tarih ve ......... sayılı TSG'de ilan olunduğunu,
ayrıca şirketin internet sitesinde de ilan olunduğunu, çağrı ve ilan uyarınca 20.03.2023 tarihinde tüm ortakların ve tereke temsilcilerinin katılımı ile gündem uyarınca işbu dava konusu 2020-2021-2022 yılları genel kurul toplantısının yapılarak usul ve yasaya uygun olarak kararlar alındığını, müvekkili şirket tarafından genel kurul kararlarının TSG de ilanının talep olunduğunu, ancak Konya Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından ilanı gerektiren tescile tabi bir husus bulunmadığından genel kurul kararının TSG de ilan olunmadığını, akabinde de 19.06.2023 tarihinde işbu davanın ikame olunduğunu,
dava dilekçesinin ticaret mahkemesi sıfatı ile .........
Asliye Hukuk Mahkemesi'ne hitaben yazıldığını, her ne kadar mahkememizin davaya bakmakla görevli ve yetkili ise de; görevli ve yetkili mahkemeye hitaben yazılmış bir dava dilekçesinin bulunmadığını, bu sebeple davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde imzası bulunan .........'ın tek başına terekeyi temsil yetkisinin bulunmadığını, zira tereke temsilcisi atamasına ilişkin Konya....Sulh hukuk Mahkemesi'nin 06.10.2022 tarih ve .........
Esas .........
Karar sayılı ilamı ile ......... ve .........'ın müştereken temsil ve ilzama yetkili olmak üzere tereke temsilcisi olarak atandıklarını, bu sebeple tek tereke temsilcisinin davayı takip yetkisi bulunmadığından da davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, davacının talebinin HMK ve usul hukuku manasında usule uygun bir talep olmadığını, davacının hem tespit hem de iptal (eda) talebinde bulunamayacağından bahisle; öncelikle davanın dava şartları yokluğu sebebi ile usulden reddine, aksi kanaat mevcut ise TTK.md.
448/3 ve HMK md.114/1-ğ uyarınca dava şartı niteliğinde olan ve şirketin dava sebebi ile uğrayacağı muhtemel zararlarının karşılanması amacı ile ayrıca teminat taktiri ile teminatın davacı tarafından yatırılmasına takiben yargılamanın devamına, neticeten davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "....Davaya konu 20/03/2023 tarihli genel kurul toplantısının 2.3.nolu gündem maddesinde 2020-2021-2022 yılları faaliyet raporları, bilanço ve müdürler kurulunun ibrası, kar dağıtılması hususlarının görüşüldüğü, limited şirketlerde her faaliyet yılının sona ermesinden sonra 3 ay içerisinde olağan genel kurul toplantısı yapılarak bilanço ve yıllık faaliyet raporunun görüşülmesi gerektiği düzenlenmiş olmasına rağmen, söz konusu genel kurul toplantısının yapılmamasının sonraki yıllara ilişkin genel kurul toplantıları üzerindeki etkisi yönünden açık bir düzenleme olmadığı,
bu nedenle her hesap döneminin bir birinden bağımsız olduğu,(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 20/04/2006 tarih ve 2005/4561 Es.2006/4342 Kar.
Sayılı ilamı benzer mahiyettedir) herhangi bir yıla ilişkin bilanço ve yıllık faaliyet raporunun görüşülmemesi veya görüşülüp reddedilmesi daha sonraki yıllarda hazırlanan bilanço ve yıllık faaliyet raporlarının görüşülüp karara bağlanmasını etkilemeyeceği gibi müdürlerin ibrasına da engel olmayacağı, kar payı dağıtılıp dağıtılmamasına ilişkin kararın genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğu, bu konuda genel kurulca karar alınması gerektiği, ancak genel kurulun keyfi olarak kar payının dağıtılmamasına karar veremeyeceği,(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/09/2018 tarih ve 2016/14535 Es.2018/5597 Kar.
Sayılı ilamı benzer doğrultudadır.) davalı şirketin kar dağıtılmaması sebebi olarak gösterdiği şirket kurulduktan sonra şirket politikası olarak kar dağıtımı yapılmadığının gösterildiği, ancak 6. Gündem maddesinde .........
Aş'nin bayilik sözleşmesinin iptal edildiği, ......... marka araçların Konya bayiliği için sözleşme yapıldığı, bir kısım marka araçlar için özel servis sözleşmeleri yapıldığının belirtildiği, bu durumun kar payı dağıtılmaması için haklı bir sebep oluşturacağı, 27/07/2019 tarihli genel kurul toplantısının 4.nolu gündem maddesinde şirket ortaklarına huzur hakkı verilmesine ilişkin konunun görüşüldüğü, ortakların mal varlıksal haklarının kar payı, tasfiye payı ve rüçhan hakkı olduğu, huzur hakkının mal varlıksal haklar içerisinde yer almadığı,
yöneticilere esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olma şartıyla huzur hakkı,ücret,ikramiye,prim ve yıllık paydan kar ödenebileceği, şirket yöneticilerine tanınan mali haklar esasen şirketin karlılık durumu ile bağlantılı olmadığı,
şirket kar etmese hatta zarar ederek kapatsa bile huzur hakkı ödenebileceği, Ücretin miktarı ise şirketin mali yapısı,yönetim kurulunun bu iş için harcadığı emek ve mesai ile orantılı olması gerektiği, şirket yöneticileri için belirlenen ücretlerin pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki kardan pay alma haklarını da ihlal etmeyecek şekilde tespiti gerektiği, (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 10/03/2022 tarih ve 2022/412 Es. 2022/369 Kar.
Sayılı ilamı benzer doğrultudadır.) genel kurulda şirket müdürleri için belirlenen huzur hakkının makul miktarda olduğu, zaten oy birliği ile karar alındığı, 5.nolu gündem maddesinde sermaye taahhüt yükümlülüğünü yerine getirmeyen ortakların ödenmemiş sermaye borcuna ilişkin konunun görüşüldüğü, Limited şirketlerde sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi halinde anonim şirketlere ilişkin TTK'nun 482.ve 483.
Maddelerinde düzenlenen hükümlerin uygulama alanı bulacağı, davalı şirketin 25/12/2006 tarih ve 34 nolu ortaklar kurulu kararında sermaye artırımına oy birliği ile karar verildiği, söz konusu kararın 29/12/2006 tarihinde tescil edilerek 09/01/2007 tarihinde de Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, müteveffa .........'ın 760.000,00 TL olan taahhüt ettiği sermayesinin 232.958,72 TL'sinin ödenmemiş olduğu, müteveffa dışında sermaye borcunu ödemeyen ortağın bulunmadığı,
davalı şirketin ana sözleşmesinde tescilden itibaren sermayenin 1/4'ünün en geç 3 ay içerisinde, geriye kalan kısmının ise en geç 3 yıl içerisinde ödeneceğinin düzenlendiği, davacının sermaye koyma borcunun bulunduğu, sermaye koyma borcunu ödemeyen davacının ödenmeyen borcu genel kurulun 5. nolu gündem maddesi ile belirlenerek hangi tarihe kadar ödemesi gerektiğinin belirlendiği, anılan genel kurul kararı ile ortaklıktan çıkartılmasına yönelik bir karar alınmadığı, sermaye koyma borcunun tahsiline yönelik bir karar alındığı,
gündemin 6. Maddesinde şirketin faaliyet konularına ilişkin bayilik görüşmeleri ve yapılan sözleşmelere ilişkin hususların görüşüldüğü, esasen bu konular şirket yöneticilerinin faaliyet alanı kapsamında kalıyor ise de en yetkili organ olan genel kurulda bu konunun görüşülüp ortakların bilgilendirilmesinin hukuka aykırı bir yönünün bulunmadığı, dolayısıyla genel kurul toplantısında anılan kararların kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı, toplantıda alınan kararlarda 6102 sayılı TTK'nun 447.maddesinde sayılan mutlak butlan sebeplerinin bulunmadığı,
aksinin davacı tarafça ispatlanamadığı...." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle.
20.03.2020 tarihli genel kurul toplantısına hissedarlardan ......... tereke temsilcileri ......... ve ......... ile ortaklardan ......... ......... ve ......... .........'ın katılmadıklarını, bu toplantıda alınan kararların bir kısmının oy çokluğuyla alındığını, alınan kararlardan bir kısmında tereke temsilcilerinin olumsuz oy kullanması nedeniyle nitelikli çoğunluk sağlanamadığını, TTK m.422 hükmü de TTK m.579 ve 340 nedeniyle emredici nitelikte olup,
bu hükümlere aykırı 2020-2021-2022 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantılarında alınan kararlar kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu için kesin hükümsüzlük nedeniyle butlanına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, TTK 579 ve 340 maddelerinin TTK m.617’ye yaptığı gönderme nedeniyle limited şirketlere uygulanacak anonim şirket genel kuruluna ilişkin hükümlere de uygulanacağını, davalı şirketin 2017 yılı ve öncesine ilişkin genel kurul toplantısı yapmadığını, alınan genel kurul kararının halen derdest olan Konya....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .........
Esas sayılı dosyasında istinaf incelemesinde olduğunu, Konya....
Asliye Ticaret Mahkemesi davasına konu genel kurul kararı kesinleşmeden alınan kararın iptali gerektiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporuna taraflarınca itiraz edildiğini, itirazları doğrultusunda ek rapor alınması gerekirken mahkemece davanın reddine karar verildiğini, bilirkişi raporuna itirazları konusunda ek rapor alınmadığı gibi mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, raporda tescile tabi hususların neler olduğuna dahi değinilmeden salt ticaret sicil müdürlüğünden gelen yazıya dayanılarak düzenlenen raporun ilk derece mahkemesince hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu,
yine bilirkişi raporunda kâr payının dağıtılmamış olmasına ilişkin kararın da iptalinin istendiğini, ancak bilirkişi incelemesinde bu konuya yönelik tespit ve inceleme yapılmadığını, raporun bu yönüyle eksik kaldığını, ayrıca dava dilekçesinde bahsedilen müteveffaya ait olan sermaye taahhüt borcunun zamanaşımına uğramış olduğuna ilişkin beyanların bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini ve bu haliyle hukuka aykırı bir rapor düzenlendiğini, ilk derece mahkemesi kararında hukuki bir nitelendirme yapılmaksızın davalı tarafın dilekçeleri üzerinden gidilerek kararın gerekçelendirildiğini,
limited şirketlerin faaliyet yılı sonucunda kâr elde ettikleri durumlarda genel kurul kârın dağıtılmasına karar verebileceği gibi kâr dağıtımı yapılmamasına da karar verilebileceğini, ancak genel kurulun keyfi bir şekilde kâr dağıtımı yapılmaması yönünde karar veremeyeceğini, genel kurul kararlarının veya faaliyet raporlarının silsile halinde değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu genel kurul toplantı tutanağının 5 nolu kararında, sermaye taahhüt yükümlülüğünü yerine getirmeyen ortaklardan, bu taahhütlerini tahsil usulü ile sermaye taahhüdü borcunu yerine getirmeyen ortakların ortaklıktan çıkartılmasının görüşüldüğünü,
taraflarınca dava dilekçesinde zamanaşımının dolduğundan bahsedildiğini, ancak ne bilirkişi raporunda zamanaşımından bahsedildiğini ne de mahkemece itirazlara rağmen bu hususun bilirkişiye tamamlattırıldığını, mahkemece zamanaşımı konusunda değerlendirme yapılmadığını, ortaklıktan çıkarmaya ilişkin alınan genel kurul kararında gerekli nisap sağlanamadığını, müteveffanın ortaklıktan çıkarılması için haklı bir sebep olmadığı gibi şirket esas sözleşmesinde de değişiklik yapılmadığını, basiretli tacir olan davalı şirket ve ortaklarının aldıkları kararların sonuçlarına katlanmaları yükümlülüğü bulunduğunu,
alınan kararların ticari hayata geçebilecek kararlar olması gerektiğini, bunun aksi şekilde alınan kararların iptal veya butlan hükmüne tabi olması gerektiğini beyanla bilirkişi raporuna itiraz ve istinaf dilekçesi göz önünde bulundurularak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; 2020-2021-2022 yıllarına ilişkin 20/03/2023 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan genel kurul kararlarının butlanı ve iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 07.05.2007 tarih 2006/3963 Esas 2007/6913 Karar sayılı ilamında "....Kural olarak bir sermaye şirketi türü olan limited şirkete TTK.nun 533 ncü maddesi uyarınca bu şirketin sağlayacağı kazançtan yararlanmak amacı ile ortak olunur. Yine ilke olarak bu tür şirketlerde ortağın kâr payı alacağı, ortaklar kurulunun TTK.nun 539/4 ncü maddesi gereğince kâr dağıtma kararıyla muacceliyet kazanır.
Ancak, şirket ana sözleşmesinde aksine hüküm yoksa, şirket ortaklar kurulu TTK.nun bu konudaki düzenlemeleri ile bağlı olup, tahakkuk eden kazanç üzerinde dilediği gibi tasarruf yetkisine sahip değildir. Ortaklar kurulu bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmaktan keyfi bir şekilde diğer bir değişle, hot be hot sarfı nazar edemez.
Türk Ticaret Kanunu hükümlerine aykırı olan kararlar iptal ettirilebileceği gibi, şirketçe kâr dağıtmama konusunda haklı bir nedene dayanmayan direnme halinde ortaklar, kazancın kanun hükümleri gereğince tespit ve dağıtılmasını da talep ve dava edebilirler. ( Bkz. Ord. Prof. Dr. Halil Aslanlı-Prof. Dr. Hayri Domaniç, Limited Şirketler Hukuku ve Uygulaması, İst. 1989 C.lll.
Sah.454.) somut olayda, davacıların murisi olan ........., davalı şirketin ortağı olup, 19.08.1994 yılında vefatı ile hisseleri davacılara intikal etmiştir. Davalı şirketin murisin ölüm tarihinden bu güne kadar kar payı dağıtılmaması nedeniyle direngen hale düştüğü anlaşıldığından, davacı ortakların kâr payının tespit ve tahsilini mahkemeden isteme hakkı olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda mahkemece, davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörün genel gelişimi, davalı şirketin ekonomik faaliyet ve amaçları ayrıca şirket işlemlerinin devamlı gelişmesini veyahut mümkün olduğu kadar istikrarlı kâr payı dağıtılmasını temin bakımından davalı şirketin kâr payı dağıtmasının gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, ne oranda dağıtması gerektiği yolunda bu sahada uzman kişilere bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak kâr payı isteminin de reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir...." hususunun belirtildiği (aynı mahiyette 04/06/2018 tarih 2016/12065 Esas 2018/4267 Karar ve 22/09/2014 tarih 2014/7604 Esas 2014/14243 Karar sayılı ilamlar),
Davacıların kâr payı dağıtılması talebinin reddine dair davalı şirketin 20/03/2023 tarihinde yapılan genel kurul kararının iptalini talep ettikleri, limited şirket ortaklığında aslolanın şirket kârından pay almak olması nedeniyle yukarıda belirtilen yargıtay ilamında belirtildiği gibi davalı şirketin kâr payı dağıtmasının gerekip gerekmediği, gerekiyor ise ne oranda dağıtması gerektiği yönünde inceleme yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından davacıların istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile, HMK 353/1.a.6 maddesi gereğince;
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra karar verilmek üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacıların diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığı sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ......... · e-imzalıdır Üye ......... · e-imzalıdır Üye ......... · e-imzalıdır Katip ......... · e-imzalıdır ......
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/705, K. 2025/87, 21 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama