KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2023
- Esas no
- 2022/2048
- Karar no
- 2023/1806
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/06/2022
- Numarası
- 2019/269 Esas - 2022/347 Karar
- Başvuran davacılar
- 1-... - ...
Karar Metni
1.868 kelime·9 dk okuma·11 bölüm
2-... - ...
VEKİLİ
Av. ... -...
İSTANAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI
DOĞA SİGORTA A.Ş.
VEKİLLERİ
Av. ... -... Av. ... -...
DAVALI
... - ...; ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHİ : 20.06.2022 - 23.06.2022
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 01.12.2022
KARAR TARİHİ : 27.12.2023
YAZIM TARİHİ : 28.12.2023
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
05.08.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı sürücünün davalı sigorta şirketine sigortalı ... plaka sayılı araç ile davacının kullanmakta olduğu ... plakalı araç ile çarpıştığını, kaza sonucunda davacı ...'in ağır şekilde yaralandığını, parmaklarının koptuğunu belirterek davacı ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (davalı şirketten poliçe de yazılı limitle sınırlı kalmak kaydıyla ),
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı ...' ten tahsiline, davacı ... için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.100,00 TL hasar tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (davalı şirket poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla ) karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 20.04.2022 tarihli dilekçesi ile davacı ... yönünden iş göremezlik maddi tazminat taleplerini 367.047,91 TL'ye ıslah etmiştir.
Davalı Doğa Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat taleplerinden davalı şirketin sorumlu olmadığını, davacıda oluşan maluliyetin ATK tarafından tespit edilmesi gerektiğini, davacının sürekli sakatlık tazminat taleplerinin davacının sakatlığı oluşmadığı tespit edilmiş olduğundan reddedildiğini, davalı şirketin ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacının talep ettiği maddi hasarın öncelikli olarak tespit edilmesi gerektiğini,
davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti nedeniyle talep edebileceği tazminatın aktüer bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini, davacının ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini beyanla haksız ve mesnetsiz açılan davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasının konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, Davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasının müterafik kusur indirimi yapılması nedeniyle kısmen kabulüne, 293.638,32 TL maddi tazminatın sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalı ... yönünden 05.05.2018 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 19.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 40.000,00 TL manevi tazminatın 05.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacılar vekili ile davalı Doğa Sigorta vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararının hukuki sebeplerle eksik ve hatalı olduğunu, TÜİK kazanç sorgulama ekranına göre, bulunan 2.63 katsayısı, kök rapor tarihi olan 2021 yılı asgari ücreti 2825 TL ye göre değil, ek rapor tarihi olan 15.02.
2022 yılı için geçerli 4250 TL ye göre uygulanması gerektiğini, gerçek belli iken varsayıma gidilemeyeceği ilkesi dikkate alınmadığını, rapor tarihi itibariyle geçerli olan verilerin kullanılması gerektiğini, mahkemece sonradan ek rapora 15.02.2022 tarihinde gönderildiğinden,
işleyecek dönem hesabı, kök raporda 2022 yılı için farazi olarak belirlenen bedelin, 2022 yılı gerçekleşen ücret artışı 4.250 Tl ile değiştirilerek hesaplanması gerektiğini, 4250/2825 oranında yani 1.5 kat oranında belirlenmesi gerekirken, davacının maddi zararı bu detaydan dolayı gerçek göz ardı edilip varsayıma göre eksik belirlendiğini, hükme esas alınan kök raporda , Yargıtay kararları doğrultusunda ücret günlük üzerinden hesaplansa da, işleyecek dönem yıllık geliri bulunurken yıldaki gün sayısı 365 olması gerekirken, 360 olarak eksik değerlendirildiğini, davacının (54x5) 270 günlük kazancı yok sayılmış olduğunu, gerçek verinin,
ek rapor tarihi 2022 değilde kök rapor tarihi 2021 tarihi baz alınmasına kanaat edilecekse bile, AGİ’nin sabit tutulmasından kaynaklı davacının tazminatına aleyhte etki eden giderilmesi gereken eksiklik olduğunu, Yargıtay kararlarında, ehliyetsizlikten dolayı müterafik kusur indirimi uygulanmasına içtihat edilmediğini, davacının zararının ampute işlemi gören parmağı olduğunu, gerek iş bu davalarında gerekse ceza davasında davacıya atfedilen herhangi bir kusur olmadığını, davacı aleyhine müterafik kusur verilmesinin haksız olduğunu,
yerel mahkeme kararındaki ''davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulüne'' ilişkin hükümlerin kaldırılarak doğru kararın verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı Doğan Sigorta vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafından hatalı hesap raporunun esas alınarak artırım yapıldığını ve ilk derece mahkemesi tarafından hatalı olarak ıslah edilen miktar dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, dosyada mevcut 14.10.2020 tarihli raporda kusur ve maddi zarar yönünden yapılan hesaplamada davacının maddi zararının 118.012,28-TL olduğu,
09.03.2021 ek raporda davacının mezuniyet durumu ve 2014 yılındaki veriler kullanılarak emsal ücret tespiti yapılmış ve alternatifli olarak 342.748,45-TL ile 367,047,91-TL olarak hesaplanmış rapora itiraz ettiklerini, itirazlar doğrultusunda alınan 15.02.2022 tarihli ek raporda ise davacının maddi zararlarının 254.756,15-TL olarak tespit edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından ıslah edilen miktar üzerinden kusur indirimi yapılarak kısmen kabul kararı verildiğini, halbuki 15.02.2022 tarihli ek raporun hazırlandığını ve raporda sehven yapılan hataların düzeltildiğinin bilirkişilerce belirtildiğini,
itiraz dilekçelerinden de anlaşılacağı üzere davacı tarafın ıslah dilekçesine esas almış olduğu bilirkişi raporunun hatalı olarak hesaplandığını, ilk derece mahkemesi tarafından yanlış hesap raporu esas alınarak yapılan ıslah dikkate alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırılık barındırdığını, kaldırılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminat hesaplamasında yaşam tablosu TRH 2010 ve hesaplamada esas alınması gereken teknik faiz %1,8 olarak yapılması gerekirken bu hususlara riayet etmeden hazırlanan raporun pükme esas alındığını, hesap raporunda esas alınan maluliyet raporunun da hatalı olduğunu,
ilk derece mahkemesi tarafından kısmen kabul kararı verilmiş olmasına rağmen davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının eksik ve hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava ve istinaf dilekçeleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat ile hasar bedeli istemine ilişkindir.
Somut olayda, 05.05.2018 tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki motorsikletle davalıların sürücüsü ve zorunlu trafik sigortacısı oldukları aracın karıştıkları çift taraflı kaza sonucunda davacı yaralanmıştır.
Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında davalı sürücüye kural ihlali verildiği, kazaya dair yürütülen ceza dosyasında trafik bilirkişisinden alınan raporda da davalı davalı sürücünün kazada asli ve tam kusurlu olduğunun belirtildiği, davalı sürücünün asli kusuruna göre cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf aşamasından geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda da kazanın oluşumunda davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücünün kusurunun olmadığı belirtilmiştir.
Yine hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu'nun maluliyet raporuna göre trafik kazası ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğu, davacının dava konusu yaralanma nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %9 olduğu, iyileşme süresinin 4 ay olduğu tespit edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporundaki kusur oranının karara esas alınmasının yerinde görüldüğü, mahkemece alınan maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmeliğe göre düzenlendiği,
yine hükme esas alınan aktüer raporun Yargıtay'ın güncel içtihatlarına göre TRH 2010 yaşam tablosu ve progressive rant yöntemine göre TÜİK verileri ile Kocaeli Ticaret Odasından gelen emsal ücret dikkate alınarak hazırlandığıı, gerek öğretide ve gerekse uygulamada tazminat hesabında bir yılın, 360 gün olarak kabul edildiği, bu hesaplama tarzının, ayların fiili sayılarına göre değil, her ayın 30 gün olarak kabul edilmiş olması esasına dayandığından bir yıl için 360 gün üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olduğu dairemizce değerlendirilmiş bu hususlara ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak davacı sürücünün ehliyetsiz olmasının kazanın oluşumunda etkisi olmadığından mahkemece % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması hatalı bulunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, aktüer bilirkişi tarafından davacılardan ... için hesap edilen maddi tazminat miktarından anılan davacının ehliyetsiz olması sebebiyle % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması hatalı ise de; anılan yanılgının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf isteminin reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının maddi tazminat hükmü bakımından kaldırılmasına karar verilerek davacılardan ...'nun maddi tazminat talebinin tam kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2048, K. 2023/1806, 27 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama