KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2024
- Esas no
- 2023/903
- Karar no
- 2024/1075
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14.03.2023
- Numarası
- 2019/510 Esas - 2023/181 Karar
- Başvuran davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Başvuran davalı
- 1 -... - ...
- Vekilleri
- Av. ... - ...
Karar Metni
2.788 kelime·14 dk okuma·11 bölüm
Av. ... - ...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI
2 -... - ... VEKİLİ : Av. ...
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI
3 -QUICK SIGORTA A.Ş.
VEKİLLERİ
Av. ... - ... Av. ... - ...
DAVANIN KONUSU
Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
BAŞVURU TARİHİ : 06.04.2023-06.04.2023-07.04.2023-26.04.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 02.06.2023
KARAR TARİHİ : 24.05.2024
YAZIM TARİHİ : 24.05.2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. 20.09.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı şoför ...'ın kullandığı ... plakalı minibüsten İzmit Lisesi önündeki otobüs durağında inen davacı ..., indiği minibüsün şoförü olan davalı ...'ın aracı geri hareket ettirmesi neticesinde bilinçli taksir teşkil edecek şekilde,
önünde yolcusunu indiren ve onun güvenli bir şekilde araçtan inmesi için bekleyen motoru çalışır vaziyetteki aracın yolcu indirmesini beklememek ve yolcu kapmak için önündeki aracı sollamak için gerekli mesafe olmayınca aracı sollamak maksadıyla dikkatsiz ve kontrolsüz bir şekilde aynaları ve yolu kontrol etmeden ve kendi indirdiği yolcusunun sollamak istediği aracın aksine güvenliğini sağlamadan vitesi geriye takıp kontolsuz bir şekilde aracı geri hareket ettirdiğini ve indirdiği yolcusuna çarptığını, davacının bu nedenle ağır ameliyatlar geçirdiğini ve yaşamsal tehlike atlattığını,
ameliyat sonrası uzun bir süre hastanede yatmak zorunda kaldığını, davacının ev hanımı olup geliri, üzerine kayıtlı taşınır, taşınmaz herhangi bir malı bulunmadığını, ayrıca davacının fakirlik belgesinin de bulunduğunu, bu sebeple HMK 334 vd.uyarınca adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini, davacının uğradığı tüm maddi zararın tespitini, ağır yaralanması ve gelir kaybına uğraması,
bakıcı masrafa vs tüm zarar ortaya çıktıktan sonra arttırmak üzere 100,00 TL maddi tazminatın, haksız fiil tarihi olan 20.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; öncelikle davacının adli yardım kararından dönülmesini, davacının araçta yolcu olmadığını, karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya olduğunu, davacının kör noktada aracına bitişik geçmeye çalıştığından kazanın olduğunu, maddi ve manevi elinden geleni yaptığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Quick Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davacının davadan önce davalı sigorta şirketine başvurusu yapmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limit ve kusur oranıyla sınırlı olup, bedeni zarar halinde maddi tazminat talepleri şahıs başına geçerli olan teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacının maddi tazminat taleplerini netleştirmesi gerektiği, kusur durumunun ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından tespiti gerektiğini, davacının maluliyet oranını gösterir maluliyet raporu almadan işbu davayı ikame etmiş olduğundan öncelikle davanın usulden reddini talep ettiklerini,
mahkeme aksi kanatte ise kaza tarihinde yürürlükte olan 30.03.2013 tarihli Özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporu alınmasını talep ettiklerini, davalı şirketin sorumluluğunun ZMMS Genel Şartları gereğince hiçbir şekilde geçici iş göremezlik tazminatını, geçici bakıcı ve tedavi giderini ihtiva etmediğini, davacı tarafın kaza tarihinden itibaren faiz talebinin reddi gerektiğini, kazaya ilişkin soruşturma ve kovuşturma dosyasının celp edilerek uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespitini talep ettiklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davacının adli yardım kararından dönülmesini, davacının araçta yolcu olmadığını, karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya olduğunu, davacının kör noktada aracına bitişik geçmeye çalıştığından kazanın olduğunu, maddi manevi elinden geleni yaptığını, davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Davanın Kısmen Kabulüne, 292.947,03 TL sürekli iş göremezlik bedeli, 385,77 TL geçici iş göremezlik bedeli toplam 293.332,80 TL maddi tazminatın 20.09.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte (davalı sigorta şirketi yönünden yasal faiz başlangıç tarihi 27.02.2020 tarihi olup, poliçede yer alan limit dahilinde sorumluluğuna gidilmek üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara verilmesine, fazlaya yönelik taleplerin reddine, karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; resen alınan son asgari ücrete göre taraflarınca belirsiz alacak davasının belirli hale getirilmiş olup, Mahkemenin son asgari ücrete göre arttırım yapılan dava değerini reddettiğini ve bir önceki asgari ücrete göre alınan 22.08.2022 tarihlibilirkişi raporuna göre karar verdiğini, oysa son asgari ücrete göre alınan bilirkişi raporuna göre yapılan arttırımın yasaya uygun olduğunu, önceki rapora itiraz edilmem esi HGK Yerleşik İçtihatlarına göre resen alınan rapora göre arttırım yapılmasını engellemeyeceğini ve bu konuda usuli kazanılmış hak da oluşmadığını,
424.041,29 TL sürekli iş göremezliğe dair maddi tazminata karar verilmesi gerekirken 292.947,03 TL lik maddi tazminata karar verilmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kararın 22.08.2022 tarihli rapor üzerinden verildiğini, ancak karar öncesi alınan Bilirkişi raporu en son asgari ücret üzerinden hesaplandığını ve kararın en son verilen rapor üzerinden verilmesi gerektiğini, 6098 sayılı TBK m. 75 gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerektiğini, taraflarınca talep attırımına esas alınan Bilirkişi Raporunda isabetsizlik bulunmadığını,
hükme en yakın alınan rapor ve zararı en gerçekçi gösteren rapor olduğunu, bu nedenle davanın arttırım yapılan miktar olan son bilirkişi raporundaki 424.041,29 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının % 30 kusurlu bulunan raporun haksız ve hukuka aykırı olduğunu, duran bir aracın geri gideceğini davacının öngörmesi düşünülemeyeceğini, davacının malul kaldığı ayağı ortopedik engelli olmadığını, diğer ayağının engelli olduğunu, sağlam ayağının zarar görmesiyle davacının uğradığı mağduriyetin çok büyük olduğunu,
davacının indiği aracın şöförünün geri gitmesiyle kaza geçirdiğini aksine iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek asgari ücrete göre yapılan hesaplama kamu hukukundan doğduğu için usuli kazanılmış hak bulunmadığından davanın talep arttırım dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacının kazadan önce de ortopedik engelli olduğunu, bu hususun tanık beyanlarıyla da sabit olup yerel mahkemeden Adli Tıptan alınacak raporda davacının fiziki muayenesinin de yaptırılarak,
kazadan önceki engellilik oranı ile kazanın bu orana ilave malüllük oranının belirlenmesini talep ettiklerini, mahkemece bu taleplerinin kabul görmediğini, ATK tarafından belirlenen %36 engellilik oranını kabul etmediklerini, mahkemece alınan kusura yönelik bilirkişi raporunu da kabul etmediklerini, ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması taleplerinin yerel mahkemece reddedildiğini, mahkemece hükme esas alınan aktüer hesaplamasının da yanlış olduğunu, davacı vekilinin talep artırım dilekçesi ile 424.041,29 TL talepte bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin 293.332,80 TL sına hükmettiğini,
aradaki fark olan 130.708,49 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken “kök bilirkişi raporu doğrultusunda hükmedilen reddedilen kısım olan 4.800,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, aradaki fark olan 130.708,49 TL üzerinden nispi vekalet ücreti talebinin uygun görülmezse her bir davalı için 2023 yılı asgari ücret tarifesindeki Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacının kazadan önce de ortopedik engelli olduğunu, bu hususun tanık beyanlarıyla da sabit olup yerel mahkemeden Adli Tıptan alınacak raporda davacının fiziki muayenesinin de yaptırılarak,
kazadan önceki engellilik oranı ile kazanın bu orana ilave maluliyet oranının belirlenmesini talep ettiklerini, mahkemece bu taleplerinin kabul görmediğini, ATK tarafından belirlenen %36 engellilik oranını kabul etmediklerini, mahkemece alınan kusura yönelik bilirkişi raporunu da kabul etmediklerini, ATK Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması taleplerinin yerel mahkemece reddedildiğini, mahkemece hükme esas alınan aktüer hesaplamasının da yanlış olduğunu, davacı vekilinin talep artırım dilekçesi ile 424.041,29 TL talepte bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin 293.332,80 TL sına hükmettiğini,
aradaki fark olan 130.708,49 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken “kök bilirkişi raporu doğrultusunda hükmedilen reddedilen kısım olan 4.800,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, aradaki fark olan 130.708,49 TL üzerinden nispi vekalet ücreti talebinin uygun görülmezse her bir davalı için 2023 yılı asgari ücret tarifesindeki Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...
Sigorta A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece kusura yönelik itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, hükme esas alınan maluliyet tespiti usulüne uygun yapmadığını, kaza ile davacının maluliyeti arasındaki illiyet bağı tespit edilmeden hüküm kurulmasının eksik incelemeye dayalı olup kararın kaldırılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatından davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, hükme esas alınan aktüer hesaplamasına ilişkin itirazları bulunduğunu, davalı şirket yönünden reddedilen tutar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tazminattan müterafik kusur,
hatır taşıması ve hakkaniyet indirimi yapılmamasına rağmen eksik vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan, bakıcı gideri, tedavi gideri ile geçici ve sürekli iş göremezlikte kaynaklı maddi tazminat istemlerine ilişkindir. Davaya konu, 20.09.2018 tarihinde, yaya motorlu taşıt çarpması şeklinde gerçekleşen trafik kazasında davacının çoklu kemik kırığı şeklinde yaralandığı anlaşılmaktadır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde, oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen Adli Tıp raporundaki kusur oranının benimsenmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,
mahkemece Yargıtay'ın güncel ve değişen içtihadı doğrultusunda Teknik Faiz Uygulanmadan TRH Yaşam Tablosuna göre iskontolu hesap yöntemine göre alınan aktüerya raporuna dayalı olarak karar verilmesinde, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğine dayalı olarak oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen her iki Adli Tıp İhtisas Dairesinin raporlarının birlikte değerlendirilerek;
davacıda meydana maluliyetin davaya konu trafik kazasından kaynaklandığının, eylem ile davacıda meydana gelen maluliyet arasında illiyet bağının kesen bir sebep bulunmadığının benimsenmesinde, keza tedavi gideri kapsamında bulunmayan geçicici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri yönünden davalının sorumluluğunun benimsenmesinde, davadan önce davalılar tarafından yapılan bir kısım ödemenin tedavi gideri ve bakıcı giderinden mahsup edilerek bu talepler yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde usûl ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre;
davalı işleten, sürücü ve sigortacı ile davacı vekillerinin anılan yönlere değinen tüm istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır.
Dairemizin önceki kararlarında da yer verildiği üzere, 6100 sayılı HMK 280 ve 281.maddelerine göre rapora karşı beyanda bulunmasa dahi, tarafın sessiz kalmasının raporun ilgili taraf açısından kabul edildiği anlamına gelmeyeceği söylenmelidir. Bilirkişi raporları kapsamında Usûli kazanılmış haktan söz edilebilmesi için tarafın açıkça rapora karşı itirazının olmadığı yönünde veya bu anlama gelebilecek yazılı ve sözlü beyanı gerekmektedir.
6100 sayılı HMK 281.madesinin 1.maddesinde rapora karşı süresi içerisinde itiraz edilmemesinin, rapora süresi içerisinde itiraz etmeyen taraf açısından ilgili raporun kesinleşeceğine dair yasal bir yaptırım içermediği, iki haftalık süre içerisinde rapora karşı beyan ve itirazlarını ileri sürmeyen tarafın itiraz üzerine tekrar rapor alınmasını isteyemese de 281/2 ve 3.madde kapsamında Hakimin raporu re'sen denetleme yükümlülüğünün de bulunduğu bu hali ile mahkemenin raporu hükme elverişli görmeyip her zaman bilirkişiden ek rapor talep edebileceği gibi yeni bir bilirkişi tarafından rapor düzenlenmesine de re'sen karar verilebileceğinden;
bu haliyle susmaya sonuç bağlamak ve rapora itiraz etmemenin karşı taraf yararına usûli kazanılmış hak oluşturacağından söz etmek olanaklı değildir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin, 20.05.2024 tarih ve 32551 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 21.12.2023 karar tarihli, 2020/21347 Başvuru numaralı kararı ile aynı tarihli 2019/8609 Başvuru numaralı güncel kararları da bu yöndedir.
Bu bağlamda,benzeri aşırı daraltıcı şekle ilişkin kurallar (usûl kuralları) nedeni ile adil yargılanma ve etkili başvuru hakkının zarar görmemesi için usuli kazanılmış hak kavramının dar yorumlanması ve yerinde kullanılması gerekmektedir. Böylelikle davacı tarafın mahkeme eli ile belirlenen alacağından daha azına karar verilmesinin ya da davalı tarafın, ödeme sorumluluğundan daha fazlasına karar verilmesinin ortaya çıkaracağı sorunlar önlenebilecektir.
Yanı sıra, davacı tarafa belirsiz alacak davası yolu ile açılan eldeki davada yargılama ve raporlama işlemi devam ederken ve mahkemesince henüz 6100 sayılı HMK'nun 107.
Maddesinin (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) 2 .maddesi gereğince davacı vekiline, artırım dilekçesi sunmak ve artırılan miktar üzerinden bakiye karar ve ilam harcını yatırmak üzere iki haftalık kesin verilip; kesin süre içerisinde ara karar gereği yerine getirilmediği takdirde davanın, dava dilekçesindeki talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağı hususunun ihtar edilip; kesin sürenin anlam ve sonuçları hatırlatılmamış olduğundan;
davacı tarafında dava değerinin kendisi tarafından belirlenebilir olduğunun anlaşıldığı ana kadar dava değerini artırma zorunluluğunun bulunmadığının gözetilmemesi de hatalı bulunmuştur.
Öte yandan, maddi tazminat hesapları yapılırken, en son bilinen ücret unsurlarının hesaplamada gözetilmesi gerektiğinden, hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin uygulanması gerekir. Daha önce bir veya birkaç hesap raporu verilmiş olsa bile, dava bitinceye kadar yürürlüğe giren asgari ücretler için yeniden ek rapor alınması zorunludur.
Asgari ücret kamu düzeniyle ilgili olduğundan, bu hususta usuli kazanılmış haktan sözedilemeyeceği gibi, hakim bu durumu duruşmanın her aşamasında kendiliğinden gözetmelidir.(HGK.17.12.1997, 10-820 E. 1074 K.) Kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış hak oluşmaz. Asgari ücret değişiklikleri kamu düzeni ile ilgili ve usuli kazanılmış hakkın istisnasıdır.
Asgari ücretteki değişiklikler usuli kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında doğrudan dikkate alınmalıdır. Çünkü kamu düzenini ilgilendiren hususlarda usuli kazanılmış haktan sözedilemez. Asgari ücret de kamu düzenini ilgilendiren kavramların başında gelir.(HGK.28.01.2004, E. 2004/10-24 - K.2004/47) (Yargı D., Kararlar, 2004/4-26)
Buna göre mahkemesince, bir kök ve iki ek aktüerya raporu alınmış ve davacı tarafça, belirsiz alacak davası olarak açılan eldeki davada, dava değeri son alınan aktüerya raporuna göre artırılmış olmasına rağmen, ilk alınan aktüerya raporuna davacı yanın itirazı bulunmadığı ve usûli kazanılmış hak oluştuğu gerekçesi ile ilk alınan aktüerya raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
İlk derece mahkemesinin kararında tespit edilen ve yukarıda belirtilen yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı işleten, sürücü ve sigortacı vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusu HMK 353-1-b-2 maddesi gereğince kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davadan önce davalılar tarafından yapılan bir kısım ödeme bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatından mahsup edilmek sureti ile davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/903, K. 2024/1075, 24 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama