KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İstinaf Yoluna
- Karar tarihi
- 12 Mart 2025
- T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/525 - 2025/543
- Esas no
- 2024/525
- Karar no
- 2025/543
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03.10.2023
- Numarası
- 2022/21 Esas - 2023/515 Karar
- Başvuran davalı
- VHV ALLGEMEINE (Dubai) SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - [25949-68680-71582] UETS
- Vekili
- Av..
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av..
- Davalı
- TELE KURYE DAĞITIM VE KURYE HİZM.A.Ş.
- Vekili
- Av...
- Davacılar
- 1-...
Karar Metni
1.809 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
2-... 3-... 4-... 5-... VEKİLİ : Av..
DAVANIN KONUSU
Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
BAŞVURU TARİHİ : 07.11.2023
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ : 19.03.2024
KARAR TARİHİ : 12.03.2025
YAZIM TARİHİ : 12.03.2025
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. 22.12.2010 günü Kocaeli E5 Karayolu Kocaeli istikametinden Sakarya istikametine seyir halinde davalılardan Tele Kurye Dağıtım şirketine ait olup diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucunda davacıların desteği ...'ın öldüğü,
Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2011/69 Esas sayılı dosyasında davalı araç sürücüsünün taksirle ölüme neden olma suçundan mahkum olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı tarafın tam kusurlu olduğunu beyanla, fazlaya ilişkin istemler saklı kalmak üzere ve HMK 107. maddesi gereğince artırılmak üzere şimdilik davacı annesi ... için 5.000,00 TL, davacı babası ... için 5.000,00 TL (ıslah dilekçesindeki miktarla birlikte) , davacılar anne ve baba ... ile ... için ayrı ayrı 100.000 TL,
diğer davacı kardeşleri için ayrı ayrı 50.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketi maddi tazminattan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taleplerin zamamaşımına uğradığını, kazada kusurları bulunmadığını, müteveffanın kusuru bulunduğunu, 19.12.2012 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından davacılara ödeme yapıldığını, sorumlulukları kalmadığını, destek olgusunun ispatı gerektiğini belirterek davanın reddi talep etmiştir.
Davalı VHV Allgemeıne (Dubai) Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; 19.12.2012 tarihinde ...’ya 3.257,00 TL, ...’ya 2.801,00 TL ödeme yaptıklarını, sigorta poliçesi hükümlerini tamamen yerine getirdiklerini, şirketlerinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müteveffanın davacılara destek olduğu hususunun ispatlanması gerektiğini, şirket tarafından yapılan ödeme tarihindeki miktarların yeterli olup olmadığının tespiti, varsa mahsubu gerektirir hususların dikkate alınması gerektiğini, şirket yönünden ancak dava tarihinden itibaren fazie hükmedilebileceğini beyanla, davanın reddi talep etmiştir.
Davalı Telekurye Dağıtım ve Kurye Hizmetleri A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davada zamanaşımı süresinin geçtiğini, kusurun bilirkişi marifetiyle tespiti gerektiğini beyanla, davanın reddi talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından "davanın kısmen kabulü ile; davacı ... için 49.532,82 TL, davacı ... için 32.122,01 TL destekten yoksun kalma tazminatının, davalılar Tele Kurye Dağıtım ve Kurye Hizmetleri A.Ş ve ... için 22/12/2010 davalı Dubai Sigorta için 16.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara verilmesine, her bir davacı için ayrı ayrı 30.000 TL manevi tazminatın davalılar Tele Kurye Dağıtım ve Kurye Hizmetleri A.Ş ve ...’dan 22/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı VHV Allgemeine (Dubai) Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı VHV Allgemeine (Dubai) Sigorta A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde; davcılar ile ibraname düzenlenerek bu doğrultuda 19.12.2012 tarihinde 3.257,00 TL ...'ya, 2.801,00 TL ...'ya olmak üzere toplam 6.058,00 TL tutarında ödeme yapıldığını, davalı şirket sigorta poliçesi hükümlerini tamemen yerine getirdiğini, buna rağmen talepte bulunulması iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, ibranameden itibaren 2 yıllık yasal süreni geçtiğini ve geçersizliğinin ileri sürülmediğini, davalı şirket’in sorumluluğu, sigortalının kusuru oranında ve sigorta poliçe limiti ile sınırlı olacağını,
kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, müteveffanın davacıya “destek” olduğu hususunun ispatlanmasının zaruri olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla davacılar tarafından elde edilen kazanımların belirlenmesi ve bu kazanımların belirlenecek tazminattan indirilmesi gerektiğini, davalı şirketin dava tarihinden yasal faiz ile sorumlu utulabileceğini beyanla, yerel mahkeme hükmünün kaldırılmasını ve davanın davalı şirket yönünden reddini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasında ölüm nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Yapılan incelemede.
22.10.2010 tarihinde kaza mahallindeki yolun karşısına geçmek isteyen desteğe davalılardan Tele Kurye Dağıtım şirketine ait olup diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucunda davacıların desteği ...'ın öldüğü, davalı sürücü hakkındaki Kocaeli ASCM'nin 2011/69 esas sayılı temyiz edilmeksizin kesinleşen dava dosyasında kazanın oluşumunda tali kusurlu olduğu esası benimsenerek atılı taksirle bir kişinin ölümüne neden olmak suçundan tehirli mahkumiyet kararı verildiği, kaza tespit tespit tutanağında davalı sürücüye kusur izafe edilmediği,
ceza mahkemesince hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesinin 20.06.2011 tarihli raporunda davalı sürücünün tali, destek yayanın ise asli kusurlu olduğu tespitine yer verildiği görülmekle, mahkemece eldeki yargılamada desteğin %75, davalı sürücünün ise %25 oranında kusurlu olduğu tespitine yer veren ve ceza mahkemesinin kusur tespiti ile oluşa uygun olup Dairemizce de benimsenmenen adli trafik bilirkişisinin 18.03.2023 tarihli kusur raporuna itibarla hüküm tesisi uygundur.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; desteğin kaza tarihi itibariyle bekar olduğu, geriye mirasçıları olarak davacı anne ... ve babası ...'nın kaldığı, nüfus kayıtlarına göre diğer davacıların desteğin kardeşleri olduğu, kaza tarihi itibariyle asgari ücret düzeyinde gelirinin bulunduğu, sürücü ve işletene karşı dava hakkı saklı kalmak üzere davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme mukabilinde davalı ZMMS sigorta şirketi ile davacı anne ve baba arasında 22.10.2012 tarihli ibraname tanzim edildiği ve 19.12.2012 tarihinde ise belirtilen miktarların ödendiği, kaza tarihi itibariyle poliçe limitinin kişi başına 175.000 TL olduğu,
davacıların davalı sigorta şirketine maddi zararların karşılanması istemiyle 04.10.2021 tarihinde yeniden başvuru yaptığı, yapılan başvuru sonucuna ilişkin davalı sigorta şirketi tarafından verilen bir yanıta rastlanmadığı anlaşılmaktadır.
2918 sayılı KTK'nın 111.maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir.
Somut olayda; davacı anne ve babaya sigorta şirketi tarafından 19.12.2012 tarihinde ödeme yapıldığı hususu dosyaya mübrez ibraname ve ödeme dekontları ile sabit olup, anılan ibranameye göre de davacı anne ve babanın davalıyı kesin ve dönüşümsüz ibra ettiği, eldeki davanın 10.01.2022 tarihinde açıldığı, bu halde 2 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle dolduğu açık olup mahkemece destek tazminatı taleplerinin hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olmuştur.
İlk derece mahkemesince maddi tazminata ilişkin davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi hatalı bulunmuş ise de; anılan yanılgının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın davalı sigorta şirketi yönünden reddine, hükmün diğer yönlerinin aynen yazılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/525, K. 2025/543, 12 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama