KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Mart 2024
- Dosya no
- 2024/86
- Karar no
- 2024/536
- Kararın yazıldığı tarih
- 22/03/2024
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Dava tarihi
- 17/03/2022
- Karar tarihi
- 12/10/2023
- Numarası
- 2022/165 Esas -2023529 Karar
- Davacı
- ... -... ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- AYYILDIZ GAYRİMENKUL MİMARLIK İNŞAAT MÜTEAHHİTLİK MARKET SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Dava
- Eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili istemi
- Hüküm
- Kararın kaldırılması-yeniden hüküm
- İstinaf eden
- Davalı vekili doğrudan-davacı vekili katılma yoluyla
Karar Metni
2.380 kelime·12 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili istemi nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin kararı taraf vekilleri tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;
Taraflar arasında 04/01/2021 Tarihli ... Mah ...
Pafta ... ada ... parsel'de mevcut gayrimenkul üzerine "sıhhi tesisat havalandırma ve mekanik işlerin yapımına" ilişkin sözleşme akdedildiğini, vekil edenin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, davalı yan müvekkilin hak ettiği bedelleri tam olarak ödediğini, vekil edeni tarafından sözleşmenin feshedildiğine ilişkin Kocaeli 6. Noterliğinin 07 aralık 2021 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname gönderilmişse de müvekkile davalı tarafça teslim edilmiş olan çekler dışında herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı taraf kötü niyetli olarak teslim ettiği çeklerle ilgili çek zayi davası açtığını ve bu çeklerin de ödenmesine engel olduğunu,
davalı tarafın teslim etmiş olduğu 25.000,00 TL bedelli çekler için Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/633 Esas ve 2022/113 Esas sayılı dosyası ile zayi davası açtığını, 2021/633 Esas sayılı dosyadan ise feragat ettiğini, Kocaeli 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/85 D.
İş sayılı dosyası ile sözleşmeye konu gayrimenkulde yapılan işlerin tespit edildiğini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 20.000,00 TL bedelin davalı şirkete gönderilen feshe ve temerrüde ilişkin ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafından eksik bırakılan işlerin başka biri tarafından tamamlandığını, davacının başkasının tamamladığı işi kendisi tamamlamış gibi göstermeye çalıştığını, tüm bu nedenlerle davacının ikame etmiş olduğu davasında haksız olduğunu ve sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; ''Davanın kabulüne, toplam 20.000,00 TL alacağın 11/12/2021 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine'' karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince doğrudan ve davacı vekili katılma yoluyla istinaf isteminde bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinafa başvuru dilekçesinde özetle;
Vekil eden şirketin yaklaşık 30 yıldır inşaat işiyle iştigal etmekte olan, ulusal ve yerel çapta birçok ihaleye katıldığını ve bu ihaleler doğrultusunda iş ve işlemlerini yürüten bir şirket olduğunu, vekil edenin yüklenmiş olduğu işlerden biri olan ...
Mah. ... ada ... parseldeki taşınmaza ilişkin inşaat işinde sıhhi tesisat ve havalandırma işine ilişkin davacı yan ile anlaşıldığını, davacı yan mezkur sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediğini, vekil edenin mağdur edildiğini, vekil eden şirket bunun üzerine davacı firmaya sözleşme konusu edimlerini yerine getirmesini, hak ediş de doğmayacağından herhangi bir ödemenin kendilerine yapılmayacağını içeren ihtarname keşide ettiğini, davacı yan tarafından buna rağmen sözleşmedeki edimler yerine getirilmediğini, vekil eden şirket ... isimli kişi ile anlaşmış ve uygulamada "anahtar teslim" olarak addedilen sözleşme imzalandığını,
ilgili kişi mezkur işteki davacı tarafından yapılmayan eksiklikleri tamamladığını, davacı yan ikame etmiş olduğu bu davada başka biri tarafından yapılan inşaat işini kendisi yapmış gibi göstermeye çalıştığını, düzenlenen rapor taraflarına 21.02.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, işbu tebliğ doğrultusunda mezkur rapora 04.03.2022 tarihinde itiraz edildiğini, davacı yanın her ne kadar rapora itiraz edilmediğini beyan etmiş ise de vekil eden şirketçe ilgili rapora itirazlar sunulduğunu, davacı yanın herhangi bir alacağının söz konusu olmadığını,
dosya mündericatına dahil bilirkişi raporu hatalı tespitler içermekte olup işin tamamlanma oranını kabul etmemiz mümkün olmadığını, ilgili raporda açıkça tamamlanma oranı ve yapılan hesaplama hatalı olduğunu, eksikliklerin ortada olduğu açıkça ortadayken bu şekilde rapor düzenlenmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı yan ikame etmiş olduğu davasında haksız olup sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğinden davanın reddi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini,
istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme ilamının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
Vekil eden ile davalı taraf arasında dosya içerisinde yer alan 04/01/2023 tarihli, davalının yüklenici olduğu inşaat projesinde yer sıhhi tesisat havalandırma ve mekanik işlerin yapımına ilişkin sözleşme akdedildiğini, işlerin yapımı esnasında davalı yanın, üstlendiği edimleri sözleşmede kararlaştırılan şekilde yerine getirmediğinden ötürü sözleşme feshedildiğini, vekil edenin yapmış olduğu diğer kalemlere dahi yer vermeden, konu raporun tek yanlı ve taraflı hazırlandığı yönündeki itirazlarının anlayamadığım bir şekilde reddedilmiş ve ek rapor veya yeni bir rapor alınmadığını, Yerel mahkeme tahkikat duruşmasında;
ıslah için süre talep edilmediğinden dava değeri üzerinden karar verdiğini, yerel mahkeme, açık bir şekilde hatalı rapora karşı itirazlarının reddetmiş olduğundan yani ıslaha dayanak olacak bir rapor söz konusu olmadığından tarafının ıslah için süre talep edebilmesi de bu haliyle mümkün bulunmadığından verilen karar ve gerekçe bu yönüyle hatalı olduğunu, istinaf başvurunun kabulü ile, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı HMK, 6098 sayılı TBK, 6102 sayılı TTK
3. Değerlendirme
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince doğrudan, davacı vekilince katılma yoluyla istinafa başvurulmuştur.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmede imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır.
Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imâl edilmelidir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır.
Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir.
Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.
Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir.
İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kuralla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 04/01/2021 tarihli ... Mah ... Pafta ... ada ... parsel'de mevcut gayrimenkul üzerine yapılacak inşaatın "sıhhi tesisat havalandırma ve mekanik işleri" yapımına ilişkin sözleşme akdedildiği, sözleşme bedelinin 499.140,00 TL (423.000,00+KDV) olduğu, işin bedelinin % 50 ödeme normal daire tutarı 400.000,00 TL, 250.000,00 TL bu sözleşmede, 250.000,00 TL Yuvacık projesinde barter olacağı, 8. ayını sonunda daire 400.000,00 TL bedelle satılmazsa, 400.000,00 TL olarak geri alınacağı kararlaştırılmıştır. Davacı yüklenici dava öncesindeki ihtarla sözleşmeyi fesh etmiş ve gerçekleştirilen imalat bedelinin tahsili için eldeki kısmi davayı açmıştır.
Taraflar tacir olup tacir olan tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre; davacı tarafın sözleşme kapsamında düzenlenen 10.06.2021 tarihli ve ... nolu 60.180,00 TL tutarlı, 10.08.2021 tarihli ve ... nolu 60.076,80 TL tutarlı, 30.09.2021 tarihli ve ... nolu 140.000,00 TL tutarlı faturaların davalının ve davacının defterine kayıtlı olduğu, davacı tarafından fatura edilen tutar KDV dahil 261.256,80 TL olduğu,
davacı tarafından düzenlenen faturaların tamamının davacı ve davalı defterlerinde kayıtlı oldukları, davalının 13.01.2022 tarihli 61.076,80 TL tutarındaki fatura ve 08.04.2022 tarihli 140.000,00 TL tutarındaki faturalar ile iade faturaları düzenlediği, davacı tarafından düzenlenen faturaların tamamının Bs formuyla bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirildiği, davalının 2021 yılı defterlerinde kayıtlı alış faturalarının Ba formuyla bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir.
İtiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. (Aynı yönde.
Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 14.01.2020 tarihli, 2019/1984 Esas, 2020/61 Karar sayılı ilamı), Buna göre, davalının kendi ticari defterlerlerine kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç olmayacağı, fatura içeriklerinin davalı iş sahibi aleyhine davacı yüklenici lehine kesinleştiğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu sebeple, toplam 261.256,80 TL fatura bedelinin kesinleştiği dikkate alınarak davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden alacaklıdır. Davacı yükleniciye verilen bir kısım çekler yönünden iptal davası açıldığı ve davacı tarafından bu çeklere ilişkin tahsilat yapılmamıştır. Davacı çekilen ihtarla ile davalı ise kalan işin dava dışı üçüncü kişiye tamamlatması sebebiyle eylemli olarak sözleşmeyi fesh ettiği anlaşılmakla sözleşmenin feshine ilişkin taraf iradeleri birleşmiştir.
Sözleşmenin feshine bağlı olarak yüklenici gerçekleştirdiği imalat bedeli haklı sebebe dayanmaktadır. Tarafların kabullerinde olduğu üzere takip dosyasına yapılan 26.622,75 TL haricinde başkaca bir ödeme bulunmamaktadır. Hesaplanan hak ediş tutarından takip dosyasına yapılan ödeme mahsup edildiğinde davacının bakiye alacağının 234.634,05 TL olduğu hesaplanmıştır.
Mahkemece, bu bedel toplam alacak olarak belirlenerek taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Mahkemece taleple bağlı kalınarak karar verilmesi sebebiyle karar sonuç itibariyle doğru olmakla, yukarıda izah edilen gerekçeyle toplam alacağın 234.634,05 TL olduğunun belirlenmemesi sebebiyle kararın gerekçe yönünden kaldırılması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçe yönünden kaldırılması ile yeniden hüküm kurulması gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
* · ... · Başkan · ... · ¸e-imzalı · ... · Üye · ... · ¸e-imzalı · ... · Üye · ... · ¸e-imzalı · .. · Katip · ... · ¸e-imzalı
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/86, K. 2024/536, 22 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama