KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Mart 2024
- Dosya no
- 2023/138
- Karar no
- 2024/572
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/11/2022
- Numarası
- 2020/773 Esas - 2022/840 Karar
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 03/12/2020
- Kr. yazım tarihi
- 28/03/2024
Karar Metni
2.297 kelime·11 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı taraf arasındaki ticari ilişki neticesinde davalı tarafça verilen ... nolu sipariş - ve yine iş bu siparişin ... nolu sipariş onayı sonrasında davalı tarafa 130.289,68 TL bedelli 02.07.2019 tarih ve ... nolu faturadaki ürünleri sattığını, davalı ürünlerin bedelini ödemediği için borçlu firmaya Kadıköy 17.Noterliğinin 25.12.2019 tarih ve ...
Yevmiye nosu ile ihtarname keşide edildiğini, borçlu firmanın adresinde bulunmaması nedeniyle - ihtarnamenin tebliğ edilemediğini, davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, borçlu şirketin takipte talep edilen asıl alacak tutarı olan 214.921,39 TL.-yi 10.03.2020 tarihinde davacı şirketin QNB Finansbank bankasındaki hesabına haricen yatırdığını, davalı borçlu tarafından takip konusu asıl borç tutarı haricen ödenmiş olmasına rağmen davalı icra müdürlüğüne yapmış olduğu itirazını geri çekmemiş ve takibe ilişkin faiz ve ferilerini de ödemediğini,
bu nedenle iş bu dosyaya vaki itirazlarının iptali amacıyla Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/294 E sayılı dosyası itirazların iptaline ilişkin de dava açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, davalının ticari borcunu ödememesi nedeniyle KDV dahil 26.865,17 TL.- vekalet ödediğini, davalının faturaya itiraz etmediğini, bu fatura nedeniyle de Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/24462 E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, itirazdan sonra takibin durdurulduğunu, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının da davalıya yüklenmesine,
Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/24462 E. sayılı dosyasındaki alacağın aynen devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davalının borcunu ödememesi nedeniyle avukatlık ücreti ödemek zorunda kaldığı gerekçesiyle davalıya avukatlık yansıtma bedeli faturası düzenlediğini, bu fatura için de Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/24462 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, itirazımız üzerine eldeki davayı açtığını, öncelikle belirtelim ki;
davacının 'AÇIK HESAP ALACAĞI' açıklamasıyla daha önce başlatmış olduğu Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2020/4281 E. Sayılı dosyasına ilişkin anlatımları haksız olduğu gibi, bu haksız anlatımlarının elde görülen davaya bir etkisi de bulunmadığını, davacının açtığı Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2020/4281 E. Sayılı dosyadaki asıl alacağı ödediklerini, davacının % 20 icra inkar tazminatını da talep ettiğini, bunun için Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2020/294 E. Sayılı ile toplam alacak tutarı üzerinden itirazın iptali davası açtığını,
yapılan yargılama neticesinde Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/4281 Esas sayılı dosyasına vaki itirazın alacağın tahsiline kadar (10.03.2020) işlemiş faizi, vekalet ücreti ve tahsil harcı yönünden iptali ile takibin bu istemler yönünden devamına, fazla istemin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE karar verildiğini, davacının bu seferde, tek taraflı düzenlendiği sipariş onayı belgesinde ve faturalarda 'Genel satış koşulları ...adresinde yer alan genel satış koşulları geçerlidir. kaydının bulunduğunu,
güya davalı şirketin Gebze İcra Mü 'nün 2020/4281 E. Sayılı icra takibin başlatılmasına sebebiyet verdiğinden avukatlık ücreti ödemek zorunda kaldığından bahisle, şirket aleyhine Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/24462 Esas sayı takibini başlattığını, imzalanmış bir sözleşme olmadığını, faturaya da Gebze (8.) Noterliği'nin 07.05.2020 tarih ve ... yevmiye No'lu ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, açıklanan nedenlerle davacının %20 den az olmamak üzere kötü Niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "...Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü' nün 2020/24462 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu uyuşmazlığın davacı ile avukatı arasındaki avukatlık ücret sözleşmesi gereğince davacının Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/4281 Esas sayılı icra dosyası nedeniyle kendi avukatına ödediği akdi avukatlık ücretini HMK.m:329/I hükmü gereğince davalı şirketten talep edip edemeyeceği olduğunu, davacı ile avukatı arasındaki avukatlık ücret sözleşmesi gereği davacının Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/4281 Esas sayılı dosyası nedeniyle kendi avukatına ödediği/ödeyeceği akdi avukatlık ücretinin şirketçe ödeneceğine dair imzalanmış bir sözleşmenin veya belgenin olmadığını,
davalı şirketin bu yönde bir taahhüdünün de bulunmadığını, davalı şirketin icra takibine dayanak faturaya itiraz ettiği, anılan faturayı kayıtlarına almadıklarını, yargılama gideri kapsamında olan Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2020/4281 E. sayılı icra takibi nedeniyle davacının kendi avukatına ödediği akdi vekalet ücretinin, fer'i bir alacak olduğunu, asıl alacak mahiyetinde olmadığını, başka bir davaya konu edilemeyeceğini, davacının, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2020/4281 E. sayılı icra takibi nedeniyle kendi avukatına ödediği akdi vekalet ücretinin tahsilini,
anılan icra takibine ilişkin olarak daha önce açmış olduğu ilgili dava Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2020/294 E. sayılı itirazın iptali davasında ileri sürmesi gerektiğini, bu nedenle elde görülen davanın bu yönden de reddi gerekirken mahkemenin aksine kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki tüm ticari safahatın pandemi koşulları da nazarı dikkate alındığında elektronik ortamda gerçekleştiği ve tarafların karşılıklı yükümlendiği edimlerden davacı tedarik ve teslim yükümlülüğünü yerine getirdiği ancak davalının ise vadesinde ihtara ve icra takibine rağmen süresinde borcunu ödemediği ve bu itibarla temerrüte düştüğünün izahtan vareste olduğunu,
bilirkişi tarafından da raporda vurgulandığı üzere taraflar arasındaki ticari faaliyet ve borç konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmamakta olup asıl borç ödenmiş ancak davalı tarafa açıkça iletilen genel satış koşullarına bağlı olarak ödenmesi gereken %10 oranındaki ekstra adli ücret ödenmemiş olduğundan bu tutarında davalıdan talep edilebilir olduğunu mahkeme kararı ile ortaya çıktığını, bu hususta mahkemeye taraflar arasındaki elektronik ortamda yürütülen yazışmaları ve e mail örneklerini sunduklarını, bu itibarla alacaklarının haklı ve gerçek olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2022 tarih, 2020/773 Esas - 2022/840 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava faturadan kaynaklanan alacak için girişilen icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacının 24.04.2020 tarihli 25.360,73 TL bedelli faturaya dayanarak takip başlattığı, faturanın “genel satış koşulları madde 4.4.2 uyarınca avukatlık bedeli yansıtması”ndan kaynaklandığı, davalının kendisine gönderilen faturayı kabul etmediği ve Gebze 8. Noterliğinin 07.05.2020 tarih ... yevmiye sayılı evrakı ile anılan faturaya itiraz ettiği, davalının başlatılan takibe itiraz etmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nın 297/1-c. maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır.
6100 sayılı HMK’nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297/1. maddesinin (c) bendinde;
“Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” ile aynı maddenin 2. fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir.
Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.
Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Hüküm kanun yoluna gönderildiğinde, istinaf mahkemesi ya da Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz.
Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.
Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu mercilerinin hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Bu genel açıklamalar ve ilkeler ışığında somut ... değerlendirildiğinde, mahkemece gerekçede bilirkişi raporu özetlendikten sonra sadece “…davalının faturalara dayalı olarak bilirkişi raporu ile hesaplanan borcunu ödemediği, sabit bulunmuş davacının davasının kabulüne; …" denilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin gerekçelere ilk derece mahkemesince gerekçe olarak adlandırılan kısımda açıklayıcı şekilde yer verilmemiş, aynı zamanda hükme esas alınan bilirkişi raporunda sipariş formunun geçerli olup olmadığının tespitinin mahkemeye bırakıldığı, mahkemece anılan formun sözleşme mahiyetinde olup olmadığı hususunda hiçbir değerlendirme yapılmadan karar verildiği, takibe konu faturanın davacının defterlerinde yer almasına rağmen davalının defterlerinde yer almamasına karşın neden davacının defterlerine üstünlük sağlandığının açıklanmadığı görülmüştür.
Bu nedenle anılan gerekçenin HMK'nın aradığı anlamda ve istinaf denetimine elverişli gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu nedenle HMK’nın 297. maddelerine uygun ve denetime elverişli gerekçeli biçimde oluşturulması gerekmekte olup anılan niteliklere uygun olmayan kararlar Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesini, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal edecektir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin kararı yerinde değildir.
2-Kabule göre de. Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir.
Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir.
Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar)
Dosyaya sunulan ve hükme esas alınan 15.04.2022 tarihli raporda tarafların ticari defterlerinin de incelendiği, davaya konu faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Ancak; bilirkişi tarafından tarafların tutulması zorunlu ticari defterlerinin 6100 sayılı yasanın 222/2.maddesi gereği usulüne uygun eksiksiz tutulup tutulmadığı, usulüne uygun açılış kapanış tasdiklerinin bulunup bulunmadığı, netice olarak 222/3.maddesindeki sahibi lehine delil olma vasıflarına haiz olup olmadığı yönünden bir değerlendirme içermediğinden anılan rapor eksiktir. Bu eksiklikler ek rapor alınarak giderilmeden anılan raporun hükme esas alınması hatalıdır.
Yine davacının dosyaya sunduğu sipariş formunda ve bu forma dayanak faturada “Genel Satış Koşulları Geçerlidir” ibaresi bulunsa da, anılan sipariş formunun davalı tarafından kabul edilmemesi, formda davalının imzasının bulunmaması ve bilirkişi tarafından da bir sözleşme tespit edilememesi nazara alındığında sipariş formunda ve faturada yazan maktu yazı nedeniyle faturaya esas davacının vekiline ödediği akdi vekalet ücretini davacıya yansıtmasının mümkün olmadığı (benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/4092 esas 2013/8066 karar sayılı ilamı,
Benzer yönde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2001/1 esas 2003/1 karar sayılı ilamı) ancak taraflar arasında bu yönde bir teamül varsa uygulanabileceği, ancak mahkemece taraflar arasında bu yönde yerleşmiş, daha önceden ödemesi yapılmış akdi vekalet ücreti olup olmadığı, bu yönde bir teamülün yerleşip yerleşmediği de araştırılmadan karar verilmesi hatalıdır.
Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Anılan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353-(1)-a)-4)-6) maddeleri gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının anılan sebeplerle kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dairemiz kararı gereğince işlem yapılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-4)-6) maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2022 tarih, 2020/773 Esas ve 2022/840 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-İİK'nın 36/5 maddesi gereğince Gebze İcra Dairesinin 09/12/2022 tarih, 2020/24462 Esas sayılı dosyasına sunulan teminatın yatırana iadesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.28/03/2024
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/138, K. 2024/572, 28 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama