KÜNYE
T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2023/450
- Karar no
- 2024/934
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/12/2022
- Numarası
- 2022/262 Esas - 2022/992 Karar
- Davacı
- ... (T.C.: ...) ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- ÖZLER SU NAKLİYAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...
- Temsil kayyımı
- Av. ... - ...
- Feri müdahil
- ... (T.C.: ...) - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Dava
- Ticari Şirket (Fesih İstemli
- Dava tarihi
- 30/07/2018
- Kr. yazım tarihi
- 30/05/2024
Karar Metni
2.312 kelime·12 dk okuma·7 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ..., ... ve ...'in 16/05/1995 tarihinde davalı şirketi kurduklarını, 24/05/1995 tarihli 3791 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 273 sayfasında Özler Su Nakliyat Tur. San ve Tic.
Ltd.Şti. isimli şirketin kuruluş ilanının yayınlandığını, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 24/05/1995 tarihli 3791 sayılı ilanında 10 yıl için ...'in şirket üzerine atacağı münferit imzası ile şirketi her konuda temsil edeceğinin belirtildiğini, şirket adına ikinci ilanın 11/08/2005 tarihinde verildiğini ve bu ilanda da yine ...'in 10 yıl için şirket üzerine atacağı münferit imzası ile şirketi her konuda temsil edeceğinin belirtildiğini, bu tarihten sonra üçüncü ilanın 11/12/2007 tarihinde, şirketin temsili konusunda ilanda herhangi bir bilgi bulunmadığını, şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesine verildiğini,
11/08/2005 tarihli ilanda 10 yıl için şirketin idaresi için 10 yıl için müdür atandığını, bu müdürün görev süresinin 2015 yılında sona erdiğini, şirket ortakları müvekkili, ... ve ...'in 27/07/2015 tarihinden beri müdür atama konusunda anlaşamadıklarını, şirket hesapları ile ilgili ortaklar kurulunun toplanamadığını, dolayısıyla kar payı dağıtılamadığını, müvekkilinin ortaklar toplantısı için noter kanalı ile davet gönderdiğini, ancak toplantı sonucunda karar alınamadığını ve müdür atanamadığını, şirket adına gelen ödemelerin Yapı ve Kredi Bankası Gebze Şubesindeki hesaba yattığını,
ancak bu paraların üzerinde tasarruf yetkisi olmadığı için herhangi bir işlem yapılamadığını,TTK. 'nın 636.maddesinin 2.fıkrasında "uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa ortaklardan veya şirket alacaklarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinin, müdürleri dinleyerek şirketin, durumu kanuna uygun hale getirilmesi için bir süre belirlediği,
buna rağmen durum düzelmez ise şirketin feshine karar verir."şeklinde düzenlendiğini beyanla, şirket ortaklarının birbirlerine karşı güvenleri kalmadığından ve şirketin devamı mümkün olmadığından haklı edenlerin varlığından dolayı Özler Su Nakliyat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
İlk derece mahkemesince; "...1-Davanın KABULÜNE, Gebze Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 3106 sicil numarasında kayıtlı olan davalı ÖZLER SU NAKLİYAT TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin FESİH ve TASFİYESİNE,
2-Tasfiye memuru olarak mali müşavir ...'in atanmasına,
3-Tasfiye memuru ücreti aylık 1.750,00.-TL'den şimdilik 3 aylık ücret toplamı olan 5.250,00.-TL ile 5.000,00.-TL tasfiye masraf avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafça Mahkememiz veznesine yatırılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde ve yukarıdaki madde uyarınca tasfiye memur ücreti ile tasfiye masraf avansı yatırıldığında tasfiye memuruna görevinin tebliğine,
5-Tasfiye memur ücreti ve masraflarının tasfiye memuru tarafından tasfiye giderlerine eklenmesine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı Feri Müdahil ... ile davalı Temsil Kayyımı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Feri müdahil ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; usuli müktesep hak ilkesinin ihlal edildiğini, tasfiyesi ve feshine karar verilen şirketin 6 yıldır faaliyetini sürdürmekte olduğunu ve aktif bir şirket olduğunu, fesih ve tasfiye kararının şirketlerin devamlılığı ilkesine aykırı olduğunu, Mahkemenin iddiaları ile ilgili hiçbir delili toplamadan sadece şirketin müdürünün olmaması sebebiyle şirketin feshine ve tasfiyesine karar verdiğini, yapılması gerekenin tüm delillerin toplanması,
şirketin feshini isteyen ortağın payını hesaplaması ve onu ortaklıktan çıkarması gerektiği iken bu şekilde hüküm kurmasının bozma gerektirdiğini, tasfiye süreci için tarafımıza huzur hakkının tesis edilmesi taleplerinin görmezden gelinip lehe veya aleyhe tek bir hüküm dahi kurulmamasının da bozma sebebi olduğunu, kararının istinaf incelemesi sonucu bozularak ortadan kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine, aksi kanaat hasıl olursa davacının ortaklık payının hesaplanıp şirketten çıkartılmasına karar verilmesini belirterek;
istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı Temsil Kayyımı tarafından istinaf dilekçesinde özetle; tasfiyesi ve feshine karar verilen şirketin faaliyetini sürdürmekte olduğunu, aktif bir şirket olduğunu, fesih ve tasfiye kararının şirketlerin devamlılığı ilkesine aykırı olduğunu, davanın reddine karar vermek gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sadece temsil kayyımı olup, yönetim kayyımı olmadığından şirket hesabından para çekme ve kullanma yetkilerinin bulunmadığını, bu fiili imkansızlık sebebi ile istinaf harcı ve masrafını yatırmalarının mümkün olmadığını, bu sebeple dava sonunda haksız çıkan tarftan tahsil edilmek üzere,
istinaf giderlerinin adli yardımdan karşılanmasını ve adli yardım taleplerinin kabulünü talep ettiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin, müdür atanamadığı için gayri yasal olarak faaliyet yürüttüğünü, dolayısıyla şirket varlıklarının nasıl yönetildiğinin soru işareti olduğunu, hangi yasal dayanak şirket faaliyetlerini sürdürmesine izin vermektedir.
Mahkemece taraflara süre verildiği ancak verilen süre içerisinde şirkete müdürünün atamasının mümkün olmadığını, bu nedenle başka bir araştırma yapmaya da gerek olmadığını, şirket ortaklarının bir araya gelmesinin mümkün olmadığını, şirket hisselerinin % 50 si davacıya diğer % 50 hisse de iki ortağa % 25 olarak paylaştırıldığını, dolayısıyla tarafların % 51'i bulmasının imkansız olduğunu, her ne kadar şirketin, organsız olarak faaliyetini sürdürüyorsa da organ eksikliğini gidermenin imkanının olmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2022 tarih, 2022/262 Esas - 2022/992 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, limited şirketin fesih ve tasfiyesi istemine yöneliktir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı şirketin temsil kayyımı ile feri müdahil ... vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Eldeki uyuşmazlıkta davacı taraf, 24/05/1995 tarihinde 10 yıl için davalı davalı Özler Su Nakliyat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi şirket üzerine atacağı münferit imzası ile şirketi her konuda temsil edeceğinin belirtildiğini, şirket adına ikinci ilanın 11/08/2005 tarihinde verildiğini ve bu ilanda da yine davacının10 yıl için şirket üzerine atacağı münferit imzası ile şirketi her konuda temsil edeceğinin belirtildiğini, bu tarihten sonra üçüncü ilanın 11/12/2007 tarihinde, şirketin temsili konusunda ilanda herhangi bir bilgi bulunmadığını, şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesine verildiğini,
11/08/2005 tarihli ilanda 10 yıl için şirketin idaresi için 10 yıl için müdür atandığını, bu müdürün görev süresinin 2015 yılında sona erdiğini, şirket ortakları müvekkili, ... ve ...'in 27/07/2015 tarihinden beri müdür atama konusunda anlaşamadıklarını, şirket hesapları ile ilgili ortaklar kurulunun toplanamadığını, dolayısıyla kar payı dağıtılamadığını beyanla, şirket ortaklarının birbirlerine karşı güvenleri kalmadığından ve şirketin devamı mümkün olmadığından haklı nedenlerin varlığından dolayı Özler Su Nakliyat Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin feshine karar verilmesini talep ve dava ettiği,
mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, anılan kararın istinaf edilmesi üzerine dairemizin 2021/1089 esas 2022/625 karar sayılı ilamı ile “…Eldeki dosyada ise; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme davacının ileri sürdüğü olgular bakımından karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Zira esasen iddiaların bir kısmı bilirkişi incelemesi yapılmasını zorunlu kılmakta olup, davacının ileri sürdüğü olgular ve bu iddialara yönelik sunmuş olduğu deliller üzerinde durularak, şirketler hukukunda uzman bilirkişi ve mali müşavir bilirkişiden oluşacak 3 kişilik bilirkişi kurulundan görüş alınarak,
toplanacak deliller kapsamında haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti, fesih nedenlerinin gerçekleştiğinin sonucuna varılması halinde şirketin feshi yerine davacı ortağın şirketten çıkarılması veya duruma uygun düşen kabul edilebilir diğer çözüm yolunun bulunup bulunmadığının da değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde deliller toplanmadan ve dosya kapsamına uygun düşmeyen bilirkişi raporu ile karar verilmiş olması ayrıca, TTK'nın 636/2. maddesindeki yasal düzenleme uyarınca hakime tanınan takdir yetkisi çerçevesinde, somut olayın özellikleri gözetilerek,
1 aydan daha fazla süre verilmek suretiyle organ eksikliğinin giderilmesi konusunda gerekli yasal prosedür çalıştırılmak üzere ve şirket genel kurulunu organ teşekkülü gündemi ile toplantıya çağırmak üzere, temsil kayyımına organ eksikliğinin giderilmesi konusunda gerekli yasal prosedür çalıştırılmak ve şirket genel kurulunu organ teşekkülü gündemi ile toplantıya çağırmak üzere yetki verilmesi ya da halihazırdaki temsil kayyımının, yönetim kayyımı olarak yetkilendirilmesi,
şirketin feshine karar vermeden önce yasada öngörülen, davacı ortağın şirketten çıkarılması veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözümlerin de tartışılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sırf ortakların şirkete müdür atanması hususunda anlaşamaması nedeniyle, yasal düzenlemeye uygun değerlendirme yapılmaksızın, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiştir…” gerekçesiyle kaldırılmış, mahkemece yapılan yeniden yargılama sonunda 6102 sayılı yasanın 636/2.maddesi gereği şirketin feshine karar verilmiş,
karara karşı davalı şirket kayyımı ile feri müdahil vekilinin istinaf yoluna başvurduğu görülmüştür.
Somut olayda; dava dilekçesi incelendiğinde davacının fesih talebini 2 nedene dayandırdığı görülmektedir. Bunlardan ilki şirketin 2015 yılından itibaren şirketin müdürünün atanamaması, diğeri de şirket ortakları arasındaki güven ve iş birliğinin zedelenmesi olarak gösterilmiştir. Davacının anılan iddialarından ilki 6102 sayılı yasanın 636/2.maddesinde düzenlenen limited şirketin zorunlu organının olmaması hali, diğeri ise aynı yasanın 636/3.maddesindeki haklı nedenle fesih hali olup ikisi farklı araştırma gerektirir.
Gerçekten de benzer bir olayda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/12992 esas 2017/1187 karar sayılı ilamında “…Davacı, şirket Genel Kurulunun toplanamadığını da iddia ederek, şirketin feshini istediğine göre TTK 636/2 maddesi "Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi,
müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir." hükmü değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, bu hususta değerlendirme yapılmayarak, davanın haklı sebeple fesih davası olarak değerlendirilip, davacının kusurlu olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiş…” şeklindeki gerekçesi ile 6102 sayılı yasanın 636/2.maddesindeki hallerin aynı yasanın 3. Fıkrasındaki haklı nedenlerle fesih talebinden farklı olduğuna işaret etmiş ve bu madde kapsamından değerlendirme yapılması gerektiğini değerlendirmiştir.
TTK m. 636/2 uyarınca fesih davası açılabilmesi için temel şart, hükmün lafzından da anlaşılacağı üzere kanunen gerekli organın uzun süreden beri mevcut olmaması veya genel kurulun toplanamamasıdır. Öncelikle belirtmek isteriz ki kanunen zorunlu organın mevcut olmamasından, limited ortaklıkta müdürlerin yokluğu anlaşılmalıdır. Zira limited ortaklığın diğer zorunlu organı olan genel kurul, müdürler gibi daimî organ niteliğinde olmadığından, genel kurulun mevcut olmamasından söz edilemez. (Şener, Oruç Hami. Yargıtay Kararları Işığında Limited Ortaklıklar Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2017. S.944) Bu sebeptendir ki kanun koyucu tarafından hükmün devamında genel kurulun toplanamaması bir sona erme sebebi olarak sayılmıştır.
Öte yandan kanun koyucu organ eksikliği sebebiyle fesih davasına ilişkin TTK m. 636/2 hükmü ile ortaklığın yaşamına devam etmesini amaçlamaktadır. Şöyle ki, organları mevcut olmayan ya da genel kurulu toplanamayan bir ortaklık zamanla işlemez ve faaliyette bulunamaz hale gelir. Bu, devlet açısından istenmeyen bir durumdur. TTK m. 636/2 hükmünden anlaşılacağı üzere fesih talebinden sonra mahkeme müdürleri dinler ve ortaklığın durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için süre verir. Kanun koyucu, ortaklığın doğrudan feshi yerine mevcut durumun düzeltilmesi niyetinde olduğundan, bir şekilde eksikliğin giderilerek ortaklığın ticari yaşamına devamını arzulamaktadır. (Şener, Oruç Hami. Yargıtay Kararları Işığında Limited Ortaklıklar Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2017. S.632)
Öte yandan TTK m. 636/2 gerekçesinin TTK m. 530 gerekçesine yaptığı yollamanın da incelenmesi gerekir. TTK m. 530 gerekçesinde kanun koyucu her ne kadar “organın gerçekten bulunmaması” ifadesini kullanmış olsa da devamında “yönetim kurulunun mevcudiyetine rağmen, hiç veya gereği gibi toplanamaması” halinin de maddenin kapsamında kabul edilebileceği ifade edilmiştir. Buna göre kanun koyucu, mevcut olan bir organın da fonksiyonunu yerine getirememesinin organ eksikliği nedeniyle fesih davasına konu edilebileceğini ifade etmektedir. Zira yönetim kurulunun kanunen kendisine tanınan görevlerini yerine getirebilmesi ve yetkilerini kullanabilmesi için kural olarak fiziki veya elektronik ortamda toplanmak suretiyle karar alması gerekmektedir.
Eldeki olayda; davacının fesih taleplerinden ilki olan organ eksikliği yönünden, davalı şirkete 2015 yılında davacının müdürlük görevinin sona ermesinden sonra yeni bir müdür seçilemediği, dolayısıyla davalı şirkette organ eksikliği meydana geldiği görülmektedir.
Bu hal başlı başına şirketin feshi sebebi olmakla birlikte feshin son çare olması nedeniyle kanun koyucu maddede “…şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.” şeklinde düzenleme getirmiştir.
Dairemizin 2021/1089 esas 2022/625 karar sayılı kaldırma kararında belirtildiği üzere mahkemece davalı kayyımı organ eksikliğinin giderilmesi için yönetim kayyımı olarak yetkilendirilmiş, kayyım tarafından genel kurul toplantıya çağrılmış, 20.10.2022 tarihinde ve 21.11.2022 tarihlerinde yapılan genel kurullarda müdür seçimi yapılamamış, bu şekilde organ eksikliği giderilememiş, 6102 sayılı yasada öngörülen düzeltme imkanı da sağlanmasına rağmen organ eksikliği giderilemediğinden şirketin feshine karar verilmesi isabetlidir.
6102 sayılı yasanın 636/2.maddesindeki fesih şartlarının oluşması nedeniyle, dairemizin 2021/1089 esas 2022/625 karar sayılı ilamında belirtilen ve organ eksikliğinin giderilmesi halinde yapılması istenen aynı yasanın 636/3. maddesindeki haklı sebeple fesih halleri yönünden başka araştırma yapılmadan karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının temsil kayyımı ve feri müdahilin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının temsil kayyımı ve feri müdahilin istinaf başvurusunun ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının feri müdahilden alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-Adli yardım nedeniyle alınmayan 1169,40-TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma harcı ile 427,60-TL istinaf karar harcının davalının temsil kayyımından alınarak hazineye gelir kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
5-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/05/2024
... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/450, K. 2024/934, 30 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama