İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2024/358 K.2025/1219

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden…

Esas2024/358Karar2025/1219Tarih3 Temmuz 2025Okuma17 dk · 3.499 kelime

KÜNYE

T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
3 Temmuz 2025
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2024/358 - 2025/1219
Dosya no
2024/358
Karar no
2025/1219
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
08/11/2023
Numarası
2021/270 Esas - 2023/581 Karar
Davacı
......
Vekili
......
Davalı
......
Vekili
......
Dava
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Dava tarihi
04/06/2021
Kr. yazım tarihi
03/07/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.499 kelime·17 dk okuma·7 bölüm

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya Bakırköy 2. Noterliği 03/12/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiklerini, ihtarın sonuçsuz kaldığını, menfi tespit davası bağlamında müvekkili aleyhine başlatılabilecek herhangi bir icra takibinin İİK 72/1-2 uyarınca tedbiren durdurulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini belirterek müvekkili şirket aleyhine başlatılabilecek haksız ve hukuka aykırı takibin tedbir yoluyla durdurulmasına, mütemerrit davalı aleyhinde teminatsız olarak ihtiyati haciz uygulanmasına,

davanın kabulü ile müvekkili şirkete başta 29/10/2020 tarih ... numaralı 550.000 kg'lık galvaniz rulo saca konu alan fatura ve diğer satımlar olmak üzere taraflar arasındaki tüm cari ticari ilişki uyarınca borçlu olmadığının tespitine, müvekkilinin cari ilişkide davalıya fazladan ödemiş olduğu 4.531,05 Usd'nin 3095 sayılı Kanun m.4/a uyarınca devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının sözleşmeyi ifa etmekte temerrüte düşmüş olması nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın,

fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 Usd'sinin 3095 sayılı kanunun m.4/a uyarınca devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.

Taraflar arasında ticari alım satım ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda müvekkili tarafından davacıya USD üzerinden muhtelif metal malzemeler sattığını, dava tarihi itibariyle müvekkilinin davacıdan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 108.875,92 USD alacağını, bu hususun ticari defterlerin incelemesi halinde sübuta ereceğini, müvekkilinin alacaklı olduğunun ticari defterlerle ispatlandığını, taraflar arasında imzalanan 20/10/2020 tarihli satış sözleşmesi ile dilekçede bahsi geçen 29/10/2020 tarihli ... nolu faturanın alt bölümündeki maddeler incelendiğinde ürünlerin sevk ve taşımasının davacıya ait olduğunu,

İzmit fabrikadan depo teslim olduğunun görüldüğünü, ayrıca davacının ... nolu faturadan sonra müvekkilinden iki kez daha alım yaptığını, davacının müspet zarar ve temerrüt iddialarını reddettiklerini, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının dilekçesinde belirtilen müvekkilinden 4.531,05 USD alacaklı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, aksine müvekkilinin davacıdan 108.875,92 USD alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ

İlk derece mahkemesince; "...Davanın KABULÜ ile

29/10/2020 tarih KCM...... 3206 numaralı 550.000 KG'lık galvaniz rulo saç içeren fatura kapsamında 162.900 KG yönünden malın teslim edilmediği ve faturadaki karşılık gelen miktar olan 108.875,93 USD yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,

Cari ilişki yönünden davalıya fazla ödenmiş olan 4.531,05 USD'nun dava tarihi itibariyle işleyecek 3095 sayılı kanun 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödemiş olduğu en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

İkame alım kapsamında 10.000 USD'nin 15/12/2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödemiş olduğu en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tahkikat bittikten sonra sunulan ıslah dilekçesinin mahkeme tarafından kabul edilmesi ve buna göre hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğunu, davacının UYAP'tan 18.10.2022 tarihinde birinci ıslah dilekçesini sunduktan sonra 19.10.2022 tarihinde ön bürodan ikinci bir ıslah dilekçesi ve ekinde yeni delil sunabilmesinin mümkün olmadığını, ıslah ile sadece usuli işlemlerin değiştirilmesi mümkün iken mahkemenin, davacının esasa yönelik değiştirdiği beyanlarını ve ıslah dilekçesini esas aldığını, HMK mad.

182 uyarınca ıslahın davayı uzatma amacıyla yapılıp yapılmadığının değerlendirilmediğini, dava konusu faturanın itirazi kayıt sunmaksızın davacının ticari defterlerine işlendiği, bu durumun malın teslim edildiğine karine teşkil ettiğini, malların teslim alınmadığını iddia eden davacının daha sonra davalıdan 30.10.2020 tarihli kcm...... nolu ve 31.10.2020 tarihli kcm...... nolu faturalarla iki kez daha rulo sac alımı gerçekleştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının usulsüz ıslah dilekçesinin ekinde sunduğu yeni delil mahiyetindeki mail dökümlerini ve içeriklerini kabul etmediklerini,

13.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda teslim edilmediği iddia edilen ürün miktarı 152.880 kg karşılığı 106.434,00 USD olarak hesaplanmasına rağmen mahkemenin hükümde teslim edilmeyen ürün miktarını 162.900 kg karşılığı 108.875,93 USD kabul etmesinin hatalı olduğunu, davalının ikame alımdan kaynaklı 10.000 USD tazminata hükmedilmesi ve tazminatın hesaplanma yönteminin hatalı olduğunu, hükmedilen faiz türünün hatalı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; ıslahın tahkikat tamamlanmadan önce yapıldığını, ikinci bir ıslah dilekçesinin verilmediğini, ıslah ile maddi vakıa, netice-i talep ve dahi delil listesinin değiştirilebileceğini, ıslahın davanın uzatılması amacına matuf olmadığını, sadece hukuki ilişkinin varlığının teslim karinesi için yeterli olmadığını, ispat yükünün malı tam verdiğini iddia eden satıcıda olduğunu; teslimin kabul edilmediğini ve karinenin geçerli olmadığını bir kez daha kaydetmekle birlikte, davalının dayandığı karinenin tam aksi yazılı kanıtlarla zaten ortaya konulduğunu, davalının dava konusu faturadan sonra da alımın olduğu,

bunun hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu iddiasının gayriciddi olduğunu, teslim edilemeyen tonaj hakkındaki değerlendirmenin doğru olduğunu, bilirkişi raporunda seçenekli hesaplamanın yapıldığını, hukuki denetimin mahkemece gerçekleştirildiğini, ikame alımdan kaynaklı zararın bilirkişi heyetince saptandığını, faiz türünün hatalı olmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2023 tarih, 2021/270 Esas - 2023/581 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava menfi tespit, alacak ve tazminat taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosyanın incelenmesinde.

Davacı ile davalının 550.000 kg galvenizli rulo sac satışı hususunda anlaştıkları, satıcı olan davalının 29.10.2020 tarihli faturayı düzenleyerek davacıya gönderdiği, bu hususta davalının teklif formu da düzenlediği, davalının parça parça teslimatlar yaptığı, ancak 387.100 kg’lık teslimat yaptığı, geriye kalan 162.900 kg’lık emtiayı teslim etmediği, bu kapsamda davacı tarafından gönderilen 100.000 USD’lik ödemeyi de haksız olarak iade ettiği, taraflar arasındaki cari hesapta teslim edilmeyen emtianın değeri düşüldüğünde davacının davalıdan alacaklı olduğu,

faturanın ifa edilmeyen 162.900 kg’lık kısmı yönünden davacının davalıya borçlu olmadığı, davacının sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle 3. Kişiden daha yüksek bedelle mal alımı yapmak zorunda olduğu belirtilerek tazminat talepli eldeki davanın açıldığı; davalı tarafından fatura konusu malların davacıya teslim edildiği, davacının fatura bedelini tam ödemediği, davalının davacıdan alacaklı olduğundan bahisle davanın reddinin talep edildiği, davacı tarafından davanın tam ıslahı yoluna gidilerek yeni bir dava dilekçesi sunulduğu, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği,

karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.

1-Eldeki olayın çözümü bakımından ıslah kavramı üzerinde de durulmasında yarar vardır.

Islah kavram olarak; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir (HMK m. 176) (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C: IV, İstanbul 2001, s. 3965). Islah müessesesi, davayı değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir (Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: I-II, 5. Baskı, İstanbul 1992, s. 534).

Islahın konusu tarafların yapmış oldukları usul işlemleri olduğu için, ıslahla düzeltilecek usul işlemlerinin neler olduğundan da söz etmek gerekir. Gerek öğreti, gerekse Yargıtay uygulaması davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Yine müddeabihin artırılıp artırılmayacağı hususu da bir usul işlemi olup, ıslahın konusudur (Kuru, s. 4035).

6100 sayılı HMK’nın 176. maddesine göre ıslah tamamen (kamilen) veya kısmen olmak üzere iki şekilde yapılabilmektedir.

Tamamen ıslahta davacı, davasını baştan (dava dilekçesinden) itibaren ıslah eder ve bir hafta içerisinde yeni bir dava dilekçesi verir (HMK m. 180). Davanın tamamen ıslahı yoluna, dava dilekçesinden (dava dilekçesi dahil) itibaren (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur (HMK m. 179/1).

Bu hâlde dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) tamamının yapılmamış sayılması (ıslah edilmesi, düzeltilmesi) söz konusu olduğu için buna davanın tamamen ıslahı denir (Kuru, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Ankara 2019, s. 424). Başka bir anlatımla davacı tamamen ıslah ile yeni bir dilekçe vererek davasını baştan itibaren usule müteallik bütün işlemlerini değiştirebilir.

Yani davacı bu yolla dava sebebini ve talep sonucunu tamamen değiştirip genişletebileceği gibi, davalı da tam ıslah ile savunmasını tamamen değiştirip genişletebilecektir. Bunun doğal sonucu olarak, dava dilekçesinde yer alan ilk talep içeriği değil, ıslah yoluyla açıklanan talep içeriği nazara alınarak araştırma ve inceleme yapılması ve mahkemece verilecek hükümde de ıslahla ileri sürülen istemin karşılanması gerekecektir.

Davanın kısmen ıslahında ise; davada yapılmış olan belli bir usul işlemi ıslah edilir (HMK m. 181) (düzeltilir) ve bundan sonraki usul işlemlerinin (ıslah edilen usul işlemi ile ilgili oldukları ölçüde) yapılmamış sayılması sağlanır (Kuru, s. 4014). Davacının talep sonucunu (müddeabihi) arttırması, talep sonucunu terditli dava hâline dönüştürmesi ve talep sonucunun daraltılması gibi işlemler kısmen ıslaha örnek olarak sayılabilecek usule müteallik işlemlerdir.

Diğer taraftan HMK'nun 184. maddesi; "Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.

Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder." hükmünü içermektedir.

Buna göre, tahkikat aşaması; hakimin, tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri iddia ve savunmaları ve bunların ispatı için gösterilen delilleri inceleyip bitirmesi ve tahkikatın tümü hakkında tarafların açıklamalarını dinlemesinden sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse sona ermiş (bitmiş) olur. Ancak; hakim, duruşmada hazır bulunan taraflara, tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Tarafların tahkikatın tümü hakkında yapacakları açıklamalardan sonra, mahkeme, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığı sonucuna varırsa, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder (HMK. md 182/4) ve sözlü yargılama aşamasına geçilir(HMK. md. 186).

Öte yandan, ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir(HMK. md.177/1). Davasını ıslah eden taraf, ıslah sebebiyle geçersiz hâle gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı ve uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hâkimin takdir edeceği teminatı, bir hafta içinde, mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Aksi halde ıslah yapılmamış sayılır(HMK. md.178/1).Takdir edilen teminatın, mahkeme veznesine yatırılması halinde, mahkeme davayı yeni şekline (ıslah dilekçesine) göre yürütür. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/22003 esas 2015/4126 karar sayılı ilamı)

Somut olayda; Davacı taraf 12.10.2022 tarihli duruşmada, “6100 sayılı HMK'nın (22/07/2020 tarih 7251 sayılı yasanın 20 maddesi ile değişik) 186 maddesi gereğince tahkikatın bittiği bildirilmekle sözlü yargılama aşamasına geçildi.” şeklinde ara karar kurulduktan sonra davacı vekilinin söz isteyerek “Sözlü yargılama aşamasına geçilmeden önce beyanda bulunmak istiyoruz, biz davamızı tam ıslah edeceğiz” şeklinde beyanda bulunarak davayı tam ıslah etmek üzere süre talep ettiği, mahkemece talep kabul edilerek ıslah için süre verildiği, davacı tarafın tam ıslah dilekçesi sunması üzerine yargılamaya ıslah doğrultusunda devam edilerek hüküm verildiği görülmüştür. Davalı taraf ıslahın tahkikat aşaması bittikten sonra yapıldığını ileri sürerek ıslaha göre karar verilemeyeceğini beyan etmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere; ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir(HMK. md.177/1). Tahkikatın ne zaman sona erdiği hususunda 6100 sayılı HMK'nın 184. maddesi; "Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.

Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder." hükmünü içermektedir.

Buna göre, tahkikat aşaması; hakimin, tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri iddia ve savunmaları ve bunların ispatı için gösterilen delilleri inceleyip bitirmesi ve tahkikatın tümü hakkında tarafların açıklamalarını dinlemesinden sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse sona ermiş (bitmiş) olur. Ancak; hakim, duruşmada hazır bulunan taraflara, tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Tarafların tahkikatın tümü hakkında yapacakları açıklamalardan sonra, mahkeme, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığı sonucuna varırsa, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder (HMK. md 182/4) ve sözlü yargılama aşamasına geçilir(HMK. md. 186). (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/22003 esas 2015/4126 karar sayılı ilamı)

Eldeki olayda; mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 184/2.maddesi gereği duruşmada hazır olan taraflara tahkikatın geneli hakkındaki beyanlarını sormadığından ve tarafların tahkikatın geneli hakkındaki beyanlarını almadığından henüz tahkikat aşamasının bittiğinden söz edilemeyecektir. Bu durumda mahkemece davacının davanın tam ıslahı talebini kabul ederek ıslah için süre vermesi isabetlidir. Bu nedenlerle davalının ıslahın usulüne uygun olmadığı yönündeki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.

Yine davacının 18.10.2022 tarihli ıslah dilekçesini UYAP ortamında sunduktan sonra, dilekçeyi ve UYAP ortamında sunmadığı eklerini de fiziken ön büroya ibraz ettiği, ıslah dilekçesinin aynı dilekçe olduğu, dolayısıyla ikinci bir ıslah dilekçesi sunulmadığı anlaşıldığından davalının bu yöndeki istinaf istemleri de yerinde görülmemiştir.

2-Dava konusu fatura ve sevk irsaliyelerinin düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.

Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.

Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.

TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.

Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, alıcı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.

Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı) Yine alıcının satıcı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı)

Sevk irsaliyesine ilişkin olarak ise aynı Vergi Usul Kanun’un 230/2-5 maddesi “Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve taşıtta bulundurulması şarttır” hükmünü haizdir. Buna göre usulüne göre düzenlenmiş ve taşıyan ile gönderen veya gönderilenin imzasını haiz bir sevk irsaliyesi de eşyanın taşınmak üzere taşıyıcı tarafından teslim alındığını veya eşyanın gönderilene teslim edildiğini ispata yarayan bir belgedir. (HGK 2017/(19)11-944 esas 2021/197 karar sayılı ilamı)

Somut olayda; davacının davalıdan 29.10.2020 tarihli 382.910,00 USD bedelli faturaya konu 550.000 kg’lık galvaniz rulo sac aldığı uyuşmazlık dışıdır. Uyuşmazlık anılan emtianın davalı tarafından davacıya teslim edilip edilmediği hususlarındadır.

Yukarıda açıklandığı üzere; tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir.

Faturanın davacının ticarî defterlerinde kayıtlı olmasının davacının bu fatura içeriği malları faturalarda belirtilen miktarda teslim aldığına dair karine oluşturduğu, karinenin aksinin davacı tarafından yazılı delillerle ispat edilmesi gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/5150 esas 2025/3142 karar sayılı ilamı) Eldeki olayda, davalı tarafından düzenlenen faturanın hem davacının defterlerinde hem de davalının defterlerinde kayıtlı olduğu görülmektedir.

Bu durumda davalı tarafından gönderilen faturanın davacının defterlerine kaydedilmesi nedeniyle fatura konusu emtianın davacıya teslim edildiği karinesinin aksini davacının ispat etmesi gerekmektedir.

Dosyaya sunulan faturaya ve teklif formuna göre malların depo teslim olarak kararlaştırıldığı, dolayısıyla davacı alıcının davalıya ait depodan alıcı tarafından teslim alınacağı ve taşınacağı anlaşılmaktadır. VUK 230/5.maddesine göre; teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi düzenlemesi ve taşıtta bulundurulması şarttır. Eldeki olayda da davacı alıcı taşımayı yapacağından sevk irsaliyelerinin davacı tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır.

Dosyaya sunulan ve davacı tarafından düzenlenen sevk irsaliyelerinde açıkça dava konusu faturaya atıf yapıldığı, sevk irsaliyelerinin davalıya tebliğ edildiği dosyaya gelen 30.01.2023 tarihli EDM Bilişim Sistemleri ve Danışmanlık Sistemleri A.Ş. yazı cevabından anlaşılmıştır. Yine dosyaya sunulan kantar belgelerindeki kayıtlarla davacının sevk irsaliyelerindeki kayıtların uyumlu olduğu anlaşılmaktadır.

Gerek bu hususlar gerek ise de davalı yetkilisi tarafından isticvap beyanında şirkete ait olduğu kabul edilen mail adresine ait yazışma içeriklerine göre, davaya konu faturaya ilişkin emtianın tek seferde teslim edilmediği, fatura tarihinden sonra parça parça teslim edilmeye devam edildiği, bu şekilde yukarıda belirtilen karinenin aksinin, yani fatura kayıt tarihinde malların teslim edilmiş olduğu karinesinin aksinin dosya kapsamıyla ispatlandığı anlaşıldığından mahkemece eksik ifanın kabul edilmesi ve buna göre hüküm kurulması isabetlidir.

3-Satım sözleşmelerinde.

TBK'nın 212-(1) maddesinde "Satıcının temerrütü halinde, borçlunun temerrütüne ilişkin genel hükümler uygulanır" şeklindeki atıftan sonra "zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuş olan ticari satışlarda, satıcı temerrüte düşerse alıcının, devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini istediği kabul edilir (m.212/2)" şeklindeki hüküm ile alıcının, zararının tazminini isteyebileceği yolunda yasal bir karine konulmuştur.

Alıcı böyle bir niyet taşıyorsa, bunu satıcıya hemen bildirmek, onu bundan haberdar etmek zorundadır (m.212/3) (Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. Fikret Eren, Yetkin Yayınları, Ankara, 2019, 7. Baskı, s:73). Satıcının anılan hükme göre zararını talep ettiği durumlarda zararın nasıl hesaplanması gerektiği TBK'nın 213. maddesinde düzenlenmiştir. Buradaki zarar fiilî zararla yoksun kalınan kârdan oluşur.

Dolayısıyla, satıcı zararın her iki kısmını da gidermek zorundadır (Fikren Eren, s:74). TBK. m. 212/II ve III'te kanun koyucu zararın hesaplanması yönünde iki yöntem koymuştur. Bunlar somut hesaplama yöntemi ile soyut hesaplama yöntemidir. Hem soyut hem de somut hesaplama yöntemlerinin her ikisi de hesaplama yöntemi olarak fark teorisine dayanmaktadır (Fikret Eren, s:75).

Somut hesaplama yönteminin uygulanabilmesi için alıcının mutlaka ikame bir satış sözleşmesi yapması gerekir. Somut yönteme göre, satıcı borcunu ifa etmezse alıcı, satış bedeli ile kendisine devredilmeyen yerine, bir başkasını satın almak için dürüstlük kuralına uygun olarak ödediği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir (TBK. m. 213/2). İkinci hesaplama yöntemi soyut yöntemdir.

Zararın bu yönteme göre hesaplanması için satılan malın borsada kayıtlı veya pazardan satılan dolayısıyla borsa veya piyasa fiyatı bulunan bir mal olması gerekir (Fikret Eren, s:76-77). Bu yönteme göre zarar, satılan borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise alıcının onun yerine bir başkasını satın alma zorunda olmaksızın satış bedeli ile belirlenmiş ifa günündeki piyasa fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zarardır (TBK. m. 213/3).

Tüm bu açıklamalardan da anlaşıldığı üzere, bu hükümlere göre talep edilecek zararın TBK. m. 213'te hesaplanma yöntemleri belirtilmiştir.

Somut olayda; Davacı tarafından faturaya konu bakiye emtianın teslimi için davalıya Bakırköy 2. Noterliğinin 03.12.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiği, verilen sürede borcun ifa edilmemesi halinde 6098 sayılı yasanın 213/2.maddesi gereği tazminat talep edileceğinin bildirildiği görülmüştür. Bu şekilde davacı taraf davalı satıcıyı temerrüte düşürmüş ve 6098 sayılı yasanın 213/2.maddesi gereği tazminat talep edeceğini bildirmiştir.

Davacı tarafından dosyaya sunulan 29.12.2020 tarihli faturaya göre dava dışı satıcı Birsac Demir Çelik San.ve Tic. A.Ş.’den galvenizli rulo sac aldığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 6098 sayılı yasanın 213/2.maddesine göre somut hesaplama yöntemine göre tazminat talep etmesinin yerinde olduğu, bilirkişi tarafından anılan yönteme uygun hesaplama da yapıldığı anlaşıldığından davalının bu yöndeki istinaf istemleri de yerinde görülmemiştir.

4-3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre; Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.

Eldeki olayda, taraflar arasındaki teklif formu, fatura ve ödeme belgelerine göre taraflar arasındaki sözleşmenin yabancı para üzerinden yapıldığı, borcun da yabancı para borcu olduğu nazara alındığından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği faize hükmedilmesi isabetlidir.

5-Ancak; davalının gerek cevap dilekçesinde, gerek ise de davanın tam ıslahına karşı sunduğu cevap dilekçesinde delilleri arasında yemin delilinin de bulunduğu, davalının fatura konusu malları davacıya teslim ettiğine dair beyanı hususunda davacıya yemin delili hatırlatılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususa riayet edilmemesi yerinde olmamıştır.

O halde mahkemece yapılacak iş; fatura konusu emtianın tamamının teslimi hususunda davalıya yemin hakkı hatırlatılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesinden ibarettir.

Anılan nedenlerle, davalının istinaf talebinin HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince yukarıda açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne, diğer istinaf istemlerinin reddine, ilk derece mahkemesi kararının anılan sebeplerle kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere KISMEN KABULÜNE,

2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2023 tarih, 2021/270 Esas - 2023/581 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,

5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,

7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.03/07/2025

... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/358, K. 2025/1219, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı Özeti
  6. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  7. Deliller
  8. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  9. Hükü M

Karar Bilgileri

Mercii
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/358
Karar No
2025/1219
Tarih
3 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/358 K.2025/538
  • İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/358 K.2025/556
  • İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/358 K.2025/488
  • İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/359 K.2025/555
  • Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/359 K.2025/486
  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/360 K.2025/670

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.