KÜNYE
T.C. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/125
- Karar no
- 2024/132
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/10/2024
- Numarası
- ............ Esas - ............... Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 02/08/2023
- Karar yazım tarihi
- 26/12/2024
Karar Metni
1.440 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ............... A.Ş.'nin ............ (............) İcra Dairesi'nin ..............
E. sayılı dosyasından davalı-borçlu aleyhine icra takibi başlattığını, borçlunun takibe itiraz ettiğini ancak haksız olduğunu, tarafların TTK'ya tabi ticaret şirket olarak basiretli tacir gibi davranmaları gerektiğini, davacının malları teslim edip faturalar düzenlediğini, davalının faturalara veya mal içeriğine itiraz etmediğini ve malları kabul ettiğini, cari hesap ekstreleri ve diğer kayıtların borcu gösterdiğini, davalının itirazının haksız olduğunu, davalının mal kaçırma ihtimali nedeniyle, davalının malvarlığına alacak miktarına göre ihtiyati haciz konulmasını,
neticede davalının takibe itirazın iptali ile %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, fatura edilen mallar için sipariş vermediğini, ancak davacı şirket çalışanıyla yapılan görüşmede "bir karışıklık olduğundan malların iade alınacağının" söylendiğini, davacı şirketin oyalayıcı bahanelerle son kullanma tarihi geçmiş veya yakın ürünler dahil malları iade almadığını, davacı şirketin ayrıca davalıya yeni etiketler gönderip eski etiketlerin üzerine yapıştırılmasını talep ettiğini, ancak davalının kabul etmediğini, son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin teslim edilememesi üzerine davalının ceza yediğini, davacının sayım elemanı gönderip ürünleri geri almak yerine icra takibi başlattığını, davacının aldatmaları nedeniyle davalının borçlu olmadığını, davanın reddedilmesini talep etmiştir.
Mahkemenin 10/10/2024 tarihli kararında; ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin kesin delil niteliğinde bulunduğu göz önüne alınarak, her iki taraf ticari defterleri mali müşavir bilirkişi marifetiyle incelenip taraf ticari defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davacının dava tarihi itibariyle .................. TL alacaklı olduğu, davacının davalı ticari defterleri ile alacağını ispatladığı, davalı tarafça aksine ödemeye dair bir belge dosyaya sunulmadığından davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının hile ile sipariş edilmeyen son kullanma tarihi yakın ürünleri sipariş edilmiş gibi gönderip sonrasında almak için eleman göndereceğini söyleyerek fatura iadelerini engellediğini, haksız icra takibi başlattığını, dosyaya davacının durumu kabul ettiği maillerin sunulduğunu, iade için işlemlerin başlatıldığını ancak davacı şirketin iç bünyesindeki personel ve yönetim değişikliği sebebiyle verilen sözlerin tutulmayıp ürünlerin iade alınmadığını, maillerin delil başlangıcı niteliğinde olup, mahkemece hiç değerlendirilmediğini, tanık beyanlarının da mailleri destekler nitelikte olduğunu,
..................'nun ürünler sipariş edilmeden gönderen davacı şirket çalışanı olduğunu, beyanında ürünlerden bir kısmının tarihinin geçtiğini belirttiğini, diğer ürünlerin de son
kullanma tarihi yakın ürünler olup ürünleri iade almamaları sebebiyle bunların da tarihinin geçtiğini, hesaplamanın en azından tarihi geçmiş ürünlerin mahsubu ile yapılması gerektiğini, davalının iyi niyetli olarak tarihi geçmiş ürünleri yanlışlıkla gönderildiğini düşünerek imhasını teklif ettiğini, ancak geri alınmaması üzerine haksız ceza yediğini, tarihi geçmiş ürünlere yeni tarihli etiket yapıştırmayı dahi teklif ettiğini ancak davalının bunu kabul etmediğini, Mahkemenin tanık beyanları ve mailleri değerlendirmeden sadece şirket defterleriyle davanın kabulüne itirazla, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; tarafların ticari şirket olup basiretli tacir gibi davranmak zorunda olduklarını, faturalara, fatura bedellerine ve içeriklerine bir itirazda bulunulmadığını, davalı tarafın itirazlarının aksine, söz konusu borcun varlığının şirketlerin cari hesap ekstreleri, ticari defter kayıtları ve faturalar, maliye kayıtları ve veriler, ......... formları, tarafların resmi banka hesap hareketleri ve ilgili icra dosyası içeriğinden sabit olduğunu, davalının düzenlenen faturalara süresinde itiraz etmediğini, mal-ürün iadesi yapmadığını, süresi içinde herhangi bir ayıp vs. ihbarında bulunmadığını,
söz konusu malları/ürünleri teslim alıp herhangi bir ödemede bulunmadığını, borcun ödendiğinin ispat yükünün davalıda olduğunu ve geçerli ödeme belgeleriyle ispatlanamadığını, davada borçlunun iddialarına karşı somut bir delil ortaya çıkmadığını, iddiaların soyut ve dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, istinaf talebinin reddini talep etmiştir.
DELİLLER; ........... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ............. E. ............ K. sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; ticari satımdan (13 adet fatura ve sevk irsaliyelerine istinaden cari hesaptaki ödemeler düşülüp) doğan alacağın tahsili için girişilen takibe itirazın, iptali talebine ilişkindir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, inceleme konusu karar başlığında; 3 nolu kalem ibaresinin yazılması, davacı şirketin ve taraf vekillerinin adresinin yer almaması, 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün bulunduğundan bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir.
Davaya dayanak ........../ ............ İcra Dairesi'nin ............ E. sayılı icra dosyasının incelenmesinde; alacaklısının .............'da bulunan davacı ...............A.Ş., borçlunun ........... (........'da bulunan) davalı ...............Şirket olduğu, ............ TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, takip dayanağının: muhtelif tarihli ve içerikli faturalara ve ürün satış-teslimine irsaliyelere istinaden cari hesap ödemelerinin mahsup edildiği, ödeme emrinin 24/02/2023'de borçluya tebliğ edildiği, borçlunun 22/03/2023 tarihli dilekçe ile süresinde borca ve tüm fer'ilerine itiraz ettiği, takibin durduğu anlaşılmıştır.
Dosyada alınan her iki taraf ticari defter ve kayıtları incelenerek düzenlenen ........... bilirkişi raporlarında; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 13 adet e faturanın Gelir İdaresi'ne bildirildiği, defterlerde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle davalının davacıya .................. TL borcu olduğunun uyumlu şekilde kayıtlı olduğu, taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilince sipariş edilmeyen son kullanma tarihi geçmiş yada tarihi yakın ürünlerin sipariş edilmediği halde gönderildiğini, hile ile oyalanarak iadesi için işlemlerin yapılmasının engellendiğini savunmuştur.
Tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı hususu tartışmasızdır.
6102 sayılı TTK'nın "Tacir olmanın hükümleri" üst başlıklı 18/3 maddesinde "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.
" hükmü, "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 1-c bendinde "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu'nun 223'üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.
" hükmü mevcuttur.
Taraflar TTK'nın 16.maddesi hükmünce tacir olduğundan Yargıtay 19. H.D.'nin 13/10/2015 T. 2015/8094 E. 2015/12630 K. sayılı içtihadında da belirtildiği üzere ayıp ihbarının TTK’nın 18/3 maddesindeki hükme bağlanan usullerle ve TTK’nın 23/3 maddesinde öngörülen süreler içinde ve satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak gizli ayıp olması halinde TBK’nın 223. maddesinin 2. ve 3. fıkralarında belirtildiği üzere öğrenildiğinde derhal yapılması gerektiği gözetildiğinde, davacının ayıp iddiasını ve ayıp ihbarının yasal süre içerisinde ve TTK'nın belirttiği şekilde geçerli olarak yapıldığını kanıtlaması gereklidir.
Taraflar TTK'nın 16. maddesi hükmünce tacir olduğundan, ayıp ihbarının TTK’nın 18/3 maddesinde hükme bağlanan usullerle yapılması gerekmekte olup, bu hususun tanıkla ispatı da mümkün değildir.
Somut olayda; taraflar arasında yazılı bir satış sözleşmesi bulunmadığı, davalı tarafça satın alınan gıda ürünlerinde son kullanma tarihinin geçmiş yada geçmesine çok yakın olduğu şeklinde ayıp bulunduğunun ileri sürüldüğü, dava konusu ürünlerdeki ileri sürülen ayıp açık ayıptır. Taraflar, tacir olup 6102 Sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi, açıkça belli değil ise alıcının, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.
Davalı taraf malları teslim almasını müteakip muayene ve ihbar külfetini yerine getirmemiştir. Zira, ileri sürülen ayıp açık ayıp olup mallar teslim alındığında muayene edilmiş olsaydı bu şekildeki bir ayıp fark edilmesi ve durumun davacı satıcıya davalı tarafından TTK’nın 18/3 maddesinde hükme bağlanan usullerle ve süresi içerisinde bildirilmesi gerekmekte olup, davacı satıcıya herhangi bir ihbar veya ihtarda bulunulduğunun kanıtlanmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan bu yön gözetildiğinde davalı vekilinin istinaf talepleri yerinde değildir.
Sonuç itibariyle, dosya kapsamı, mahkemenin kabul ve gerekçesi ve istinaf sebepleri gözetildiğinde mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesine göre esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/125, K. 2024/132, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama