KÜNYE
T.C. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi İhtiyati Tedbir Talep Eden
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Dosya no
- 2025/997
- Karar no
- 2025/822
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/08/2025
- Numarası
- —
- Davacılar
- —
- Vekilleri
- —
- Konkordato komiseri
- —
- Konkordato komiseri
- —
- Konkordato komiseri
- —
- Davanın konusu
- Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan -İİK 285 İla 308/h-
- Talep
- İhtiyati Tedbir
- Dava tarihi
- 03/07/2025
- Karar yazım tarihi
- 24/09/2025
Karar Metni
1.496 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih ve numarası gösterilen ara karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
A) TALEP
Konkordarto talep eden davacılar vekili 23/07/2025 tarihinde sunduğu dilekçesinde özetle; konkordato geçici mühlet kararı alması sonrası, alacaklı bankaların hukuka aykırı şekilde davacı şirketin hesabında bulunan nakit paralara ve teminatta yahut tahsilde bulunan çeklere ilişkin bedellere bloke koyarak hesapta tuttuklarını yahut doğrudan tahsilat yaparak kredi faizine saydıklarını,
Konkordato müessesesinin temel ilkelerinden olan alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesi gereği diğer tüm adi alacaklılar alacaklarına kavuşamıyorken bankaların çek karşılığı kullanılan kredilere ilişkin teminatta bulunan çekleri tahsil etmesi konkordatonun ruhuna aykırı olduğunu, adi alacaklılar arasındaki eşitliği bozduğunu emsal yargı kararları doğrultusunda davacıların bankalarda bulunan tahsil ve/veya teminat için verilen çeklerinin davacılara iadesine ve varsa daha önce tahsil edilen çek bedellerinin davacılara iadesine yönelik tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
B) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
...... Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/08/2025 tarih ve .......... sayılı ara kararı ile;
"Teminat olarak verilen kıymetli evraklar için davacıya iadesi yönünde karar verilmesi halinde söz konusu teminatın türü de dikkate alınarak rehin ise rehin alacaklısının alacaklarını bertaraf edeceği, diğer yönden tahsil ve takas açısından verilen kıymetli evrakların davacıya iadesi halinde kambiyo senedini elinde bulunduranın borçlu olması halinde borcun sona ereceği anlamına geleceği, yine ayrıca Kambiyo Hukuku bakımından davacı borçlu dışındaki kambiyo borçluları olan cirantalar, aval verenlere karşı kıymetli evrakı elinde bulunduran kişinin haklarının kullanılmasının önüne geçileceği,
bu yüzden de dava dosyasında taraf olmayan kişiler lehine ihtiyati tedbir kararı verilmiş olacağı, kıymetli evrakı elinde bulunduran alacaklıların davacı borçlu dışındaki alacaklarını elde etmeye yönelik haklarının bertaraf edilemeyeceği ve bu yönde de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/303 Esas 2022/342 Karar sayılı ilamı gereğince çek ve senetlerin iade edilemeyeceğine dair karar verildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan Mahkememiz 07/07/2025 tarihli tensip zaptı 17 nolu bendinde çeklerin bankaya
ibrazı halinde konkordato sürecinde olduğuna dair şerh düşülmesine dair çeklere ilişkin tedbir talebinin değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda ve yukarıda yapılan açıklamalar, komiser görüşü, mahkememizce daha önce verilen tedbir kararları da dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Mahkememiz 07/07/2025 tarihli tensip zaptı 17 nolu bendinde karşılıksız çeklere ilişkin tedbir talebinin değerlendirildiği, çeklerin iadesinin söz konusu olamayacağı ve de daha önce Mahkememizce verilen ihtiyati tedbirlerin davacı borçluların mal varlığını korumaya yeterli olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile; "Davacılar vekilinin çeklerin iadesine yönelik 23/07/2025 tarihli taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
C) İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, istinafında.
23/07/2025 tarihli tedbir taleplerinin reddine dair kararın Yargıtay'ın emsal kararlarına aykırı olduğunu, müvekkili şirketin konkordato geçici mühlet kararı alması sonrasu, alacaklı bankaların hukuka aykırı şekilde şirketin hesabında bulunan nakit paralara ve teminatta yahut doğrudan tahsilat yaparak kredi faizine saymakta olduklarını, alacaklı bankaların konkordato mühletlerini beklemden erkenden tahsilat yapabilmek adına hukuka aykırı hareket etmekte olduklarını, müvekkili şirkete iadesi gereken teminatta bulunan çekleri dahi kredilerden mahsup ederek temerrüt faizine saymakta olduklarını,
konkordato müessesinin temel ilkelerinden olan alacaklar arasındaki eşitlik ilkesi gereği diğer tüm adi alacaklılar alacaklarına kavuşamıyorken bankaların çek karşılığı kullanılan kredilere ilişkin teminatta bulunan çekleri tahsil etmesinin konkordatonun ruhuna aykırı olduğunu, adi alacaklılar arasındaki eşitliği de bozmakta olduğunu, Yargıtay 6. HD'nin 11/04/2022 tarih ve E.2022/1251, K.2022/1999. İstanbul BAM 43.. HD'nin E.2020/1357, K.2023/642.
Antalya BAM 11. HD'nin 2023/758, K.2023/669 sayılı kararlarının da bu yönde olduğunu, konkordato müessesesinin borçlu ve alacaklıların ortak menfaatlerini gözeterek alacaklılar arasındaki eşitlik şlkesini bozmadan ve tüm alacaklıların alacaklarına kavuşabilmeleri için kurulmuş ve kanun koyucunun bizzat bu amaçla yürürlüğe soktuğu bir müessese olduğunu, bahse konu teminat/tahsilatta bulunan çeklerin müvekkili şirkete iadesinin şirkete büyük bir giriş olmasını sağlayacağını ve bunun neticesinde müvekkili şirketlerin ticari faaliyetlerinin katlanarak devam edeceğini, iş hacmi ve ölçeğinin yükseleceğini,
bu doğrultuda daha fazla ticari karlılık ve nakit döngüsü elde edileceğini, bunun neticesinde de müvekkillerinin alacaklılar toplantısına kasasında çok daha fazla nakit birikin ve iş hacmi ile gireceğini, dolayısıyla bu hususun alacalıkların da menfaatine olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin 12/08/2025 tarihli ara kararının kaldırılmasını ve müvekkillerinin bankalarda bulunan tahsil ve/veya teminat için verilen çeklerin müvekkillerine iadesine ve varsa daha önce tahsil edilen çek bedellerinin müvekkillerine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
D) GEREKÇE
İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık İİK'nın 285. vd. maddeleri uyarınca açılmış konkordato davasında mahkemece verilen 12/08/2025 tarihli ara karara yöneliktir.
Talepte bulunan davacılar vekili 23/07/2025 tarihli talep dilekçesi ile, müvekkillerinin bankalarda bulunan tahsil ve/veya teminat için verilen çeklerin müvekkillerine iadesine ve varsa daha önce tahsil edilen çek bedellerinin müvekkillerine iadesi yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiş.
Mahkemenin 12/08/2025 tarihli kararı ile, "Mahkememiz 07/07/2025 tarihli tensip zaptı 17 nolu bendinde karşılıksız çeklere ilişkin tedbir talebinin değerlendirildiği, çeklerin iadesinin söz konusu olamayacağı ve de daha önce Mahkememizce verilen ihtiyati tedbirlerin davacı borçluların mal varlığını korumaya yeterli olduğu" gerekçesi ile "Davacılar vekilinin çeklerin iadesine yönelik 23/07/2025 tarihli taleplerinin reddine" karar verilmiş; karara karşı yine talepte bulunan davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
HMK'nin 7251 sayılı Kanun ile değişik "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" kenar başlıklı 341. maddesinin birinci fıkrası hükmü: "İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir: a) Nihai kararlar. b) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlar." şeklindedir.
2004 sayılı İcra İflas Kanununun (İİK) 7101 sayılı Kanun ile değişik "Geçici mühlet" kenar başlıklı 287. maddesinin birinci ve altıncı fıkraları ise "(1) Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır. ... (6) Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz." hükmünü içermektedir.
Aynı konuyla ilgili hukuk kuralları arasında bir çatışma bulunması hâlinde, bunların çözümünde birkaç ilke kullanılabilir: Bunlardan biri "sonraki kanun önceki kanunları ilga eder" (lex posterior derogat legi priori) ilkesidir. Bu ilkeye göre, normlar hiyerarşisinde aynı düzeyde yer alan ve birbiriyle çatışan iki hüküm arasında konuluş zamanları bakımından öncelik sonralık ilişkisi var ise, bunlardan sonraki tarihli hükmün, önceki tarihli hükmü ilga ettiği kabul edilir.
Örneğin iki kanun arasında çatışma varsa, sorun sonraki tarihli kanunun hükmüne göre çözümlenir. Lex posterior ilkesi, mahiyeti gereği, farklı tarihlerde kabul edilmiş hükümler bakımından uygulanabilir bir ilkedir. Aynı tarihte kabul edilmiş iki hüküm arasındaki çelişki lex posterior ilkesine göre haliyle çözümlenemez (Bkz.
Kemal Gözler, Yorum İlkeleri, Anayasa Hukukunda Yorum ve Norm Somutlaşması, Ankara, KHP ve TBB Ortak Yayını, 2013, s. 100, erişim: https://www.anayasa.gen.tr/yorum-ilkeleri.htm).
Buna göre, HMK'nin 12/01/2011 tarihinde kabul edildiği ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe girdiği; İİK'nin 287. maddesinin uygulanması gereken hükmünü değiştiren 7101 sayılı Kanunun ise 28/02/2018 tarihinde kabul edilerek 15/03/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, buna göre 2004 sayılı İİK'nin 287. maddesinin altıncı fıkrasının sonraki bir düzenleme olduğu açıktır. Bu itibarla, HMK'nin 341/1 hükmünde ihtiyati tedbir taleplerinin reddi kararları aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulabileceği düzenlenmiş iken; sonradan yürürlüğe giren İİK'nin 287/son hükmü uyarınca, konkordato yargılama usûlünde, tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağı düzenlenmiştir. Bu durumda somut olayda uygulanması gereken kanun, İİK'nin 287/son hükmüdür.
Bu durumda, HMK'nin 341. maddesinin (1) numaralı fıkrasının lafzı ile bağlı kalınıp buna göre yorum yapılarak, sonraki değişikliği yok saymak suretiyle adi konkordato talebi sırasında tedbire yönelik istemlerin reddine ilişkin kararlarda istinaf kanun yolunun açık olduğu sonucuna ulaşmak hukuken mümkün değildir.
Gerek "sonraki kanun önceki kanunları ilga eder (lex posterior derogat legi priori)" ilkesi ve gerekse kanun koyucunun amacı birlikte değerlendirilerek, konkordato istemlerinin süratle sonuçlandırılması gereği nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesince verilen, konkordato istemi sırasındaki ihtiyati tedbirlere yönelik istemlerin reddine ilişkin ara kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır (Yargıtay 6. HD'nin 13/11/2024 tarih, E.2024/3146, K.2024/4044 sayılı ve 02/10/2024 tarih, E. 2024/2558, K.2024/3133 sayılı kararları.
Ankara BAM 23. HD'nin 01/08/2024 tarih , E.2024/1235, K.2024/1091 sayılı. 27/04/2022 tarih ve E.2022/813, K.2022/703 sayılı kararları. Sakarya BAM 7. HD 04/12/2024 tarih ve E.2024/1867, K.2024/1777 sayılı kararı. Diyarbakır BAM 6. HD'nin 10/10/2024 tarih, E.2024/2251, K.2024/2159
Sayılı kararı da bu yöndedir.) Hâl böyle olunca, konkordato isteminde bulunan vekilinin istinaf başvurusunun usûlden reddine karar vermek gerekmiştir.
Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/997, K. 2025/822, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama