İçeriğe geç
AC

Kamu Sermayeli Bağlı Ortaklık Kurulması: Sözleşme, Alacak ve Muhatap Sorunu (10541 Sayılı Karar)

22 Nisan 2026 İdare ve Vergi Hukuku 2 dk okuma 72 görüntülenme Son güncelleme: 18 Ağustos 2026

10541 sayılı Karar ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının bağlı ortaklığı olarak ekli listede belirtilen şirketin kurulması öngörülmüştür. Kamu sermayeli bir kuruluşun bağlı ortaklık kurması, dışarıdan bakıldığında yalnızca bir organizasyon kararı gibi görünür; oysa bu şirketle ticari ilişkiye girecek taraflar açısından sözleşme rejimi, uyuşmazlık muhatabı ve icra takibi yolları bakımından somut sonuçlar doğurur.

Bağlı Ortaklık Ayrı Bir Tüzel Kişidir

Bağlı ortaklık, ana ortaklığın sermaye çoğunluğuna sahip olduğu ama kendi tüzel kişiliği, kendi organları ve kendi malvarlığı bulunan bir şirkettir. Bu ayrım pratikte şu anlama gelir: bağlı ortaklıkla yapılan sözleşmeden doğan alacak, kural olarak ana ortaklıktan istenemez. Sözleşme kurulurken karşı tarafın unvanı, ticaret sicil numarası ve temsile yetkili kişiler imza sirküleri üzerinden doğrulanmalıdır.

Temsil ve Yetki Kontrolü

Yeni kurulan şirketlerde en sık yaşanan sorun, henüz tescil ve ilan tamamlanmadan imzalanan ön sözleşmeler ile yetkisiz temsilci imzalarıdır. İmza atan kişinin şirketi hangi tutara kadar ve hangi konuda bağlayabildiği, sicil kayıtlarından teyit edilmelidir. Kuruluş aşamasındaki şirketlerde niyet mektubu ile bağlayıcı sözleşme arasındaki fark da açıkça yazılmalıdır.

İhale, Tedarik ve Fiyat Farkı Başlıkları

Kamu sermayeli şirketlerin tedarik süreçlerinde uygulanacak usul, şirketin tabi olduğu mevzuata göre değişir. Sözleşme müzakeresinde şu başlıklar ayrıca düzenlenmelidir:

  • Hakediş ve ödeme takvimi ile gecikme hâlinde uygulanacak faiz
  • Fiyat farkı ve kur değişimi riskinin hangi tarafta olduğu
  • Teminat mektubunun kapsamı, süresi ve iade koşulları
  • Sözleşmenin tek taraflı feshi hâlinde tasfiye ve devir düzeni
  • Uyuşmazlıkta yetkili merci ve varsa tahkim kaydı

Uyuşmazlık Çıkarsa Kime, Nerede Başvurulur?

Şirketin özel hukuk tüzel kişisi olarak taraf olduğu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar kural olarak adli yargıda görülür; buna karşılık idari nitelikte bir işlemden kaynaklanan uyuşmazlıklarda idari yargı gündeme gelebilir. Ticari nitelikteki alacak davalarında dava öncesi arabuluculuk gibi dava şartlarının atlanması, davanın esasa girilmeden usulden reddine yol açabildiğinden başvuru yolu baştan doğru seçilmelidir.

Yukarıdaki değerlendirme genel bir bilgilendirmedir. Kamu iştiraki niteliğindeki şirketlerle kurulan ilişkilerde tabi olunan mevzuat şirketten şirkete değiştiği için, sözleşme öncesinde metnin ayrıntılı biçimde incelenmesinde yarar vardır.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla