Milli Eğitim Bakanlığına bağlı halk eğitim merkezleri, mesleki eğitim merkezleri ve benzeri kurumlarda kurs, atölye ve uygulama dersleri çoğu zaman kadrolu öğretmenler dışında görevlendirilen uzman ve usta öğreticiler eliyle yürütülür. Bu görevlendirmenin çerçevesini çizen yönetmelik, kimin hangi nitelikle görevlendirileceğini, sözleşmenin nasıl kurulacağını ve ek ders görevinin sınırlarını belirler. Uygulamadaki uyuşmazlıkların büyük bölümü ise görev başladıktan sonra ortaya çıkan ücret ve statü tartışmalarından doğar.
Sözleşmeli Görevlendirme ile Ek Ders Görevi Aynı Şey Değildir
Yönetmelik iki ayrı yolu düzenler: belirli süreli yazılı sözleşmeyle görevlendirme ve ders saati esasına dayalı ek ders görevi. Bu ikisinin hak ve yükümlülük sonuçları farklıdır. Bu nedenle görevlendirme onayında hangi usulün seçildiği açıkça yazılmalı, kişiye tebliğ edilen belge ile kurum kaydındaki bilgi birbiriyle örtüşmelidir. Uygulamada en sık görülen sorun, fiilen ek ders karşılığı çalışılırken sözleşmeli statü varsayılması ya da tersidir.
Görev Öncesi Yapılması Gereken Belge Kontrolü
- Alanla ilgili diploma, ustalık belgesi veya usta öğreticilik belgesinin görev alanıyla uyumu
- Kurumun ihtiyacına dayanan görevlendirme onayının varlığı ve tarihi
- Başka bir kurumda çalışma durumu ile haftalık ders saati sınırının uyumu
- Görev süresi, ders programı ve ücret esasının sözleşme metninde yazılı olması
Ödenmeyen Ek Ders Ücretinde Delil Toplamak
Fiilen ders yapıldığı hâlde ücretin ödenmediği veya eksik ödendiği hâllerde ispat yükü büyük ölçüde görevlendirilen kişidedir. Bu nedenle ders programı, imzalı yoklama ve devam çizelgeleri, kurum yazışmaları ve elektronik kayıt çıktıları görev sırasında toplanmalıdır. Ödeme talebi önce kuruma yazılı olarak iletilmeli, verilen cevap veya cevapsız bırakma tarihleri kayıt altına alınmalıdır; çünkü sonraki aşamada süreler bu tarihler üzerinden hesaplanır.
Görevin Erken Sonlandırılması ve Hak Arama
Sözleşmenin süresinden önce sona erdirilmesi ya da yeni dönemde görevlendirme yapılmaması bir idari işlemdir; gerekçesinin anlaşılabilir olması ve usulüne uygun tebliğ edilmesi gerekir. Dava açma süresi kural olarak tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. İdareye yapılan başvurunun süreye etkisi her durumda aynı olmadığından, itiraz yoluna gidilirken tebliğ tarihinin ve başvuru tarihinin ayrı ayrı not edilmesi önemlidir.
Buradaki açıklamalar genel nitelikte olup her görevlendirme dosyası kendi belgeleri ve tarihleri üzerinden değerlendirilmelidir; somut bir uyuşmazlıkta işlem tebliğ edilir edilmez bir hukukçuya danışılması yararlı olur.