İçeriğe geç
AC

1475 Sayılı İş Kanunu: Mülga Metnin Kıdem Tazminatı Uyuşmazlıklarındaki Yeri

13 Nisan 2026 İdare ve Vergi Hukuku 2 dk okuma 73 görüntülenme Son güncelleme: 17 Ağustos 2026

1475 sayılı İş Kanunu, uzun yıllar Türk iş hukukunun temel metni oldu. Bugün büyük ölçüde mülga durumda olmasına rağmen iş yargısında adı hâlâ sıkça geçer; çünkü kıdem tazminatına ilişkin düzenlemesi, yürürlükteki İş Kanunu döneminde de uygulanmaya devam etmektedir. Dolayısıyla bu kanun, tarihsel bir metin olarak değil, güncel bir alacak kaleminin dayanağı olarak okunmalıdır.

Mülga Bir Kanun Neden Hâlâ Uygulanıyor

Yeni İş Kanunu, kıdem tazminatını kendi içinde yeniden düzenlemek yerine eski kanunun ilgili düzenlemesine yollama yapan bir teknik benimsemiştir. Bunun pratik sonucu şudur: kıdem tazminatının hangi hallerde doğduğu, nasıl hesaplandığı ve tavan uygulamasına ilişkin tartışmalar bu metin üzerinden yürütülür. Bir iş sözleşmesi feshinde tazminat hakkı incelenirken, feshin niteliği ile bu düzenlemenin aradığı koşullar birlikte değerlendirilir.

Hesaplamada Tartışma Çıkaran Kalemler

Kıdem tazminatı hesabında iki soru öne çıkar: kaç yıllık kıdem esas alınacak ve hangi giydirilmiş ücret üzerinden hesap yapılacak. İkinci soru, uygulamada asıl uyuşmazlık kaynağıdır. Süreklilik arz eden ödemeler hesaba katılırken arızi nitelikte olanlar dışlanır. Bu nedenle şu kayıtlar önem taşır:

  • Ücret bordroları ve banka ödeme kayıtları
  • Yol, yemek, konaklama gibi düzenli yan menfaatlere ilişkin belgeler
  • İkramiye ve prim ödemelerinin dönemsel dağılımı
  • Aralıklı çalışma varsa giriş çıkış kayıtları

Eski ve Yeni Dönemin Sınırı

Aynı işçinin çalışması hem eski hem yeni kanun dönemine yayılmış olabilir. Böyle dosyalarda hangi hukuki soruna hangi dönemin kuralının uygulanacağı ayrıca belirlenir. Feshin gerçekleştiği tarih çoğu kalem için belirleyici olsa da, geçmişe ilişkin hizmet tespiti veya işyeri devri gibi başlıklar farklı dönemlerin kurallarını devreye sokabilir.

Zamanaşımı ve İspat Yükü

İşçilik alacaklarında zamanaşımı süreleri kalem kalem farklılaşabildiği için, dava öncesinde her alacağın doğduğu tarih ayrı ayrı çıkarılmalıdır. İspat bakımından ise ücretin miktarı ve çalışma süresi konusunda tanık beyanı tek başına yeterli olmayabilir; yazılı kayıt ve resmi kurum kayıtlarıyla desteklenmesi dosyayı güçlendirir. İş uyuşmazlıklarında dava öncesi zorunlu arabuluculuk aşamasının doğru tarafla ve doğru taleplerle yürütülmesi de sonradan telafisi güç sonuçlar doğurabilir.

Yukarıdaki değerlendirmeler genel çerçeveyi anlatır. Kıdem hesabı her dosyada ücret yapısına ve fesih biçimine göre değiştiğinden, kendi bordro ve fesih belgelerinizle hukuki görüş alınması yararlı olacaktır.

Kaynaklar ve referanslar

Telif bildirimi Bu içerik ve tüm bağlantılı soru-cevap metinleri 5846 sayılı FSEK kapsamında korunmaktadır. İzinsiz kopyalama, çoğaltma, yayımlama, yeniden işleme, toplu veri çekimi veya ticari kullanım yasaktır; ihlal halinde hukuki ve cezai yollara başvurulur.

Hukuki destek arıyorsanız

Bu konuda profesyonel hukuki destek için Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu olarak yanınızdayız.

Görüşme Planla